| Silah oyunları denilince aklıma hep Half Life gelir. Oynadığımdan değil, aslına bakarsanız oynamadım bile o oyunu. Yine de silah oyunları içinde benim aklımda yer etmiş tek oyundur. Her neyse konumuz o değil. Konumuz The Club isminde ilginç bir oyun. Sega tarafından 19 Şubat 2008'de Ps3, xBox 360 ve Pc için çıkartılıyor.  Â Oyun yine Mature özelliği taşıyor. Nedir Mature? 18 yaşından küçükler ebeveynleri nezaretinde oynayabilir ve zorda kalmadıkça düşmanına silah doğrultamaz anlamına gelir. En fazla silahınızın kabzasıyla vurabilirsiniz o da çok zordaysanız. Mature işte budur. Gerçi bu oyunlardan etkilenip de kendini Punisher (bkz.Punisher) zanneden de varmış. Yani bir nevi uyarmakta haklı adamlar. Sonuçta bu oyunları oynayıp insan avına çıkan eksik beyin hücrelerine sahip gençlerin haberlerini çok izledik. Bu nedenle istemeden bir oyun kahramanı olmak istemiyorum ben. Gözü dönmüş bir manyak eline silah alabilir ve oyunun etkisiyle kafanızı uçurabilir. Bunları hep haberlerde göreceğiz diye bir durum yok. Yan rollerde biz de olabiliriz Allah muhafaza. Bana sorsanız ben bazı oyunların doktor tavsiyesiyle alınmasından yanayım zaten. Oyun mu gerçek mi ayırt edemeyen şizofrenlere özellikle yasaklanmalı. Neyse ya bu kadar toplumsal mesaj yeter, şimdi sıra oyunu anlatmaya geldi. GRAFİK ÇOK TATMİN EDİCİ GELDİ BANA Uzun zamandır incelediğim oyunların, hep grafik özelliklerinin tatminkar olması beni bir oyun sever olarak memnun ediyordu. Grafikle beraber oyunun konusunun da iyi olması beni borç edip birden fazla konsol almaya zorluyordu hatta. Olsun ben alırım onlar yeter ki oyun çıkarsınlar. Ama The Club gibi birden fazla konsol seçeneği olan oyunlar beni, sanki yolda 100 ytl bulmuşum kadar mutlu ediyor. Uzun zamandır bilgisayarda oyun oynayamadım çünkü. The Club da tam bana göre. Gerçi en başta söylemiştim silahlı oyunlar beni pek sarmaz diye ama The Club farklı. Oyunun Multiplayer seçeneğinin de olduğunu unutmadan söyleyeyim. Yani turnuva yapabilme imkanımız var. Bu da arkadaşlarınızla av partisi vermenizi sağlayacak. Â  Â The Club tarzında faklı oyunlar da var elbette. Seçeneği geniş görselliği tatminkar oyunlar. The Club'ın tek farkı Sega tarafından yapılmış olması. Evet oyun çok güzel hem görselliği hem de karakterleriyle; ama fazla da abartmamak lazım. Sonuçta henüz piyasaya çıkmış bir oyun değil. Yani oyunu oynamadan karar vermek saçma olur. Aslında ben bazı oyunlara daha çıkmadan türlü nağmeler dökerdim. The Club'a iltifat etmek içimden gelmiyor açıkçası. Oyun hele bir çıksın gerekirse buradan kıstığım iltifatları incelemesini yaptığımızda yaparım. İlginç bir cümle oldu; ama olsun siz anladınız ne demek istediğimi. Oyunda birden fazla oyuncu olduğunun altını çizerek söylüyorum. Birbirinden farklı avcılar. Oyunun tanıtım videosunda karşımıza çıkan ilk şahsiyet Dragov. Kendisi isminden de anlaşıldığı üzere Rus abimiz. Özellikle helikopterle kovalanma sahnesindeki gerçekliği mutlaka görmenizi isterim. Ben gerçek görüntü sandım zaten. Yakalanıp The Secretary kod adlı hafif saçsız bir adamın karşısına getiriliyor. Burada oyundaki diğer karakterlere de monitörlerden bir göz atıyoruz. İlk olarak altın gibi bir kalbe sahip olduğunu; fakat bunu pek gösteremediğini düşündüğüm Killen ile karşılaşıyoruz. 4-5 adamı hakladıktan sonra ekrana Renwick geliyor. Renwick siyahi bir asayiş memuru. Ağzında bir kürdan taşıyor yani anlaşılıyor ki manyağın teki o da. Zaten bir adamın ağzını yamulduğunda kimliği hakkında daha detaylı bilgi sahibi oluyoruz. Ardından Seager geliyor. O ve Adjo birbirine çok benziyor. İkisinin de Bob Marley tarzı saçları var. Şahsen ben pek ayırt edemedim. Belki tarzları farklıdır onu bilemem. Onları Kuro isminde dilimizdeki kırolukla uzaktan yakından alakası olmayan bir arkadaş takip ediyor. Finn isminde bir kumarbaz da oyuncular arasında. Zaten kağıt çaldığı için dayak yediğini sanıyorum. Çünkü bir insan evladına böyle vurulmaz. Ağız göz gitmişti çünkü, yazık. Hani filmlerde olur ''konuş köpek, paralar nerde?'' diyerek dayak atarlar ya, Finn de aynen öyle dayak yiyordu. Onun ardından köşeye sıkışmış olan Nemo'yu tanıyoruz. Yüzü pek seçilmiyor ama yakışıklı bir delikanlıya benziyor. Oyuncular bu kadar onlarla ilgili daha detaylı bilgileri oyunu oynadığımızda alacağımızı düşünüyorum. Evet hepsi silah kullanıyor, hepsi insan öldürüyor ama neden, garezleri ne? Bunları oyunu oynayınca anlayacağız.  Oyunumuzda ki kombolar iki türlü. Birincisi rakibi kafasından vurduğumuzda ''headshot''. Diğeri normal -ki ölümün normali olmaz cürretimi affedin-öldürdüğümüzde ''killshot'' diye değerlendiriliyor. Oyun içerisinde zaten Kill Score isminde bir panelimiz sürekli yanıp sönüyor. Apartmanlardan bizi gözetleyen kim varsa aşağı alabiliyoruz. Oyun bana göre oynanış açısından gayet hızlı göründü. Bundan önce videosunu izlediğim Dark Sector çok yavaş gelmişti. Ama The Club oldukça hızlı gibi geldi bana. 2008 OYUN YILI OLACAK GİBİ 2007 yılında gayet güzel oyunlar oynadık. Her yönüyle bizi hayran bırakan oyunlardı hepsi de. Ama bana sorarsanız, 2008 yılı oyun yılı olacak derim. The Club gibi kaliteli oyunlar çıkıyor öncelikle. Her zaman bahsettiğim ama bıkmadan yine de bahsedeceğim DMC 4 de 2008'de çıkıyor. Henüz belli değil; fakat, GOW 3'ün de 2008 sonlarına doğru çıkma ihtimali var. Bu da benim tezimi oldukça destekliyor. Tek sorun şu; bu kadar oyunu alacak parayı nerden bulacağımız. Burası sizin sorununuz. İnşaatta mı çalışırsınız, para getirebilecek menkullerinizi mi satarsınız bilemem. Tek bildiğim bu söylediklerimden birini benim de yapabileceğim. Tanrı biz oyun severleri korusun diyor ve Oyunlideri.com adına hepinize mutlu oyunlar diliyorum.
|