| Bu oyununun incelemesini yazarken insanın ister istemez ey gidi ey diyesi geliyor. Sene 1999 (tabi oyun 98’de çıktıydı). Arkadaşıma gitmiştim. Yepyeni bir bilgisayar almıştı: PII 350 Mhz (yürü be...). Abisi oyunu çoktan yüklemiş, oynamaya başlamıştı. Bizde izliyorduk tabi çömez takımı olarak. Ama izlemesi bile ayrı bir zevkti. Duruma göre maksimum 8 kişilik bir takımı kontrol ediyorduk. Her bölüme başlamadan önce nerdeyse aklınıza gelen her silahı, üniformayı seçmemize imkan veren bir ara yüz çıkıyordu. Hatta mekanın haritası üzerinden operasyonun planını dahi yapabiliyorduk. Sonra da oyuna dalıyorduk. Ama o da ne, oyun çok zordu. Default ayarlarda silahımız hedefe otomatik kilitleniyordu. Bize sadece farenin sol tuşuna tıklamak kalıyordu. Ve %90 olasılıkla bir mermiyle ölüyorduk tıpkı teröristler gibi. Buradan çıkardığımız sonuç da şuydu: Bu giriş uzun oldu(!!). Aradan geçen seneler boyunca daha bir sürü R6 oyunu çıktı. İçlerinden özellikle R6 Raven Shield’i bulursanız hala çekinmeden alıp oynayabilirsiniz. Lockdown faciasını saymazsak, seri kalitesinden hiç ödün vermedi. Derken Rainbow 6: Vegas çıkageldi. Ama bu sefer bildiğimiz R6 oyunlarından çok farklı. Asıl soru ise bu farklılık iyi yönde mi kötü yönde mi?
 Önce nedir bu oyunun konusu? Biz, ki adamımızın adı Logan Keller, özel tim olarak çıktığımız bir görevde iki takım arkadaşımızı teröristlere kaptırırız. Daha biz onları kurtaramadan üstlerimizden acil Las Vegas’a gitmemiz gerektiğini öğreniriz. Orda bize katılan yeni iki elemanla görevlerimize devam ederiz. Ne iş ki Vegas’ın ardındaki teröristler bizim iki adamımızı rehin alanlarla aynıdır. Derken iş kişiselleşir bir nebze. Daha sonra işlerin göründüğünden daha karmaşık olduğunu öğreniriz falan... Oyunda arada sırada ekranın sol üst köşesinde beliren ufak videolarla oyunun konusu hakkında yeni bilgiler ediniyorsunuz. Yapmamız geren görevler de yine bu yolla helikopterdeki hanım kızımız aracılığıyla bize bildiriliyor. Dedikten sonra işin grafiklerine dalalım isterseniz. Oyunumuz Unreal motorunu ve Ageia Physix motorunu kullanıyor. O yüzden genel anlamda oyunun grafikleri konusunda hiçbir sıkıntı yaşanmıyor diyebiliriz. Gerek karakter animasyonları gerek silahlardaki detaylar ve gerek çevredeki irili ufaklı detaylar gözümüzü boyamaya fazlasıyla yetiyor. Oyunda HDR kendini belli ediyor. Işık yoğunluğu farklı ortamlar arasında gidip geldiğinizde görüntüdeki ani değişikliği rahatça fark edebiliyorsunuz. Grafiklerin en başarılı olduğu alanlardan birisi kesinlikle ışıklandırma efektleri diyebiliriz bu bağlamda. Ama şahsi kanaatimce fizik konusunda hala oyunlar Half Life 2 kalitesine erişemedi. Ne bileyim bir el bombası attığınızda tamam camlar kırılıyor, adamlar gerekli yönlere doğru 2.80 uzuyor ama gazinodaki diğer alet edevat yeterince etkilenmiyor gibi geldi bana.
Bir diğer konu da, ki bir konsol oyununda affetmeyeceğim yegane sorundur, oyunda frame problemi var. Hatta oyunun ilk bölümünde helikopterden inip caddeye dalarken kendini bariz belli ediyor. Oyunun belki %99.9’unda bir sıkıntı yaşamayacaksınız ama bazı yerlerde oyunun FPS değeri düşüyor. İşin enteresan yanı takılan yerlerden bir tanesinin diğer mekanlara oranla sade bir yer olması. Yani frame değerini düşürecek bir sebep bulamadım ben. Demek ki oyunda bazen frame sıkıntısı yaşabiliyormuşuz ya da benim PS3’üm bozuk (hele bir bozuk çıksın...!!!).
 Peki müzikler nasıl? Sesler nasıl? Müzikler konusunda oyun işini yapıyor. İlk bölümlerde caddelerde falan dolaşırken oyunda müzik olmuyor haliyle. Ama ne zaman işin Vegas kısmı başlıyor o zaman kumarhane ve gazinolarda duymayı bekleyeceğimiz hoş müzikler o ağır çatışmalarda bize eşlik ediyor. İşin ses kısmı biraz problemli. Tamam oyunda ses çıkması gereken her şeyden uygun ses çıkıyor (?) ama tonlamada biraz hata var. Mesela sol üstte arada sırada geliyor dediğim kısa videolardaki sesler oyunun diğer bütün seslerine oranla çok daha yüksek sesli. Adamlarınızın sesi mesela kısık geliyor, sesi açayım diyorsunuz, bu sefer o yüksek sesli görüntülerden geliyor ve içerden anneniz R0;oğlum yeter ya, bıktımR1; nidaları atıyor. Gelelim işin en önemli kısımına: Kontroller. Neden en önemli kısmı diye soracak olursanız, oyunun eski R6’lerden en büyük farkını kontrolleri oluşturuyor. Oyunun bel kemiğini oluşturan faktör, oyunda bulacağınız nesnelerin arkasına dayanarak gerekli yönden ani çıkışlar yapıp ateş edebilmeniz. Bu özellik ilk kez bu oyunda kullanılmıyor tabi ama kullanılması artık şart olmuştu. Çünkü R6 gibi bir oyunda saklanmadan direk dalarak hayatta kalma olasılığınız nerdeyse imkansız, en azından klavye ve mouse olmadan. O yüzden kesinlikle oyunda bulacağınız nesnelere siper alarak ani çıkışlar yapıp düşmanı indirme yoluna gidin. Yapımı da oldukça kolay. Siper olarak kullanacağınız nesnenin yanına gelip L1 tuşuna basılı tutmak suretiyle adamınızı oraya sırtüstü dayandırıyorsunuz. Daha sonra sol analogla adamınızı istediğiniz yöne yönlendirip o yönde ani çıkış yapıyorsunuz. R1 klasik ateş işlevini üstlenirken R2 de bombalarınızı kullanmanızı sağlıyor. Tabi Siper aldıktan sonra eğer analogla çıkış yapmadan ateş ederseniz kör atış yapıyorsunuz. Yani elemanımız rastgele o yöne doğru mermi yağdırıyor. Düşman yakındaysa oldukça işe yarayan bir fonksiyon. Oyunda üçgen silahımızı değiştirmemizi sağlıyor. Eğer basılı tutarsak elimizdeki silahların ve bombaların bir listesi çıkıyor.
Silah olarak normal tabancanın dışında en fazla iki silah taşımamıza izin verilen oyunda istediğiniz taktirde öldürdüğünüz bir düşmanın silahını üçgene basılı tutarak alabiliyorsunuz. Diğer taraftan kare şarjör değiştirmenizi sağlıyor. Eğer basılı tutarsanız elinizdeki silahın diğer fonksiyonlarını gösteren bir menü çıkıyor: Mesela susturucu takmak ya da silahı ful otomatikten tek atışa çevirmek gibi. X tuşunun action vazifesini üstlendiği oyunda daire ile de gece görüşü ya da termal görüşünüzü aktifleştiriyorsunuz. Hazır hepsini söylemişiz (biliyorum baydı) L3 eğilmenizi R3’de silahın zoom özelliğini kullanmanızı sağlıyor. Haa, L2’de harita.
R6, taktiksek FPS’nin öncüsü olarak oyunu takım olarak oynamamızı gerektiriyor. Tabi adamlarınızı bırakarak tek başınıza ilerlemek de mümkün ama ekibinizi doğru şekilde kullanmak oyunu daha rahat şekilde oynamanızı sağlayacaktır. İşin güzel yanı ise takım oyunun önemli olduğu bu oyunda komutları vermek oldukça kolay. Select tuşu ile adamlarınızı ofansif ya da defansif yaparken aşağı yön tuşuyla da size takip etmelerini ya da durmalarını sağlıyorsunuz. X tuşunu kullanıp adamlarınızı istediğiniz yere gönderebiliyorsunuz. En önemli fonksiyon ise kapı gibi yerlerde X tuşuna basarak adamlarınızı hazırlanma komutunu veriyorsunuz ve daha sonra çıkan ufak menüden istediğiniz komutu yön tuşları vasıtasıyla veriyorsunuz. Çatıdan iplerle inip tüm takım aniden camları kırarak içeri dalmak gibi hoş görüntüler görmek için takımınızı kullanmanızı tavsiye ederim. Bu kadar basit bir oyun işte.
 Bir de belirtmek lazım oyunda Sixaxis’in o hareket sensörü de unutulmamış. Ama keşke unutulsaymış. Neden? Şimdi bu oyunda kapıların altından kamerayla içeriyi gözetlemek ve eğer isterseniz L2 tuşuna basmak suretiyle içerideki ölecek arkadaşları belirleyip (bunu siper halinde de yapabiliyorsunuz) adamlarınıza kolaylık sağlamak gibi bir fonksiyon mevcut. Kamerayla içeriyi gözetlerken etrafa bakmak için ise sixaxis’in kendisini kullanıyoruz. Olaya analitik geometri perspektifiyle yaklaşacak olursak, y ekseni etrafında + yönde kolu çevirirsek sağa - yönde çevirirsek de sola bakıyoruz. Aynı şekilde x ekseni etrafında kolu çevirerek aşağı yukarı bakıyoruz. Ama kolu çevirmek olmamış be. Keşke yine sağ analogla bu işi halletseydik. Yani kısaca arada kaynamasın bu fonkiyon denmiş ama pek de rahat olmamış. Siper olayının artık şart olduğunu söylerken kastettiğim şeye gelirsem o da şu oluyor: Önceki R6 oyunlarını oynayanlar hatırlayacaktır (Lockdown hariç), R6 oyunları gerçekçilik üzerine yapıldığı için düşmanlarınızı genellikle bir mermide indiriyordunuz ama siz de bir mermide iniyordunuz. Fakat işi konsollara taşıyınca tabi bu durumun değiştirilmesi icap ediyor. Peki nedir Vegas’ta yapılan bu değişiklik? Şöyle bir şey: Bu oyunda art arda mermi yemediğiniz sürece ölümsüzsünüz arkadaşlar. Tıpkı Call of Duty 2’den hatırlayacağımız gibi oyunda bir sağlık göstergesi falan yok. Onun yerine siz mermi yedikçe görüntü blurlaşıyor ve daha sonra kararıyor ve daha sonrası malum. Ama o malum kısımdan önce saklanırsanız birkaç saniyede mucizevi şekilde 0 km oluyorsunuz. Benim şahsi fikrimi soracak olursanız R6 oyunu ile bu sağlık sistemi çakışan iki unsur olmuş ama şunu da itiraf ediyorum ki diğer türlü oyun oynanamazdı. Aynı durum takım arkadaşlarınız için de geçerli. Bu arada düşmanlarınız hala eski R6’lerde olduğu gibi 1-2 hadi şanssızsınız 3 mermide gidiyor. Peki oyunun multiplayerı nasıl? Kesinlikle çok büyük. Bir kere oyunu iki kişi Co-op oynayabiliyorsunuz. Tabi ekran ikiye bölününce biraz sıkıntı oluyor ama o kadar da olsun. Diğer taraftan oyunla gelen broşürden de göreceğiniz üzere oyunda 10 farklı multiplayer modu var. Bunların arasında Attack and Defend gibi iki takımın bir görevi yapabilmek için birbirleriyle kapıştığı, Team Survival gibi yine iki takımın birbirini avladığı ve takımlardan biri tamamen ölünce kazanılan (bunda yeniden dirilme yok yani), Sharpshooter gibi herkesin tek olduğu en çok öldürenin kazandığı farklı şeyler mevcut. Ama bence en güzelleri Co-op story modu. Tek kişilik oyunda normalde siz de dahil 3 kişilik bir takımı kontrol ettiğiniz oyunda eğer bu modu seçerseniz internet üzerinden 4 kişiye kadar story modunu çoklu olarak oynayabilirsiniz. Oyun Headset destekli olduğu için bir yandan oynarken bir yandan muhabbetinizi de yapabilirsiniz. Hele bir de 4 tanıdık oynarsanız keyfinize diyecek yok. Kısaca oyunun multiplayer fonksiyonu fazla iyi olmuş. Tek sıkıntısı Resistance: Fall of Men gibi çok oynayanının olmaması henüz. Bu yüzden internette maç ararken bulamayabiliyorsunuz.  Dönüp bakıyorum da bu yazı galiba çok uzadı. Ama eklemeden edemeyeceğim bir diğer husus da oyunda iki farklı zorluk seviyesinin olduğu. Zor olanı eğer seçerseniz oyun daha fazla hırs yapmanıza sebebiyet veriyor. Bu arada oyunda bölüm aralarında helikopterle uçarken ekipmanınızı değiştirebiliyorsunuz. Yapay zeka konusunda da sıkıntınız olmasın. Kabak çiçeği gibi ortalığa serildiklerini söyleyemeyiz. Bu siper meselesini onlar da sık sık kullanıyor. Galiba başka bir şey kalmadı. Ve nihayet sonuç paragrafı: Oyun genel anlamda albenisi yüksek bir eser. Ama eksikleri de belirttiğim gibi yok değil. Ses tonlarındaki dengesizlik, frame değerlerinin bazı yerlerde düşmesi, siper alırken kontrollerin bazen birbirine girmesi gibi hatalar oyunun iyi taraflarının yanında görmezden gelinebilir. Ama yine de oyunda bir altın klasik potansiyeli tadı alamadığımı itiraf etmeliyim. Hani bir puan versen ne olurdu diye sorarsanız 100 üzerinde 86.52 diye yanıtlarım. Eğer oyunu bulabilirseniz (Ben bu yazıyı yazarken oyun henüz Türkiye topraklarını adımını atmadıydı) kaçırmayın derim. Eğer alırsanız bana da haber verin. 4 kişilik Co-op çeviririz belki bir ara... |