Henüz yapım aşamasındayken bile insanları şaşkına çeviren bir oyun olan God of War, hiç şüphesiz ki, PlayStation platformu için yapılan en başarılı oyunlardan birisi oldu. İlk önce oyunun yapımının tamamlanmadığı, hatta eksik olan parçalar ile yeni bir oyun bile yapılabileceği dedikoduları yapıldı. Sonra oyunun inanılmaz başarısının ardından beklenen oldu ve ikinci oyunun müjdesi verildi. İlk oyundan sonra çıkan dedikodular devam etti ve ikinci oyun zaten yapılmış idi.. Bu eski oyuna yetişmeyen parçaların kolajından başka bir şey değil denildi. Ne olursa olsun (hani derler ya reklamın iyisi kötüsü olmaz diye :P) ikinci oyunu başarısı ilk oyununkini bile geçti. Hal böyle olunca, God of War ismi de efsaneleşmiş oldu. İsim bu kadar devleşince, oyun severlerde oyuna bu kadar çok rağbet edince, yapımcılar da kolları sıvayarak yeni bir oyun hazırlıklarına başlamasalar bile, elde olan oyunu günümüzün mucizelerinden birisi olduğunu yeni anladığım PSP platformu için çıkarttılar ve ismine de God of War: Chains of Olympus dediler. Rahatlıkla söyleyebilirim ki, God of War: Chains of Olympus, PlayStation Portable konsolu için çıkmış olan (belkide çıkabilecek) en sevilen ve en çok ilgi gören oyunlardan bir tanesidir. Sıfırdan bir oyun yazmak yerine, eldeki veriyi PSP’ye entegre etme işlemi herkesin beklediğinden çok daha uzun bir zaman aldı. Bu nedenle de insanlar epeyce sabırsızlanmaya başlamışlardı ki, sonunda beklenen oldu ve dilediğimiz her yerde God of War gibi muhteşem bir keyfi yaşayabilme şansına erişmiş olduk. Bekleyiş bitti fakat buna deymiş miydi? Sizlerinde kolaylıkla verebileceğiniz gibi (tabii oyunu bir kere oynamanız lazım) cevap KESİNLİKLE EVET olacaktır. Dövüş sistemi, bölüm dizaynları, kan efektleri, mitolojik unsurlar ve hatta sex öğeleri ile inanılmaz bir ziyafete dönüşmüş yeni GoW. Hele birde bu keyfi ister evinizde isterseniz dışarıda yada yolculukta tadabiliyor olmanız, kelimelerle tarif edilemeyecek bir his olmuş.  Oyunun Hikayesi God of War: Chains of Olympus, kendisine özgün bir hikaye barındırmıyor. PlayStation 2 platformundaki ilk God of War oyununun bittiği yerden başlıyoruz hikayemize. Tabii burada biraz sıkıntı yaşanabilmesi çok normal çünkü ilk oyunda meşhur karakterimiz Kratos’un başına neler geldi, neler gelmedi gibi soruları kendinize sorabilirsiniz. Bu nedenle oyunun başında Kratos’un Olympus Dağındaki tanrılara hizmet eden bir general olduğunu, ailesinin vahşice öldürülmesinden sonra çılgına dönen Kratos’un bir çok insanı öldürerek tanrılara sığınışını ve tanrıların da kendisinin yeteneklerini nasılda kullandığını anlatan minik bir video izleyeceksiniz. Oyunda tanrıların isteklerini yerine getirip getirmeme konusunda kararsız kalan Kratos’un neler yaşadığına bir göz atacağız. Yada en azından kendisi için en iyinin ne olacağına karar vereceğiz. Oyunun konusu çok sağlam gibi görünmese de, oyun God of War olunca konuyu kim ne yapsın ki :) Bilmeniz gereken tek şey, size tanrıların (tabii ki sadece Kratos’un güvendiklerinin) söylediklerini yapacak olduğunuz ve karşınıza çıkan yaratıkları acımasızca öldürmeniz gerektiği. Oynanış God of War: Chains of Olympus yeni bir deneme olmasına rağmen oldukça başarılı sonuçları olan bir yapım olmuş. Özellikle dövüş sistemi, hepimizin bildiği ve sevdiği PlayStation 2 platformundaki oyunlarda gördüğümüz dövüş sistemi ile birebir aynı. (belki çok ince eleyip sık dokursa çok minik farklılıklar bulabiliriz) Oyunun temel kontrolleri oldukça sıradan ve kolay uygulanabilir. Çok basit bir iki tuş kombinasyonları ile inanılmaz kombolar çekebiliyor olmamız, bence oyunu bu denli çok sevdiren en temel özelliklerinin başında gelmekte. Oyunda hafif ama hızlı yada etkili ama yavaş saldırılar yapabiliyoruz. İlk başlarda (özellikle eski oyunlardan da alışkın değilseniz) değişik kombolar üretmekte biraz zorlanabilirsiniz fakat çok kısa bir sürede göz kamaştırıcı hareketler keşfedebileceğinize de garanti veririm. Özellikle “blades of chaos” denen ve ucunda bir yay varmışçasına uzayıp kısalabilen etkili kılıçlarımız ile yaptığımız hareketler konsola biraz daha yakından bakmanıza sebep olacaktır :) Bununla birlikte ikincil silahımız olan “Gauntlet of Zeus” yavaş ama çok daha güçlü bir silah olarak envanterimizde bulunmakta. Bununla birlikte, şahsen oyundaki devleri alt etmekte bolca baş vurduğum büyü güçlerimiz oldukça etkili. Özellikle ilk kazandığımız büyü gücümüz, heleki geliştirirsek bu gücü, çok büyük bir etki ile belirli bir alandaki düşmanların hepsini tek seferde, en çok iki seferde öldürebiliyor. Bu nedenle ols gerek ki, sadece büyüleri kullanarak oyunu çok rahatlıkla bitirebilmeyi önlemek adına olsa gerek ki, büyü gücümüz sınırlandırılmış durumda. Bu sayede diğer yeteneklerimizi kullanmak ve geliştirmek durumunda kalıyoruz.  Öldürdüğümüz her yaratıktan kırmızı orblar topluyoruz. Aynı zamanda etrafa gizlenmiş olan sandıkların içinden yada etraftaki vazo – heykel vs. gibi şeyleri kırarak ta kırmızı orbları toplayabiliriz. Ne kadar çok kırmızı orb toplarsak kalkan, büyü ve silahlarımızı o kadar çok geliştirebiliriz. Silah yada kalkan geliştirilmesi demek, Kratos’un yeni hareketler yada yeni kombolar öğrenmesi demek. Eğer büyü güçlerinizi geliştirir iseniz, yeni hareket yerine daha etkili büyü yapma olanağına sahip olacaksınız. (burada küçük bir not açarak uprade işleminin harika bir görsellikle yapıldığını da belirteyim… bir kurukafanın gözlerinden ve ağzından akan kanların gelişim puanı olarak silahınıza eklendiğini söylersem herhalde tahmin edersiniz nasıl bir şey olduğunu) Oyunda kırmızı orblardan başka, yeşil ve mavi orblar da bulunmakta. Yeşil orblar sağlığınız ile ilgili olup, ekranın sol üst köşesindeki sağlık barınızı dolduruyor. Mavi orblarda büyü yapma yeteneğiniz ile ilgili olarak yine ekranın sol üst köşesindeki bölümde mavi barın dolmasını sağlıyor. Yeterli büyü yapma gücünüz yok ise büyü yapamayacağınız çok açık. (yukarıda söylediğim büyü yapma limiti de buydu zaten) Yeşil ve mavi orbları etraftaki hazine sandıklarının içerisinde bulabileceğiniz gibi, ölüm vuruşları yaparak, öldürdüğünüz yaratıklardan da kazanabiliyorsunuz.  Ölüm vuruşlarından bahsetmişken biraz daha açayım bu oynanış özelliğini. Herhangi bir yaratığı (aslında genellikle güçlü yaratıklarda işe yarıyor) iyice pataklayıp sersemlettiğinizde kafasının hemen üzerinde bir yuvarlak beliriyor. Tam bu sırada o yaratığın yanına yaklaşarak yuvarlak tuşuna basarsanız (ki yuvarlak oyundaki düşmanı tutma tuşu) kamera birden yakınlaşıyor ve Kratos enteresan işler yaparak yaratığa adeta can çekiştiriyor. Bu sırada ekranda zaman zaman tuşlar beliriyor ve belirli bir sürede doğru tuşa basarsanız Kratos işini yapmaya devam ediyor. Haliyle en sonunda da muhteşem bir son bizleri bekliyor…
Oyunun çeşitli yerlerine gizlenmiş hazine sandıklarından sadece orblar çıkmıyor. Aynı zamanda “gorgon eyes” ve “phoenix feathers” adı verilen eşyaları da topluyoruz. “Gorgon eyes” dediğimiz şeylerden 5 (yada 6 tam olarak hatırlayamıyorum) tane topladığımız zaman sağlık barımız biraz daha artıyor. (özellikle oyunun son bölümlerinde bu artımlara çok ihtiyaç duyacaksınız) Aynı şekilde “phoenix feathers” denen tüylerden de 5 (yada 6) tane topladığımız zaman büyü barımız artış gösteriyor. Oyundaki hazine sandıkları ve gelen yaratıklardan çıkan orblar oldukça fazla sayıda ve yeterli olduğu için, oyunun sonuna kadar Kratos’un hemen hemen tüm yeteneklerini görme şansınız bulunmakta. Chains of Olympus’da bölümler oldukça lineer bir şekilde ne yazık ki. Belkide oyunun en başarısız yönü olarak söyleyebileceğim bu özelliği, oyunun ömrünü bir hayli azaltıyor diyebilirim. Çünkü nereye gideceğinizi her zaman biliyor olacaksınız. Dahası oyun alanlarında kaybolma gibi bir derdiniz de yok. Gidebileceğiniz sadece tek bir yön bulunmakta. Yinede oyun boyunca Atina’dan geçip, muazzam mağaralara girip, hatta Hades’in evine baskın yapacağız. Oyun bölümleri oldukça lineer demiş olsam bile, bu demek değildir ki oyunda çeşitli bulmacaları çözmek zorunda bırakılmayacağız. Hatta söyleyebilirim ki, Chains of Olympus’da, God of War II’de olduğundan çok daha fazla bulmaca ile karşı karşıyayız. Yada bir başka deyişle çok daha fazla çevre ile etkileşime gireceğiz bu bulmacaları çözebilmek için. Örneğin oyunun açılış bölümündeki Pers Ordusu ile savaş için, daha oyunun ilk anında büyük bir mancınıkımsı alet ile pers gemisi batırmamız isteniyor. Veya Hades’in evine giderken büyük duvarları yıkıp, çeşitli direkleri devirmemiz gerekiyor yolumuzu bulabilmek için. Hatta yukarıda bahsettiğim o muazzam mağaralı bölümde basit bir kapıyı açabilmek için dakikalarca su altında kalıp çeşitli kapıları ve duvarları kırabilmemiz gerekmekte. E haliyle su altında bunca zaman kalabilmek için, tanrıların bize bahşettiği yetenekleri kullanmak durumundayız. Bunu yapabilmek içinde bir dağa tırmanıp o yeteneği aktif etmemiz lazım. Gördüğünüz gibi basit bir kapıyı açabilmek için ne kadar dallanıp budaklanıyor hikaye artık takdir sizin…  Oyun ömrünün kısalığından daha önce bahsetmiş idim. Tabii ki oyunu bitirdiğiniz zaman çeşitli kilitli özellikleri açabiliyorsunuz fakat oyunu tekrar tekrar oynatabilecek şeyler mi bilemiyorum. Çeşitli concept artlar,videolar ve bir tane bonus kostüm açılabilir yeni özellikler arasında sayılabilir. Ek olarak oyunu en başından ultrahard god mod da oynayabilirsiniz (ki hiç tavsiye etmem cidden :P) yada Hades’in beş meydan okuma görevini yerine getirebilirsiniz. Ne yazık ki daha sonra oyun ile yapacak pek bir şeyiniz kalmayacak. Oyunun eksiklerinden bir diğeri de bana göre herhangi bir yenilik sunmuyor oluşu. Yani bir God of War oyunundan beklenilebilecek her şeyi veriyor oyun fakat daha fazlası yok. Muhteşem bir seriyi, konsoldan – el konsoluna taşıma işini Chains of Olympus oldukça iyi ve taktire değer bir şekilde yapsa da, yeni bir oyun olarak kendisine özgü yenilikleri barındırma açısından sınıfta kalıyor. Birkaç yenilik denenmiş olsa bile, çok minik ve kullanışsız olması bakımından pek kayda değer bir özellik barındırmıyor. Hatta mini sex oyunu bile bu yenilik denemelerinden birisi ve oyunun boyunca sadece 5 dakikamı ayırdığımı söylersem sanırım ne demek istediğimi çok daha net bir şekilde ifade etmiş olacağım. Grafikler ve Sesler Chains of Olympus’un grafiksel üstünlüğüne yetişebilecek çok az sayıda PSP oyunu mevcut şu anda. Gerçekten de, hem teknik anlamda hem de sanatsal anlamda çok başarılı görsel öğeler sunuyor Chains of Olympus. Oyunda bir çok sefer kalabalık yaratıklar ile dövüşmek durumunda kalacaksınız ve her biri çeşitli ışık efektleri ile yerden çıkıyor. Tüm bu curcuna içerisinde çok sağlam ve oyun akışını hiç etkilemeyen bir frame oranı ile oyunu tamamladığımı söylersem, oyunun sahip olduğu oyun motorunun ne denli başarılı olduğunu hayal edebilirsiniz sanıyorum ki. Ara demolarda üç farklı tarz kullanılmış. Bunlardan ilkinde çeşitli konsept resimleri çok az animasyon efektleri ve kamera oyunları ile birleştirilerek bana göre hoş bir çalışma elde edilmiş. Bir diğeri oyun içi görüntülerden oluşuyor. Sonuncusu ise, render edilmemiş normal videolardan oluşuyor. İnanın her üç tarzda oyuna harika bir şekilde yedirilmiş ve başarılı bir şekilde tasarlanmış durumda.  Oyun bölümleri yada daha doğru bir ifade ile çevre tasarımı oldukça zengin ve çeşitlilik gösteriyor. Hiçbir zaman aynı yerde dolanıyormuş hissine kapılmıyorsunuz. Bununla birlikte etrafta çok fazla detay barındıran çevre unsurları görebiliyorsunuz. Fakat daha önceki oyunlarda olduğu gibi bir derinlik hissi uyandırmıyor çevre unsurları oyuncuda. Bilemiyorum ama muhtemelen PSP ekranının küçük olması ile alakalıdır diye düşünüyorum. Aynı sebepten, bazen Kratos çok çelimsiz gibi görünse de, kameranın yakınlaştığı bölümlerde gerçek gücü ve kuvveti belli oluyor. Karakter modellemeleri ise oldukça detaylı ve başarılı. Model detaylandırmalarından çok, animasyonlardaki temizlik ve zarafet dikkatinizi çekecektir eminim ki. Her şey oldukça gerçekçi bir halde oyuna eklenmiş… Eğer yeterli donanıma sahip iseniz, kesinlikle oyunu kulaklık takarak veya bir hoparlöre bağlayarak oynamanızı tavsiye edeceğim. Çünkü Chains of Olympus’un müzikleri gerçekten fantastik. Oldum olası mitolojik müzikleri sevdiğim için midir bilemiyorum ama oyunun müzikleri bazen beni kendimden aldı götürdü diyebilirim. Bilindik God of War teması geri gelmiş ve oyun müzikleri tam olarak aksiyonu takip edebilmiş. Ses efektleri de en az müzikler kadar başarılı ve profesyonelce yapılmış. Kratos’u seslendiren T.C. Carson ve hikayeyi anlatan Linda Hunt işlerini büyük bir titizlikle ve başarı ile halletmişler. Son Sözler Bir el konsolu için tarif edilmeyecek bir deneyim olan God of War: Chains of Olympus oyun severlerin mutlaka denemesi gereken bir oyun diye düşünüyorum. Eksikler ve eksi yönleri olmasına rağmen, sadece oynanış özellikleri ile bile oynanmayı hak eden bir yapım. İyi ve bol oyunlu günler dilerim… 
|