Fifa ve PES tartışması, yıllardır süregelen, ister istemez futbolun sanal piyasasını hareketli tutan, hatta çeşitli gruplara bile ayıran bir tartışmadır. Bu bambaşka tartışmayı, adeta görüş çatışması diye açıklayabiliriz. Bir ortamda hem PES’i seven, hem de Fifa’ya hayran iki kişi olursa savaş meydana gelir. Firmalar da karşı karşıya gelir bu sırada. İşte EA, 2008 yılının ilk adımını başarılı bir şekilde attı atacak derken, Konami yine PES’le bindi Fifa’nın üstüne. Bu çatışmanın arasında kalmadan, yavaş yavaş yeni PES’e el atmaya başlayalım isterseniz...
Üç Ana Mevkii: Defans, Orta Saha ve Forvet Pro Evolution Soccer’ın bu yeni versiyonu, beraberinde birçok pozitif görüşü de sürüklerken, haliyle bazı eksikleri de beraberinde getiriyor. Bu eksilere gelmeden önce, incelememize olumlu konulardan başlayalım. İlk olarak sahadaki dağılım daha belirgin bir şekilde kotarılmış oyuna. Maça başladığınız andan itibaren oyuncular kazık gibi durmak yerine daha hareketliler ama yetenekleri oynadıkları mevkilere göre değişiyor. Örneğin; forvetteki bir oyuncuyu rakip korner kullanırken kendi ceza sahanıza çekmeniz, pek bir değer ifade etmiyor. Kalemize gelen ataklarda defans oyuncularıyla karşı koymalı, orta bölgelerde orta saha oyuncularıyla baskı yapmalı, gole de forvet oyuncularıyla gitmeliyiz. Diğer yönden bahsettiğim üzere mevkilere göre oyuncularımızla oynamazsak, ataklarımızdan ve baskılarımızdan sonuç alamamak, topu kendi filelerimizde görmek olası. Başka bir alandaki yenilik ise savunmada ya da atakta yapabileceğimiz hakemi yanıltmaya yönelik küçük hareketler. Bu küçük aldatmacalarla kendinizi yere bırakabilirken hafifçe rakibi formasından çekebiliyoruz ki; bu durum bazen bize dezavantaj olarak yansıyabiliyor. Ronaldinho gibi yıldız futbolcuları tutarken bu aldatmacalara başvurmamız bizim başımızı fena halde derde sokuyor, bir bakmışız adam çalımı basıp geçmiş, biz de kırmızı kartla soyunma odasının yolunu tutmuşuz... Sahadaki en önemli görevlerden birini üstlenen yegâne kişilik kalecilerdir. Pro Evolution Soccer 2008’de kalecilerin hareketleri, fizikî yapıları ve refleksleri çok iyi aktarılmış oyuna. Buffon, Dida gibi tecrübeli ve ün kazanmış kalecilerin topu kendi ağlarında görmeleri haliyle daha zorlaşıyor. Kalecilerin toplara atlamaları, canla başla çabalamaları, topları yumruklamaları, korner atılırken ön ya da arka direği tutmaları gerçekten maç sırasında oyuncunun gözünü çok hoş ve gerçekçi bir şekilde geliyor. Sınavdan A,B,C ya da D Almak Önemlidir Oyuna kazandırılmış yeniliklerden birisi de alfabetik gösterimde puanlama. Alfabetik gösterim, takımımızın oyuncularına uygulanmış. Oyuncular tecrübelerine ve yeteneklerine göre harfle gösteriliyorlar. Brezilya gibi bir takımda nasıl A dereceli oyuncular fazlaysa, Boca Juniors gibi bir takım da D harflilerden kurulmuş oluyor. Bu derecelendirme sistemi son yıllardaki Fifa’larda bulunan “Team Chemistry” özelliğini de akıllarımıza getiriyor. Füze Gibi Şutlarda Top; Ya Taraftarın Elindedir, Ya da Filelerde Sanal ortamda değil de, gerçek maçlarda abartılı şutları da görürüz, füze gibi kaleye giren şutları da. PES 08’de bu işlemi ayarlamak biraz zorlaştırılmış. Roberto Carlos gibi futbolcularla topa vurursanız ve hızı uygun olarak ayarlamışsanız, topu rakibin filelerine bırakmak gerçekten de çok kolay oluyor. Ama ortada şöyle bir durum var ki, ufak kaymalarla attığınız şutla top taraftarlara da ulaşabiliyor. Yani, maç sırasında hız dengesini denemelerinizle bulup belirli bir çizgide ilerlemeniz, akla yatan en uygun yol bu oluyor.  Grafikler, Sesler ve Multiplayer Ne Durumda? Birçok kişi ( PES yandaşı olsa bile ) Fifa’nın grafiklerdeki üstünlüğünü kabullenmiş durumdadır. Fakat bu yıl dengeler yavaş yavaş eşitleniyor bana göre. PES’te oynanabilirlikle yoğrulmuş kaliteli grafikler, gerçekten de oynanışa büyük ölçüde etki ediyor. Taraftarların bayrak sallamaları, Meksika dalgaları bize olumlu ya da olumsuz yönde etkilerken, yağmurun düşüşüne, yerde oluşan su birikintilerine, oyuncunun faule maruz kaldığı zaman yerde kıvranış anında oluşan bu şaşırtıcı küçücük grafik detaylarına takılmamak gerçekten de mümkün değil. Sesler ise bizi maç havasına sokan ikinci önemli kavram. Taraftarların tezahüratları, bağrışmalar, yedek kulübesinden gelen taktikler, boğucu bir hava koşulunda oluşan suskunluk, gerçeğe inanılmaz yakın. Menülerde ise çalan parçalar çok geniş bir yelpazeye oturtulmuş. Kendi zevkinize hitap eden bir müzik bulacağınıza eminim. Çoklu oyuncu ise oyunda zaman geçirebileceğiniz bir başka bölüm. Ekranda PES gibi bir futbol oyununu arkadaşlarla oynamak, gerçekten de insana büyük zevk verir. Okuldan veya işten sonra, arkadaşlarla buluşup rahat koltuklara uzanıp turnuva düzenlemek, çoğu oyuncuya göre tarihin tozlu sayfalarına kazınacak en etkili dinlenme ve rahatlama yöntemlerinden biridir, böyle de kalacaktır. Son Sözler Kapanışta kısaca belirtmek isterim ki, çok geliştirilmiş bir oynanabilirlikle, bu kadar etkileyici, maçın doyumsuz havasına sokucu grafikleri, sesleri ve müzikleri bir araya getiren, bir çatı altında buluşturan bana göre tek oyundur PES 2008. Futbolla yatıp futbolla kalkan bir toplum olarak, bu soğuk havalarda çayınızı yudumlarken ekranınızda PES oynamanızı, güzel gollerle topları filelerle buluşturmanızı diliyorum ve mutlaka bir doz PES 2008 almanızı öneriyorum. Soğuk algınlığına ve burun akıntısına birebir! Bol gollü saatler ve unutulmayacak maçlar yapmanız dileklerimle...
|