| OyunLideri İçerik Özeti |
| Reklamlar |
|
| Site istatistiği |
| Tekil Ziyaret: |
790,371 |
| Yazılarımız: |
300 |
| Haberler: |
1132 |
|
|
| Sinema ve Oyun Dünyasına Kısa Bir Bakış | |
|
Oyun dünyası ne kadar hızlı gelişiyorsa, film dünyası da aynı paralellikte gelişiyor. Aradaki tek sorun da; filmi olan bir oyunun aynı performansta güzel olmaması. Bu özellikle Marvel oyunlarında açıkça görülüyor. Bunu belki de tek değiştiren Mortal Kombat. Oyunlar o kadar efsane oldu ki filmi üzerinde kimse durmadı. Hatta filmi güzel olmamış denildi. Elbette ki filmi beğenen biri olarak, filme bir eleştiride bulunmayacağım. Ama oyunun gölgesinde kaldığı çok aleni. Buna verilebilecek başka bir örnek de Street Fighter. Bu oyunun filminde ünlüler geçidi vardı. Jean Cloude van Damme ve Kylie Minogue gibi iki efsane oynadı. Biri Sonya diğeri Albay Guile oldu. O film de vasatı aşamadı kanaatimce. Büyük bir izleyici kitlesi yakalayamadı. Aslında bu tamamen oyunun firmaların bir yan ürün olarak görmesinden ileri geliyor. Filme harcanan çaba ve emek oyuna harcanmıyor. Gelin isterseniz filmlerin uzantısı oyunları örnekler vererek inceleyelim.
Benim aklıma gelen ilk örnek; SPAWN. Film bana göre çekilmiş en iyi çizgi film uyarlamalarından biri. Hatta ben filmin devamını da beklerken ''şeytanı sevdirdiği'' gerekçesiyle devamının çekilmeyeceğini duymuştum. Tabi bir Spawn hayranı olarak bu durum beni üzdü. Bu haberden sonra Ps2'ye oyunu çıktı. Büyük bir hevesle oyunu oynadım; ama açıkçası ısınamadım oyuna. Çizgi romanlarında ve filminde aldığım haz birden kayboldu gitti. Basit oynanılış üzerine oyunu rafa kaldırmama sebep oldu. Bu türde çizgi roman uyarlamaları aslında çok büyük tehlike arz ediyor. Çizgi romanın hayranları öncelikle romandaki o havayı arayacağından onları memnun etmek, filmle ve konuyla yeni tanışanları da hayal kırıklığına uğratmamak çok zor iş gerçekten. Spawn bu nedenle benim için çok önemli. izlediğim 3.cü çizgi roman uyarlamasıydı. Ve o ana kadarki en iyisiydi. Daha önceden Dc-Comics'in Flash ve Marvel'in Captain America'sını izlediğimde kendimi berbat hissettim. Çünkü bir çizgi roman ancak böyle katledilirdi. Tabi bu ozamanki düşüncelerim. Şimdi aralarına yenileri de katıldı. Konumuz Spawn'dı, ona dönelim. Spawn Mc Farlane'nin en büyük ve efsane olan kahramanı. İhanete uğradığı için ruhunu satarak karısını tekrar görmek isteyen ama şeytanın küçük bir sahtekarlığıyla ona düşman kesilen bir adamın hikayesi. Asıl ismi Simon; ama herkes onu Spawn, yani ''cehennem tohumu'' olarak biliyor. Vücudunun inanılmaz bir sağlamlık ve dayanıklılık özelliği var. Vücudunda kan yerine kozmotik saf demir dolaşıyor. Aslında ona demir demek de ne kadar doğru bilmiyorum. Çünkü normal demirden hem daha sağlam, hem de cehennem işi olduğu için saf demirden daha farklı bir yapısı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kullandığı iki de zinciri var. Bu zincirler cehennem zebanisinin ona bir hediyesi aslında. Ona fazladan iki kol işlevi sunuyor. Bu kadar özellik oyununda nedense beni tatmin etmedi. Ben böylesi bir efsaneden daha güzel ve akılda kalıcı bir şey beklerdim. Belki ilerde yapılabilir; ama önce filmini görmemiz gerekiyor sanırım.
İkinci sırada X-man serisi var. Marvel'in efsanesi kökleri aslında. 70lerde Dc-Comics firması ile olan mücadeleden doğan Spiderman ve Hulk ile birlikte çizgi roman severlere armağan niteliği taşıyor aslında. O günlerde Marvel firmasının içinde bulunduğu vahim durum git gide Dc-Comics aleyhine dönmeye başlamış, Marvelin ard arda yarattığı çizgi karakterlerle bu piyasaya tamamen hakim olmasına kadar, tüm dünya Süpermen ve Batman'in etkisi altındaydı. Zamanla ellerinden bıçak çıkartan ve Amerikalı asi adamlara benzeyen Wolverin, gözlerinden tıpkı Süpermen gibi ışın saçan ama fazla güçlü olmayan Cyclops, içinde insanlara karşı büyük bir nefret besleyen ve bu durumu 2. ci Dünya savaşı sonrası Almanya'nın yaptığı soykırımla bağdaştıran Magneto, ülkesi için Nazi Almanya'sının yaptığı deneylere maruz kalan Captain America, vücüdu en ufak bir nemle ile bunu buza çeviren İceman ve onun ateş dostu Pyro, inanılmaz güçlü Colossus, en antipatik karakter olan Juggernaut. . . bu sayı daha da artardı ama ben burada bir ara veriyorum. Bu karakterler tek başlarına birer idol haline geldiklerinde Marvel firması yılda en fazla çizgi roman basan şirket haline gelmişti. O dönemlerde X-man'i ayıran ve her karakter için ayrı çizgi roman basan firma bunun, Wolverine haricinde pek de başarılı olmadığını gördü. Çok büyük bir risk değildi aslında bu okuyucu Marvel ne çıkartırsa tüketiyordu. Artık bir markaydı Marvel. Artık sinema endüstrisine geçmeliydi. Ve Captain America ile bu furya başladı. ( Aslında daha öncesine de dayanıyor. Tv dizisi olarak The İncredible Hulk çekilmiş o dönem büyük ilgi uyandırmıştı. ) Bu çekilen film aslında yeni bir dönemin başlangıcıydı. Amerikan Sineması'nın çehresine yeni rötuşlar atılıyordu. Birbirini izleyen yıllarda Dc-Comics'in efsane film serisi Batman ve Süpermen'e kafa tutamayan Marvel bu piyasada tutunamayacağı izlenimini verdi herkese. Bu durum Spiderman'in filme çekilmesiyle birden değişti. Örümcek çocuk artık yeni efsaneydi. Onu sırasıyla X adamlar izledi çekilen seri dünyada inanılmaz bir izleyici kitlesi oluşturdu. Grubun asi adamı Logan(Wolverine) ayrı bir film olarak çekilmeye hazırlandı. Tıpkı yıllar önce gruptan ayırarak adına ayrı çizgi roman çıkartılması gibi. Bu durum Marvel'in bu piyasaya da hakim olması anlamına geliyordu aslında sırada oyun piyasası kalıyordu. Tıpkı rakibi Dc-Comics gibi onlar da oyun piyasasında pek başarılı olamadı. Film serüveni ile aynı tarihe rastlayan oyun serüveni geçen yıllar içinde ortaya pek de başarılı bir sonuç çıkarmadı. Üstelik ellerinde mükemmel kaynaklar ve konular varken. Başarısız oyunlar başarısız serüvenlerden sonra artık oyunlar yalnızca, filmlerin reklamı niteliği taşıyor basit birer promosyonu oluyordu. Oyun severlerin bu firmadan tek beklentileri en azından oynanabilirliğin ve grafiklerin başarılı olmasıydı. Bunların yerini çizgi romanlarında bile rastlanılmayan basit konular hatta konusuzluklar karşılıyordu. Git gide azalan bir başarı grafiği Marvel'in oyun sektöründe diğer büyük firmaları örnek almasını gerektiriyordu. keza rakibi Dc-comics büyük bir oyun ile flört ediyor, konsola geçişte karakterlerinin grafiklerini sanal ortama atmış bulunuyordu. Bu Marvel'e indirilmiş çok büyük bir darbedir. İlerleyen günlerde Marvel'in de böyle bir yakınlaşma veya buna benzer bir oyunla karşımıza çıkacağını tahmin ediyorum.
Oyunların bizi etkilemesinin yanı sıra filme çekildiklerinde büyük bir beklenti taşıdığımız da bir gerçektir. Şu anda piyasadaki birçok başarılı oyunun sinemaya aktarılması aklımıza şu soruyu getiriyor. ''acaba oyunu gibi başarılı olur mu?''. Bu soru aklımızı kurcalaya dursun ileride filmi çekilecek oyunlara kısaca göz atalım. Bunların içerisinde en yakını HALO. Bilginiz üzere oyun dünyasının en çok sevilen oyunları arasında zirvelerde olan Halo ve Master Chef artık beyaz perdeye aktarılıyor. Oyun severler şimdiden büyük merak içindeler. Acaba bu oyun da Doom gibi olur mu diye. Ben Doom'dan daha başarılı bir film bekliyorum açıkçası. Aslında Doom'da yapılan en büyük hata konuyu ve aksiyonu çok basite indirgemeleri. Yoksa film bana göre çok başarılıydı. Son bölümlerde tıpkı oyundaki sahnelere benzer sahneler yaşadık bu oldukça zevkliydi. Doom'u örnek alıp bir kaç basamak daha yükselteceklerine inanıyorum. Zaten ismi bile insanı cezb ediyor. Bu oyunun filmi ile ilgili bazı şakalar da yapılmıyor değil. Filmde Master Chef'i Kurtlar Vadisi'ndeki Halo Dayı'nın oynayacağı söylentileri şimdiden almış başını gidiyor o nedenle ben de dahil Master Chef'i kimin oynayacağını kimse bilmiyor. İkinci büyük bomba ise Devil May Cry. Bu oyunun sinemaya çekileceğini duyduğumda inanamadım. Çünkü basit bir konusu yok. Öyle hemen bir kaç ayda çekilemez yani. Üstelik Vergil, Japon filmlerinden birinde oynamışken. ''Nasıl yani?'' diyebilirsiniz. Ama bu denenmiş Amerikan ve Japon ortak yapımı bir filmde Vergil'in aynısı ama farklı isimde bir kılıç ustası karakter oynatılmış. Ben İMBD'den baktım saçları, elbisesi hatta yüzü inanılmaz benziyor. Bu belki bir benzetme olabilir; ama bu bile insanı oldukça heyecanlandırıyor. Bir de beyaz perdede Dante'yi görürsek sanırım gözümüz açık gitmeyecek. Oyun dünyasının bir başka mihenk taşı olan Prince Of Persia ise bu furya içinde belki de görmeye en yakın olan filmler arasında. Bu filmle ilgili söylenenler arsında son oyunundaki karakterin Prince değil de başka biri olması sebebiyle, filmindeki karakteri yansıtacağı yönünde. Ben bu filmde Abraham'ın oynamasını bekliyorum açıkçası. Yapılan ankette de açık ara önde ama filmin yapımcıları Abraham'ı değil de başka bir oyuncuyu seçecekleri için açıkçası benim büyük bir beklentim yok filmden. Ama sırf ismine bile kalsa yine de gidilir.
Sinemaya aktarılacak oyunlar arasında en önemlisi tabi ki; God of War. Oyunun ismi bile telaffuz edildiğinde insanı dehşete düşürüyor. Filme çekilecek olması ise büyük bir beklentiye yol açıyor. O nedenle filmi çekecek yönetmen ve Kratos'u canlandıracak kişiler hakkında inanılmaz dedikodular yapılıyor. Bir kısım Kratos fanı bu rolün üstesinden Vin Diesel'in geleceğinden yana tavır koymuş(ben de dahil), bir kısmı ise ona en çok benzeyen Dominic Pursel demiş. Açıkçası bu film çok büyük bir yapım olacak. Çünkü basit bir oyun değil. Oyunun inanılmaz görüntü kalitesi ortaya mükemmele yakın bir film çıkartılmasını gerektiriyor. Başrolde oynayan kişinin Kratos ile özdeşleşeceğini unutmayalım. Örneğin Wolverin denildiğinde veya Wanhelsing denildiğinde akla hemen nasıl ki Hugh Jackman geliyorsa, Kratos denildiğinde de oynayacak kişi gelmeli. Gerek yüz yapısı gerekse oyunculuğu ile bize Kratos'u yaşatmalı. Filmi izleyen kişiler oyunun gerçekçiliğini ve konusunu arayacaklar. Bu yapımcıları oldukça zorlayacak. Çünkü film için ayrı bir senaryo yazılması gerekiyor. Oyundan farklı tek sahne tüm filmi çöpe atabilir. Ayrıca Kratos'un o hareketli zincirleri filme nasıl aktarılacak. Bu oldukça zor. oyunlarında gördüğümüz komboların da yansıtılacağı düşüncesindeyim. Eğer yerinde seçimler yapılırsa karşımıza gelmiş geçmiş en mükemmel uyarlama ve efsane bir film çıkabilir. Ben Kratos'u Vin Diesel'in oynamasından yanayım açıkçası. Her şeyi es geçseniz bile adı ile filmi alıp götürür. Vin Diesel'in Riddick karakteri zaten bakıldığında Kratos'u andırıyor. Her neyse bekleyip göreceğiz ve ümit ediyorum güzel filmler görürüz.
İlerleyen günlerde, sinema ile oyun dünyasının ilişkisine birlikte bakmaya devam edeceğiz. O zaman kadar bol oyunlu günler diliyorum.
|
|
|
Her Hakkı © O Y U N L İ D E R İ . C O M Sitesinde © Saklıdır
| Çekirdek Yapı:  | Site Tasarımı: Tarık Varol | 790371 Tekil Ziyaretçiler
|
|
|