| Acaba bu yazıyı okuyanlarınızdan kaçınız gerçek klasikler diye tabir edebileceğimiz Double Dragon ve Final Fight gibi oyunları oynayabildiniz bilmiyorum. Ama ufak bir açıklama yapacak olursak bu oyunlarda hoşunuza giden karakteri seçip kafanızı hiçbir şeyle yormadan, sadece önünüze gelen kötü adamı ya da hanımı çeşitli hareketlerle (ki Double Dragon’da bizim elemanlar bir diz atardı ki sormayın) etkisiz hale getirmeye çalıştığımız, gücümüz azaldığı zaman “yav bir elma, armut falan bulsak da gücümüz artsa” diye gerildiğimiz ve tabi ki boss dövüşlerinde eğlencenin doruğuna ulaştığımız tamamen eğlenceye yönelik oyunlardır bunlar. Bütün bu klasik muhabbetini yazmamın sebebi ise God Hand’in bu eski eğlence ruhunu günümüzde bize belki de en iyi verebilen oyun olması. Oyunun konusuna gelince işler kabaca şöyle gelişiyor. Oyunda kontrol ettiğimiz karakter olan Gene biraz hovarda diyebileceğimiz bir tiptir. Bir gün kendi yolunda giderken, 3 tane şahsın savunmasız bir hanımefendiye saldırdığını görür ve tabi ki bizimki hemen gaza gelip olaya müdahale eder ama sonuç: eksik bir koldur. Lakin ne baldır ki bu hanım kızımız, ki ismi Olivia’dır, aslında nesillerdir çok önemli bir silah olan God Hand’i koruyan bir tarikatın en son üyesidir. Böyle olunca bizim karaktere bu silahı verir. İsmi God Hand (Tanrı eli) olsa dahi aslında kendisi tam bir kol olan bu silah bizim Gene’in eksik koluna monte olunca, Gene artık tam bir dövüş makinesine dönüşür. Tabi bu zebani yaratıkları yok etmek karşılığında. 
Pek kısaca olmayan bu konu özetinden sonra oyunun espri anlayışına değinmek lazım. Öncelikle bizim karakter başlı başına bir komedi. Gerek hareketleri gerek Olivia ile geçen muhabbetleri tamamen insanı neşelendiriyor. Oyunda bölüm aralarına bazen de bölüm içlerine konulmuş videoları izleyince ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bunun yanı sıra oyunda karşılaşacağınız düşmanlar da oldukça çeşitli ve komik. Hele ileriki bölümlerde karşılaşacağınız Power Rangers ve Tele Tubbies karışımı (garip oldu ama harbiden öyleler) bir grup var ki benim kesinlikle favorim. Bir eş cinsel olan Elvis’i de (hem de bir boss bu) unutmamak lazım. Oyunun insana verdiği o eğlence hissinden sonra en büyük artısı kesinlikle müzikleri. Şunu hemen söyleyelim oyunun geniş müzik yelpazesi sayesinde her bölüm ve boss için farklı bir müzik dinliyor olacaksınız. İşin daha da takdir edilecek kısmı bu müziklerin hiçbirinin kulaklarınızı tırmalamaması, aksine eğer bulabilirseniz winamp’a koyup tekrar tekrar dinlemek isteyeceğiniz parçalar olmaları. Dedikten sonra tabi ki artık oyunlarda birçok kişi için en önemli kriter diyebileceğimiz grafiklere gelelim. Oyunun grafiklerinin bir MGS 3 ya da RE 4 grafikleriyle kapışamayacağı kesin ama buna rağmen oyundan aldığınız zevk sekteye uğramıyor. Ancak oyunun duvarlara yaklaşınca arkasındakileri görmenize sebep olan bir kusuru var ki bu olmamalıydı. Bu da belki oyundan alınan zevki azaltmıyor ama o kadar bariz bir hata ki yapımcıların bunu es geçmemeleri gerekirdi. Tabi bir dövüş oyununda hareketlerin animasyonları da önemlidir. Bu konuda oyunun bir sıkıntısı olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. 
Tabi ki oyunumuz “önümüze gelene bin tekme” felsefesiyle oynandığı ve tamamen eğlenceye yönelik olduğu için oyunun kontrolleri çok önemli bir kıstas durumuna geliyor. Oyunda tamamen kendine özgü bir dövüş sistemi kullanılmış. Select tuşuyla açılan dövüş menüsüne girdiğinizde karşınıza bildiğiniz tüm vuruş şekillerinin bir listesi çıkıyor. Siz de bu vuruşlardan istediklerinizi X, üçgen ve daire tuşlarına atıyorsunuz. Kare tuşu ise kombo vazifesi görmekle diğerlerinden ayrılıyor. Şöyle ki yine aynı menüde kare tuşu için 4 vuruşluk bir liste görüyorsunuz. Bu 4 yere istediğiniz vuruşları koyduktan sonra oyunda kareye basarak o 4 vuruşu bir kombo şeklinde savuruyorsunuz. Bu arada 4’lük vuruş sayısının arttırıldığını da hemen belirtelim. Tabi oyunda yapabilecekleriniz bu normal tekniklerden ibaret değil. Oyun esnasında öldüreceğiniz bazı karakterlerden ya da bölüm aralarında gidebileceğiniz bar tarzı yerden yeni teknikler alabiliyorsunuz. Bir de oyunun en eğlenceli teknikleri olan God Reel isimli vuruşlar var. Bunlar sıradan vuruşlarınızdan kat be kat güçlü oldukları için haliyle istediğiniz zaman kullanamıyorsunuz. Kullandıktan sonra oyunda God Reel kartları bulmanız gerekiyor. Bu özel vuruşlar arasında bir beysbol sopasıyla rakibi yıldızlara göndermek, adama bitmez tükenmez bir yumruk salvosundan sonra yıldıza göndermek, bazı garip tekmeler neticesinde şahsı çarpabileceği en uzak noktaya uçurmak gibi oldukça hoş vuruşlar mevcut. Yine God Reel yetenekleriniz, o tekniklerin olduğu menüdeki God Reel kısmına basarak ayarlayabilirsiniz. Şimdi tabi “acep neden bu vatandaş bu menüleri bu kadar detaylı yazmış” diye sorabilirsiniz. Çünkü oyun konuşmalar hariç tamamen JAPONCA sevgili okur. En kötü bir saat içinde neyin ne olduğunu anlayabilseniz de sizi bu sıkıcı fasıldan kurtarmak benim vazifemdir.
Yine tamamen bu oyuna özgü bir diğer nokta da oyundaki level atlama sistemi. Level atlama dediysek öyle deneyim puanları kazanıp adamımızın tekniklerini ya da gücünü arttırmak gibi bir şey kesinlikle değil. Şöyle ki oyunda siz adamları dövdükçe ve vuruşlarından kaçtıkça sol alt köşedeki level ibresinin arttığını, dayak yediğiniz zaman da bu ibrenin azaldığını göreceksiniz. Diyelim level atlamayı başardınız, mutlu mu oluyorsunuz? HAYIR. Çünkü level atlayınca güçlenen siz değil rakipleriniz oluyor. Şimdi muhtemelen ne kadar saçma diyorsunuzdur. Ama kesinlikle öyle değil. Çünkü eğer böyle bir özellik olmasaydı, oyuna tamamen ısındıktan sonra oyun çok basit bir hal alırdı. Yani içiniz rahat olsun, bu sistem kötü bir şey değil. Zaten oyunu açtığınız zorluk seviyesine göre atlayacağınız level sayısının değiştiğini fark edeceksiniz. 

Ne yazık ki Lidya’lı vatandaşların bulmak gibi bir hatada bulundukları para kavramı bu oyun için de önemli bir kriter. Şöyle ki oyun esnasında paralar kazanıyor olacaksınız ve bu paraları bölüm aralarında gidebileceğiniz bir barda ya yeni teknikler ve God Reellar alarak ya da kumarhanede çeşitli kumarlar oynayarak harcayacaksınız. Kumarhane demişken buraya kesinlikle uğramanızı öneririm. Böylece kazanayım derken nasıl kaybedildiğini ve kaybettikçe nasıl insanın içine sindiremeyip daha fazla oynayıp daha fazla kaybettiğini öğrenebilirsiniz (Tabi aksi de mümkün ama daha az). Bir de yine bölüm aralarında gidebileceğiniz bir arena var. Burada da ringde çeşitli dövüşlere girip para kazanabilir ya da yeni öğrendiğiniz teknikleri test edebilirsiniz. Bir diğer konu da oyunu bitirme süresi. Şahsi fikrim oyunun yeterince uzun olduğu yönünde. Zaten oyun size kısa gelse bile, oyunu bir kez bitirdikten sonra açılacak ekstralar sayesinde oyunu yeniden oynamak isteyeceksiniz. Bu ekstralar arasında yeni dövüş teknikleri ve God Reellar, yeni kostümler, yeni turnuvalar gibi önemli ekler var. Oyunu ceviz kabuğuna sığdıracak olursak: karakter grafikleri ve animasyonları, müzikler, sesler, 100’den fazla teknik, yine (tam hatırlamasam da) 25 civarı God Reel, eğlence, düşmanların çeşitliliği, oyundaki espri anlayışı, tekrardan oynanabilirlik gibi etkenler oyunu almanız için oldukça yeterli sebepler. Tabi bazı grafik hataları, iki kişilik oynanmaması, yine bazı kamera sorunları ve JAPONCA olması oyunun eksik yanları. Ama oyundan alacağınız zevki düşürmeyeceklerdir. Sonuçta kaç tane oyunda bayan bir düşmanı poposundan birkaç kez tokatlamak suretiyle onu birkaç on metre öteye uçurabiliyorsunuz ki. |