Kayıtlara Eylül ayı içerisinde çıkacak diye geçen, görev tabanlı yarış oyunu, Spy Hunter: Nowhere to Run, aslına bakarsanız bir yarış oyunundan daha çok bir aksiyon oyunu. Çünkü oyunun çoğunluğunda ayaklarımız yere basacak. Oyunun ekran görüntülerini inceledikten ve birbirinden güzel 14 videosunu seyrettikten sonra, bu oyunun serinin daha önceki Spy Hunter oyunlarından oldukça farklı olacağını rahatlıkla söyleyebilirim.
Yeni oyunumuzun daha önceki oyunlarla olan en bariz farkı, serinin kahramanı olan Alex Decker. Artık “the Interceptor” (o meşhur aracımız) içinden çıkarak ayakları üzerinde görevleri tamamlayacak. Yeni oyunumuzda Alex, Dwayne Johnson (namı değer "The Rock") modellemesiyle karşımızda. Dedikodulara göre yapımına başlanmış olan Spy Hunter filminin başrol oyuncusu da kendisi olacakmış.

İnanılmaz Yetenek “The Rock”
Oyunda sadece görüntümüz Dwayne Johnson’a benzemekle kalmayacak aynı zamanda sesimizde onun sesinden olacak. Aynı zamanda karakterimiz aynen The Rock gibi dövüşecek. Oyunun bazı bölümlerinde elimizde silahımız olamayacak fakat bu bizim için bir problem teşkil etmiyor. Karakterimiz gerçek hayatta olduğu gibi oldukça güçlü ve çoğu durumda elimizde bir silahımız olmasından çok daha kolay ve hızlı bir biçimde etraftaki düşmanların işlerini bitirebileceğiz. Normal yumruk, sert yumruk ve fırlatma gibi saldırı şekilleri size sıradan gözükebilir fakat “stun punch” tekniğini öğrendiğinizde (ki bu durumda karakterimizin oyun içinde geliştiğini söylemek mümkün) yaptıklarınıza inanamayacaksınız. Bu teknikle rakibinize öyle okkalı bir şekilde vuracaksınız ki, onu bir anda sersemletecek ve ona dört farklı öldürücü hareketten birisini yapabileceksiniz. Bu tekniği öğrendikten sonra, en tehlikeli görünüşlü düşmanlarınız bile kolaylıkla dize gelecek.
Spy Hunter: Nowhere to Run oyunundaki düşmanlardan bahsetmişken, onların görünüşlerindeki çeşitliliğin yeterli olmadığından da bahsetmem gerekir. Fakat görünüşlerinin birbirine benzemesi, hareketlerinin ve davranışlarının da aynı olması demek değil. Aslında birbirlerine çok benzeyen düşmanların bile farklı davranışlar içinde bulunduğunu görmek, görünüşlerdeki eksikliği bir anda yok edebiliyor.

Oyundaki Gariplikler
Oyundaki güreş hareketleri oldukça tatmin edici hazırlanmış fakat bazı animasyonların gereğinden fazla uzun olması bazen can sıkıcı olabiliyor. Özellikle bir animasyon görüntüdeyken diğer düşmanların bize müdahale edememesi ve düşmanımızın işini kolaylıkla bitirebilmemiz, oyunun eksikliklerinden birisi gibi göründü bana. Yinede söylemeliyim ki, bazı animasyonlar sırasında size ateş edilebiliyor yada yakınlarınızda bir el bombası patlayabiliyor ve bunlar size zarar verebiliyor. Fakat animasyon sırasında bunların bir etkisi olmuyor ve hareketimizi başarıyla bitirdikten sonra etkisini görüyoruz.
Oyundaki diğer bir gariplikte, zıplama tuşunun olmayışı. Gariplik diyorum çünkü oyundaki diğer kontroller, adeta bir aksiyon – macera oyunu tadında, oldukça başarılı bir şekilde oyuna eklenmiş. Gözüme çarpan diğer anormalliklerden birisi de, tam karşımızda duran bir düşmanı silahımızı çekip vuramayışımız oldu. Sanki aramızda görünmez duvarlar varda kurşun onların içine saplanıp o da görünmez oluyor gibiydi. Bu, yalnızca hedefleyicimizin renginin kırmızıya dönüştüğünde ateş etmemiz ve ancak bu sayede düşmanı vurabilmemiz anlamına geliyor.
Hatta gözüme çarpan komikliklerden en iyisi, sırtımızda taşıdığımız bazukanın, omuz üstü kamerasını tamamen etkilemesi oldu. Demek istediğim, eğer sırtınızda bir bazuka varsa ve omuz üstü kamera açısıyla oyunu oynamak isterseniz görebileceğiniz tek şey bazuka oluyor. Belki oyunun gerçekçiliği anlamında iyi bir şey bu ama ya o bazukayı omuza koyma yada omuz üstü kamera açısı olmasın.
Tabii ki bu ve bunlar gibi gariplikleri oyunun full sürümünde düzeltilmiş olarak görmeyi umuyoruz. Gerçi oyunun, XBOX ve PS2 platformları için hemen hemen tamamlandığı söyleniliyor. Buda demek oluyor ki, yapımcı firma bu haliyle her şeyin güzel olduğunu düşünmekte.
Bazen Ölüm Çok Zor Olabiliyor
Oyun hakkında verilen bilgilere göre, oyunun oldukça kolay olacağını söyleyebilirim. Özellikle oyunda kaybettiğiniz canlar, sizin en az endişeleneceğiniz unsur olacakmış. Zaten öldüğünüz zaman, ki ölmeniz de biraz zor gözüküyor :) en son checkpointten başlamanız oyunun oynanılış süresini de kısaltıyor. Ölmenizin zorluğundan bahsetmek istiyorum birazda. The Rock’ın sağlığı sürekli kendisini yeniliyor. Biraz aksiyondan uzaklaşıp kendinizi dinlediğinizde sağlığınızın artmaya başladığını göreceksiniz. Sistem Halo oyunlarından alışkın olduğumuz dur ve nefes al sistemi gibi işliyor. Bununla da yetinmeyip etrafımıza bolca serpiştirilmiş sağlık paketleri işimizi daha da kolaylaştırıyor. Yalnız sağlık paketleri gizlenmiş durumdalar. Hemen hemen her evin içindeki bazı duvarlarda sağlık paketi bulmanız mümkün ama önce duvarı yıkmalısınız.

The Interceptor
Yedi defa WWE dünya şampiyonu olmuş birini kontrol etmenin dışında, Interceptor’ı da kullanma şansına erişeceksiniz bu oyunla birlikte. Dıştan bakıldığında spor araba görünüşlü, suya girdiği anda hız motoruna dönüşebilen ve cephaneliğinde bulundurduğu silahlar ve teknolojiyle birlikte James Bond’u bile kıskandıracak bir araç Interceptor.
Oyunun yaklaşık %75 lik gibi büyük bir kısmında ayaklarımızın üzerinde olacağımız yarış oyunu (!) Spy Hunter: Nowhere to Run, getirdiği yenilikler ve kendisine has özellikleri ile ilgi çekeceğe benziyor. Eylül ayı içerisinde piyasada olacak olan oyun, arşivimizde bir renk olarak kalacak bir yapım. Bol oyunlu günler dilerim … |
|