OyunLideri İçerik Özeti
OyunLideri.com Vitrini

Son 10 Haber
PSP'ye 3 Yeni Oyun..
Chronicles of Spellborn Ertelendi!
"Prince of Persia: Prodigy" Tamamlandı
Street Fighter 4 Kesin Çıkış Tarihi
Prince of Persia Minimum Sistem Gerek...
Resident Evil 5 Demo, DLC...
Fallout 3 Japonya Versiyonu İçin Sans...
Prince of Persia PC'lere Gecikmeli Ge...
MK vs DC'de Sansür Durumu
ATA'mızı Saygıyla Anıyoruz

21 Kasım 2008 22:41:52 
OyunLideri.com Menü
Son 3 Ayın Lider Yazıları
NBA 2K9 incelemesi
Star Wars: The Force...
Mount And Blade ince...
Büyüklere Masallar I...
Resident Evil 1 ince...
Rise of the Argonaut...
Command and Conquer:...
Dead Space incelemesi
Lego Batman incelemesi
Brothers In Arms: He...
Son Eklenen Yazılarımız

Son 20 Yazımız
Call of Duty:World At War i...
Dead Space incelemesi
Tomb Raider Underworld önin...
Command and Conquer: Red Al...
Castlevania Judgment önince...
James Bond: Quantum of Sola...
Büyüklere Masallar IV: Oda ...
Lego Batman incelemesi
Brothers In Arms: Hells Hig...
Mount And Blade incelemesi
NBA 2K9 incelemesi
OSU incelemesi
Rise of the Argonauts öninc...
Resident Evil 1 incelemesi
Star Wars: The Force Unleas...
Büyüklere Masallar III: HÜCRE
Klasik Oyunlar: Metal Gear ...
Klasik Oyunlar III: Heart o...
Postal 2: Eternal Damnation...
Bir Delinin Günlüğünden!

Tüm Yazılarımıza ulaşmak için

buraya tıklayın

Yazı Sayacı
Bu kısımda Editörlerimizin siteye eklediği Toplam Yazı Adetlerini görebilirsiniz...
anemis 69
Helldren 55
Lordkratos 45
x-gamer 36
overlord 27
jason bourne 21
CrashSencer 10
stealth 8
snake 8
Guard 6
Re_Fan 6
kratos34 4
Agony 3
Nero Angelo 2
Tripsa 2


Bu kısımda Editörlerimizin siteye eklediği Toplam Haber Sayısını görebilirsiniz...
jason bourne 762
x-gamer 142
anemis 97
CrashSencer 49
Nero Angelo 23
keremq 16
Agony 11
snake 10
blackpriest 9
kratos34 4
Lordkratos 4
overlord 1
Reklamlar


RastGele Yazılarımız


Ghostbusters The Game önincelemesi




Dragon Ball Z: Burst Limit incelemesi




Düşünce ve Mimiklerle Oyun Kontrolü




Hellboy: Science of Evil incelemesi




Painkiller Hell Wars incelemesi




Manhunt: 2 önincelemesi




The Matrix Path of Neo incelemesi




Kane & Lynch: Dead Men Incelemesi




Cabal Online İncelemesi




Tomb Raider Anniversary Tam Çözümü


Site istatistiği
Tekil Ziyaret: 921,921
Yazılarımız: 334
Haberler: 1187

 THE LORD OF THE RINGS

LORD OF THE RINGS : Millennium Efsanesinin PC Oyunlarına Yansıması...

Eeee söz konusu Yüzüklerin Efendisi konsepti olduğunda; şu vakitten sonra tek tek oyunlarına bakış atmak yerine; genel anlamda yeni jenerasyonun, edebiyat ve beyazperde efsanesi olduktan sonra PC�lerimize ve konsollarımıza transfer oluşunu tüm detayları ile incelemek lazım gelir...

Dünya ikiye ayrıldı ve yıllar evvel pek çoğumuz o meşhur ilk kategoriye dahil olduk..."Yüzüklerin Efendisini Okumuş Olanlar" kategorisine... Okuyacak olanların ise çok şey kaçırdıkları gün gibi ortada! En şanssız kesim ise, otoritelerin varlığını kabul etmediği; "Okumadan Ölecek Olanlar" kategorisi ki, o konuya girmek dahi istemiyorum :)))) J.R.R. Tolkien gerçekten insanüstü sayılabilecek çabasının, kusursuz hayal dünyasının, aynı zamanda da sonsuz bir sabrın ürünü Orta-Dünya. Fantastik kurgu söz konusu olduğu vakit, sıklıkla yazılarımın köşelerine iliştirdiğim; geniş edebiyat çevrelerince "Kaçış Edebiyatı" olarak ele alınan bu türün; aslında kaçıştan ziyade, belli bir kabuk değişimine ve yeniden şekillenmeye maruz kaldığıdır gerçek olan. Kaçmak değil, bir şeylerin üstüne gidebilmektir. Fakat fantastik kurgu bunu klasik şekilde yapmaktan kaçınır. Düşmanlar daha çetin çeviz, daha korkunç, dostlar ise çok sıkı bağlara sahiptir. Bu bir kaçışın değil aslında bir özlemin işaretidir. Herkesin olması gerektiğini düşündüğü fakat bir kişinin bunu dile getirdiği bir dünyada yaşamaktayız. J.R.R. Tolkien ise bahsi geçen kişidir.

Ne bu dünyada ne de Orta-Dünya'da hayatlar güllük gülistanlıktır. Orta-Dünya, içinde bulunduğumuz dünyanın, eski bir aynada deforme olmuş bir yansımasından başka hiç birşey değildir. Korkular aynı korkular, düşmanlar aynı niyetteki düşmanlar, amaçların ve gayelerin de aynı olduğunu belirtecek olursak; fantastik edebiyat mevzu bahis olduğunda, şapşal ve alaycı gülümsemeleri ile bu edebiyat türünü ciddiyetsiz bulan kesimin; aslen ellerinde bu türü küçümseyecek elle tutulur bir sebepleri olmadığını söyleyebiliriz.

Gelelim en can alıcı kısıma... Muazzam bir edebiyat eserinin - ki söz konusu eserin kitleleri ayaklandırabilecek ve bir çeşit mit olarak kabul edilebilecek özelliği de bulunuyorsa- beyazperdeye uyarlanmasının oluşturacağı baskının tanımını yapmak oldukça zor olsa gerek. Nitekim 70'li yıllarda vücut bulmuş olan The Lord Of The Rings adlı animasyon filminin akıbetinin pek pozitif olmamasından yola çıkarak riskin daha da arttığını belirtmek mümkün. Özellikle Tolkien'in hayatta olsa, herhangi bir sinemasal materyale şiddetle karşı çıkacağını bilmek, bunun yanı sıra, kitabın her okuyucusunun kafasında ayrı şekilde canlanmış olan tabuları yıkma ve bütün bunlara rağmen başarılı hatta "efsane" olarak adlandırılacak bir yapıma imza atma her baba yiğidin harcı değildir. Hiç kuşku yoktur ki Yüzüklerin Efendisi üçlemesi, beyazperdede bir miti taklit etmemiştir. Mevcut olan mitten bambaşka bir mit yaratmıştır ki bu da yönetmen Peter Jackson başta olmak üzere bütün yapım ekibi ve oyuncuları ayakta alkışlamamız için yeterli bir sebeptir. Gerek efsane edebiyat üçlemesi gerek ise sinema filmleri hakkında fazla söze hacet yok. Nitekim kitaplar milyonlarca kişi tarafından okunmuş; filmler de milyonların salonlara teşrif etmesinin yanı sıra en prestijli ödül olarak gösterilen (ki tamamen saçmalık olduğunu düşünmekteyim) Oscar heykelciklerinin toplamda 17 tanesini götürüp gerekli ve yeterli açıklama ve cevapları vermişlerdir. Zira bu noktadan itibaren sadede gelmekte fayda görüyorum...

HEPSİNE HÜKMEDEC... YOK YOK VAZGEÇTİM :)

Başarılı eserlerin bir platformdan başka bir platforma taşınması uzun yıllardır varlığını sürdüren bir olgudur. Zamanında "Sinema-Oyun İlişkisi" adlı yazımda yeterli kelamı ettiğimden dolayı şu an o sulara hiç girmiyorum. Şu bilgiyi vermem gerekir ki bilinen ilk Lord Of The Rings oyunu Amiga platformu için hazırlanmış 1992 yapımı olan Lord Of The Rings: Fellowship Of The Ring'dir. Adventure tarzındaki oyun nedendir bilinmez ama ismine rağmen o dönem yeterince sükse yapamamıştır. Tamamı kitaba sadık bir senaryoya rağmen, Amiga gibi bir platformda vücut bulmuş olması büyük bir dezavantaj olmuştur. Nitekim Orta-Dünya'nın hareketli atmosferini piksellerle yakalamanın imkansızlığının sonucu pek çok Lord Of The Rings fanatiği tarafından ellerinin tersiyle itilmiştir.

Gerçek anlamda ilk oyun ise 2001 tarihli, Lord Of The Rings: Fellowship Of The Ring oldu. Sierra tarafından geliştirilen oyun, sinema filmi ile hemen hemen aynı dönemlerde piyasaya sürülmesine rağmen, aslen ilk kitabın oyun suretine bürünmüş haliydi. Nitekim, film ile oyun arasında, karakter tasarımları ve mekanlar bazında oldukça fazla farklılık bulunmaktaydı. Sierra'nın Fellowship of The Ring çıkartması bize oldukça renkli ve kitap metinlerine oldukça sadık bir oyun sunmasına rağmen tasarımlar oldukça basit ve detaydan uzaktı. Aksiyon/Platform açığını büyük ölçüde kapatmasına rağmen, kitaptan piyasaya sürülebilecek en yalın oyun olması gerçeği ne yazık ki değişmedi

İzninizle Yüzüklerin Efendisi konseptinden olan diğer materyalle de konumuzu biraz balla kesmek istiyorum. Neticede The Hobbit'i ve onun adı altında piyasaya çıkmış olan 2 adet oyunu da yazıya katmamazlık olmaz. Bilindiği üzere Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi'nin öncesindeki 60 yıllık bir süre içerisinde, Bilbo Baggins'in yüzüğü buluşunun hikayesini anlatmakta Hobbit. Bu bağlamda Hobbit'in oyununun mevcut ilk Yüzüklerin Efendisi oyunundan da önce piyasaya çıkmış olması hiç sürpriz sayılmaz. 1982 tarihli The Hobbit, büyük ölçüde kardeşi olacak olan Fellowship Of The Ring'in çok daha fazla kareleşmiş hali olarak da tanımlanabilir. Commodore 64, ZX Spectrum, Dragon 32 gibi platformlar için yapılmış bu adventure oyununun yapımcısı ise dönemin majörlerinden biri olan Beam Software. The Hobbit'in 92 yapımı olan The Fellowship Of The Ring'den - nedense?- daha fazla rağbet gördüğünü söyleyebiliriz.

2003 yılında piyasaya sürülmüş olan Hobbit ise nedendir bilinmez ama haddinden fazla renkliliği ve 2001 yapımı Fellowship Of The Ring'den çok daha detaysız görünümü ile pek çok oyuncu tarafından köşeye atıldı. Genel anlamda bir çocuk masalı kategorisine konulan eserin; bir bilgisayar oyunu platformuna indirgenmesinin bu derece basit olması belki haklı görülebilir zira "çocuk masalı" olarak lanse edilen kitabın, mevcut kitlesinin büyük çoğunluğunu yetişkinlerin oluşturduğu gerçeği göz ardı edildiğinden oyun gerekli alakaya iştigal olamadı. Diğer taraftan hemen hemen her sahnesinde kitap metinlerine bağlı yapısı ile de göz ucu ile kendisini süzmemize sebebiyet verdi. The Hobbit sürpriz bir oyundu ve ortalamanın üzerinde bir platform oyunu arayışında olup, aynı zamanda Orta-Dünya 'da (Ya da gereğinden fazla renkli bir Orta-Dünya'da) geçen bir macera arayan kitle için eğlencelik niyetine oynandı.

İKİNCİ ÇAÃ�'IN 2. YILI

Yüzüklerin Efendisi temalı oyunların gerçek anlamda şahlanması ise hiç kuşkusuz ilk filmin başarısından sonra, oyunun telif haklarının tamamının EA Games tarafından satın alınmasıyla gerçekleşti. Bu oluşumun ilk ürünü olan Lord Of The Ring: The Two Towers, ikinci filmin vizyon tarihinden hemen önce PC ve konsollara teşrif etti. Büyük ölçüde ikinci filme paralel olarak ilerleyen hikaye, filmde rastlamayacağımız belli gediklere de sahipti. Mevcut grafiklerinin ortalamanın epey üstünde olmasına rağmen bir takım eksiklikler barındırdığı da bir gerçekti. Donuk oyun modeli, ileride bu oyunun biraz daha geliştirilmesi adına bahane oldu. Genel anlamda filmlerin başarısının gölgesinde kalan “uyarlama oyun” neticesinden nasibini almış bir oyundu.

VEEE KRAL GERİ DÖNER

Gerçek anlamda özlediğimiz aksiyona The Return Of The King'in oyunu ile kavuştuğumuzu söyleyebilirim. Adet olduğu üzere yine tarih olarak filmden önce piyasaya sunulan ve serinin bu son halkasını bekleyen Yüzüklerin Efendisi fanatiklerinin ağızlarının suları akarak edinmiş oldukları bu oyun, büyük ölçüde hayranlar tarafından tatmin edici bulundu. Zira bu döneme kadar 2 çeşit hayran kitlesi vardı. Filmleri beğenenler ve beğenmeyenler... Sonrasında ise bir kategori daha eklendi... Kitabı okuduğu halde filmleri beğenenler... Kitabı okuduğu halde filmleri beğenmeyenler... Kitabı okumayıp filmleri beğenenler :))) Kategorilerin bu kadar çeşitli olması, son oyun üzerine de aynı derecede yansımadı. Büyük bir çoğunluk oyunu beğenmiş olmasına rağmen, Yüzüklerin Efendisi konseptinin git gide bir pazarlama harikasına dönerek salt gelir kapısı olarak kullanılmasına karşı olan bir kesim de vardı. Nitekim yedinci sanatın nimetlerinden faydalanan bir ürünün gelir kapısı olarak adlandırılması hiç sürpriz sayılmazdı.

Filmin son halkası olan Return Of The King'den uyarlanan oyundan hemen önce War Of The Ring adı altında bir de strateji oyunu piyasaya sürülmüştü ki, herhalde Yüzüklerin Efendisi hayranlarını sömürmek adına piyasaya sürülmüş en "ciddiyetsiz" oyun lakabını da gururla taşıması haksızlık sayılmazdı. War of The Ring, sadece isime sığınarak satış elde etmeye çalışan, büyük ölçüde de Warcraft'ı andıran, Orta-Dünya ile alakası olmayan ve sanki Sierra'nın "can sıkıntısı" döneminde ortaya çıkarttığı sıfır samimiyette bir oyundu. Öyle ki piyasadaki çok daha eski strateji oyunları bile tartışmasız olarak tercih haline gelmişti...

ORTA-DÜNYA İÇİN SAVAŞ VAKTİ...

Hiç kuşku yok ki bu kadar curcuna arasında gerçek anlamda LOTR unvanını hak eden ve gerçekten potansiyelini zorlayan bir oyun vardı... Evet evet... The Battle For Middle Earth. EA tarafından yayınlanan ilk ekran görüntülerini gördüğümüz andan itibaren büyük beklentiye kapıldığımız ve günün şartları içerisinde en fazla detay barındıran strateji olma unvanına sahip olan oyundur The Battle For Middle Earth. Öyle ki oyunu bilgisayarımıza kurup oynamaya başladığımız ilk andan itibaren, gerçek bir strateji oyunu ile karşı karşıya olduğumuzu anlamıştık. Özellikle Moria, Minas Tirith, Helm's Deep, Amon Sul, Isengard, Dol Guldur gibi haritaların varlığı, grafiklerin detayları, hero sisteminin tatmin ediciliği, büyük ölçüde filmden yararlanıyor olmasına rağmen filmdeki pek çok ayrıntıyı oyuna sığdırışı ve hepsinden önemlisi kolay alışılabilir multiplayer özelliği sayesinde TBFME tam anlamıyla bir şaheserdi. Pek çok kesim tarafından şiddetle eleştirilere maruz kalmasına rağmen, belli başlı eksiklikleri dışında kusursuz sayılırdı. Zira en önemli eksikliklerin başında Mordor takımının son derece pasif kalması ve oyunun büyük ölçüde Herolar üzerine kurulması geliyordu. Bunun dışında tekli oyuncu modunun gereğinden fazla uzun olduğu, pek çok haritanın oynanış şeklinin zamanla tekdüze bir hal alması da cabasıydı. Nitekim EA Games tekniğini konuşturmuş ve eğlenceli bir strateji oyununda bulunabilecek bütün özellikleri, TBFME�e adapte etmeyi başarmıştı.

Aradan çok uzun zaman geçmeden EA Games resmi bir açıklamayla, oyunun devamının geleceğinin müjdesini verdi fakat bu haber önce pek çok kişinin kafasını karıştırdı. Sonrasında bahsi geçen oyunun, üçüncü çağ'ın başlangıcını konu alacağını öğrendik. Mevcut çağ elfler ve cücelerin, karanlık güçlerle savaştığı ve Angmar'ın hakimiyetinin yavaş yavaş şekillenmeye başladığı zaman diliminde geçmekteydi. Hikayelerin pek çoğunun temelleri J.R.R. Tolkien'ın eşsiz mitolojik ürünü ve her şeyin yaratılışını konu alan Silmarillion'a kadar dayanmaktaydı. EA Games yetkilileri çetin bir mücadelenin ardından oyunu piyasaya sürdüler. Oldukça kısa tutulan Single Player modunda pek çok tutarsızlık da göze çarpmaktaydı. Özellikle oyunun mevcut çatışmalarında, kitap kronolojisinden yararlanılmamıştı bile! Bütün bunların yanı sıra oyunun multiplayer modundaki çeşitli eksiklikler giderilmiş ve oyunun yapısı C&C Generals gibi esnek bir hal almıştı. Bu açıdan takımlar arasındaki uçurumlar giderilmiş ve takımlar biraz daha belli çizgi etrafına yaklaştırılmıştı. İlk oyunda Gondor, Rohan, Isengar ve Mordor olarak ayrılmış dört takım, TBFME II 'de; Elfler, Cüceler, İnsanlar, Goblinler, Mordor ve Isengard olarak ayrılmış ve savaşçı birimlerin güçleri ile hero sistemindeki adaletsizlik ortadan kaldırılmaya çalışılmıştı. Nitekim oyun piyasaya sürüldükten çok kısa bir süre sonrasında da The Rise Of The Witch King adında bir de eklenti paketi yayınlandı. Mevcut pakette Angmar'ın, Witchking önderliğindeki savaşlarının yanı sıra yeni hero'lar, yeni birimler, yepyeni haritalar ve hepsinden önemlisi de başlı başına bir takım olarak yer alan Angmar bulunmaktaydı. Böylelikle ilk oyunda oldukça pasif kalan kötü takımlar, ikinci oyunun eklenti paketi ile birlikte oldukça baskın hale geldiler. Bütün bunların yanı sıra oldukça basit yapılı strateji oyunu arayanlar için uzun vadeli bir tercih oldu TBFME... (Ayrıntılı bilgi için Bkz. The Lord Of The Rings : Rise Of The Witchking inceleme)

YENİDEN ÜÇÜNCÜ ÇAÃ�

EA'nın PS2 kullanıcılarına da yapacağı başka bir kıyak vardı elbet. TBFME ile başları dönen ve sarhoş olan PC kullanıcılarını kıskançlık ile seyreden konsol kullanıcılarını da, oldukça teferruatlı bir RPG oyunu beklemekteydi. The Lord Of The Rings: The Third Age... Genel yapısı ile Final Fantasy'i andıran Third Age'de, ana karakterleri takip eden ve onların zafere ulaşmasını sağlayan alternatif bir ekibi komuta etmekteydik. Zira bu alternatif ekibin de hemen hemen yüzük kardeşliğinin savaşçı takımından pek bir farkı olduğunu söylemek güç. Oyunla hemen hemen eş zamanlı olarak piyasaya çıkan TBFME II�nin de Hero sisteminde de yer alan Gondor�dan gelen ve Boromir�in izini süren Berethor, Elf savaşçısı Idrial, tesadüf eseri yolu kahramanlarımıza kesişen cüce Hadhod, aynı şekilde Aragorn�un casus dostu olan kolcu ve Dunedain kabilesi mensubu Elegost ve diğer karakterler olan; Morwen ve Rohan�lı Eoden. Tabii yolculuk sırasında yolumuz yüzük kardeşliği elemanları ile de kesişiyor. Kardeşliğin elemanlarını kontrol ettiğimizde oyun çok daha zorlaşıyor. Nitekim kardeşliğin elemanları bizim karakterlerimizden ne kadar güçlü olsa da düşmanımız da o derece çetin oluyor.

Neticede The Thid Age'de filmdeki hemen hemen bütün mekanları görüyoruz. Kronoloji kargaşası bu oyunda da kendini belli etse de tadından yenmeyecek, kaliteli bir rpg oyunu oynamanın keyfini yaşıyoruz. Oyunun zorluğu bir kenara dursun, Yüzüklerin efendisi formatındaki bir oyunda, Final Fantasy vari oynanış biçimi, ortaya çok daha tatmin edici sonuçlar çıkarabilirdi. Nitekim oyun belli bir yere kadar katlanılabilir bir hikayeye sahipti. Tabii ipler, Pelennor Düzlükleri Mücadelesinden sonra kopuverdi. Daha ne olduğunu anlamadan kendimizi birden Baraddur'un tepesinde Sauron'un gözü ile (oha'lardan bir demet!!!) mücadele ederken bulduk. Yani Ea Games yetkilileri filmin ve nispeten kitabın fanatiklerini nasıl bu kadar basitçe harcadı ya da insanları ne derece keriz yerine koydu orası artık meçhul! Fakat sadece sonunda yapılan bu terbiyesizlik (valla başka kelime bulamadım... kabul ediyorum çok içlenmiştim duruma :) ) oyunun bütün kalan kısmındaki iyi-kötü anıları silip atmaya yetti. Şahsen ben sırf sinirim bozulduğundan dolayı oyunu bitirme özverisini gösteremedim ve sonuna kadar geldiğim oyunu bırakıverdim...

TEKNİK... TAKDİK...

PSP platformu ile haşır neşir olanlar için de EA Games boş durmadı ve Lord Of The Rings Tactics, PSP sahibi olup RPG anlayışından vazgeçmeyecek olanlar için ideal bir seçim olmasına rağmen gerekli rağbetten pek fazla nasibini alamadı. WiFi desteği sayesinde 4 kişiye kadar oynanabilir olması oyun için başlı başına bir artıydı. Ayrıca The Third Age�in aksine, karanlık güçleri de kontrol etme imkanına sahip olunan bir yapısı vardı. Taktiksel RPG anlayışının oyunda son derece başarılı bir biçimde hayat bulduğu aşikar fakat biraz da fanatiklerin, filmin bu kadar sömürülmesine karşı çıktıklarını söyleyebiliriz…

ANGMAR 'IN GÖLGESİ!!!

Şu bir gerçek ki; Yüzüklerin Efendisi formatında asıl beklenecek oyun hiç kuşkusuz başarılı bir MMORPG'dir. Shadows Of The Angmar ise piyasaya ilk çıktığında yadırganıp, sonradan fanlar tarafından bağırlara basılarak benimsenmiş bir oyun. Turbie Entertainment tarafından, büyük oranda bağımsız tasarımlar ile vücuda gelmiş başarılı bir MMORPG Shadow Of The Angmar. Her ne kadar World Of Warcraft'a yetişememiş olsa da, edinmiş olduğu hayran kitlesi oldukça sadık. Tabii oyunu yersiz yere kötüleyen ve balçık dibini boylatan çoook geniş bir kesimin varlığından da söz etmek pekala mümkün. Tabii bu da oldukça anlaşılabilir bir durum. Sonuç olarak geniş bir hayran kitlesine sahyip bu derece büyük, diğer bir tabirle "mitleşmiş" bir eserin bir platformdan başka bir platforma sıçraması, kısa vadede kabul edilebilir bir durum değil! Hatırlayacak olursanız, zamanından filmler de aynı tepki ile karşılaşmıştı. Tabii pek çok okuyucu (örneğin benim gibi), filmleri zaman içinde kabullenmesine rağmen pek çoğu hala kabullenmiş değil! Sonuçta bir eseri beğenen kişi arttıkça onun küllerinden ortaya çıkan yeni bir oluşuma karşı kalkan kaldıracak kişi sayısı da artmakta.

Uzun lafın kısası: hayal gücü ciddiye alınması gereken bir şeydir. J.R.R. Tolkien'ın yaptığı da tam olarak kendi hayal gücü ile hareket etmek ve oluşturduğu eserlerde başkalarının hayal gücünü de eşit oranda dikkate almaktır. Bu sebepledir ki? Her kesin kafasındaki Shire ya da Moria, Fangorn tasviri birbirine benzediği halde, herkesin kafasındaki Ayrıkvadi, Lothlorien, Minas Tirith tasviri farklıdır. Herkes bir elf ve cüce konusunda aynı imgesel şekilleri düşünse de bir orc ya da bir troll ün çizimi farklıdır. Çünkü Tolkien bazen onun hayal gücüyle hareket etmemizi, bazen de kendi hayal gücümüzle hikayeyi ve kişileri şekillendirmemizi istemiştir. Detayların bu kadar önemli olduğu bir eserin bu kadar savurganca kullanılması hayranları zaman zaman üzse de içinde bulunduğumuz dünyada artık her şeyin pazarlanabilir olduğunu, başarılı ya da başarısız her eserin, mideye indirilmek üzere olan piyasa kaşarlarına dönüştüğü aşikar. Bu durumda büyük üstat Tolkien'a da; Sauron'un gözüyle kapışabilme yeteneğine sahip alternatif bir yoldaş grubunun varlığından haberdar olup kemiklerinin sızlaması görevi düşüyor. Eminim böylesini O bile hayal edemezdi :)

Yorumlar
Henüz bir yorum gönderilmemiş.

Her Hakkı © O Y U N L İ D E R İ . C O M Sitesinde © Saklıdır

   Çekirdek Yapı:
Site Tasarımı: Tarık Varol
921921 Tekil Ziyaretçiler   
OyunLideri.com internet sitesinde yayınlanmakta olan incelemelerin, önincelemelerin, tam çözümlerin, haberlerin ve makalelerin
hepsi telif hakları ile korunmaktadır.
OyunLideri.com sitesi içeriği ile ilgili, hak ihlali olduğunda, izinsiz kullanıldığında veya
kaynak gösterilmeden yayınlandığında hukuki işlem yapılacaktır.

Creative Commons License
www.OyunLideri.com by Tarik Varol is licensed under a Creative Commons Attribution-No Derivative Works 3.0 United States License.
Based on a work at www.oyunlideri.com.


Banner Değişimi




Free PageRank Checker