| Klasik bir Pazar günü. Yapacak adam akıllı bir iş yok. O yüzden dedim ben en iyisi bir efsanenin doğuşunu hatırlamak ve hatırlatmak maksadıyla şöyle keyifli birkaç paragraf yazmaya çalışayım. Bilmiyorum kaçınız Grand Theft Auto oynayabildiniz. Çünkü kendisi çıkalı baya oluyor. Bu günlerde GTA dendi mi birçok kişinin aklına direk San Andreas geliyor (çıkacak 4. oyunu saymazsak). Bende GTA 1’in hala bir kopyası mevcut. Geçenlerde yükledim, yanımda kuzenlerim de vardı. Oyunu görünce “ayyyy bu ne ya” gibi bir tepkiyle karşılaştım. Haklılarda tabi. GTA 1 ile San Andreas arasında dünya kadar fark var sonuçta. Ama inanır mısınız aradan geçen onca sene en azından GTA 1’in benim gözümdeki değerini hiç düşürmedi. En son geçen sene tekrar yükledim ve son bölüme kadar gelebildim. Peki neden onca oyun varken ben 2007 senesinde GTA 1 oynadım? (anemisin eklemesi: GTA 1998 yılında çıkmış idi yani 9 sene önce çıkan bir oyunu oynadığından bahsediliyor burada)  Şimdi arkadaşlar GTA serilerinin çok beğenilmesindeki en büyük etkenlerden birini söyleyeyim size: Karmaşıklıktan kesinlikle uzak basit bir oynanış. Kafanızı hiçbir şeye yormak zorunda değilsiniz. Yok efendim “level atladım, strength’i mi arttırayım yoksa agility’yi mi arttırayım. Şu büyüyü mü seçeyim yoksa diğerini mi? Yok yok ben en iyisi kılıca gideyim” gibi muhabbetler kesinlikle yok yani. Bu durum özellikle 1. ve 2. oyun için maksimum düzeydeydi. Git telefona bak, verilen görevi yerine getir. Oyunun temeli buydu. Oynayanlar hatırlayacaktır asıl amaç her bölüm için sizden istenen bir puana ulaşmaktı ve yine oynayanlar hatırlayacaktır bu puana ulaşmanın tek yolu görev yapmak değildi. Gidin polis arabası çalın, milleti ezin, araba patlatın, katliam yapın, hele bir de gizli tankı bulursanız tamamdır. Patlattığınız her şey ve öldürdüğünüz her masum için puan topluyordunuz (oyunlar çocuklar içindir. Tabi tabi...). Ama görev dışındaki bu puan toplama metotları en azından oyunun ilk başlarında hiç etkin değildi. Çünkü sizden istenen puana kargaşa çıkararak ulaşmak bütün bir gününüzü alırdı. “Benim vaktim var oynarım” da diyemiyordunuz çünkü oyunda hakkınız vardı. Yaaa bir zamanlar oyunlarda can diye bir şey vardı. Öyle “öleyim ne de olsa son görevden tekrar başlatır” gibi kolaylıklar yoktu. O yüzden oyunu oynarken strese giriyordunuz ama bu stres çok keyifli bir stresti. Oyuna odaklanmanıza sebep oluyordu. Hırs yapıyordunuz.  Dediğim gibi vur kır parçala yöntemi oyundaki hedef puana ulaşıp bir sonraki bölüme geçmek için yetersizdi. O zaman devreye görevler giriyordu işte. Aslında görevler de pek puan vermezdi ama öyle bir şey verirlerdi ki onun kıymeti benzersizdir: “Multiplier”. Nedir peki bu? Her görev tamamladığınızda ilk başta 1 olan katsayınız 1 birim artar. Diyelim ki 4 görev yaptınız ve haliyle katsayınız 5 oldu. Bu demektir ki artık atıyorum bir araba patlatarak 100 puan alıyorsanız artık 500 puan alacaksınız. Bu arada hemen belirteyim bu katsayı olayı size puan veren her şey için geçerliydi ki zaten o katsayıyı yükseltmezseniz bölümü geçmeniz imkansız gibi bir şeydi. Ve işte burada çok önemli bir etken devreye giriyordu: Polis amcalar... Şimdi günümüz GTA’larında polise yakalanmak demek üzerinizdeki tüm malzemeyi kaybetmeniz demek. Ama GTA 1’de öylemiydi? Tabi ki hayır. GTA 1’de üzerinizdeki malzemeleri kaybediyordunuz, üstüne bir de katsayılarınızı kaybediyordunuz ki GTA 1 ve 2 için katsayı demek her şey demektir. Siz saatlerce o görevleri yapın katsayınızı bir güzel arttırın, sonra polise bir “busted” olun ve tüm emekler çöpe gitsin. Yani öyle günümüzdeki GTA’lar gibi “hadi 6 yıldız yapalım” gibi fantezilerde bulunamıyorduk pek. Polislerden cidden korkuluyordu yani. Tabi bu katsayıları kıymete bindiren tek faktör polisler değildi. GTA 1’de bir görevden bir kere başarısız olmanız demek o görevi bir daha yapamayacaksınız demekti (yaaaa). Öyle keyfi bir şekilde görev yapmaya gidemezdik. Hatta bir görevi aldıktan sonra yarım saat zırh aradığımı bilirim ölmemek için (bir mermide ölüyordunuz da). Yoksa görev mefta olacak ve haliyle katsayı alamayacaktım. Zordu ama bir o kadar da eğlenceliydi işler.
 Bir de kutular vardı tabi. Oyunda çeşitli yerlerde bulacağınız kutulardan silahlarınızı ediniyordunuz. Tabi silahlardan başka malzemeler de vardı. Mesela “get out the jail free card”. Neydi bu. Şöyle söyleyeyim oyundaki en kıymetli şeylerden biriydi. Bulunması pek kolay değildi. Bulunması halinde de polisler tarafından yakalanmanız durumunda üzerinizdeki hiçbir şeyi ve katsayılarınızı kaybetmiyordunuz. Bir de içinden katsayı çıkan kutular vardı. Bunları bulmak gerçekten zordu. Dediğim gibi katsayı GTA 1’de her şey demekti. Şöyle katsayınızı 10’a çıkarıp sonra 10 tane polis arabasını yan yana koyup zincirleme bir patlama yaratarak devasa puanlar kazanmak mümkündü. Oynanışı da bir komikti bu GTA 1’in. Ey gidi, bir hızlı motosiklet vardı ki sormayın. Gitme tuşuna bastınız mı alet resmen uçuyordu. 3 saniye o motosiklette ayakta kalabilince “vay be” falan diyordum. Arabalarda çeşitliydi yine. Viper, Jaguar falan vardı mesela ama adları değiştirilmişti tabi. Jaguar’ın adı Jugular’dı. Hızlı bir araba buldunuz mu gideceğiniz yere anında gidiyordunuz. Çünkü cidden hızlıydılar. Tabi gideceğiniz yere vardığınızda arabanın patlamasına ramak kalıyordu ya da çoktan 3üncü veya 4üncü arabayı çalmış oluyordunuz orası ayrı mesele. Çünkü tepeden görüş olduğu için önünüzdekileri anında göremiyordunuz ve haliyle çarpıyordunuz. Hele bir de hatırlıyorum görevlerden birinde size spor bir araba veriyordu ve onu zarar görmemiş bir şekilde (GTA 1’de bu cehennem azabı demek) falanca yere götürmenizi istiyordu. Zordu zor.  Yani neymiş, GTA 1 eşittir saf eğlenceymiş. Yanlış hatırlamıyorsam sadece 8-9 tane tuşla oynanan (ki bunların 4’ü yön tuşları zaten, teki ateş etme, teki arabaya binme inme, teki silahı değiştirme başka varsa da pek kullandığınız bir şey değildi), karmaşıklıktan uzak, insanda hırs yapan, bir tane gizli katsayı kutusu bulunca insanı mutluluktan havaya uçuran eğlenceli bir oyundu. Bir efsanenin başlangıcıydı... Haaa, bir de geçen senelerde Rockstar galiba GTA 1’i (ve 2’yi) bedava olarak internete indirilebilir olarak koymuştu. Yani bir aratıverin, bulursanız bir deneyin. Pişman olmazsınız. Bol bol katsayı kazanmaya bakın. İyi eğlenceler... NOT: Arkadaşlar şu bir görevi bir kez yapamayınca (mesela görev esnasında polise yakalanır ya da ölürseniz) bir kez daha yapamama olayı her görev için geçerli olmayabilir. Ama yanlış hatırlamıyorsam yarısından çoğu için geçerli olması lazım. Sizi yanlış bilgilendirmek istemem. |