| Güneşin doğuşu onun için farklı bir anlam kazanmaya başlamıştı. Güneşi sevmiyor, geceyi özlüyor, New York’un pislik içindeki dar sokaklarında zamanını geçiriyordu. Bazen bilincini kaybediyor, yere yığılıp kalıyor, gözlerini bambaşka bir yerde açıyordu. Acısını dindiremiyor, kendine hakim olamıyordu. Onun istediği masumların ölümünü görmek değil, kendisi gibi olanların ortadan kalkmasıydı. Yani, binadan binaya atlayan, arabaları savurup uçuran, ışıkları söküp fırlatan, diğer yaratıkların, diğer mutantların...Ve sadece bu yüzden, inanılmaz gücüyle ve hareketliliğiyle birlikte, göz bebeğinde canlanan olaylara cevap veremiyordu, o artık yarı ölü, yarı canlıydı.  New York Sokaklarında Aksiyon Dolu Bir Macera Oyunumuzun ana karakteri tahmin ettiğiniz gibi Alex. Alex, insanüstü güçlere sahip olan bir mutant olmakla birlikte, kendine zarar vermek isteyenleri öldürmek isteyen bir kişilik. Ki en büyük yeteneklerinden biri, öldürdüğü insanların geçmişini ve ruhunu emmesi, onların duygularına sahip olması, onların güçlerini ele geçirmesi. İçeriden bakıldığında böyle tarif ettiğimiz bir mutant, aslında dışarıdan bakıldığında sakin, ruhsuz, beyaz kapşonlu ve deri montlu bir genç. Ama iç yüzü, bize çektiği acıları anlatmakla birlikte, çizgisellikten uzaklaşmış mükemmel bir maceraya sürükleyici kapı deliği olarak karşımıza çıkıyor, onun güçleriyle o kapı deliğinden önümüze bakıyor, gelecek maceraları görebiliyoruz. Savaş Sisteminin Oyun İçindeki Hali Alex’in, yeryüzüne vaat ettiği tek şey savaş. New York gibi bir beton ormanında bir mutant olarak yaşamak, haliyle iç çatışmalara neden oluyor. Küçük kıvılcımlardan alevlenen bu savaşlara karşı oluşan müthiş çevre etkileşimi, oyuna apayrı taze bir hava katıyor. Sokaklardaki insanlar, bizim için bir ayaklı ansiklopedi haline geliyorlar adeta. Onların davranışlarından, alevlenecek her bir fikir anlaşmazlığını tahmin edebiliyor, buna göre önceden önlem alabiliyoruz.  Ayrıca, GTA’nın klasik kurgusu gibi, savaş sırasında ya da daha sonra belli noktalara gidip ek görevler alabileceğiz. Ama yapımcı firmanın önemle üstünde durduğu konu ise, bu görevlerin “herhangi bir noktaya falanca dakikada git” kadar sıkıcı ve basit olmayacağı. Ek görevler, oyun hikayesinin bütünlüğünü toparlayacak, bize keyifli dakikalar yaşatacak. Değinmek istediğim bambaşka bir konu ise, savaş sisteminin bazı durumlarda ipin ucunu kaçırması olacak. Ortama göre ordudan aldığımız isabetli binlerce kurşundan hiçbir yara almadan hareketlerimize devam edebilmemiz, bana göre büyük bir mantık hatası. Bir mutant olsak bile, bu durum oyun içerisinde gerçekçiliği sıfırlayacak gibi gözüküyor. Umarım çıkış tarihine kadar bu büyük sorunun üstesinden gelirler. Grafikler ve Sesler Ne Durumda? GTA IV’deki NY kullanımı gibi, Prototype’da bize şehrin büyüsünü tam olarak aktarabilecek. Örneğin, Özgürlük Anıtı çevresinde senaryo gereği yapmamız istenilen çeşitli görevler bulunacak. Bu nedenle, tümü birebir aktarılmış detaylı bir şehir bizleri bekliyor olacak. Şu anda ise oyunun ekran görüntülerini veya videolarını incelersek, müthiş bir ortam tasarımını rahatlıkla fark edip en küçük ayrıntısına kadar sokaklarda hasarları; sisli, bulutlu ortamı görebiliyoruz. Yapımcıların açıklamalarına göre oyunda büyük olasılıkla rock türü parçalar kullanılacak. Oyun içi sesler dahilinde ise Alex düşmanlarını sinek gibi yakalayıp ezerken kendi kendine şakalar yapabilecek. Kapanış Sözleri Maalesef bilgilerimiz bu kadarla sınırlı bir oyundan, böylesine heyecanlı bir macera beklemek oyunun kaliteli olacağının sinyallerini veriyor. GTA vari özgür hareketleriyle kanımızın çabuk kaynayacağını düşündüğüm Alex’e buradan iyi dileklerimle veda ediyor, sizlerden ayrılmadan Prototype’da olası bir co-op modu beklendiğini de belirtmek istiyorum. Bol aksiyonlu günler, saygılar… |