KABUS MU? KOMEDİ Mİ?
Genel anlamda yerli oyunlar hakkında yazdıklarımı takip edenler bilirler... Bitmek tükenmek bilmeyen bir umutla, yerli oyun sektörünün gelişeceğini geveler dururum ağzımda. Ne yazık ki son zamanlarda ben de inancımı yitirmeye başlıyorum yavaş yavaş. Son yıllarda yerli sermaye ürünü olan oyunların teknik detaylarını bir yana koyacak olursak, yaratıcılık anlamında da pek bir şey barındırmadığını düşünüyorum. Neticede işin teknik kısmı büyük ölçüde bütçeye dayanıyor olabilir fakat yaratıcılık işin tamamen düşünsel boyutuyla alakalı...
Son zamanlarda piyasaya sürülen yerli oyunlara ulaşmak da epey zor... Yıllardır bu oyunların dağıtım sorunu bir türlü çözülememiş vaziyette. Hal böyle olunca oyun severler ister istemez korsana yöneliyor ve yapımcılara getirisi fazla olmadığı için yeni projelere atılma konusunda hevessizlik durumu doğuyor. Ne büyük bir tezattır ki, "çerez" niteliğinde diyebileceğimiz (Arama Kurtarma, f-16 vs vs...) oyunlar ortalama fiyatlarına rağmen hemen hemen bütün alışveriş merkezlerinde ya da oyuncakçılarda karşımıza çıkıyorlar...
Konuyu getirmek istediğim nokta aslında Karanlık Hapis oyununun bir kaç adım ötesi. Zira dürüst olmak gerekirse Karanlık Hapis başlı başına bir inceleme konusu olamayacak bir oyun-umsu. Zaten bir iddiasının olduğunu da söylemek yersiz. Dilerseniz Karanlık Hapis hakkında söylemem gereken her şeyi bir çırpıda söyleyerek, asıl anlatmak istediğim noktaya getireyim konuyu...
Karanlık Hapis kıt imkanlarla hayat bulduğu kabak gibi belli olan tatsız tuzsuz ve zevksiz bir oyun... Doom 1 ve Doom 2 civarlarında gezinen grafiklerini ve maksimum detaysızlığı bir kenara koyacak olursak, tabancamızı yukarı bile kaldıramamamızın vermiş olduğu burukluğa bir de tepemizden bize saldıran yaratıkları namluyu kaldırmadan öldürmek gibi abes bir durum da ekleniyor. Herhangi bir özellikten ya da detaydan bahsetmiyorum zaten Karanlık Hapis herhangi bir özellik ya da detay barındırmadığı konusunda bas bas bağırıyor bizlere... Ben bir mod oyunuyum beni ciddiye alma diyor. Bu konuda çıkıp bana "bu oyunu yapan adamlar senin benim gibi adamlar eleştireceğine, sen uğraş ve daha iyisini çıkar da görelim!" diyen bir kesim de mutlaka olacaktır... Cevap ise basit; "Madem hiç bir amaca hizmet etmeyecek o halde bu kadar uğraşmak niye?"
Karanlık Hapis deki bütün amacınız zaman ve mermi kısıtlaması olmaksızın önünüze çıkan yaratıkları öldürmek. Tabii yaratıklar dediğime bakmayın zira oyunda yaratık çeşitliliği sandığınız kadar fazla değil. Her bölümde sadece bir tane yaratık türünden bulunmakta ve labirenti andıran o tattan tuzdan mahrum mekanlarda dolaşarak hepsini öldürmeye çalışıyorsunuz. Öldürdükçe bir sonraki bölüme geçiyorsunuz neticede elinize tetrisi alıp oynasanız bile bir amacınız olur, beyin jimnastiği yaparsınız fakat Karanlık Hapis in başına geçerseniz -ki büyük ihtimalle pek çoğunuz ilk iki bölümden sonra oyunu silecektir- üzerinde harcadığınız boş vakte yanar durursunuz. Böyle benim gibi ciddiye alıp yazı falan yazma gereği duymayacağınız için de bana söversiniz "Ulen bu herifin işi gücü yok mu?" diye... E haklısınız :)

Karanlık Hapis isminin oyunla ve oyunun atmosferi ile olan alakasızlığı üzerinde de yorum yapmadan geçelim ana konumuz...
BİR OYUNUN AMACI NEDİR?
Neden oyun oynarız? Bu sorunun artık klişeliğini ve yabanlığını tartışmaya gerek yok cevaplar çeşit çeşittir. Fakat her cevap genel anlamda oyunların bizlere pozitif yönde etki ettiği üzerinedir. İşini aksatanlar da, çoluğu çocuğu bir kenara bırakıp o dünyanın içine dalanlar da hep benzer sebeplerle oyun başında vakit geçirir. Nitekim günümüz oyunları artık iyice uçmuş ve gerçek anlamda oyunun bir parçası olmamızı sağlamıştır. Her ne kadar günümüz süper bütçeli oyunları da artık birer ilizyon halini almış olsalar da, bilgisayar oyunu demek, kendimizi içinde bulunduğumuz dünyadan belli bir süre soyutlamak demek... Diğer bir tabirle fişimizi bir süre çekip bu ilizyonun bir parçası olmak demek. Bu noktada, bütçeli de olsa, bütçesiz de olsa, uzun da olsa kısa da olsa, detaylı da olsa basit de olsa; bir oyunun yegane amacı o ilizyonu yaşatabilmek olmalıdır. Yani bu ilizyon namına hiç bir gayreti olmayan bir ürüne oyun gözüyle bakmamız yersiz. Burada mesele imkansızlıklar değil ki artık günümüz koşullarında Yerli Oyun Sektörü bile bir noktaya kadar bu imkansızlıkları aşabilmiştir.
Şimdi pek çoğunuz Karanlık Hapis gibi naçizane ve iddiasız kendi halinde yavan bir oyunu neden bu kadar ciddiye aldığımı ve neden bir kaç kelam etme gereksinimi duyduğumu merak ediyorsunuz. Cevabı vereyim. Korsan DVD!!!! formatında düşmüş olan ve tam tezatıyla özellikleri bu kadar düşük olan (ya da somut bir özelliği olmayan :D ) bir oyunun, hatta ve hatta forum paylaşım sitelerinde bile bu kadar iddialı cümlelerle tanıtılan bir oyunun teknik anlamda bize bir şey sunmasında değiliz... Nitekim bir dönem İnternet üzerinden oynanan Dark House adlı, küçük boyutlu ve bir lise öğrencisinin hazırladığı oyun da teknik bir içerik barındırmıyordu ama atmosferi sayesinde gece başına oturmakta zorlanılıyordu. Demek istediğim lafla peynir gemisi yürümüyor biraz da icraat gerek… |