| Bir önceki yazımda; konsollarda ve PC'de çok tutulup, sinemaya aktarılan oyunlardan bahsetmiştim... Bu yazımda ise madalyonun diğer yüzüne; sinemada çok rağbet görüp, konsollarımıza ve PC'mize düşen oyunlardan bahsedeceğim... Aslında burada da yazımızı ikiye ayırmak mümkün: Zira 2 çeşit film etkilenimli oyun var: İlk kategoriye giren oyunlar, filmi üzerinden epey bir zaman geçtikten sonra oyunda vücut bulan materyaller; diğer kategoride ise henüz film piyasaya sürülmeden, filmin ekmeğine biraz daha yağ sürmek adına piyasaya sürülen oyunlar. İzin verirseniz yazıma ilk kategorideki oyunlardan bahsederek giriş yapmak istiyorum. Sinema filmlerinin oyunlara indirgenmesi yeni bir şey değil... Hatta şöyle söyleyebiliriz ki; bu anlayış PC lerimiz eli yüzü düzgün oyunlar çalıştırmaya başladığı vakitten beri var. Sadece PC lerimiz de değil; Sega da, Amiga da hatta eski atarilerimizde bile var olan bir anlayış. Zira türün eli yüzü düzgün ilk örnekleri de aynı şekilde Jurassic Park, Terminatör 2, Ninja Kaplumbağalar olmuştur. Hiç kuşkusuz bu günkü ticari anlayış o dönemlerde de mevcuttu fakat yine de ortada bir "Ruh" vardı ve o ruha sadık kalınmaya çalışıldığı da su götürmez bir gerçekti. Zamanında 2D formatındaki bu oyunları oynayıp eğlenirken kimin aklına bu günkü teknolojik konum gelirdi ki? Yıllar geçtikçe eski filmlerin oyunları da piyasaya sürülmeye başladı. İlk başlarda teknik donanımın da el verdiği üzere animasyon filmlerinin oyun formatı daha cazip geliyordu fakat yıllar geçtikçe bu anlayış değişti. Kesin konuşmak istemem ama akranım veya yaşı bana yakın olanlar, oyun deneyimlerini de benimle aşağı yukarı aynı yaşlarda yaşamaya başlamış kişiler için hiç kuşkusuz "oyuncu" kimlikleri ile altın çağlarını yaşadıkları yıllar 1995-2002 yılları arasıdır. Zira bakınız ki aynı yıllar konsollara (ve nispeten gölgede kalmış olsa da pc ye), orijinal fikirli oyunların hakim olduğu yıllardır. Şu bir gerçek ki; oyun tarihine damgasını vuran oyunlar bu yıllar arasında çıkmıştır. Hem uzak doğudan hem de batıdan gelen o kadar çeşitli fikirler üzerine kurulu oyunlar vardır ki piyasada... Oyun severler için gerçekten inanılmaz deneyimler söz konusu olmuştur bu yıllar arasında. Lakin zaman geçtikçe fikirler tükenmeye başlar ve piyasaya birbirinin klonu ve senaryo ya da görsellik açısından birbirine çok fazla benzeyen oyunlar devri başlamıştır. İşte bu dönem akıllara yine "sinemadan, kitaptan ya da çizgi romandan" uyarlama oyunları getirmiştir. Hele ki son dönemde sinemadan uyarlanan oyunlar konusunda "sapıtılmış" vaziyete gelinmiştir. Çok iyi hatırlamaktayım ki Godfather gibi bir filmin oyununu sabırsızlıkla beklerken, diğer taraftan da "Olur mu öyle saçma şey ya ne alaka? böyle bir filmin oyunu olur mu?" dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Zira Godfather hatırladığım en masum örnek olsa gerek ki yapımcılar işi iyice abartıp "Scarface", "Reservoir Dogs" gibi kült filmleri de oyun sektörüne bulaştırmaya karar kıldılar. Bu, aslen filmlerin hayranları üzerinde kar sağlaya çalışan son derece müdahaleci bir hareketti zira oyunları da tıpkı filmleri gibi seven kesimler de oldu. Bu durumu şöyle açıklayabiliriz... Tıpkı sinema ya da müzik sektöründe olduğu gibi; oyun sektöründe de büyük bir arz-talep meselesi mevcut. Talep olduğu sürece filmlerin yaşattığı ruha bakmadan müdahaleye devam edilecektir. Zira sinemadan uyarlanan oyunların güzel örnekleri; oyundan sinemaya uyarlananlara kıyasla daha fazladır. Örneğin; Yüzüklerin Efendisi serisinin ilk filmi olan Yüzük Kardeşliği haricindeki (oyun filme yakın zamanlarda çıkmış olmasına rağmen kitap baz alınarak yapılmıştır) uyarlamalarıyla başarılı bir örnek olmuştur. Özellikle "Return Of The King" ve tabii ki "The Battle For Middle Earth" son derece başarılı birer örnektir. Aynı şekilde benzer konseptten Yıldız Savaşları (ki piyasada genellikle "Genişletilmiş Evren" çerçevesindeki oyunların kaliteli bulunmasına rağmen Episode I-II ve III'ün tatmin edici olduğunu söylememiz mümkün. Bu iki jenerasyonun oyunlarının filmlerden önce (TBFME hariç) piyasaya sürüldüğüne bakılacak olursa, yine aynı kuşağın baş tacı ettiği Matrix'in izlediği yol oldukça farklı bulunabilir. Zira ilk olarak "Enter The Matrix" ile hem filmdeki (hem de filmdeki boşlukları doldurmak amacıyla oluşturulmuş Animatrix'deki) pek çok olayla bağlantılı olarak, bir sonraki film hakkında da ipuçları vermeyi başaran (fakat pek çok kesim tarafından tatmin edici bulunmayan) bir oyun olduğunu söylememiz mümkün. Zira Matrix'in daha sonradan online bir oyun haline getirilmesine de kimse şaşmamıştı. Diğer bir deyişle Matrix temalı oyunlar fenomen birer oyun olmayı başardıklar lakin yine de beklenen ilgiden mahrum kaldılar. Son olarak halkasına "Path Of Neo'yu" ekleyen Matrix, "Re-Entered" ile ilintili yeni bir oyunla daha bizi PC başına mıhlamayı planlıyor. Matrix gibi altın yumurtlayan tavukların kaderi de nispeten budur diyorum. Tabii örnekler daha vasat fakat daha genç kitleyi ilgilendiren oyunlara bakınca sığlaşıyor. Örneğin; Constantine, Eragon, Transformers, Bad Boys, Terminatör 3, Örümcek Adam 2 (Pc Versiyonu dersek yanılmış olmayız zira Ps2 versiyonunun son derece tatmin edici olduğu söylenebilir) Van Hellsing ve tabii daha aklıma gelmeyen pek çoğu. Bazı oyunların hafızamıza pek yer kazımadığı açık. Zira zamanında 2D ekranda, kare kare görüntülerine rağmen Robocop, terminatör, Jurassıc Park ya da Escape From Alcatraz gibi oyunları oynarken ayrı bir keyif almamızın sebebi neydi? Sanırım sırf pazarlama aracılığı ile tazeliğini yitirmiş piyasa kaşarlarına dönmemiş olmalarıydı. Nitekim günümüzde filmlerin oyunlara indirgenmesi -dediğim gibi- o kadar sığ bir hal aldı ki; artık filmin isminin bile alakasız bir oyuna dönüşmesi ( misal "300 Spartalı") mümkün kılınır oldu. David Fincher'ın başarılı yönetimi ile "Tüketici Toplum" modeline bas bas bağırarak karşı çıkan "Fight Club" ın bile o toplum modelinin oyuncağı haline getirilerek, son derece yavan bir "dövüş" oyunuyla karşımıza çıkması ise yenilir yutulur cinsten bir olay değil!!! Nightwatch'ın sağladığı başarıdan dolayı devam filmi "Daywatch'ın da sömürü yollu bir oyuna -ki devam filminin bile başlangıçta filmde var olan ana fikirlerle alakası olmadığı rivayet edilmekte, sanırım işe ne zaman Hollywood parmağı bulaşsa bir şeyler orijinalliklerini yitiriyor- dönüştüğünü söylersem hata yapmam herhalde. Bunların dışında Hollywood yapımlarından ve tarihi verilerden yola çıkarak (fikir alarak diyelim) oluşturulmuş oyunları da es geçmemek lazım. Zira Medal Of Honor ve nispeten Call Of Duty'i bu kategoriye koymak hiç de yanlış olmaz diye düşünmekteyim. Hatta bizlere esinlendikleri film sahnelerinden çok daha heyecanlı ve sağlam çatışma anları yaşattıklarını söyleyebiliriz. Peki ya korku? İlk aklımıza gelen çocukluk yıllarımızın baş tacı "Evil Dead" sanırım. İlk olarak PSX de boy gösteren Evil Dead sonrasında konsollar ve PC için gelen Evil Dead: Regeneration ile işi iyice makaraya dökerek ciddiyetini kaybetmiş olsa da açıkçası bizi eğlendirme planını başarıyla hayata geçirmiş oldu. Peki "The Thing" den nasıl bir oyun çıkabilirdi? Evet... Doğru cevap: "Alakasız". Zira The thing söz konusu olduğunda ortaya çıkan sonuç yine tatminsizlik yaratan ve filmin hayranlarını hiçe sayan bir materyaldi. Tabii bütün bunların arasında "Da Vinci Code'un" bile kendine yer bulmuş olması gözlerimizi yaşartmıyor dersek herhalde yalan olur. İşi sırf eğlenceye döken oyunlardan diğeri ise Yine Yıldız Savaşların'dan geldi. Fakat ilginç bir biçimde tam konsepti içine edeceği düşünülürken neredeyse bütün Yıldız Savaşları hayranlarının bağrına bastığı bir oyun oluverdi. Evet Evet... "Lego Star Wars" dan bahsediyorum. Koca Kafalı bir Darth Vader'ı kontrol etmenin verdiği abuk bir heyecan eşliğinde oynanan bir oyun olduğunu da inkar etmem imkansız. Son olarak Hollywood'da, son dönemde çizgi romanlardan uyarlama filmlerin cirit attığı bir gerçek ve vizyona giren her uyarlama film tabii ki öncelikle bizlere pazarlama harikası bir oyun olarak sunuluyor. Örümcek Adam, X-Men gibi başarılı (başarılı olmasa da hayranlarının sevgisi sayesinde başarılı gözüken) oyunların yanı sıra Batman: Begins, Superman Returns, Daredevil, Fantastic Four ve nispeten Hellboy, Constantine, Blade 2 gibi vasat ve altındaki örneklere de rastlamamız mümkün... Yazımın sonlarına yaklaşırken, genellikle en düşük puan alan sinema uyarlaması oyunların şaşırtıcı bir biçimde animasyon filmlerinden çıktığını söylemeden edemeyeceğim. Üstelik vizyona giren her animasyon filminin kendisinden öncekinin rekorunu kovaladığını düşünürsek oldukça garip. Misal; Shrek (ki o da konseptini saptırıp üstüne bir de dövüş oyunuyla çıktı karşımıza), The Incredibles, Brother Bear, Barnyard, The Cars, Toy Story, 101 Dalmatians ve daha aklıma gelmeyen onlarcası... Genel anlamda hitap ettikleri yaş grubundan kaynaklanarak özensiz oyunlar piyasaya sürdüklerini düşünebiliriz zira hemen her animasyon filminin akabinde bir oyunla selam çakması artık o kadar sıradan bir durum haline geldi ki; öyle sanıyorum bu süre zarfı içerisinde yapımcılar piyasaya "oyun" sürdüklerini unutmaya başladılar...
Sözün özü; Sinema sektörü hayatımızda var olduğu sürece -iyi veya kötü- karşımıza oyun formatında da çıkmaya devam edecek. Hollywood'un artık parayı hamudunla götürebilmek için sinema sektörünü her alana yaydığı ( Soundtrack albümleri, o albümlerin ekstra versiyonları, DVD lerin hemen hepsinin artık "ekstra sahneler içeren versiyonları ile izleyiciyi sarmalaması, fan kulüpleri, internet siteleri, hediyelikleri vs vs... ) gibi oyun piyasasından da istediğini çekip almaya başladı. Bu anlayış var olduğu sürece oyun dünyasını daha "basmakalıp" oyunlar bekliyor demektir... Saygılarımla... |