Medal of Honor belki de PC ve konsollarda savaşın gerçek yüzünü tam anlamı ile bize yansıtan ilk oyunlardan birisi olmuştu. Omaha Beach Normandia çıkartmasındaki gerçekçi savaş ortamı herkesin hem fikir olduğu unutulmazlar arasındadır. Daha sonra çıkartılan ek paketler yeni ve oyunlar her zaman MoH’ın adını unutmamıza yetmişti. Daha sonraları Call of Duty’nin rekabeti Medal of Honor’ı biraz yıpratsa da her zaman kaliteli ve oynanan bir oyun olmasının önüne geçemedi.
Son zamanlarda futbol oyunlarında (Ea-Konami Pes-Fifa) gibi çekişmelerin artması PC ve konsollarda çıkacak oyunların aynı tarihlere rastlaması rastlantı olmasa gerek. Bu çekişmenin iki isminden (Call of Duty - Medal of Honor) birisi olan MOH: AİRBORNE da Call of Duty’nin çıkış tarihi yakın bir zaman da raflardaki yerini aldı. Peki yenilikleri neler oldu ? İşte karşınızda Medal of Honor. BİR HAVACININ GÖZÜNDEN SAVAŞ Medal of Honor bu sefer bize bir hava piyadesinin gözünden savaşın yüzünü göstermek istiyor. Oyunda Boyd Travers adındaki bir hava piyadesini canlandırıyoruz. Karakter hakkında tabi ki fazla bir bilgimiz yok o bir süper kahraman yada üstün özellikleri olan bir asker değil. Ama savaşın tam ortasına gökten düşen bir piyade tek amacı sağ kalmak ve görevlerini yerine getirmek. Bilmeyenler olabilir diyerek Airborne klasik bir fps yani karakterimizin gözünden görerek oynadığınız bir oyun. Oyuna başladığımızda 3 tane eğitim amaçlı uçaktan atlayışla oyuna başlıyoruz. Oyuna aşina olanların bile mutlaka yapması gerekiyor çünkü uçaktan atlayışınız çok önemli atladıktan sonra yere iniş yerinizi kendiniz seçiyorsunuz. Belki de oyuna eklenen en iyi özelliklerden birisi olmuş, haritanın istediğiniz yerine inebiliyorsunuz ama tabi ki görev bölgeleri yeşil fişeklerle işaretlenmiş durumda. Her bölümde tek görev bulunmadığını da belirtmek isterim. Oyun size şu görevi yap sonra bu görevi yapacaksın gibi bir sınırlama bulunmuyor. İstediğiniz görev bölgesine inerek o göreve başlaya bilirsiniz. Zaten bölüm başlarında ufak bir toplantı ile size görevleri ve görev bölgeleri hakkında bilgiler veriliyor. Görevler ise bir savaş oyunda olması gerektiği gibi ama daha çok bombalama bölgeleri ele geçirmek gibi görevler bulunuyor. Oyun boyunca beni sıkan ve bitse de diğer göreve geçsem dediğim bir bölüm bulunmadı. Oyun save sistemini değiştirmiş durumda mantık olarak checkpoint sistemini kullanıyor, her görev tamamlanmasından sonra checkpoint yapıyor. Eğer yaşamınızı yitirirseniz oyuna kaldığınız yerden değil havadan başlıyorsunuz ve ineceğiniz yeri kendiniz seçebiliyorsunuz. Ama korkmayın bitirdiğiniz görevi tekrarlamanız gerekmiyor. EL BOMBASI ATIYORUM.. Silahlara gelirsek Medal of Honor bize yeteri kadar belki de daha fazlasını sunuyor. Kendi ordunuzun silahları yanında düşmanlarınızın silahlarını kullanabiliyorsunuz. Ve her bölüm başında bu silahlardan istediğinizi seçerek oyuna başlıyorsunuz. Airborn’un getirdiği bir diğer özellik ise silah kullanımında bir nevi level atlamanız. Her silahın 3 farklı geliştirme seçeneği bulunuyor. Bunlar cephane haznesinin artması, vuruş gücünün artması, silahınıza dürbün takmaya kadar her silahın değişik özellikleri bulunuyor. Ama tabi ki bu özellikleri kullanabilmeniz için silahınızı iyi kullanmanız, iyi atışlar yapmanız şart.. Ve bence oyunun silah konusunda tek hatası normal tabancanızın mermisinin asla bitmemesi. Bunun neden yapıldığını çözemesem ile birlikte zaten oyun boyunca kullanılmayan bu silaha neden böyle bir özellik getirildiğini merak etmedim değil.
Nişan alma sistemi de biraz değiştirilmiş, sağ tuş ile nişan alıyorsunuz ama farklı olarak nişan alırken hareket edemiyorsunuz buda bence oyunun gerçekçiliği artıran bir özellik olmuş. Ayrıca nişan alırken sağa ve sola doğru yatarak ateş edebiliyorsunuz, bununda oyun boyunca kullanacağız bir özellik olduğunu belirmek isterim. Bunların dışında koşma özelliğinde de değişiklik bulunuyor artık koşarken ekran size doğru yaklaşıyor ve gerçekten koşma hissini uyandırıyor insanda. Kontroller ise her zamanki gibi standart W, A, S, D tuşları eğilme ctrl gibi tuşlarla yapılabiliyor. Sonuç olarak Airborne bize oynanabilirlik konusun da fazla sorun yaratmıyor. Çok büyük yeniliklerin olmaması ile birlikte kolay ve akıcı bir kontrol sistemi kullanılmış. Son olarak ise güç sistemindeki değişiklikten bahsetmek istiyorum. Artık enerjimiz vuruldukça azalmak yerine 4 tane kare ye bölünmüş durumda vuruldukça bu kareler kendi içersinde azalıyor. Eğer bir kare biterse diğer kare azalmaya başlıyor. Asıl değişiklik ise burada başlıyor. Vurulduğunuzda kareniz bitmeden bir yerde beklerseniz (5 sn kadar) Gücünüz bulunduğunuz enerji karesi tekrar dolmaya başlıyor. Bu özellik sayesinde oyunda saklanma ihtiyacı duyuyorsunuz ve bu da size biraz da olsa gerçekçilik sağlıyor. SON ZAMANLARIN FORMADA İSMİ UNREAL 3 GRAFİKLERİ Gelelim grafiklere, son zamanlarda en çok kullanılan grafik motoru haline gelen Unreal 3 grafik motoruna sahip Airborne grafik konusunda bize güzel anlar yaşatıyor. Sistemi diğer Unreal grafiklerine sahip oyunlar kadar kasmıyor ve patlama efektleri ile gerçekten göz dolduruyor. Etrafla etkileşim biraz kısıtlı olsa da bunu güzel grafikleri ve sürekli aksiyonu ile kapatmayı bilmiş. Kaplamaların renkleri ve kullanıldıkları alanlar özenle seçiliş ne göz alıyor nede sönük kalıyor. Zaten son zamanlarda unreal motorunu kullanan hiçbir oyunda grafik sorununun yaşanmaması bunun kanıtı. Benim oyunda en çok gözüme çarpan ve eksiklik yada bir hata olarak, düşmanlarımızı vurduğumuzda fazla tepki vermeleri oldu. Düşmanımız bize doğru koşsun veya koşmasın genellikle vurduğunuzda geriye veya havaya doğru akrobatik hareketlerle uçmaya başlıyorlar. Bunu ilk zamanlar silah gücü ile bağlantılı olduğunu düşünsemde sürekli bir hal alında biraz can sıkıcı oluyor. Bu kadar gerçekçi bir oyunda oyunun sonlarındaki düşmanlarımızın bazılarına (sadece bir düşman türü) silahımızdaki neredeyse bütün mermilerimiz boşalttığımız halde ancak ölmesi ise biraz garip geldi açıkçası. Hatta bu askerler ancak iki tam isabetli headshot vuruşu ile ölüyorlar. Bu atışlardan sonra bu askerlerin isimlerinin taş kafaya çıkmaması içten bile değil:) Oyunda aralarda giren sinematikler oyun grafiklerinden oluşuyor ve gerçek hareket algılayıcılar ile hazırlanmışlar (matrix çekimlerinde de kullanılan yeşil perde sistemi) ve gerçekten etkileyici olmuş. Airborn’un bir diğer eksi tarafı ise düşmanlarınızın saklanma siper alma sistemlerindeki dengesizlikler. Sürekli olarak siper alıyorlar ama bazen öyle bir yerde duruyorlar ki kendisini vurmanız için sanki yalvarıyorlar sizde tabi ki isteğini yerine getiriyorsunuz. Oyunun sistem gereksinimleri ise şu şekilde: 2. 8 GHz işlemci, 1 GB ram, 128 MB Geforce 6600 GT veya ATI X1300 ekran kartı, 8 GB boş Harddisk alanı BOMBA YANIMDA PATLARSA SAÃIR OLURMUYUM Oyunda ki sesler ise oyunun en büyük artıları. Silah sesleri konuşmalar ve patlamalar o kadar güzel işlenmiş ki kendinizi savaşın tam ortasında hissetmezi sağlıyor. Zaten 5+1 ses sisteminizde varsa patlayan bombaların yarattığı sağırlık etkisini tam anlamıyla yaşamanızı sağlıyor. Oyun içersindeki müzikler de aynı şekilde dramatik anlarda çalan etkileyici müzikler havada düşmanlarınızın üzerine yaklaştıkça temponun artması inanılmaz. SONUÇ OLARAK MEDAL OF HONOR AİRBORNE: Sonuç olarak MOH: Airborne üzerine düşeni yapıyor ve bizi savaşın tam ortasına atıyor hem de paraşütle. Güzel grafik ve sesleri bazı hatlarına rağmen oyuna geçer not aldırmayı başarmış durumda. Oyunun çok kısa olması da eksi yönlerinden ama bu da bize bir ek paketin habercisi ihtimali ile biraz da olsa sevindiriyor. Call of Duty’nin yeni nesle dönmesiyle piyasada alınacak tek dünya savaşı temalı oyunlar arasında Medal of Honor’u zirveye taşıyor. Peki oyunu kimlere öneriyoruz: Oyunu tavsiye ettiklerimiz: Tabi ki fps sevenler, Dünya savaşını oynamaktan bıkmayanlar, Havadan savaşın ortasına inmenin ne olduğunu anlamak isteyenler… Oyunu tavsiye etmediklerimiz: Dünya savaşını kaçıncı kez kazandığını hatırlamayan ve bundan sıkılanlar, Yapay zekaya fazlası ile önem verenler. Oyunsuz kalmayın.. |