OyunLideri İçerik Özeti
OyunLideri.com Vitrini

Son 10 Haber
PSP'ye 3 Yeni Oyun..
Chronicles of Spellborn Ertelendi!
"Prince of Persia: Prodigy" Tamamlandı
Street Fighter 4 Kesin Çıkış Tarihi
Prince of Persia Minimum Sistem Gerek...
Resident Evil 5 Demo, DLC...
Fallout 3 Japonya Versiyonu İçin Sans...
Prince of Persia PC'lere Gecikmeli Ge...
MK vs DC'de Sansür Durumu
ATA'mızı Saygıyla Anıyoruz

21 Kasım 2008 23:42:34 
OyunLideri.com Menü
Son 3 Ayın Lider Yazıları
NBA 2K9 incelemesi
Star Wars: The Force...
Mount And Blade ince...
Büyüklere Masallar I...
Resident Evil 1 ince...
Rise of the Argonaut...
Command and Conquer:...
Dead Space incelemesi
Lego Batman incelemesi
Brothers In Arms: He...
Son Eklenen Yazılarımız

Son 20 Yazımız
Call of Duty:World At War i...
Dead Space incelemesi
Tomb Raider Underworld önin...
Command and Conquer: Red Al...
Castlevania Judgment önince...
James Bond: Quantum of Sola...
Büyüklere Masallar IV: Oda ...
Lego Batman incelemesi
Brothers In Arms: Hells Hig...
Mount And Blade incelemesi
NBA 2K9 incelemesi
OSU incelemesi
Rise of the Argonauts öninc...
Resident Evil 1 incelemesi
Star Wars: The Force Unleas...
Büyüklere Masallar III: HÜCRE
Klasik Oyunlar: Metal Gear ...
Klasik Oyunlar III: Heart o...
Postal 2: Eternal Damnation...
Bir Delinin Günlüğünden!

Tüm Yazılarımıza ulaşmak için

buraya tıklayın

Yazı Sayacı
Bu kısımda Editörlerimizin siteye eklediği Toplam Yazı Adetlerini görebilirsiniz...
anemis 69
Helldren 55
Lordkratos 45
x-gamer 36
overlord 27
jason bourne 21
CrashSencer 10
stealth 8
snake 8
Guard 6
Re_Fan 6
kratos34 4
Agony 3
Tripsa 2
Nero Angelo 2


Bu kısımda Editörlerimizin siteye eklediği Toplam Haber Sayısını görebilirsiniz...
jason bourne 762
x-gamer 142
anemis 97
CrashSencer 49
Nero Angelo 23
keremq 16
Agony 11
snake 10
blackpriest 9
kratos34 4
Lordkratos 4
overlord 1
Reklamlar


RastGele Yazılarımız


Warhound önincelemesi




Tomb Raider Anniversary Tam Çözümü




Harry Potter and The Order of The Phoenix incelemesi




Football Manager 2008 incelemesi




Bizi Asıl Mutlu Eden Şey Nedir




Karanlık Hapis incelemesi




Sinema ve Oyun Dünyasına Kısa Bir Bakış




Sinema Maceralarımız




Splinter Cell Double Agent Tam Çözümü




Crysis Seslendirmesinin Perde Arkası


Site istatistiği
Tekil Ziyaret: 922,026
Yazılarımız: 334
Haberler: 1187

 Oyunlar Gerçekten Zararlımıdır
Günümüzde artık oyun sektörünün de tek başına dev bir endüstri olduğu gerçeğini inkar edemeyiz. Biz oyun severler bu durumdan oldukça memnunuz da. Oyunlar sayesinde üzerimize binen ve günümüzün belki de en büyük hastalığı olan stres unsurundan bir nebze kurtuluyor ve gerçek hayatta tatma zevkine ulaşamayacağımız bazı deneyimleri yaşıyoruz. Ama basın her zaman yaptığını yapıp oyunların da iyi yönlerinden ziyade kötü yönlerine odaklanarak bu konu üzerinden de kendine pay çıkarmaya çalışıyor. Aslında basın bunu sadece oyunlar için de yapmıyor. Şahsi fikrimi soracak olursanız basın nerde sömürülme potansiyeli olan bir konu varsa onu bir şekilde kendi menfaati için kullanmasını gerçekten iyi biliyor. Tabi bunu her basın kurumu için söylersek de ayıp etmiş oluruz. Peki basın oyunların nesini kötülüyor?

Giriş paragrafından yazının nereye gideceğine dair az çok fakir edinmişsinizdir. Aslında bu konuda yazılacak gerçekten çok içerik var. Şu anda aklıma gelen bazı şeyleri burada kelimelere döküp sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Aslında basının oyunların kötü etkilerine dair öne sürdüğü hipotezlere değinmeden önce başka bir konuya değinmek istiyorum. O da çocuk psikolojisi ve bir çocuğun gelişim aşamaları. Malumunuz hepimiz dünyaya tamamen boş bir beyinle geliyoruz. Daha sonra 5 duyu organımızın yardımıyla yaşam denen o bir kereliğe mahsus kavramı keşfediyoruz. Bu keşfin takdir edersiniz en kritik noktasını çocukluk dönemi oluşturuyor. Çünkü bir insanın kafası en çok bu dönemde yeni bilgiler almaya elverişli oluyor. Ve daha da önemlisi eğer bu beyin bu dönemde doğru şekilde bilinçlendirilmezse işte o zaman sebebi oyunlar ve bazı diğer etmenler diye gösterilen kötü sonuçlar doğabiliyor. Hemen kolay anlaşılması açısından bir örnek vermek istiyorum. Haberlerde ve diğer bazı basın yayınlarında sık sık oyunlar ve diğer bazı etmenler yüzünden gelişmiş bazı şiddete yönelik eğilimler duyuyor ve görüyoruz. Bazısı counter-strike’tan etkilenip okulda dehşet saçıyor, bazısı carmageddon oynayıp oyundaki yıkım işlemini gerçek hayatta deniyor, bazısı spider man izledikten sonar çatıdan ağ atmaya çalıyor, bazısı Kurtlat Vadisi izleyip mafia babası kesiliyor... Fark etmişsinizdir bu tür davalarda suç hep oyuna, diziye, çizgi filme ya da nerden esinlenildiyse oraya atılır. Ama asıl gerçek hep göz ardı edilir.

Nedir o göz ardı edilen gerçek? Çok basit. Bilinçli anne ve babadır. Bakınız elbette bir çocuk sahibi olmak her çiftin en doğal hakkıdır. Ama çocuk yetiştirmek şahsi fikrimi sorarsanız bu dünyada yapılacak en zor iştir. Dediğim gibi dünyaya kafası tamamen boş bir varlık getiriyorsunuz. Ve çocuk ilk duyduğu şeye haliyle inanma eğilimi gösteriyor. Eğer siz ona canavarların gerçekten olmadığını öğretmezseniz o çocuk bir korku filmi izleyince doğal olarak ağlayarak size gelecektir. Eğer siz ona ölümü bir şekilde öğretmezseniz o çocuk bulacağı bir sopayla oyun zannederek birinin kafasına sertçe vuracaktır. Ve en önemlisi eğer anne ve baba çocuğa iyi ve kötüyü öğretmeyi beceremezse işte o zaman çocuğun gelişimi çok doğal olarak kötü yöne eğilecektir.

Çoğumuz counter-strike oynamışızdır. Peki kaçımız bu oyunu ya da benzer oyunları oynadıktan sonra elimize silah alıp birilerini vurduk. GTA oyunlarını nerdeyse hepimiz oynamışızdır. Ne zaman gidip polisleri öldürerek puan kazanmaya çalıştık. Kurtlar Vadisi binlerce izleyicisi olan bir diziydi. Hakkında birçok şiddete yönelik suç duyurusu yapıldı. Ben dahil birçok arkadaşımdan hiçbirimiz nedense bu dizinin büyük fanları olarak kendimizde babalığa yönelik bir değişim hissetmedik. Peki neden bizler bu oyunlardan ya da filmlerden kötü etkilenmedik. Çünkü neyin doğru neyin yanlış olduğu bize öğretildi ve bilinç düzeyimiz olguları kendimizce muhasebe edebilecek düzeye ulaştı.

Şimdi gelelim basının kozlarına. Bunlardan en bilineni tabi ki “oyunlar çocukları şiddete yöneltiyor” hipotezi. Tabi ki oyunların çoğunda şiddet unsurları olduğunu inkar edemeyiz. Ama eğer iyi yetiştirilmiş ve yeteri kadar olgunluğa erişmişsek bu şiddet bizim için sadece o an oyunu oynarken gördüğümüz bir etmen olarak kalacaktır. İşte bize bu bilinci verecek kişilerde başta anne ve babadır. Tabi burada ebeveynlere düşen tek görev çocuğunu bilinçlendirmek neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretmekten de ibaret değildir. Günümüzde çıkan oyunlara bir bakın. Neredeyse artık bütün oyunlar M damgasıyla piyasaya sürülüyor. Nedir o? Mature damgası. Yani oyunu 17 yaş ve üstü oynayabilir. Peki kaçımızın annesi babası oynadığımız oyunlara bir göz atma zahmetinde bulunuyor. Kaçımızın annesi babası oğlum sen hala bıkmadın mı demek yerine dur bakayım acaba bu çocuk ne oynuyor diye merak ederek bizi izliyor?

Bakın size bir örnek vermek istiyorum. Hepimizin çok severek oynadığı ve şu anda 4.’sünü merakla beklediği GTA oyunu en çok mahkemelik olan oyunlardan biridir. Birçok yaştan kişi San Andreas’ı oynamıştır. Çok tanık oldum, daha ilkokula giden çocukların en sevdiği oyunlardan biridir San Andreas. Ama hiçbir zaman ailelerin bu oyuna merak edip de zararlı olup olmadığını araştırdığını görmedim. Neler yapıyoruz biz San Andreas’ta. Birkaç örnek verelim: Kadın ticareti yapabiliyoruz, soygun yapabiliyoruz, striptiz kulübüne gidip kucak dansı yaptırabiliyoruz, bol bol adam öldürebiliyor karşılığında ceza almadan kurtulabiliyoruz... Hatta oyunda bir görevde gördüğüm bir manzara vardı ki burada yazmam imkansız, ikinci oynayışımda fark ettim. Oyunda geçen diyaloglara değinmiyorum bile. İçinde küfür olmayan bir cümleye rastlamanız hayli düşük ihtimal. Şimdi sen gidip de çocuğunun oynadığı oyunu merak etmeyip çocuğu böyle bir oyunla baş başa bırakırsan ve çocuk da henüz bazı şeyleri muhakeme edecek düzeyde değilse sonuç ne olur. Kötü olur tabi. Sonra jetonun düşer oyunu mahkemeye verirsin. Ama o da ne oyunun kutusunda koskoca M damgası vardır. Ama sen oyunların hala bebelere yönelik olduğunu zannettiğin için bırak M damgasını oyunun kutusuna bile bakmamışındır ve mahkemeyi kaybetmişindir. Sonra tabi basın da bunu alır. Bir güzel evirip çevirir oyunlar çocukları şiddete yöneltiyor der. Diyelim bir kişi M damgasının dediği üzere 17 yaşını geçmiş olsun ve GTA oynadıktan sonra gidip bir polisi vursun. Suç kimindir. Yine oyunun değildir. Yahu kaçımız GTA oynadıktan sonra bir silahım olsa da dehşet saçsam dedik ki! Hiçbirimiz çünkü bunun yanlış olduğunu biliyoruz. Çünkü bunu yaparsak hapse gireceğimizi biliyoruz. Ve en önemlisi eğer bir dinin mensubuysak özellikle, bunu yaparsak acısının ileride çok feci çıkacağını biliyoruz. Ama her çocuk bu bilgilere bizim gibi erişemiyor ne yazık ki. Birçok çocuk sırf dilenip eve para getirsin diye dünyaya getiriliyor. Birçok çocuk bir günlük kaçamağın sonucu tamamen suçsuz olarak dünyaya getirilip daha sonra annesiz babasız dünyayla yüzleşmek zorunda kalıyor. Ve birçok çocuk henüz kendileri bile bilinçli olmayan anne ve babalar tarafından dünyaya getirilme şanssızlığında bulunuyor. Yani bir çocuğun hatta daha büyüklerin yaptığı hataların bir numaralı sorumlusu anne ve babadır. Ondan sonra diğer etmenler anca suçlanabilir.


İlgili kişilerin kullandığı bir diğer koz da oyunların insanı asosyalleştirdiği hipotezidir. Şimdi bu konu açıkçası oldukça çetrefilli. Bir insan oyun oynayarak asosyalleşebilir. Ama bundaki gerçek sebep yine oyun değildir. Çocuğu oyun oynamaya sevk eden başka etmenlerdir. Bakınız aslında birçok oyun oynayıp da asosyalleşen kişi için oyunlar kaçıp sığınabilecekleri ve asla eleştirilmeyecekleri bir sığınak gibidir. İşte burada kaçtıkları o şey gerçek sebeptir. Bu birçok farklı sebep olabilir. Mesela maddi sıkıntılar olabilir. Şimdi diyebilirsiniz bir bilgisayar ucuz mu ki öyle diyorsun. Ben de derim ki birçok çocuk bizim gibi Crysis, Bioshock, Oblivion gibi oyunlar oynamıyor ki. Onların tek istediği eğlenmek. Ne bulurlarsa oynarlar. Öyle çoğumuz gibi oyunlar 4x AA 16x AF’de oynamak gibi bir kaygıları da yoktur. Hele korsan sektörü sağ olsun sadece 6 lira verip bir ay kendisini idare edecek oyunlar bulduktan sonra kişi neden 10 lira verip de sadece 2 saat süren bir sinemaya gitsin ki. Yani neymiş, parasızlık insanı oyuna yönlendirebilir.

Bir diğer oyunlara yönelme sebebi de kendisini çevresine bir türlü gösterememek olabilir. Çocuk etrafındakilerce sürekli ezilmiş olabilir. Ya da gerçekten yaşadığı yer kabızlarla dolu bir mekandır. Hayat bu doğacağınız yeri siz belirleyemiyorsunuz ki! Çocuk çevresinden ilgi görmeyince - eğer ailesi de bir o kadar enteresansa - atıyor kendini oyun dünyasına, orda bir kahraman olup dünyayı kurtarıyor belki. Ya da tam tersine belki WOW oynayıp orda gerçekten iyi insanlarla tanışıp demek ki dünyada böyle güzel insanlar da var diyip yaşama umudu buluyor. Kim bilir? Kısaca oyunlar insanı asosyalleştirebilir ama bunun arkasındaki asıl sebep çocuğu sadece oynamaya sevk eden o gizli gerçektir. Oyunlar sadece aracılık görevini üstlenir asosyalleşme sürecinde. Hatta dediğim gibi asosyalleşme ters tepip çocuğu iyi yöne bile sevk edebilir...

Bir diğer mevzu da cinsellik öğesi tabi. Artık oyunlarda buda sık sık kullanılıyor. Mesela dediğim gibi GTA’da kucak dansı yaptırabilmek mümkün. İlk God of War’u oynayan arkadaşlar oyunun başlarında kırmızı orb kazanmak için yaptıkları şeyi hatırlayacaklardır. Ya da mesela Vampire: Bloodlines oynayan arkadaşlar striptiz barını hatırlayacaklardır. Daha öyle ya da böyle birçok oyunda cinsellik unsuruna rastlamak mümkün. Ama yine oyun yapanların gerekli uyarıyı koymuş olmaları da bir gerçek. Kutularında illaki ilgili damgayı buluyorsunuz. Hatta Wal-mart gibi bazı en büyük marketler M damgalı oyunları satmıyor bile. Üstüne bir de oyuna girdiğiniz zaman eğer korku öğeleri içeriyorsa ya da diğer bazı zararlı olabilecek etmenleri içeriyorsa bir uyarı daha görüyorsunuz. Resident Evil oyunlarını hatırlayın mesela.

Aslında oyunların tek zararı nadir biliyor musunuz? Aslında bu sadece video oyunları için geçerli değildir. İnsanı eğlendiren her şey için geçerlidir. İnsan büyüdükçe üzerine aldığı sorumluluklar o kadar büyüyor ki. Bir yaştan sonra kendinizi yatarken aklınızdan bin bir düşünce dolaşırken buluyorsunuz. Bir gün bir aileden sorumlu kişi haline geliyorsunuz. Onların geçimiyle ilgilenmek zorunda kalıyorsunuz. Ya da işiniz gereği birçok sıkıcı işe bulaşmak zorunda kalıyorsunuz. Öğrenciyseniz ve iyi bir yeri kazanmak istiyorsanız yazılılardan yüksek not almanız gerekiyor, çünkü biliyorsunuz ki diploma notunuzdan alacağınız puan birkaç bin kişiyi sollamanıza yardımcı olabilir. Ama aynı zamanda biliyorsunuz ki bazı okullar sırf ünü artsın diye öğrencilerine havadan notlar verip diploma puanlarını arttırıp birçok kişinin hakkını yiyor. Kısaca hayat zor. Yaşam eşittir stres. Stresten kaçmanın en kolay yolu da tabi ki eğlenmek. Artık kişi oyun mu oynar, kumar mı oynar, bowling mi oynar, tatile mi çıkar, sevgilisiyle mi buluşur, uyuşturucu batağına mı düşer ona kalmış. Bunlardan uyuşturucu gibi olanlar zaten kafadan zararlı. Ama zararsız gibi görünenler de eğer iş sorumlulukları unutma düzeyine gelirse zararlı olabilir. Ama dediğim gibi bu bütün eğlence çeşitleri için geçerli olabilir.

Toparlayacak olursak. Günümüzde özellikle büyük ciddi firmaların çıkardığı oyunları oynayıp da bir hata işleyen kişilerin sorumlusu oyunlar değildir. Çünkü oyunlarda artık gerekli bütün uyarılar yapılmaktadır. Eğer bu uyarılara dikkat edilmiyor, edilse bile eğer kişi hala yanlış davranışlarda bulunuyorsa o zaman aileye dönüp siz ne biçim yetiştirdiniz bu çocuğu demek gerekir.

Bir diğer mevzu da oyunların iyi taraflarının hiç dikkate alınmamasıdır. Aslında artık yavaş yavaş oyunların iyi yönlerine dair haberler de bulmak mümkün ama yine de sözde kötü tarafların yanında bu haberler azınlıkta kalıyor. Aslında şöyle bir gerçek vardır. İnsanlar birçok şeyi farkına varmadan öğrenir. Oynadığımız her oyundan illaki farkına varmadan bir şeyler kaparız. Hele bazıları vardır ki şu an bazı eğitim, sağlık ve ticari merkezlerde kullanılmaktadır. Mesela bir Metal Gear Solid oyununu ele alın. Bu seride aklınıza gelen her duyguya rastlamak mümkün. Asker olmanın aslında ne demek olduğunu öğrenmek mümkün. Hükümetlerin kendi çıkarları için mutluluğu en çok hak etmiş askerini bile gözden çıkarabileceğini öğrenmek mümkün. Teknolojinin nelere sebebiyet verebileceğini görmek mümkün. Çıkacak MGS 4 videolarından silah ticaretinin en sonunda nasıl büyük bir tehlikeye sebebiyet verebileceğini görmek mümkün.

Hatta şimdi aklıma geldi. Malumunuz size yönetici olma imkanı tanıyan birçok oyun mevcut. Mesela Simcity’de koca bir şehri bizzat siz tasarlıyorsunuz. Ya da kaçınız oynamışınızdır bilmiyorum ama Tropico diye bir oyun vardır. Siz bir adanın başkanı olarak oraya atanırsınız ve yerleşiminden ekonomisine, sağlığından eğitimine kadar her şeyi bizzat kendiniz düzenlemeniz gerekir. Hatta oyun o kadar gerçekçidir ki çoğunluğu mutlu yapmak neredeyse imkansızdır. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi oyunda vereceğiniz bir karar bir kesimi mutlu edip oyunuzu arttıracakken bir kesimi de mutsuz edip protestolara hatta bazen silahlı çatışmalara sebebiyet verebilir. Bir kereste fabrikası kuracağınız zaman bir dünya faktörü düşünmeniz gerektiğini öğrenirsiniz bu oyunla. Eğer çok uzağa kurarsanız limana transfer edilip ihraç edilmesi çok vakit alacaktır. Eğer çok yakına kurarsanız bu sefer de çevreciler isyan edecektir. Çalışanının maaşını az verirseniz size oy vermeyecek çok verirseniz de sizin ekonominiz batacaktır. Eğer konaklama yerlerine uzak yaparsanız bu sefer de adam işe gidene kadar tüm vaktini harcayacaktır. Alın size tam bir yöneticilik eğitimi. Ben bu oyunda üçkağıda başvurmadan en fazla iki seçim dayanabildim. 3. seçimde adadan hep postalandım. Medieval serileri de böyledir mesela. Bu oyunlarla doğru seçim yapabilmeyi, düşünebilmeyi öğrenirsiniz. Bir şehri fethettiğinizde acaba şehri yağmalamak mı yoksa olduğu gibi şehri kabul etmek mi ikilemine düşersiniz.

Çok uzadı yazı. Bu daha uzar gider. En iyisi gerisini yorumlar kısmında beraber tartışalım. Ama bir kez daha özetlemek gerekirse oyun oynamak iyidir. Bilinçli bir insan oyunların zararlı yönlerinden sadece eğlenerek kurtulmasını bilir. Eğer bir çocuk bütün vaktini internet kafede geçiriyorsa demek ki evde onu rahatsız eden bir olay vardır... Örnekler bitmez. Biz bilinçli olduğumuz sürece oyunlardan zarar görmeyiz ve ne zaman ne kadar oynamamız gerektiğini iyi biliriz. Umarım yazıyı beğenirsiniz. Eğer yanlış olduğumu düşündüğünüz yerler varsa lütfen bunu benimle paylaşın. Hepinize bol oyunlu günler...
Yorumlar
Henüz bir yorum gönderilmemiş.

Her Hakkı © O Y U N L İ D E R İ . C O M Sitesinde © Saklıdır

   Çekirdek Yapı:
Site Tasarımı: Tarık Varol
922026 Tekil Ziyaretçiler   
OyunLideri.com internet sitesinde yayınlanmakta olan incelemelerin, önincelemelerin, tam çözümlerin, haberlerin ve makalelerin
hepsi telif hakları ile korunmaktadır.
OyunLideri.com sitesi içeriği ile ilgili, hak ihlali olduğunda, izinsiz kullanıldığında veya
kaynak gösterilmeden yayınlandığında hukuki işlem yapılacaktır.

Creative Commons License
www.OyunLideri.com by Tarik Varol is licensed under a Creative Commons Attribution-No Derivative Works 3.0 United States License.
Based on a work at www.oyunlideri.com.


Banner Değişimi




Free PageRank Checker