Evet sevgili arkadaşlar, biraz geç kaldık ama nihayetinde Ninja Gaiden Sigma incelemesini tamamladık. Tabi geç kalmamızda benim oyunun acemisi olmamın (öncekileri hiç oynamadım) ve oyunun ileride anlatacağım üzere dehşet zor olmasının etkisi yadsınamaz ama neyse işte... Bu yazıda farklı bit yola başvuracağım arkadaşlar. Yazının geneline kıyaslama metodu hakim olacak. Kıyaslanan kurban: Ninja Gaiden Sigma, kıyaslandığı cengaver: God of War. Tabi gariban ve cengaver kelimelerinden benim GOW’dan yana bir tavır takındığımı az çok fark etmişsinizdir. Acaba neden? Buyrun efendim...
Ninja Gaiden’ın konusuna baktığımızda biricik ninjamız Ryu Huyubasa’nın babasının yönetiminde olduğu bir grup, Huyubasa köyünü ve çok güçlü ama tehlikeli bir kılıcı korumaktadır. Bir gün bazı kişiler köye saldırır. Taş üstünde taş bırakmazlar ve kılıcı çalarlar. Olaya müdahele eden adamımız da şamarı yedikten sonra giyer siyah ninja giysisini düşer bunların peşine. Yolda Rachel adlı hedefi bizimkiyle uyuşan bir hanım kıza rastlar ve beraberce kötüleri döverler falan... Evet, konu öyle vay be dedirten bir şey değil. Hikayeler bakımından GOW ve NGS’ın çok önemli ortak bir yanı var. İkisinde de oyuna hakim konu intikam. O yüzden bu konuda iki oyunda eşit diyebiliriz bir nevi. Kazanan: yok
 Peki atmosfer nasıl? Bilirsiniz bazen konunun dandik olmasına rağmen bir filme ya da oyuna öyle bir atmosfer verilir ki konu artık kimsenin aklına gelmez. Nedir bu atmosfer verici öğeler. Bence ilk başta müziklerdir, sonra da sesler oyuna hakim olan üslup ve diğer bazı etmenler... Müzik konusunda NGS’de herhangi bir kulak tırmalayıcı etmene rastlamayacaksınız. Yani oyunun müziklerinin kötü bir etkisi yok. Ama hatırlıyorum GoW oynadığım günlerde (hatta takip eden birkaç günde) GOW’un müzikleri bir dolanırdı dilime, çıkar çıkarabilirsen. Böyle içimden GOW müzikleri mırıldanırdım. Yani GOW müzikleri yeterli olmaktan kesinlikle öteydi. Oyunun atmosferini kesinlikle tamamlıyordu. Sesler konusuna gelince, zaten günümüzde oyunların hepsinin düzgün yaptığı bir şey varsa o da sesler olsa gerek. Sesler NGS’de işlerini gayet iyi yapıyorlar. Geleyim üslup meselesine. GOW oynayan arkadaşlar hatırlayacaktır, oyunda bazı yerlerde araya çok hoş demolar girerdi. Kratos zaten muhteşem bir karakterdi. Yunan mitolojisinin de olabilecek en iyi şekilde oyuna entegre edilmesiyle (hatırlayın, koca Cronos Pandora’s Temple’ı sırtında taşımaya mahkum edilmiş) oyun büyülü bir atmosfer yakalıyordu. Anlatım şekli kesinlikle muhteşemdi. O Yunan mitolojisi bu kadar mı güzelleştirilebilir. NGS’de ise tabi yine ara videolar giriyor oyuna ama GOW’daki o büyüyü bu oyunda göremediğimi itiraf etmeliyim. Videolar genellikle oyundaki ana karakterlerin ve boss’ların aralarındaki muhabbetleri kapsıyor. Kazanan: GOW
NGS grafikler bakımında oldukça iyi. Özellikle karakterlere çok emek verilmiş. Animasyonlar da bir o kadar güzel. Zaten oyun saf aksiyon olduğu için (arada ufak bulmacalar da var) animasyonların kalitesi kendini belli ediyor. Çevre grafikleri konusunda da oyun yeterince iyi. Bazen keşke biraz daha detaylandırsaymışlar dediğiniz yerler oluyor ama aksiyona daldıktan sonra bu ufak detayları unutuyorsunuz. Grafik konusunda oyunu tabi ki GOW ile kıyaslamam uygun olmaz. Malumunuz biri PS3 biri PS2 oyunu. Kısaca oyunun grafikleri 10 üzerinde 8 gibi bir şey.
 Gelelim incelemenin gecikme ve benim sinir katsayımın son yılların en yüksek seviyesine ulaşma sebebine. Arkadaşlar bu oyun zor. Ben bir oyunda bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum. Tabi bu benim beceriksizliğimden da kaynaklanıyor olabilir ama hangi bölümü bitirsem oyun bana Head Ninja ya da Master Ninja skorunu veriyor. Yani iyi ilerlemişmişim. Ne zamandan beri bir boss savaşında elinde ne kadar şurup varsa hepsini kullanıp bitirince Master oluyorsun ki. Yani benim anladığım kadarıyla oyun da zorluğunu kabullenmiş. Boss’lar konusu gerçekten çok çetrefilli. Hiçbir boss’u ilk oynayışta dövemedim. Hatta bazılarında kriz geçirdim. 2 haneli denemelerde neticeye vardığım çok oldu. Sorun şu ki bu bosslar eğer en güçlü hareketlerini iki kez yaparlarsa direk ölüyorsunuz tabi sağlık limitinizi arttırmadıysanız! Bir de oyun çok seri olduğu için adamın ya da yaratığın ne yapacağını da kestiremiyorsunuz. Bir kaptımı sizi zaten tamam gücünüzün yarısı gitti Savunma da tahmin edeceğiniz üzere her hareketi durduramıyor. O yüzden sürekli hop hop makamıyla oyunu oynamanız lazım. Sakın olduğunuz yerde durmayın! Oyunu başladığınızda göreceksiniz gücünüz demodaki kadar çok değil, onun yarısı kadar. Gücünüzün limitini artırmak için gizli yerlerdeki bazı nesneleri toplamanız ya da oyunda bazen rastlayacağınız uzun dövüşleri bitirmeniz lazım. Uzun dövüş derken düşünün bir yere girdiniz, sürekli yaratık çıkıp size saldırıyor. Siz öldürüyorsunuz yenisi geliyor. Bir 5 dakika falan savaşıyorsunuz. Tabi arada ne kadar şurubunuz varsa gidiyor. Eğer hepsini öldürürseniz hediye sandık çıkıyor. Genellikle bu sandıklardan güç limitinizi arttıran nesne çıkıyor. Yani bu savaşlara mümkün mertebe kaçırmayın. Tabi yanınızda sinir hapı da bulunsun.... Özetle şunu söyleyebilirim GOW 2’yi direk en zorunda oynayıp bitirmiş biri olarak (oyun bitirdikten sonra açılan titan modu değil) NGS’nin kolayı eşittir GOW’un en zoru. Yani bazen özellikle boss dövüşleri zevkli olmaktan çıkabiliyor. Hırs yaptığınız için dövüyorsunuz boss’u küfürler eşliğinde. Kazanan: GOW Peki NGS’nin silahları nasıl? Hemen söyleyeyim oyuna sadece Dragon Sword ile başlıyorsunuz. Menzilli olarak da sadece yıldızlarınız mevcut. Ninponuz (adamımızın büyüleri bunlar) ise hiç yok. Ama ilerledikçe yeni silahlar, oklar ve nimpolar buluyorsunuz. Size hemen altın bir tavsiye de bulunayım hazır yeri gelmişken. Oyunda scrab isimli çok kolay bulamayacağınız nesneler var. Bunlardan bulup oyundaki market diyebileceğimiz heykelciğe giderseniz size hediyeler veriyor. 20. scrab’tan sonra size bir kılıç verecek. Bu kılıcı ne kadar çabuk alırsanız o kadar iyi. Peki bu adı geçen marketler başka ne işe yarıyor diyecek olursanız, mesela bunlardan sağlık ve nimpo şurupları alabiliyorsunuz. Silahlarınızı güçlendirebiliyorsunuz. Ve bazı yeteneklerinizi arttıran bileklikler alabiliyorsunuz. Ama bu bilekliklerden sadece birini takabiliyorsunuz (bu da bir gıcıklık!). Başka seçenekler de var tabi. Silah bakımında oyun GOW’dan daha zengin ama büyü konusunda GOW’u aratıyor. Ama yine de kazanan az farkla: NGS
 Gelelim dövüşlere. Oyunda birçok silahınız olacağını yukarıda belirttim. Eğer menüden silahın üzerine gelip üçgene basarsanız o silahla yapabileceğiniz hareketlerin bir listesi çıkıyor. Silahlar bol olunca tabi yapabileceğiniz hareket miktarı GOW’u solluyor. Ama bir sorun da yok değil ki bu sorun beni gerçekten gıcık etti. Hangi silahı seçerseniz seçin en basit ve en çok kullanacağınız kombonun sadece kare tuşuna basılarak yapıldığını göreceksiniz. Lakin eğer koşarken kareye basarsanız silahına göre 1,2 ya da 3 vuruşluk başka bir hareket yapacaksınız. Şimdi sorun şu, koşarkenki hareketi yapıp da ıskalarsanız (ki ileride ıskalayacaksınız) rakiplere sizi şamarlamaları için iyi bir fırsat veriyorsunuz. Ama diyelim adam uzakta, yanına koşup durup sonra kareye basacaksınız ki etkili bir kombo yapabilesiniz. Ama bu iş çok karışabiliyor. Yani birini yapayım derken ötekini yapamayabiliyorsunuz. Bir de tam yürümeye başlarken kareye basarsanız yine farklı bir hareket yapabiliyorsunuz. İşte bu noktada elinizin oyuna iyi alışması lazım. Ben biraz çetrefilli buldum açıkçası. Bir diğer etmen de savunma olayı. Oyunda L1 tuşuyla savunuyorsunuz. Savunmadaki sıkıntı da şu: GOW oynayan arkadaşlar hatırlar, sadece kare ve üçgen kullanarak yaptığınız kombolarda defans tuşuna basmak suretiyle komboyu kesip hemen savunma pozisyonuna geçiyordunuz. Ama bunda öyle değil. Atıyorum 4 defa kareye bastınız. O 4 vuruş bitmeden ya da birinden dayak yemeden savunma yapamıyorsunuz. O yüzden kalabalık savaşlarda çok dayak yiyeceksiniz. O yukarıda bahsettiğim 20 scrab aldıktan sonra çıkan kılıcı önermemdeki neden de buradan doğuyor: Oyundaki silahların en sık kullanacağınız hareketleri sadece önünüzdekilere etkiliyor. Ama bu önerdiğim kılıçla sadece kareye basmak suretiyle yapacağınız hareket yanınızdakilere de vuruyor ve baya destekli vuruyor. Yani savunmalarını kırabiliyor. Bu kılıcı aldıktan sonra ne kadar rahatladım anlatamam. Kazanan: GOW Bir de kamera olayı var. Kamera öyle ayarlanmış ki arkanızı pek göremiyorsunuz. O yüzden kalabalık dövüşlerde sürekli geriye dönüp R1’e basmanız gerekiyor, çünkü R1 tekrar önünüzü görmenizi sağlıyor. Ama GOW’da hatırlayacaksınız oyunun kamerası bulunduğunuz mekanı öyle kapsıyor ki kim nerden geliyor hepsini görebiliyorsunuz. Yani şu NGS’de vuruş tuşundan sonra en çok bastığım tuş R1 oldu. NGS’nin temposu da çok yüksek olduğu için kamera açısını zırt pırt değiştirmeniz gerekebiliyor. Özellikle duvarda yürürken falan dar alanlarda kamera sıkıntı olabiliyor. Kazanan: GOW 
Bu oyunda Rachel diye bir hanım var malum bahsettiydim ilk paragrafta. Bu hanım kızımız iyi güzel de baya hantal. Bu kızın sadece bir silahı ve nimposu var. Silahı da koca bir warhammer. Sen gidip bir kızın eline warhammer verirsen ne olur: Kız o balyozu kaldırana kadar dayak yer tabi. Özellikle bosslarda bu hantallıktan çekeceğiniz var. Önceki oyunlarda bu kız yokmuş. Keşke yine olmasaymış dediğim çok oldu açıkçası. Kız güzel ama önemli olan iç güzellik:-). Oyunla ilgili değineceğim bir diğer husus da şu: Oyunda action tuşu yani kapıyı açmak bir şeyi almak için kullandığınız tuş kare. Bu kare tuşu malum aynı zamanda en çok kullanacağınız tuş vuruş tuşu olduğu için. İkisini aynı tuşa koyunca işler karışıyor. Neden? Burada başıma gelen bir şeyi anlatayım. Hani dedim ya oyunda bazı mekanlarda düşmanlar sürekli saldıracak, uzun bir kapışmadan sonra sağ kalırsanız büyük hediye verilecek diye. İşte bunlardan birindeyim. Mekan dar bir oda. Duvarlardan birinde kapı var tabi. Zırt pırt gelen sürüye karşı bende sürekli kare tuşuyla karşılık veriyorum. Bu sürünün bitmesine az kala (ki bir dünya şurup da harcamışım) sen git kapıya gir odadan çık!!! Çıldırdım. Çünkü eğer mekandan ayrılırsanız bir daha en baştan dövüşeceksiniz. Ama çıkmak isteyen ben değilim ki. Zaten oyun zor. Sırf vurma tuşuyla aynı olduğu için onca çaba heba oldu. Bir de bazen dövüştüğünüz yerlerde save noktaları ya da cesetler varsa buralarda da dövüşün ortasında kareye basacağınız için istemeden save ekranına girmeniz ya da gıcık mesajlar okumanız çok olası. Son olarak söyleyeyim nedendir bilinmez oyundaki bazı noktalarda adamları öldürdünüz diyelim. O mekandan azıcık uzaklaşıyorsunuz tekrar dönüyorsunuz yine geliyorlar. Yani bitmiyorlar. Nedir bunun mantığı?
 Bakıyorum da bu oyunu övmekten öte baya yere gömmüşüm. Belki biraz haksızlık etmiş de olabilirim. Oyunu 1 haftadır oynuyorum ve oyunun bendeki etkisi böyle oldu. Ama şunu da söylemek lazım. Evet oyun zor ama oyun kendini oynatmasını da biliyor. Bendeki oynatma sebebi eğlenceyle karışık hırs oldu. Bosslar beni dövdükçe kudurdum ve *****, *****, ***** (bunlar sansür oluyor) edalarıyla tekrar ve tekrar ben de onlara daldım. Bu oyunu almadan önce ben de bazı yerlerden incelemelerini okudum. Malum PS3 oyunları ucuz olmadığı için seçimlerimi dikkatli yapmam lazım. Oyunun hep 100 üzerinden 90 barajını aştığını gördüm. Ama ben bu oyuna objektif de baksam subjektif de baksam 100 üzerinden 90’ı geçeceğini düşünmüyorum. Aslında şöyle desem benim açımdan en mantıklısı olacak galiba. GOW oynamamış biri için 100 üzerinden 85 ama GOW oynamış biri için 100 üzerinden 75 (garip bir notlama oldu). Çünkü oynanabilirlik, kamera, müzik, atmosfer ve eğlence konusunda GOW’un daha iyi olduğunu gördüm. Bu oyunu oynarken GOW’u özlediğim çok oldu diyebilirim.. Tabi zevkler ve renkler tartışılmaz ama 100 üzerinden 90’ın GOW’a bir haksızlık olacağı kanısındayım. Sizin de fikirlerinizi duymak isterim. Tekrar görüşünceye dek... ALTIN TAVSİYELER: - Oyunda özellikle boss dövüşlerinde mümkün olduğunca oynak olun. Yoksa sürekli sizi kapacaklardır. - Sağlık limitinizi mümkün olduğunca arttırmaya çalışın. Bunun çok faydasını göreceksiniz. - Kesinlikle her save noktasında save edin. Oyunda otomatik save yok. Benim gibi ölüp de oyuna bir önceki bölümden başlayıp kafayı yemeyin. Özellikle boss dövüşlerinden sonra yapacağınız ilk yer bir save yeri bulmak olsun. Sonra bir daha öldürmek zorunda kalabilirsiniz (benim başıma 3 kez geldi de). - Oyunda birini öldürdükten sonra bazı orblar bıraktıklarını göreceksiniz. Bunlar size para, sağlık ya da ninpo olarak yansıyor. Eğer onları almak yerine üçgen tuşuna basılı tutarsanız normalde şarjı çok uzun süren ve her silahınızda olan süper vuruşu anında şarj ediyorsunuz. Tabi böyle yaparsanız orbların diğer vazifeleri geçersiz oluyor. - Eğer oyundaki loading’lerden gına gelirse oyunun install fonksiyonunu kullanabilirsiniz. Evet, oyunun isterseniz yükleyebiliyorsunuz. - Ne yapın ne edin 20 scarab bulup o kılıcı alın!! - Gücünüz azaldığı zaman “dur biraz daha bekleyeyim”demeyin. Bosslar maşallah kara delik gibi. Eğer oyunun başındaki güçle oraya gelirseniz bir kerede ölürsünüz! - Oyunu oynarken sixaxis’i elinize bantlayın. N’olur n’olmaz:-) - Kratos, Ryu Hayabusa’yı döver. Şok şok flash flash... Sevgili okur bu bir ek paragraftır. Şu ana kadar yazdığım her şey (bu paragrafta da dahil) oyunu bitirmeden yazdığım yazıdır. Oyunu bitirmeden incelemeyi yollamak istemedim, hani önemli bir detayı kaçırmamak için. Ama az önce oyun bana öyle bir yamuk yaptı ki ben hayatımda böyle ihanete uğradığımı ve sinirlendiğimi bilmem. Olay şu: 17. bölümde bir ilerlerken bir save noktası buldum. Ama o da ne tuşa bastıktan sonra oyun bekletiyor ama save ekranı gelmiyor. Dedim heralde oyunun sonları geldi sabit bir save kayıdı yapıyor. Neyse sen git 17. bölümü bitir. 18. bölümü de nerdeyse bitir (bu arada bütün save noktalarında kareye tıklıyorum). Sonra 18. bölümde bir dünya boss öldür. Sonra geber. Oyun taaa 17. bölümün başından başlatsın. Olacak şey mi!! İsyan ediyorum. Sonra oyunu kapatıp tekrar açtım, bu sefer kayıt noktalarında save arayüzü çıkıyor. Demek ki bu oyunda ciddi bir de bug var. Bir o eksikti. İşte size son altın tavsiye: Siz siz olun oyunda sıra dışı bir şey fark ederseniz oyunu kapatıp tekrar açın!!! 75 bile fazla!! Bu ardada oyunu hala bitirmedim!! |