Oyunu anlatmaya başlamadan önce biraz animasyon dünyasından bahsetmek istiyorum. Hepimiz çocukluğumuzda mutlaka animasyon filmler seyretmişizdir. Bir Bugs Bunny'yi yada Duff Duck'ı kim unutabilir. Daha bir sürü örnek sayılabilir. Herkesin kendine seçtiği bir karakteri vardır mutlaka. Benim seçtiğin Bugs Bun ny idi mesela. Neyse, seneler geçti animasyon filmleri ve dizileri çoğaldı. Arada yetişkinlerin sevebileceği animasyonlar bile çıktı ortaya. Mesela Ice Age filmleri insanı gülmekten öldürür ve tüm aile izlenebilir. Uzun zamandır böyle filmler gelmiyor diye düşünüyorken Wall-E ortaya çıktı. Henüz film gösterime girmedi ama fragmanı bile beni çok güldürdü. Çıktığı zaman mutlaka gideceğim. Film çıkmadan önce elime oyunu geçti. Aslında filmi izledikten sonra oyununu oynamayı tercih ederim ama bu sefer dayanamadım ve işte karşınızdayım.
WALL-E oyunda yönettiğimiz küçük, şirin ve sakar bir robot. Dünya artık yaşanmaz bir hale gelmiştir. WALL-E gibi bir sürü robotun görevi çöpleri toplayarak onları bir küp haline getirmektir. Fakat Dünya içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Şans eseri sadece WALL-E kurtulmuştur. Biz hayatta kalmaya çalışırken karşımıza Eve adlı bir robot çıkar ve küçük WALL-E'miz aşık olur. Böylece Eve'i takip etmeye başlayarak hikayeyi de başlatmış olur. Kısaca anlatmak gerekirse küçük bir aşk hikayesi anlatılıyor da diyebiliriz.

Geçelim oyuna. Oyuna başlangıcımız basit bir alıştırma bölümü ile oluyor. Burada WALL-E'nin temel hareketlerini öğreniyoruz. Robotumuz bayağı bir becerikli. Lazer ile ateş edebiliyor, hızla giderken kutu formuna geçerek önüne geleni kırabiliyor, dürbünüyle uzak mesafeleri görebiliyor, müzik çalarak yanına (eğer var ise) yardımcı robot çağırabiliyor, hatta bulmaca bile çözebiliyor.
Oyun'un ana teması, belirli bir platformdan başka bir platforma geç, yolda bulunan puanları topla, bulmacaları çöz şeklinde ilerliyor. Ne yazık ki yaptığımız her şey çok basit. Gerek bulmacalar olsun, gerekse savaşlar olsun. Tabi bu bir animasyon ve çocuk oyunu olduğu için bana basit geldi. Ama 8-9 yaşlarında bir kardeşiniz varsa onun için hem eğitici hem de eğlenceli bir deneyim olur WALL-E. Mesela bulmacaların bazılarından bahsedelim. Kenarda çıkan şeklin aynısını yap, renkleri akılda tut sonra yeniden yerleştir gibi basit bulmacalar var.
Fakat işin asıl eğlenceli tarafı platformlar oluyor. Bir platformdan diğerine geçmek için, tüm yeteneklerinizi kullanıyorsunuz. Örnek vermek gerekirse; önümüzde açmamız gereken bir kapı olduğunu düşünelim. Bu kapıyı açmak için 50 tane mavi kristal gerekiyor. Bu kristalleri toplamak için her özelliğimizi kullanmamız gerekli. Önce lazerimiz ile düşman robotlarını yok ediyoruz. Ardından yanımıza yardımcı bir robot çağırarak bizi yüksek bir yere fırlatmasını sağlıyoruz. Yukarı ulaşınca karşıdan karşıya geçmemiz gerekli. Bunu yapmak için kendimize bir rampa buluyoruz. Bu rampadan ters dönüp hızlanıyoruz ve karşıya atlıyoruz. Tüm kristalleri topladıktan sonrada geri dönüyoruz ve kapımızı açıyoruz. İşte en basit platform bulmacası bu şekilde gerçekleşiyor.
Oyunda sadece platform ve küçük bulmacalar yok. Mesela Frogger oyununu hepimiz biliyoruzdur. Trafik esnasında kurbağamızı karşıdan karşıya geçirmeye çalışırız. Aynısı WALL-E'de de bulunuyor. Tabi bu sefer karşıya geçen, kurbağa değil, WALL-E oluyor. Bunun dışında bir kaç tane TPS bölümü diyebileceğimiz bölümler de var. Kamera WALL-E'nin arkasından görünüyor ve ekranda bir imleç çıkıyor. Bu imleç ile arkamızdan gelen robotlara, lazerimizle ateş ederek onları yok ediyoruz. Ve son olarakta zamana karşı yarış bölümümüz var. Bu bölümde de tahmin edebileceğiniz gibi zamana karşı yarışıyor ve zaman bitmeden gitmemiz gereken yere ulaşmamız gerekiyor. Kısaca WALL-E içinde bir sürü oyun bulunduran bir yapım. Ayrıca anlattığım bölümlerin her birini mini oyun şeklinde oynayabiliyorsunuz. Mini oyunları bitirdikçe filmden kareler açılıyor.

Oyun'un en büyük derdi kontrolleri ve kamera açısı. Oyunu klavye ile oynadığım için bayağı bir zorlandım. Tuşlar, klavyeye çok biçimsiz bir şekilde yerleştirilmiş. Oyunu bitirinceye kadar alışamadım. Gamepad ile tuş kombinasyonunun daha iyi yapıldığını düşünüyorum. Bir diğer büyük dert de kamera açısı. Kamerayı mouse ile yönetiyoruz ama tuşlar çok karışık olduğundan hem mouseyi hem de tuşları kontrol edemiyorsunuz. Kontrol etseniz bile bu seferde oyun saçmalıyor ve kendine göre bir kamera seçiyor.
Grafik olarak bir animasyon oyunundan çok bir şey beklemiyordum ve iyi ki de beklememişim. WALL-E dışında hiç bir karakter iyi tasarlanmamış ve aceleye gelmiş gibi duruyor. Ayrıca çevre kaplaması da berbat. Sanki 2002 oyunu gibi duruyor. Görsel efektleri geçtim bari adam gibi kaplama kullansaydınız. Müzik ve sesler ise biraz daha iyi. Eğlenceli müzikleri ve WALL-E'nin çıkardığı sesler çok iyi olmuş gerçekten.

Sonuç olarak WALL-E , kötü sinema oyunları arasında yerini almaktan son anda kurtuluyor ve ortalamanın biraz daha üstünde bir oyun olarak karşımıza çıkıyor. Kamera ve kontroller size gerçekten işkence çektirirken buna bir de kötü grafikler ekleniyor. Ayrıca oyunun çok basit olması da başka bir sorun. Bu sorunlara rağmen WALL-E kendisini oynatmayı bilen bir oyun. Oyunu oynarken birçok yerde suratıma bir gülümseme geldi. Bazı yerlerde ise gülme krizine bile girdim. Oyun kıtlığında olduğumuz bu Ağustos ayında alıp oynanabilecek bir çerez oyun WALL-E.
|