OyunLideri İçerik Özeti
OyunLideri.com Vitrini

Son 10 Haber
XBOX Live'da en çok oynanan oyunlar b...
Killzone 2 İlk Notunu Aldı
Guitar Hero: Metallica Geliyor
Hoşgeldin 2009
Battle Isle geri mi dönüyor?
Playstation HOME Hizmete Sunuldu
Street Fighter II Karakterleri LBP İç...
Command & Conquer Red Alert 3 Demosu ...
Prince of Persia'dan Elika Hakkında K...
Dead Space ve Red Alert 3 Demo

09 Ocak 2009 23:25:26 
OyunLideri.com Menü
Son 3 Ayın Lider Yazıları
Bir Delinin Mektubun...
2008 e Veda Ederken...
Tomb Raider: Underwo...
Dragon Age: Origins ...
Son Eklenen Yazılarımız

Son 20 Yazımız
Dragon Age: Origins önincel...
2008 e Veda Ederken...
Tomb Raider: Underworld inc...
Bir Delinin Mektubundan!
Call of Duty:World At War i...
Dead Space incelemesi
Tomb Raider Underworld önin...
Command and Conquer: Red Al...
Castlevania Judgment önince...
James Bond: Quantum of Sola...
Büyüklere Masallar IV: Oda ...
Lego Batman incelemesi
Brothers In Arms: Hells Hig...
Mount And Blade incelemesi
NBA 2K9 incelemesi
OSU incelemesi
Rise of the Argonauts öninc...
Resident Evil 1 incelemesi
Star Wars: The Force Unleas...
Büyüklere Masallar III: HÜCRE

Tüm Yazılarımıza ulaşmak için

buraya tıklayın

Yazı Sayacı
Bu kısımda Editörlerimizin siteye eklediği Toplam Yazı Adetlerini görebilirsiniz...
anemis 69
Helldren 56
Lordkratos 46
x-gamer 37
overlord 27
jason bourne 21
CrashSencer 10
stealth 8
snake 8
Guard 6
Re_Fan 6
kratos34 4
Agony 4
Nero Angelo 2
Tripsa 2


Bu kısımda Editörlerimizin siteye eklediği Toplam Haber Sayısını görebilirsiniz...
jason bourne 767
x-gamer 142
anemis 97
CrashSencer 49
Nero Angelo 23
blackpriest 23
keremq 16
Agony 12
snake 12
kratos34 4
Lordkratos 4
aliguven 2
overlord 1
Reklamlar


RastGele Yazılarımız


Grand Theft Auto IV incelemesi




Ninja Gaiden 2 Onincelemesi




Pusu: Uyanış incelemesi




Resident Evil 3 İncelemesi




Just Cause 2 önincelemesi




Dai Senryaku VII Modern Military Tactics incelemesi




Fifa Street 3 önincelemesi




Burnout Paradise DemoIncelemesi




Resident Evil 5 önincelemesi




Jackass: The Game incelemesi


Site istatistiği
Tekil Ziyaret: 1,025,850
Yazılarımız: 338
Haberler: 1211

 Silent Hill: Origins PS2 incelemesi

Şıkkıdı... Şıkkıdı... Dümteke Dübreke!!! Hasret sona erdi ey korku severler! Eyy Silent Hill'in o meşhur isini pusunu özleyenler... Ey o abidik gubidik yaratıkları görmek isteyenler! O halde gecikmiş de olsa müjdemizi verelim... PSP'deki çıkarmasından sonra, Silent Hill: Origins bu sefer emektar konsolumuz PS2 için geri döndü!

Playstation 2'yi ölmeden mezara koymak gibi gaflette bulunmamak gerekiyor zira emektar diye adlandırsak da kendisi her an yeni sürprizler yaparak bizleri şaşırtabiliyor. En kanlı canlı kanıtı ise hiç kuşkusuz Silent Hill: Origins ! Yeni nesil konsol sahipleri Silent Hill 5 için ağızlarının suyunu akıta dursunlar biz de önümüzde durup bizlere selam çakmayı esirgemeyen Silent Hill'e saldıralım da olsun bitsin.

PSP versiyonu ile arasında hikaye bazında pek bir farkı olduğunu söyleyemeyiz. Daha önce inceleme yazımda da belirtmiş olduğum üzere, Origin - adından da anlaşılabileceği gibi - ilk oyuna dayalı bir hikaye sunarken aslında Silent Hill oyunlarının tamamına yeni bir sıva yapıyor. Zira belki karakterimiz Travis, Silent Hill'in onca karakterinden sonra hafızalarınızda fazla yer edinemeyebilir fakat hikayenin tamamında kilit bir noktaya yerleştiğine şüphe yok.


Hikayemize gelince: Hemen hemen her oyunda olduğu gibi ( The Room hariç), karakterimiz esrarengiz bir biçimde Silent Hill'e çekilir. Silent Hill dışındaki bir çevre yolunda seyir halindeyken birden esrarengiz kızımız Alysa'nın yola atlaması üzerine, facianın eşiğinden döner. Tabii atlattığı bu kazanın ardından kamyonu da bozulmuştur. Sonuç olarak Travis'de diğer ana karakterler gibi çeşitli sanrıların da yardımıyla Silent Hill'e teşrif bulunur ve karşımıza yeniden cevaplandırılmayı bekleyen soruları, asla kalkmayan sisleri ve şekilsiz şemalsiz ucubeleri ile yeniden Silent hill portresi çıkıverir. Evet işte hikayemizin başlangıcı böyle. Farkındaysanız neredeyse hiç bir değişim ya da deformasyon yok.

Silent Hill: The Room'un damardan SH fanatiklerini pek tatmin etmediğini biliyoruz. Aslına bakılacak olursa The Room adı altında başlı başına bir oyun olarak yayınlanmış olsaydı hiç bir değişiklik olmazdı. Zira oyunda ne fenerimiz ne de radyomuz vardı. Basit detaylardır diyerek geçmemek lazım zira oyunun 2 temel unsurunun yokluğu, o bildik tanıdık Silent Hill atmosferini baltalayıveriyordu! Tabii bütün bunlar bir yana The Room , gerçekten bir Silent Hill oyunu bile sayılmazdı! Oyunda Silent Hill'i bize çağrıştıran, Walter'ın odasına asılmış 2 adet Silent Hill posteri, gazete kupürü, komşu kızının yatağındaki oyundaki tavşan ( Silent Hill 3'de bir markette karşılaştığımız) ve tabii ucundan kıyısından gördüğümüz Toluca Gölünden ibaretti. Bütün bunlara rağmen hikaye Silent Hill'in diğer öyküleri ile bağlıydı fakat oyunda maalesef o hava yoktu. Değişen envanter ve kontrol sistemi ise cabası...


İşte Origin'i şu anda önemli kılan en önemli unsur hiç kuşkusuz hikaye bazında olduğu kadar oynanış, atmosfer ve grafik bazında da köklere dönüşü sağlaması diyebiliriz. Öyle ki gerçek anlamda Silent Hill ve türevi oyun arayan lakin aradığını bir türlü bulamayanlar için biçilmiş kaftan diyebiliriz.

Tabii bütün bu özelliklerinin yanı sıra Silent Hill: Origins , kendi türüne herhangi bir yenilik de getirmiyor. Diğer bir tabirler elbette grafikler artık mortu çekmek üzere olan PS2 için oldukça kaliteli, ışık ve gölgelemenin kalitesi de bariz bir şekilde kendisini belli ediyor. Fakat buna rağmen oynadığınız oyunun Silent Hill 2 ya da Silent Hill 3 den pek bir farkı yok. Oyundaki başlangıç jeneriği, etkileşimli olarak yapılmış ve yine Akira Yamaoka imzalı muhteşem bir intro ile geçiyoruz bu kısmı fakat bu kısım ve sonrasında vuku bulan aksiyondan hemen sonra bilindik bir Silent Hill ile karşı karşıyayız. Silent Hill geleneği olduğu üzere haritamızdaki yollar yine çeşitli uçurumlarla kesilmiş vaziyette. Bütün bunlar bir yandan hoşumuza giderken diğer yandan can sıkıcı da olabiliyor. Öyle ki Origins'in ilk 2 saati büyük ihtimalle sizleri de sıkabilir. Kronik bir Silent Hill sever olsanız dahi her oyunda aynı şeyleri yapmış olmanın verdiği sıkıcılık bir şekilde sizi pençesine alıyor. Fakat biraz sabırlı olursanız oyunun kaymağını yemeğe başlarsınız. Nitekim rutin geçen ilk 2 saatin ardından hikaye şekillenmeye başlıyor, mekan çeşitliliği ve bununla birlikte ince zeka ürünü bilmeceler de ardı ardına geliyor haliyle...


Bilmeceler demişken, genellikle Silent Hill 2 bilmecelerini andırıyor. Yanii kafayı biraz çalıştırınca fazla zorlanmadan geçilebilecek türde bilmeceler hepsi. Özellikle SH2 oynayan ve oyunun bilmecelerine aşina olanların pek fazla zorlanacaklarını düşünmüyorum.

Gelelim karakter modellemelerine. Aslında çok bariz farklar yok modellemelerde. Yine hastalıklı bir zihnin ürünü olan envai çeşit ucubelerle karşılaşıyoruz. Tabii aralarda çıkan bossların da emsallerinden pek farkları olduğunu söyleyemeyiz. Aradan geçen yılların getirmiş olduğu tecrübe midir? Yoksa Silent Hill: Origins yaş sınırını biraz daha aşağı indirip oyuncu yelpazesini genişletmek için törpülen miş midir bilemem fakat Origins diğer oyunlara nazaran daha kolay ve oynanabilirlik çıtası biraz daha aşağıda bir oyun sunuyor bizlere...

Her şey iyi güzel lakin Silent Hill inandırıcılık konusunda sınıfta kalıyor. Elbette eski oyunlarda gördüğümüzde yadırgamadığımız pek çok şey günümüzde bizlere saçma gelebiliyor. Fakat Silent hill gerçekten inandırıcılığını epey yitirmiş olarak çıkıyor karşımıza. Örneğin etrafta gördüğümüz hemen her nesneyi yanımıza alabiliyoruz (Televizyon, daktilo, yazar kasa... ). Bunları düşmanlar üzerine kullanabiliyoruz iyi güzel fakat bir noktadan sonra yanımıza o kadar çok şey alıyoruz ki, bunları saklama konusunda sıkıntı çekmememiz kafalarda soru işareti bırakıyor (Diğer bir tabirle o kadar envanteri neremize sokuyoruz? 35-40 envanter taşıdığımız oluyor. ) Tabii bunun yanı sıra elimizdeki bıçak, sopa, kazma, kürek gibi silah olarak kullandığımız envanterler 1-2 düşmanı yere serdiğimizde kırılıyor. Burada devreye giren gerçekçilik ne yazık ki o envanterleri taşıma konusunda sınıfta kalıyor. Bütün bunların yanı sıra karakterimizin "hala" karşılaştığı şeyler karşısında "insani" tepkiler vermemesi de tartışma konusu!


Sonuç olarak Silent Hill: Origins hataları olan fakat diğer taraftan bu hataları örtmeye çalışan bir oyun ve hepsinden önemlisi PS2 için son demlerin yaşandığı şu günlerde çikletten çıkan bir hediye diyebiliriz kendisi için. The Room'daki hatalardan ders alınmış ve yeniden köklere dönülmüş tabii bu yapılırken biraz abartılmış ve karşımıza ikinci oyundan pek farkı olmayan bir oyun çıkmış. Tabii bu da bir geçiş evresidir. Zira Silent Hill 5 in beklenen metamorfozu gerçekleştireceğine şüphe yok... O zamana kadar Origins'in tadını çıkarın derim... Saygılarımla...

Yorumlar
anemis - 20 Eylül 2008 13:52:00
tüm yorumlarınız için;

http://forum.oyunlideri.com/silent_hill_origins_ps2_incelemesi-t2228.html

Her Hakkı © O Y U N L İ D E R İ . C O M Sitesinde © Saklıdır

   Çekirdek Yapı:
Site Tasarımı: Tarık Varol
1025850 Tekil Ziyaretçiler   
OyunLideri.com internet sitesinde yayınlanmakta olan incelemelerin, önincelemelerin, tam çözümlerin, haberlerin ve makalelerin
hepsi telif hakları ile korunmaktadır.
OyunLideri.com sitesi içeriği ile ilgili, hak ihlali olduğunda, izinsiz kullanıldığında veya
kaynak gösterilmeden yayınlandığında hukuki işlem yapılacaktır.

Creative Commons License
www.OyunLideri.com by Tarik Varol is licensed under a Creative Commons Attribution-No Derivative Works 3.0 United States License.
Based on a work at www.oyunlideri.com.



Free PageRank Checker