MANHUNT: Magazinel Şiddetin Özeti
Çok tartışılır hakkında çok şey yazılır - çizilir bilgisayar oyunlarındaki şiddet dozuyla alakalı olarak. Kah yaş sınırı konur oyuna kah kimi ülkelerde yasaklanır. Bu durumda en kara bahtlı olanlar da sansüre uğrayan oyunlardır. Neyse ki Rockstar, şiddeti amaçtan ziyade bir araç olarak kullanma konusunda serbest takılan bir firma... Bize kazandırmış olduğu GTA'yı kült mertebesinden kurtarıp, herkesin kabullendiği bir klasiğe dönüştürmeyi de başardılar elbette! Manhunt ise aslında oyun dünyasında yeni bir dönem açtı diyebiliriz. Öyle ki doğrudan ya da dolaylı şiddeti resmen gözümüzün içine sokmayı amaçlayan bir oyun Manhunt ve kesinlikle psikopat yaratmak için birebir...
Manhunt'un bünyesinde barındırmış olduğu detaylar aslında bir taraftan da günümüz tüketim ve eğlence sektörünün midesine indirilen sert bir yumruk niteliğinde diyebiliriz. Diğer bir tabirle son 10 yılın, yarışma ve eğlence konseptine damgasını vurmuş Biri Bizi Gözetliyor konsepti aslında ana temayı oluşturmakta. Bu konsepte getirilen en önemli eleştiriler hiç kuşkusuz beyazperde de The Truman Show ve nispeten onun yanında daha sönük kalan ED TV gibi yapımlar sayesinde vuku buldu (ki Halloween 20th Anniversary ve ülkemizde "ölüm bizi gözetliyor" adı altında vizyona sokulmuş korku filmleri de eleştirmekten ziyade kaymağını yemek ile mükellef saydılar kendilerini)...
Manhunt izlenmek ve izlendiğinin farkında olmak konusunda çok farklı bir konsepte indirgenebilir. Nitekim burada söz konusu ana karakterimiz, bir çeşit tatmin aracı görevini üstlenmekte. Kafayı sıyırmış bir yönetmenin aksiyon yıldızı diyebiliriz kendisi için. Bu bakımdan yönetmen, sizin elinizden çıkan türlü vahşetle bir yandan kendini tatmin ederken diğer taraftan da ana karakterin bir noktada gerçek bir başarısızlığa maruz kalmasını da istiyor. Bu açıdan türdeşleri diyebileceğimiz, Metal Gear Solid, Syphon Filter ve nispeten Tenchu gibi yapımlardan ayrılıyor. Zaten karakter bir ajan değil, bir suçlu. Elbette ki sabıka dosyası epey kabarık ve işinin ehli fakat bütün bunlara rağmen kendisi sıradan bir insan. Birkaç dişli rakip ile bir arada mücadele etmeye kalktığı çoğu zaman çuvallıyor. Başına isabet eden tek kurşunda nalları dikebiliyor. Çelik yelek kullanmak gibi bir alışkanlığa da sahip değil. "Saldım çayıra mevlam kayıra" anlayışı ile hareket eden ve tamamen içgüdülerinden güç alarak öldüren biri kendisi...
Artık oyunlarda şiddet içeriğine karşı edilen her kelam ister istemez klişeye giriyor. Zira şiddet artık çok kolay ulaşılabilen bir unsur haline geldi. Çocukları belki şiddet içeren oyunlardan uzak tutabilirsiniz belki sinemaya gitmelerini engelleyebilirsiniz, hadi interneti kullanmalarına da izin vermediğinizi var sayalım peki ya evimizde TV'den yayılan dehşet? Ya da diğer bir tabirle şiddet sadece kanla ve katliamla mı meydana gelir? Hiç sanmıyorum... Nitekim Tv ekranında "yapay" bir şiddet ve aynı derecede "yapay" bir mücadele dönüyor. Birçok abidik gubidik yarışma programı da aslında hayatımıza şiddeti sokuyor. Herkesin kendi evine kapanıp TV izlemesi zaten şiddetin kapısını açan bir durum değil mi? Diğer bir deyişler Manhunt gibi bir oyunu büyük bir keyif ve haz eşliğinde oynayan bir bireyle, Tv kültürünün yabancılaştırıp yozlaştırmış olduğu sosyopat bir bireyin toplum içinde oluşturabilecekleri potansiyel(!) tehlike acaba ne kadar farklılık gösterir?
Son olarak neden şiddet hayatımızda yer tutar? Daha doğrusu şiddete hiç talep olmasaydı, söz gelimi içeriğinde bu kadar fazla şiddet barındıran oyunlar - ya da filmler- bu kadar fabrikasyon biçimde piyasaya sürülebilir miydi? Buna benzer bir kelamı geçtiğimiz sene "Oyunlardaki Korku Unsuru" adı altındaki yazımda etmiştim. Ortaçağ da insanların dar ağacında asılmasını seyretmek için can atan ve asılma anında korku ve ürperme ile başlarını çeviren insanlar... İnsanoğlu hem şiddeti talep ediyor hem de ondan korkuyor. Bu da yapı olarak tutarsızlığımızı ve doğa üzerinde hem egemen olup hem de onu yok etmemizi özetliyor diyebiliriz.
Manhunt'a gelecek olursak içeriğinde bahsettiğim hemen hemen her rahatsız edici unsuru barındıran bir oyun kendisi. Acımasız bir oyun ve hepsinden de vahimi oyunu oynayıp sinirinizi bozan düşmanlardan her birini alt ettiğinizde içinize resmen huzur doluyor diyebilirim. Buradaki katliamın aslında yönetmene değil birebir oyuncuya verdiği rahatlama hissinden de söz etmek mümkün. Bu nedenledir ki Manhunt için aslında şiddet açılımının bilgisayar oyunlarındaki gerçek miladı diyebiliriz. Evet evet bundan önce de şiddet içeriği had safhalarda olan onlarca oyun oynamıştık fakat Manhunt , sizi o şiddet eğilimine davet ediyor ve aslında naçizane bir oyunun bir birey üstündeki etkisi konusunda canlı bir deney oluşturuyor.
Burada örneklemek istediklerim kopan kafalar, elektrikli testere ile deşilen bedenler, levye sağlanan omurilikler, balta saplanan suratlar ya da mendene ile boğulan kurbanlar değil. Burada örneklemek istediğim asıl şey gerçek anlamda medya kültürü ile beslenen ve bunu da katıksız şiddet ile çerçeveleyen ve bir bakıma şiddet banyosunun yanı sıra aslında maskenin ardına baktığınızda size sırıtmak yerine kaygıyla bakan bir oyunun konumu. Buradaki "insan avında" avlayan da avlanan da kurban pozisyonunda diyebiliriz. Eğlence sektörünün artık iyiden iyiye cozutmaya başladığı günümüzde bir de üstüne üstlük, Hostel gibi salt eğlence için birbirini deşen insanların varlığından bahseden fakat bunu yaparken işin trajik kısmını es geçip cinsellik ve sadizm sınırlarında dolanan kaydırı kubbak bir sinema filmine daha fazla söz söylüyor aslında Manhunt . Elbette ilk bakışta şiddet dozu yüksek ve nefes nefese oynana salt bir aksiyon oyunu olduğunu düşünebilirsiniz. Büyük olasılıkla da bu tutumunuz oyunun ilk yarısı boyunca aynı şekilde devam edecektir.
Aslına bakacak olursanız Manhunt için mevcut teknik tabiri ve puanlamalarının oyunun bu zamana dahil olduğu incelemelerden zaten biliyorsunuz. O nedenle inceleme yazısı yazmayı yersiz buldum. Bu yazımda amacım Manhunt'ın başını çektiğini söyleyebileceğimiz yeni dönemin oyunları ile alakalı olarak bir kaç kelam etmekten ibaretti sadece... Yeni jenerasyon artık R esident Evil'ları, Doom'ları, GTA'ları çerez niyetine yer oldu. Zamanında şiddet içeriği nedeniyle yapımcılarının başını ağrıtan bu oyunlar şimdi pop kültürünün vazgeçilmezleri arasına girdiler diyebiliriz. Fakat şimdi... Şimdi gerçek anlamda rahatsız edici oyunlar baş göstermeye başladı ve sanırım yakında emsallerine daha fazla maruz kalacağımız kesin... Sadece tek bir soru var kafamda... Gerçekten Bu Kadar Şiddete Gerek Var mı? |