Küf kokulu odanın içine sessizlik hakimdi. Kapı çaldı ve karşısında onları gördü. Kralın askerleri vergi toplamak için gelmişti yine. Kalkınmanın temel taşı paraydı elbet ama vergi vermekten de sıkılmıyor değildi. Neden sonra geçen partide tanıştığı bayan aklına geldi. Aşık olmuştu galiba. Birden her şey kayboldu ve baltasını aldı ve ormanın yolunu tuttu. Yine aynı şarkıyı mırıldanmaya başladı “Dağdan kestim kereste….”
Üstteki paragraf bir romandan ya da öyküden alıntı değildir. Yeni Settlers’ın kısaca özetidir. Büyük heyecanla beklenen oyun nihayet geldi, bakalım dendiği kadar iyi olmuş mu?
Genel Özellikler: Her oyunda olan singleplayer, multipleyer gibi menüler yer alırken harici bir tutorial (eğitim bölümü) bölümü bulunmuyor. İlk başta bu biraz düşündürüyor, ancakcampaing modunda her bölümde oyun bize yeni bir şeyler öğretiyor. İşin aslı oyun pek zor olmadığı için kendiniz de keşfedebilirsiniz. Asıl önemli olan oyunun işleyişi zaten.
Bir çok kişinin bildiği gibi Settlers serisinin sevilmesini sağlayan mikroekonomi sistemidir. Beşinci oyunda bu sistemden eser kalmadığı için BlueByte (yapımcı firma) ciddi eleştirilere maruz kalmıştı. Bu yüzden yeni oyunun ilk 5 oyunun harmanı olacağı söylendi. Öyle de olmuş ama pek tatmin edici değil.
Oyunda eskiden olduğu gibi inşaatı yine işçiler yapıyor. Ancak durum biraz farklı. Storehouse’dan el arabalı bir işçi inşaat alanına gider. Tabi gereken tüm malzemeler araba içindedir. İnşaatı gayet seri bir şekilde yapılır ve inşaatı yapan işçi hemen oraya yerleşir. Tam bir “kendin pişir kendin ye” misali… Bu özellik eski serilere benzemiş. Oyunu hızlandırmak adına inşaat işlemleri kısaltılmış ve bu biraz yavan hale getirmiş.
Yine eski serilere benzeyen diğer bir özellik ise sınır binaları. Haritada istediğiniz yere bina kurmanız mümkün değil. Önceden belirlenmiş ve sınır çizgileriyle tanımlanan bölgeleri ele geçirmelisiniz. Bunun için yerleşmek istediğiniz bölgeye seçmiş olduğunuz kahraman ile giderek, o bölgeyi kontrol altına alacak bir bina inşa etmelisiniz. Binayı yıktığınız ya da kaybettiğinizde o bölge size ait olmayacağı için civardaki binalar yıkılacaktır.
Esas yeniliklerden biri olan eğlence ve parti oyuna renk katmış. Açıkçası sosyal hayat daha ağır bastığı için bu oyun strateji kadar, basit de olsa bir hayat simülasyonuna benziyor. Marketplace’de kahramanınız parti düzenleyebiliyor. Bu sayede, aşka susamış genç yaşlı tüm işçiler partnerlerini bulabilmek için dans ediyorlar. Oyun bile olsa erkek egemen bir dünyada bayanların olduğunu da görmek sevindirici. Partilerin avantajı halkın motivasyonunu ve özellikle kadın nüfusunu arttırmak.
Beşinci oyundan hatırlanan binaları güncelleme özelliği bu oyunda da mevcut. Ve her kademede binaların kapasitesi ve çalışan işçi sayısı artmakta.
Kapitalist dünyada vergi olmadan değirmenin taşı dönmez. Haliyle beslediğimiz halktan vergi toplanmalı ki su, yol eğlence.. olarak geri dönsün! Kralın askerleri belli aralıklarla kaleden çıkarak sürekli halktan vergi toplar. Bu oyuna biraz daha renk katmış. Ayrıca, işçiler için çizeceğiniz yol sayesinde daha düzenli bir nakliye ve çalışma performansı sağlamak mümkün.
En can alıcı özelliklerden biri ise dört mevsim… Oyuna çok güzel aktarılmış. Kış geldiği zaman kadem kademe değil, yavaş yavaş etrafın beyazladığını görmek mümkün. Yağmurda çöken sis, yazın güneşin kavurduğu toprakların rengi..vs Ayrıca, gece gündüzün de adapte edilmesi daha farklı bir hava katmış oyuna.
Yine bir başka özellik kahramanların unvanları. Her yeni unvanda, daha farklı birimler ve binalar aktif hale geliyor. Açıkçası, yeni birimlerin açılması dışında fazla bir etkisi de yok. Ancak, unvanlar her zaman için insanları etkilemiştir, bu oyunda da bir şekilde egonuzu tatmin edebilirsiniz..Nedir ne değildir? Oyunun yenilikleri ve eskiye yönelik özellikleri bolca görülüyor. Biraz da oyunun oynanması ve genel mantığından bahsetmek gerekir.
Yeni bir bölüme storehouse, marketplace ve castle binaları ile başlıyoruz, bazı bölümlerde değişkenlikte gösterebiliyor. Bu üç bina son derece önemli, birini kaybettiğinizde hükmen mağlup olabilirsiniz.
Storehouse: Üretilen veya ticaretten gelen tüm mallar burada depolanır. Yeni bir bir bina yapılacağı zaman işçiler buradan gereken malzemeleri alır. Kısacası merkezi bina diyebiliriz. Kötü yanı bu binadan bir tane daha yapamıyoruz. Dolduğu zaman sıkıntılar yaşanabiliyor. Marketplace: Bir kuyu barındırdığı için su ihtiyacı, çiftlerin dans edebileceği geniş bir alanı ve ticaret için yola çıkacak malların geçici olarak durduğu bir alandır. Storehouse’ın hemen yanında yer alır. Castle: Para gelirinin merkezi diyebiliriz. Toplanan vergiler, asker üretimi için harcanır. Savaşlarda zor durumlarda kalındığında vergileri arttırmak mümkün. Ancak, fazla artırım halkın moralini etkiler tepkisine neden olabilir. Öte yandan zenginliğe ulaştığınızda vergileri daha da azaltıp halkınızı sevindirmenizde mümkün. Üç temel bina dışında farklı amaçlara hizmet eden binalarda yer almakta. Bunların ne olduğunu ve ne işe yaradığını campaing modunda öğrenmek mümkün. Bu binalardan kısaca bahsetmek gerekirse, bir çoğunun işçilerin hizmetine tahsis edildiğini söyleyebiliriz. Acıkan işçileri doyurmak için yiyecek lazım. Yiyecekleri üretecek bina ve işçi lazım, onları da doyurmak lazım. İşçiler insandır, üşürler terziden bol bol giysi yapmalarını istemek lazım (gerçi kışın bile giysi almasına rağmen yarı çıplak gezen işçilerde var.) Zaman zaman yıkanmak isterler, hastalanırlar ilaç isterler. Sıkılırlar eğlenmek isterler, tiyatroya gitmek, müzik dinlemek isterler…. Bu ihtiyaçlarını evlerin üzerindeki işaretlerden anlamak mümkün. Kısacası işçilerimizin gönlünü hoş tutmak için elimizden geleni yapmalıyız. Eskiden onlar bizim için çalışırdı şimdi biz onlar için çalışıyoruz.
Daha önce de belirttiğim gibi bu özellikler oyunu daha çekici ve canlı hale getirmiş. Zaten bir süre sonra ülke büyüdüğü zaman kendinizi büyük bir şehrin merkezindeymiş gibi hissedersiniz. Kalabalık nüfus bilgisayarınızın kasılmasına bile neden olabiliyor.
Kısa Kısa
Maden ocaklarının sınırlı olduğu, özgür olamadığımız ve kısıtlanmalara maruz kaldığımız. Çevremizdeki ülkelerle sadece ticaret yapmak zorunda bırakıldığımız. Grafik kalitesi yüksek, kimi zaman buglarla karşılaştığımız yeni bir oyun. Oyun o kadar zengin içerikli ki şu an bile aklıma gelmeyen özellikleri, artıları ve eksileri yer almakta. Hatta hatırlayamadığım keşke not alsaydım dediğim için kendime de kızıyorum içten içe. Kısaca diyebilirim ki, ben bir Settlers hastası olarak bu oyunu oynamaya devam edeceğim. Gayet güzel bir oyun. Ancak, objektif olmak lazım.
Grafikler ve sesler harika. Müzikleri koca bir orkestranın yönettiğini de hesaba katarsak, dinlememek için bir bahane de kalmıyor. Oyun Settlers salatası olsa da yine de yeterli değil. Çok yavan kalıyor. Görevler kimi zaman rutinleşiyor. Oyunu oldukça kolaylaştırıyor. Sınırlı multiplayer özellikleri (grafik kalitesinden dolayı en fazla 4 kişi)map generator (otomatik harita yaratıcı) eksikliği gibi eksilerinin yanı sıra. Grafikleri, zoom özellikleri, daha gelişmiş sosyal hayat. İşçilerin gerçekçi hareketleri. Nispeten daha canlı savaşlar.. gibi artılarıyla yeni bir oyun. Ve BLueByte’a sesleniyorum yedinci oyun çıkacaksa tamamen özüne dönsün oyun, yoksa çıkmasın, biz yeni haritalar yapar onların üzerinde oynamaya devam ederiz. Göçebeleriniz çok, neşeniz bol olsun.
Not: Bu oyunun öninceleme yazısını benden izinsiz, kaynak dahi göstermeden bir satış sitesine ekleyen kişi veya kişileri kınıyorum!