 Bir oyun ne kadar başarılı ise, mutlaka arkasında kaliteli ve köklü bir yapım ekibi vardır. Hani parayla pulla olacak bir iş değil bu iş. Yetenek, bilgi ve tecrübe olmazsa olmazlardan. Tabii bunun yanında “bir araç olarak” para da gerekli. Bu söylediklerimin tümü Electronic Arts, namı değer EA, firmasında mevcut. Hal böyle olunca EA’nın yapmış olduğu oyunlar da kaliteli oluyorlar. En azından oyun dünyasında bir ses, bir renk oluyorlar.. Real Time Strategy (gerçek zamanlı strateji) oyunlarından bahsederken ve özellikle konunun içerisinde bir mitolojik unsur yok ise, mutlaka Command & Conquer oyunlarından birisi söz konusu olur. 
Özellikle son zamanlardaki atakları ile Command & Conquer serisinden oyunlar çok beğenildi. Hal böyle olunca da EA ha bire bu seri üzerine oyunlar yapmaya başladı. (klasik EA tutumu) Command & Conquer, Command& Conquer Red Alert, Command & Conquer Red Alert 2, Command & Conquer 3: Kane's Wrath, Command & Conquer: Generals Zero Hour, Command & Conquer: Generals, Command & Conquer 3 Tiberium Wars, Command & Conquer: Tiberian Sun Firestorm, Command & Conquer: The Covert Operations, Command & Conquer: Red Strike Bundle, Command & Conquer: Theater OfWar, Command & Conquer Generals: Zero Hour... ve inanın daha sayamadığım bir çok oyun bu kategori içerisindedir. Bu inanılmaz serinin son oyunu olan Command & Conquer 3 Tiberium Wars hem çok ilgi gördü hem de çok sattı. Böyle olunca da, yine EA’nın klasik tutumu olarak bu oyunun üzerine gidildi ve ortaya başka bir tür ile Tiberium çıktı. EA, Command & Conquer sersinde sürekli strateji oyunları hazırlama düşüncesinde değildi tabii ki. Hatta bu popüler seri için birkaç FPS türü denemesi bile yapmışlardı zamanında. Fakat beş yılı aşkın süredir strateji oyunu strateji kalmalı düşüncesi ile ilerliyorlardı sanıyorum ki. Tiberium, son beş senedir EA’nın Command & Conquer serisi içindenedikleri ilk FPS oldu. 
Tiberium, yine en son teknoloji ürünü silahlar ve araçlar ile donatılmış bir oyun ve yapımcı EA Los Angeles, öyle bir iş çıkartmış ki, bir ekibin kontrolünü RTS sistemi tarzında fakat oynanışı FPS tarzında harmanlamış. (evet çok karman çorman ve anlamsız bir cümle oldu. Düşünün ben daha cümlesini kuramıyorum adamlar oyununu yapmışlar :D ) Aynı zamanda, Tiberium’da, senaryo olarak, tüm Command & Conquer oyunlarının tarihine bir bakış ta atacakmışız. Sonunda oyun hakkında yeterli bilgi elime ulaştı da, bu naçizane oyunu değerli www.oyunlideri.com üyelerine tanıtabiliyorum… Bir önceki Command & Conquer FPS oyunu denemesi, (Renegade’den bahsediyorum) bana göre erken atılmış bir adımdır. Neydi o oyun? Kocaman kocaman savaş alanlarında ya yürüyerek yada belirli araçlara atlayarak istenilen yere gidip istenilen görevi yapıyorduk. Bana göre bir savaş oyunu için bile erken atılmış bir oyundu ki o zamanlar o muhteşem Battlefield serisi oyunlar bile yoktu piyasada. Diğer taraftan Tiberium, oyuncuyu gerçekten savaşın içerisine çekmeyi hedefleyen ve hatta savaş sırasında bir manga komutanının neler yaşayabileceğini anlatmaya odaklanmış bir yapım. Oyunun yapımcılarından Chris Plummer’ın anlattığına göre, “bu oyunun ilham kaynağı, Amerikan Özel Kuvvetlerinin özel harekatları imiş. Günümüzde tek başına bir komando, güçlü bir savaşçıdır ve tüm düşman alayını tek başına haklayabilme, yada destek çağırarak o alayı deşifre edebilme yada hava saldırısı isteyerek o alayın kökünü kazıyabilme yeteneklerine sahiptir. Teknoloji geliştikçe ve daha güçlü silahlar üretildikçe bir komando, bir alaya bedel hale gelmiştir” diyor Chris Plummer. Oyunumuz da, oyuncuya bu fikri aşılayarak, tek bir komandonun doğru ve yeterli ekipmanlarla neler yapabileceğini gösteriyor.

Tiberium’un senaryosu da Command & Conquer 3’ün senaryosunun bittiği yerden devam edecekmiş. Yani Üçüncü Tiberium Savaşlarının oluşundan yıllar sonrasındayız. Scrin ırkının dünyayı istilası önlenebilindiği düşünülmektedir. Fakat istilacıların büyük kulelerinden birisi görünüşte terk edilmiş gibi görünse de gerçek öyle değildir. Hain istilacılar yeni bir yapılanma süreci içerisindedirler…
Oyunda Ricardo Vega isminde bir karakteri kontrol ediyoruz. Vega, bir Global Defense Initiative (Küresel Savunma Birliği demek ki bunlar iyi adamlar) üyesidir. Ek olarak, savaş alanına inen bir kumandandır ve Rapid Assault and Intercept Deployment (RAID) isimli bir kaliteli askerler grubunun en iyi elemanıdır. Temel olarak olaylar şöyle işler; dünyada her nerede ve herhangi bir zamanda bir problem olursa, GDI birliği, o bölgeye bir RAID gönderir ve olaylara el koyar. Savaştaki göreviniz, sizin gibi RAID’ler için cephane sağlamak, gerekli yerlerde hava saldırısı istemek ve emirlerinizle onlara yol göstererek zafere ulaşmaktır. Karşıdaki düşman ırk, oldukça güçlü ve acımasız olduğu için, askerlerimizi bilinmedik bir ölüme sürükleyemeyiz. Bu nedenle bölgeye ilk önce kumandan olarak bizim girmemiz gerekmekte. Elimizde düşmanlar kadar güçlü ve son teknoloji ürünü olan silahlarımız ve zırhımız bulunmakta. Örneğin güçlü bir silah olan GD-10’u elimizden neredeyse hiç bırakmıyoruz (izlediğim tüm videolarda bu silahı kullanıyorlar) Gerçi bu silahın dönüşme özelliği bulunmakta. Yani kimi zaman manyetik bir silah olarak manyetik alan yaratıyor, kimi zaman taramalı tüfek haline dönüşüyor, kimi zaman sniper haline geçiyor, kimi zaman pompalı tüfek olabiliyor, kimi zaman bomba atabiliyor (tam bazuka şeklinde değil ama el bombası diyebilirim) yani silahın kullanım alanı oldukça geniş. Aynı zamanda üzerimizdeki zırhımız da oldukça kullanışlı. Bir zıplama seti ile birlikte geliyor ki metrelerce yukarıya zıplayabiliyoruz. (sırtımızdaki jetpackler ile herhalde) Bulunduğumuz alana ekibimizi çağırabilmek için, o alanın kilit noktasını ele geçirmemiz gerekmekte ki bunu yapabilmenin yolu, tahmin edebileceğiniz gibi, o alandaki yaratıkları temizleyebilmek. Alanın kilit noktalarını ele geçirdikten sonra, oraya bir manga getirtiyorsunuz. Burada seçim size ait oluyor ve eğer seçtiğiniz manga, bulunduğunuz alanı tanıyor ise, o alan onların kontrolüne geçiyor. (ki RTS oyunlarından alınan bir özellik) 
Eğer çağırdığınız bir birim yok edilirse, bu sizin için çokda önemli olmayacaktır. Çünkü sağlık barımızın onlarınki ile bağlantılı olmadığını söylüyor Plummer. Yani bu birimler feda edilebilir :P Bununla birlikte yine Plummer’ın bir röportajından “eğer çağırdığınız bir birim yok edilirse, o görevin sonu olmuyor. Yeni bir birim çağırabilir, yada aynı birimi tekrar çağırıp farklı bir taktikle oynayabilirsiniz. Bu sayede oyuncu bir çok seçeneğe sahip olacak”. Ne dersiniz? Oyun dünyasına kazandırılan yeni bir özellik değilmi bu da?
Yardıma gelen ekibimiz, kontrollerdaki yön tuşlarına bağlı olacak ve en çok dört ekip üyesini kontrol edebilecekmişiz. Demek istediğim her yön tuşu ile bir ekip üyesini kontrol edebilecekmişiz. Vereceğimiz emirler de yazıya duyarlı olabilecekmiş. Yani herhangi bir yön tuşuna bastığımızda hangi ekip üyesine emir vereceğimizi seçiyoruz. Daha sonra ekrana verebileceğimiz ve duruma uygun olan emirler listeleniyor. Tek yapmamız gereken o listeden emir seçemek :) 
Oyun hakkında şu ana kadar yayınlanan bilgiler maalesef ki bukadar :( Henüz çok detaya girilmese bile, oyun gerek muhteşem bir serinin (değişik türde olsa bile) devamı sayılabilir. Üstelik gerçekten başarılı sayılabilecek bir senaryoya sahip. (belki size klişe gelebilir fakat ben seviyorum bunları) Hepsinden önemlisi de, EA gibi bir firmanın yapımı üstleniyor olması. Command & Conquer hayranlarını oldukça memnun edeceğini düşündüğüm bir yapım. Özellikle oyunun ekran görüntüleri ve oyun içi videolarını izleyenler, oyun için oldukça heyecanlanacaklardır eminim ki. Tiberium, PC, PlayStation 3 ve XBOX 360 platformları için çıkacak ve bu güzel oyunu oynayabilmek için ne yazık ki 2008’in sonlarına kadar beklememiz gerekecek. (tabii ertelenme olmazsa)
Bu oyun hakkında daha detaylı bilgi için www.oyunlideri.com sitesinin takipçisikalın…
Bol oyunlu günler dilerim.
|