 John Woo’nun, kendisini oyun dünyasına sokmak için girişimlerde bulunduğu duyurulduğunda, aslına bakarsanız, bu, birçoklarımız için pek büyük bir sürpriz olmamış idi. Tüm bunlardan sonra, oyun yapımcıları Woo’nun filmlerindeki karakterleri, olayları ve aksiyonu kopyaladılar. (şey çok pardon.. sadece ilham aldılar) Tabii durum bu şekilde olunca, olayda tabii ki Woo’nun ta kendisi geçmeliydi. Şimdi düşünün ki, bir karakter olsun. Her seferinde üzerine gelen onlarca hatta yüzlerce düşmanı, iki eline aldığı bir çift tabanca ve ateş ederken slowmotion şeklinde adeta bir güvercin gibi uçarak, rahatlıkla alt etsin. (yok yok Max Payne’den bahsetmiyorum.. Düşünün dedim ama onu unutarak:) ) Birde şunu düşünün ki, Hong Kong film endüstrisini neredeyse tavan yaptırmış birisi olarak John Woo’nun oyunları da en az filmleri kadar yenilikçi olacak mıdır?  Stranglehold’da müfettiş Tequila isminde bir karakteri canlandırıyoruz. Ki bu karakter aslında büyük Hong Kong yıldızı Yun-Fat Chow’un modellenmesi. Stranglehold, Hard Boiled filmindeki olaylardan birkaç yıl sonra başlıyor. Yun-Fat, müfettiş Tequila, halen Hong Kong polis güçlerinin bir parçasıdır. Bir gün, Tequila’nın ekibinden bir polis memuru, ana Hong Kong gangsterlerinden birisi tarafından öldürülür. Bunun üzerine Tequila, olayla bizzat kendisi ilgilenecektir. Bundan sonra işler daha da karmaşıklaşacaktır. Bazen konu ikiye hatta üçe bölünecektir. Kimi zaman Tequila’nın kız arkadaşı kaçırılır, kimi zaman kızı rehin alınır.. Amacımız ve oyunun genelinde yapmak için peşinden koştuğumuz yegane şey ise, rehinleri kurtarmak. Masumların başlarına bir şey gelmesini önlemeye çalışmak ve bu büyük Hong Kong çetesini ait oldukları yer olan parmaklıkların ardına yada mezara yerleştirebilmek olacak. Görüldüğü üzere, oyunun arkasında John Woo olunca, oyunun konusu da bir film konusuna dönüşmüş. Özellikle söylemem gerekir ki, birçok John Woo imzalı Amerikan filminde konu hep bu yada bu tarz bir şey olmuştur. Hatta bence oyunun konusu filmlerinkinden daha geniş ve daha sürükleyici. Yinede işin içine bir tutam Hollywood katılmış galiba. Oyunun Max Payne tarzında olduğunu defalarca belirtmiştim. Tahmin edeceğiniz üzere, Stranglehold’dun büyük bir bölümünde ayaklarınız üzerinde ve çeşitli silahlar ile ilerliyorsunuz. Oyunun kontrolleri çok da kolay olmamış. Belkide yapımcı firma, bu oyunu oynayacak olan tüm oyun severlerin daha önceden defalarca Max Payne oynadıkları için kontrollere çok alışkın olduğunu düşünerek bu tarz bir tutum içine girdiler ama bence oyunun bir eksisi olmuş bu. Çoğu zaman nişan almak bir dert olabiliyor. Yinede oyunu bir süre oynadıktan sonra eliniz kontrollere alışıyor. (e doğal olarak) Kontroller zor olsa bile, Tequila, resmen bir süper asker yada süper polis şeklinde ortalıklarda dolanıyor. Kendisinin inanılmaz yüksek bir gerçeklilik kavramı var. Yani demek istediğim istediği anda zamanı yavaşlatabiliyor. Bu sayede zor olan kontrollere rağmen bir seferde birden çok düşmanı rahatlıkla aklayabiliyorsunuz. Zamanı yavaşlatmak için birden fazla yönteminiz mevcut. Örneğin koşar adım ilerlerken sol trigger tuşuna basarak ileri doğru uçarak süzülmeye başlarsanız ve yakınlarda da düşmanlar varsa, slow motion moda geçeceksiniz. Oyunda zamanı yavaşlatmanın diğer ismi “Tequila Time” olarak geçiyor. Tequila Time, havada süzüldüğünüzde, masaların üzerinden uçtuğunuzda yada bu gibi durumlarda otomatik olarak devreye giriyor. Ek olarak dilediğiniz zaman açıp kapama özelliği de oyuna eklenilmiş. Bu özellik oyunun ilk bölümlerinde, oyunu oldukça kolay bir hale getirmiş. Fakat bölümler ilerledikçe, yada bir başka deyişle zorluk seviyesi arttıkça (ki inanın bana artacak) bu özelliğe gerçekten ihtiyaç duyacaksınız. Oyunumuzun diğer bir özelliği, çevre ve çevre unsurları ile olan etkileşimimiz. Süper polisimiz Tequila, etrafında gördüğü hemen her şeyi silah yada kalkan olarak kullanabilmekte. Bunları bulabilmek veya aramak eğlenceli gibi dursa da, bir şeye çok ihtiyacınız olduğu durumlarda onu nereden bulabileceğinizi gözünüzün içine sokacak şekilde parlak bir okla gösteriliyor. (keşke bu özelliği kapatabilseydik) Çevre unsurlarını kalkan olarak kullanılabildiğinden bahsettik. Bunu aynı zamanda düşmanlarımızda yapabiliyorlar. Fakat oyunun bir diğer güzel ayrıntısı olarak, kalkan olarak kullandığımız bazı cisimleri ateş ederek parçalayabiliyoruz. Veya güçlü bir silah rakibin kalkan olarak kullandığı cismi delip düşmanı tek seferde öldürebiliyor. Tabii aynı şey bizim içinde geçerli.  Oyunda “Tequila Bombs” adı verilen bir gücümüz bulunmakta. Bu, zaman zaman başvuracağımız ve gücümüzü bir anda arttıran bir özellik. Şöyle ki, bu gücümüzü kullandığımızda (ki çok pahalı olan Smart Bomb’lar en iyisi) ekranda görülen tüm düşmanlar ölüyorlar. Fakat benim favorim, “Precision Aiming” adı verilen yeteneğimiz. Ç.ook çok uzak bir yerdeki belirli bir hedefe kilitleniyoruz. Bizimle o hedef arasına giren tüm düşmanlarımız (sayıları ne kadar olursa olsun) temizleniyor. Birde “Barrage” ismindeki gücümüz sizinde en çok kullanacağınız yetenekleriniz arasında. Çünkü elinizde o an hangi silah varsa, çok seri ateş edebiliyorsunuz. Bununla da kalmayıp bu yeteneğinizi kullandığınızda, sınırsız cephaneniz oluyor. Önerim bazuka ile kullanın bu gücü.
Stranglehold’dun belkide en kötü özelliği, oyunun tek kişilik bölümünü bitirdiğinizde geriye pek bir şey kalmıyor olması. Yani oyunun ömrü çok uzun değil. Tabii ki oyunun çok oyunculu modu bulunmakta ama oynanılış ve temel özellikler tek kişilik oyun modu kadar güzel ve eğlenceli olmuyor. Örneğin zamanı yavaşlatma özelliği, tek kişilik oyun modu kadar etkili ve eğlenceli değil. Yinede bir tanesi bile dünyalara bedelken, altı tane süper Tequila’nın neler yapabileceğini görmek için Xbox Live’a bağlanmanız yeterli. Unreal Engine 3 oyun motorunun neler yapabildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz artık. Stranglehold’da bu oyun motorunu kullansa da, Gears of War yada Rainbow Six Vegas gibi görsel öğeleri beni etkilemeyi başaramadı. Tabii ki bu söylediğim oyunun grafik kalitesinin yetersiz olduğu anlamına gelmiyor. Sadece daha iyi olabilirdi yada görsellik, etkileşimin yanında biraz zayıf kalmış demek istiyorum. Etrafımızda olan dünyada, dilediğimiz her şeyi silahımızla parçalayabileceğimizden daha önce bahsetmiş idim. İşte burada herhangi bir nesneyi parçalamadan önce, parçalama anında ve parçalama sonrasında incelersek oyunun grafik kalitesinin nispeten iyi olduğunu söyleyebiliriz. Karakter modellemeleri de birbirini tekrar eden cinsten. Hatta aynı ekranda birden fazla aynı tip karakteri gördüğümüz çokça zaman oluyor. (bu devirde bu tarz işler bana pek profesyonelce gelmiyor nedense)  Oyunun ses sistemi ve özellikleri de gayet başarılı. Özellikle ses efektleri muhteşem. Örneğin silah sesleri neredeyse silahı kendi elimizde tutuyormuşuz da, sesi de hemen dibimizden geliyormuş gibi bir hissiyat uyandırıyor insanda. Oyun müzikleri de oyuncuyu aksiyona çekmeyi başarabiliyor. Ne yazık ki, oyun içerisindeki konuşmalar bir garip. Demek istediğim seslendirenler sanki garip bir İngilizce konuşuyorlar. Bilemiyorum belkide bana öyle gelmiştir. (hani İngilizce konuşmayı beceremeyen yada ana dili İngilizce olmayan birilerinden seslendirme yapması istenilmez herhalde) Stranglehold, shooter oyunlara yada oyun dünyasına yenilik getiren bir oyun değil. Yada emsallerinde göremeyeceğiniz çok büyük özelliklere sahip değil. Sıradan bir oyun olmasına karşın, her nasılsa, oyuncuyu kendisine bağlamayı başarabiliyor. Bu anlamda denemenizde yarar gördüğüm, keyifli bir aksiyon – macera – shooter oyunu… Bol oyunlu günler dilerim… |