Gölgeler... Gölgeler... Gölgeler... Sanrıların yuvası gölgeler! Edebiyatta ve sinemada belirsizliğin kapısıdır gölgeler. Bir de aynalar var tabii aynı belirsizliğin uçsuz bucaksız geçitleri olarak bilinirler. Kendileri üzerine tonlarca mit türemiştir fakat konumuz şimdilik aynalar değil. Biraz gölgeler üzerine yoğunlaşalım ne dersiniz?
Bilinçaltı, anlam veremediği şeylere her zaman temkinle yaklaşır. Öyle ki bazen son derece sıradan bir şeyi sıra dışı gördüğümüz olur. Bu aslında 5 duyu organımızın yetersiz olduğu durumlarda devreye giren bir durumdur. Gecenin karanlığında, ayakucumuzda yumru olmuş bir battaniyeyi, hiç olmadık bir şeye benzetebiliriz. Bir patikadan ilerlerken, ağaç dallarındaki en ufak bir kıpırtıyı, hayal gücümüzün ürünü olan bir yaratığın eseriymişçesine dikkat kesilerek dinleriz ya da hiç düşünmeden oradan sıvışmayı seçeriz. Örnekleri çoğaltmak mümkün, gerçek şu ki kimi zaman karanlığa baktığımızda, göremediğimiz yerdeki o şeyin bakışlarıyla bizi süzdüğünü hayal ederiz.
Heart Of Darkness da genel anlamda bir kalıbı nitelemektedir. Bir çeşit korku-gerilim kültürü kalıbıdır aslında Arch Enemy'nin liriklerinden, joseph conrad eşsiz romanına kadar pek çok alanda karşımıza çıkan bir isimdir. Fakat büyük ölçüde asıl konseptinin dışına çıkarak, farklı bir kültürün lügatine girmesi ise yine aynı isimli efsanevi Playstation oyununun piyasaya çıkmasına tekabul etmektedir.
Heart Of Darkness, piyasaya sürüldüğü dönemi de kapsayan yakın zamanının aslen bütün etkilerine sahip bir oyun. Bu bakımdan HOD, diğer efsane oyunlarla etkileşim içerisinde diyebiliriz. İlk etkilenim olarak tahmin edeceğiniz üzere Another World vardır ki kendisi geçtiğimiz sene oyunlideri ailesine katıldığım sırada yazmış olduğum ilkyazı olma özelliğini taşımaktadır. Gerekli içeriği inceleme yazısından takip edebileceğiniz bir diğer oyun ise Oddworld tabii ki.
Bütün bu saymış olduğum oyunlardaki ana tema, başka güçlerin etkisi ile geldiğimiz - ya da getirildiğimiz- aynı zamanda ait olmadığımız bir diyardan kaçış öyküsüdür. OddWorld nasıl ki Exodus'ten etkilenmişse (ki Abe's Exodus adını alarak zaten bu etkilenimi rozet niyetine üstüne yapıştıran bir oyundan bahsediyoruz), Heart Of Darkness'da kendisi gibi pek çok eserin kullanmış olduğu "Alice Harikalar Diyarında" konseptinden beslenen bir oyundur.
Hikaye oldukça basit. Diş Perisi ve karabasan hikayeleri etkilenimi taşımakta. Şöyle ki ana karakterimizin köpeği bilinmeyen güçler tarafından kaçırılmıştır. Kendisini kaçıran güçler, sadece bilinçaltımızın ürünü olduğunu iddia ettiğimiz gölgelerdir aslında. Tabii karakterimiz bu işin peşini bırakmak niyetinde değildir. Cesur bir tercihle köpeğinin peşinden gölgeler diyarına gitmeyi seçer ve hikayemiz de bu şekilde başlamış olur.
Tamam tamam ne kadar oyuna efsane damgası yapıştırdıysak hepsinin hikayesi böyle iki boyutlu oluyor. Eee dönemin oyunlarının tatmin edici fantezi yükü zaten oynamak için geçerli sebebi veriyor. Hem bundan 10 yıl önce bırakın sadece platform oyunlarını, genel anlamda "bilgisayar ya da konsol oyunu çocuklar içindir" gibi sığ ve saçma bir anlayışın da varlığından söz edebiliriz. Benzer durum animasyon sinemaları için de geçerli bir kalıptı. Tabii zaman içinde bu anlayışlar bir bir kabuk değiştirdiler.
Bütün bunlara rağmen Heart Of Darknes önemi anlaşılmamış ve kuvvetle muhtemel bundan sonra da anlaşılmayacak bir oyundur. Bunun en önemli sebepleri de piyasaya sürüldüğü dönemde benzerine çok rastlanan bir oyun olmasıdır. Büyük bir taktik ve zamanlama hatasıyla piyasaya sürülmüştür ne yazık ki. Yapımcı şirketin beklentisini bilmemeyiz fakat oyun genel anlamda ulaşmış olduğu sınırlı sayıdaki oyuncunun listesinde üst sıralara yerleşmeyi de başarıvermiştir. Hatta günümüz fanatik animasyon filmlerine zemin hazırlayacak bir yapısı olduğunu itiraf edelim. Başlı başına bir film olabilecek potansiyeli zaten bünyesinde barındıran bir oyundan bahsediyoruz burada. Belli nedenlerden dolayı karakterlerimizin derinliğine fazla inilememiş olabilir fakat isminin barındırmış olduğu anlamdan bağımsız olarak yer yer karanlık bir oyun olmasına tezaden renk cümbüşü halini de alabilen bir oyun!
Oyun genel anlamda yazımın girişinde deyinmiş olduğum "görmek ve gördüğünü sanmak" ikileminden yola çıkıyor. Gecenin bir vakti su içmek için uyandığımızda üst üste yığılmış yorganları bir canavara benzetebileceğimiz çocukluk travmalarından besleniyor da diyebiliriz. Zira açılış videosu aslında bize bu durumu hatırlatan bir kaçırılma sahnesinden ilham alıyor ve gölgeler diyarına ayak bastığımız anda aslında her şeyin bilinçaltımızda kurguladığımız gibi - ya da çok daha vahim- olduğunu anlıyoruz. Gölge Diyar'da gördüğümüzü sandığımız hiçbir şey yok çünkü! Her şey gün gibi ortada. Gölgeler! En ufak bir boşluğumuzdan yararlanıp bizi derin kuyulara çekmeye çalışan gölgeler... Hem de kendilerini kamufle etmek için en ufak bir çaba dahi sarf etme gereği duymadan, korkutucu bir biçimde üstümüze geliyorlar. Tek bir amaçları var: Kendi paralel dünyalarına sızmış olan ve kendisinin olanı almaya çalışan adem oğlunun emellerine ulaşmasını engellemek. Bu bir taraftan da zıpır bir platform oyununun doğmasına zemin de hazırlıyor.
Baş karakterimiz olan velet Andy , kendisini okula ait hissetmeyen bir yandan zıpır bir karaktere sahip... diğer taraftan da kendisini minik Einstein diyebiliriz. Home alone daki ana karakterin bir kaç kademe üstü aslında. Evinin bahçesindeki ağaç evinde türlü türlü buluşlar icat eden Andy ilk olarak denediği Havalı Motoru ile gölge diyara gitmeyi başarır. Köpeğinin peşinden Gölge diyara gitmesi aslında onun kişiliğinin de olgunlaştığı ve hemen hemen her masalda işlenen ana karakterin olgunlaşması temasını da beraberinde getirmektedir. Şimdi Güneş tutulması sebebiyle ortadan kaybolan köpeği ya da gölge diyara nasıl yolculuk ettiği mevzusundaki mantık hatalarını elbette bir kenara koymak gerekiyor. İlk etapta hepsine cevap bulamayacak olsak da cevaplar yavaş yavaş gelecektir ;) Heart Of Darkness her ne kadar yetişkinlere hitap eden bir oyun olsa da dönemin fantastik platform oyunlarının etkilenimlerini de taşıyor. Böylelikle belli noktalarda mantık devreden çıksa da olur biz mümkün olduğunca oyunun kendisi ile ilgileniyoruz.
Tıpkı Another World'deki gibi "nereye düştüm böyle" anlayışı ile açılan oyunumuz yine başlarda "kovalanıyorsun o halde kaçmalısın" düşüncesiyle hareket etmenizi gerektiriyor. Tabii yine AW gibi kısa sürede rayına oturuyor ve bizlerde render görüntüler eşliğinde elimizde elektrik saçan bir silah ile gölgelerin üzerine yürüyoruz. Diğer bir tabirle ana karakterin korkularını yenmesi konusunda (ki karanlık korkusu olarak imgelenen Andy'nin açılış videosunda psikopat öğretmeni tarafından kapalı bir dolaba kilitlenmek üzere olduğunda kaçarak kurtulmasını da gösterebiliriz) yardımcı oluyoruz.
Bütün bu kaçma kovalamaca aslında 10 yaşlarında bir çocuğun hayal gücünden fırlamış gibi duruyor öyle değil mi? Güneş tutulması sırasında gölgeler tarafından kaçırılan bir köpek, 10 yaşındaki mucit bir çocuğun kendi icat etmiş olduğu motorla paralel bir evrene geçmesi... Peki neden olmasın?
|