2004 yılında sıkkın bir gecede internette dolanırken bir film gözüme çarpmıştı. Kırmızı derili bir şeytan, insanların tarafında idi… Önceleri saçma sapan bir film diye düşünmüştüm ama, filmi izledikten sonra hem çok eğlenceli hem de çok kaliteli bir olduğunu görmüş, birazcık önyargılarımdan dolayı kendimi suçlayarak eve gelip filmi indirmiş ve arşivime eklemiştim. Evet tahmin ettiğiniz üzere HellBoy'dan bahsediyorum Aradan yıllar geçti ve filmin ikincisinin geleceği duyuruldu. Daha da güzeli, yeni filmin birde oyunu yapılacaktı. (Daha da güzeli dediğime bakmayın, oyunu oynamadan önceki düşüncelerimdi bunlar) Günler haftaları kovalarken oyunu elime aldım, konsoluma koydum ve oynamaya başladım…
Kendimi bildim bileli, çizgi filmlere ve dolayısı ile çizgi romanlara karşı bir zaafım vardır. Hal böyle olunca da, Hellboy'un çizgi romanlarını (edinebildiğim kadarını tabii) ara ara okurum. Yukarıdaki paragrafta bahsettiğim üzere, ilk filmi de oldukça beğenmiş bir adamım. Üstüne üstlük, ikinci filmin vizyona girmesini de deliler gibi beklemekteyim. Fakat tüm bunlar, Hellboy: Science of Evil oyununu oynarken bana oyunu sevmem adına hiç yardımcı olmadı diyebilirim.
Oyun Zevkli Değil
Maalesef oyunumuz kendisini olabildiğince tekrar eden bir oyun. Zaten kısa olan bölümlerde, tek yapmanız gereken tatlı kızıl şeytanımızı hareket ettirmek ve karşınıza çıkan tekdüze rakipleri X tuşuna seri bir şekilde basmak sureti ile alt etmek… Bölümler için kısa demişken, tüm oyun 6 bölümden meydana geliyor ve toplamda 3 saatinizi ya alır ya almaz ;) Her bölümün başında ve sonunda çizgi roman şeklinde ara demolar bulunuyor ve kahramanımız Hellboy'u, filmde onu canlandıran aktör olan Ron Perlman seslendiriyor.

Ara demolarda, oyunun konusundan ve ilerleyişinden bahsediliyor ama herhangi bir atraksiyon yok haliyle. Aslına bakarsanız oyunun herhangi bir konusu bile yok diyebilirim. Bölümlerde karşınıza çıkan yaratıkları öldürmelisiniz.. Onları öldürerek büyük Boss ‘a ulaşmalı ve dünyayı kurtarmalısınız.. (Amerikan hükümeti için çalıştığınızı söylememe gerek yok herhalde)
Hep Aynı Hep Aynı…
Oyunun her bölümünde farklı yaratıklar ile mücadele edecek olsanız da, bölüm boyunca karşınıza çıkacak olan sayısız düşman modellemeleri hep aynı. Öldürmeniz gereken bir kısım düşmanın yakınlarına gittiğinizde, yollarınız hayali birer bariyer ile kapatılıyor ve siz tüm düşmanların k.çlarına tekmeyi basmadan o bariyerler ortadan kalkmıyor. Bir bariyerden kurtulduktan sonra bir müddet ilerliyorsunuz, karşınıza bir iki tane yaratık çıkıyor onları pataklıyorsunuz ve sonra yine bir başka bariyere giriyorsunuz ve oyun bu şekilde akıp gidiyor.
Oyunun herhangi bir yerinde herhangi bir bulmaca yada sizi zorlayacak bir şey yok. Zaten dümdüz ilerlediğiniz için kaybolma şansınız da yok. Artık günümüzde çok popüler olmuş olan, vereceğiniz kararlara göre hikayenin yönü değişiyor gibisinden olayları sakın ola beklemeyin bu oyun için.
Dövüş Sistemi de Ne Olaki?
Neyse ki, bölümleri geçtikçe oyun alanları değişiyor. Orman, çöl, mezarlık yada Von Klempt'in tapınağı gibi alanlarda aynı tarz düşmanlar ile aynı şekillerde kapışacaksınız. Maskeli savaşçılar, nazi zombileri, birde ne olduklarını anlayamadığım minik adamcık – yaratıkçık karışımı şeyler ile kapışacaksınız. Kapışacaksınız dediğime de aldanmayı sakın. X tuşuna doğru zamanlarda basarsanız size vuramıyorlar bile. Yine X tuşuna seri bir şekilde basarsanız da, Hellboy, birkaç tane kombo çekebiliyor. Bir iki yumruk ardından aparkat üçlemesinden oluşa bu kombolara tabii kombo demeye diliniz varıyor ise. Bunun dışında birde rakibi kavrama hareketleriniz bulunmakta. Y tuşuna bastığınızda rakibi tutabiliyorsunuz. Tuttuğunuz düşmanı bir başka düşman üzerine fırlatabiliyorsunuz.

Oyunda boss savaşları da mevcut ama şahsen bossları öldürmekte hiç zorlanmadım. Yada şöyle söyleyebilirim; boss lar sizi tehdit edemeyecekler. (nasıl boss oluyorsa artık) Boss dövüşlerinde biraz kaçamak oynayarak onları kolaylıkla alt edebilirsiniz.. Biraz kaçın, rakip boss hareketini tamamlasın ve o hareketten sonra bir müddet savunmasız kalıyor. Hemen yanına yaklaşıp X-X-X yada X-X-X-X-X komboları ile (!) vurup sonra kaçmaya devam edebilirsiniz. Bu şekilde bırakın boss ları oyunun genelindeki tüm yaratıkları ve rakipleri alt edebiliyorsunuz.
Yapımcılar herhalde, oyunda hiçbir yenilik yada ne bileyim oyuna has herhangi bir özellik olmadığını fark etmiş olacaklar ki, Hellboy: Science of Evil'e özgün bir şeyler eklemek için uğraşmışlar. Sağlık barınızın içine mavi bir bar eklemişler. Rakiplerinizi öldürdükten sonra onların içinden çıkan mavi orblar ile dolan bu bar, tamamen dolduktan sonra her iki sticker a da basarsanız Hellboy'un kocaman olan sağ kolu alevleniyor. Bu halde iken yaptığınız vuruşlar biraz daha güçlü ve etkili oluyor haliyle.
Multi Hellboy
Eğer oyunu bir kere daha oynayabilecek kadar sabrınız varsa (ki sanmıyorum ama), beklide CO-OP olarak splitscreen tarzında oynayabilirsiniz bu oyunu. (Splitscreen ne demek biraz açıklayayım; aynı ekranda, ekranı ikiye yada daha fazla parçaya bölmek sureti ile oyunu birden fazla kişinin oynamasına olanak sağlayan bir teknoloji) Co-Op oynarken, oyunculardan birisi Hellboy olur iken, diğeri Liz Sherman yada Abe Sapien oluyorlar ki bu karakterler oyunun tek oyunculu modunda yada ara demolarında görünmüyorlar. Oyunu baştan sona tüm 6 bölümünü Co-Op oynama şansınız bulunmakta.
Kamera Sistemi
Oyunun saçmalıklarından bir diğeri ise oyunun kamera sistemi. Oyunu maalesef sabit bir perspektiften oynayabiliyoruz. Yani bu demek oluyor ki, oyun başladığında kamera açımız sabitleniyor ve bir sonraki bölüme geçene kadar o sabit kamera açısı ile oyunu oynamak durumunda kalıyoruz. Düşünün dümdüz ilerlediğiniz bir yolu geri dönmeye kalktığınızda kamera önünüzü değil arkanızı gösteriyor :) yani karşınıza ne çıkacak görmek için çok yaklaşmanız gerekmekte :) Kamera sistemi sabit olunca, oyun alanını gerçek anlamda inceleyebilmeniz mümkün olmayacak. Bu tarz bir özellik neden oyuna dahil edilir ki şeklinde uzun düşüncelerden sonra fark ettim ki, oyun çok kolay ve kısa olduğu için olsa gerek. Şöyle ki; bir düzüne düşman size saldırdığı zaman genellikle etrafınızda bir çember oluşturarak saldırıyorlar. Yani hangisinin ne taraftan geldiğini, hele ki sabit kamera açısından görebilmeniz biraz güç oluyor. Bu sayede oyun biraz zorlaştırılmak istenmiş olabilir.

Grafikler – Sesler
Hmm.. Şimdiye kadar oyunun oynanış özelliklerinin, konusunun, kamera açılarının, zorluk seviyesinin, oyun ömrünün ve keza bilumum özelliklerinin berbat olduğundan bahsettim. Gelelim grafiklere. Doğruya doğru konuşmak lazım. Bu oyun yeni nesle göre bir oyun değil (grafik anlamında). Grafikleri, en az beş sene öncesinden kalma ve hatta gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, XBOX konsolu için yapılmış bir oyuna göre. Oyun alanları özensiz ve yazımın başından beri söylediğim üzere kendini tekrar ediyor. Hatta bazı çevre unsurlarındaki modellemeler o kadar kötü ki, kıyıda köşede bazı piksel hataları gözüme çarpmadı değil. Karakter modellemeleri, eh işte düzeyinde. Animasyonlarda şöyle böyle diyebilirim fakat bazı animasyonlar gerçekten hiç olmasa imiş çok daha iyi imiş. Örneğin Hellboy suda koşarken, ayak izlerinin görüntüsü için mi bilmiyorum ama ayakları bir garip hal alıyor. Ek olarak animasyonlar yada aksiyon dozu yükseldiğinde fps (frame per second) düşüşleri yaşadım.
Sesler ve müzikler tarafına göz gezdirdiğimizde ise , belkide oyunun en iyi yönünü görmüş olacağımızı söyleyebilirim. Oyunun seslendirmeleri, Ron Perlman, Selma Blair ve Doug Jones gibi orijinal filmdeki oyuncular tarafından yapılmışlar. Yaratık ve bilhassa boss ların ses efektleri başarılı olmuş. Fakat oyun müzikleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Belli ki büyük bir orkestranın çaldığı oyun müzikleri, oyun ile çok alakasız geldi bana. Bir aksiyon oyununa hiç yakışmamış. Üstüne üstlük müzikler ve sesler birbirine karışıyor.. (oyunu oynarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız)

Son Söz
Açıkçası böyle bir oyunun incelemesini nasıl kapatabilirim diye çok düşündüm. Sonuçta dürüst davranmaya karar verdim:) Dünyanın en büyük Hellboy hayranı iseniz bile, bu oyun için para harcamanıza değmez. Bence yapımcılarla iletişime geçin ;) ellerinde kalan kopyaları size yollarlar umarım:) Eğer Hellboy'u sadece seviyorsanız ve çılgınlık derecesinde fan değilseniz, bu oyun için boşa zaman harcamayın derim…
Bol oyunlu günler dilerim… |