Yazın sıcağında, kimimiz eve tıkılıp kalırken, kimilerimiz sahilde suları şapırdata şapırdata yürüyorlar; bazılarımız talihsiz, bazılarımız şanslı. Sonbahar gelse de şu eşitlik sağlansa diyoruz, bir yandan da yazı çabucak geçirmek istemiyoruz. Biz insanoğlu, garip mahluklar olarak futbolla yatıp futbolla kalkıyoruz. Dünyanın en popüler sporuyla ilgilenenler o kadar fazla ki, stadyumlar yenileniyor, tribünler genişletiliyor. Yağmurlar başlayıp, sarı yapraklar kaldırımlara düşmeye başlayınca da hemencecik ekranlarımızın başına kuruluveriyor, dışarıda yağmurun altında şemsiye bulmak için koşturanlara acıyıp elimizde sıcak çayımız golleri sıralıyoruz. Bu her yıl böyle, çünkü biz futbolun sihrinden kurtulamıyoruz bir türlü, zaten kurtulmak isteyen kim ki...
‘Beşik' Tabir Ettiğimiz Bölge
Televizyonda kurulmuş maç izlerken, hele de bu takımda dünyaca ünlü yıldızlar varsa, o artık bizim için maçlıktan çıkmış, bir tür şov haline gelmiştir. Bir de o takım İspanya'dan, La Liga'dansa seyircilerin her çalımdan sonra ‘Ole' diye kükremelerini duymuşsunuzdur. Onlar haydi diye bağırırlarken Ronaldinho eskilerin tabiriyle ‘şişe'den, modern zamanın ise- çalımı yiyen rakibe en çok utanç veren kelimelerinden olan -'beşik'ten topu geçirir ve tribünlerde bir Meksika Dalgası izleme fırsatı buluruz; ortalık bir anda festival alanına döner. Coşkulu anlar sürerken bir anda top kaybedilir ve uzun bir pasla forvet alır meşin yuvarlağı. Şutunu çeker ve artık o tribünleri ayağa kaldırıp zıplatan, yerinde durduramayan küre ağlarla buluşmuştur. Bu sırada da taraftarların sessizce bakışıp ne olduğunu anlamadıklarını gösteren yüz ifadeleri, bazılarınınsa hâlâ çalımın büyüsünde kalıp sevinmeleri ve topu kendi kalelerinde gördüklerinde ağızlarını açıp boş ifadelerle sahayı izlemeleri görülmeye değerdir. İçinizden “amca ağzını kapa, sinek kaçacak” dersiniz ama aranızda sadece cam bir ekran değil, kilometrelerce mesafe vardır, sesinizi duyuramaz, ama bundan bile kendinize bir pay çıkarıp çayınızı höpürdete höpürdete yudumlar, bitmek bilmeyen şaşkınlığı izlerken zevkle koltuğa biraz daha yerleşmeye çalışırsınız.

Smilasyon ve Arcade Arasındaki İnce Çizgiler
Yeni FIFA , yeni özellikler diyorduk 2004'e kadar, sonrası vasat, değişmeyen grafikler ve balon gibi bir topla başlayan kara günler idi Electronic Arts için. Ta ki geçen birkaç seneye kadar, karanlıkların içinden birkaç ışıldama hisseder gibi olduk, ama PES'de bunları söndürmeyi iyi bildi açıkçası. Ama PES 2008 ile tahminimizce bir yıllık, devamı gelmeyecek bir duraksamaya girdiyse de, EA yakaladığı bu fırsatı elinden geldiğince temiz çalışarak mükemmel bir şekilde kullandı ve sonuç olarak kafalarımızda soru işaretleri bırakan bir sanal futbol yılıydı 2008. Başlıkta da değindiğim üzere EA artık smilasyona daha çok ağırlık vermeye başlamış, fakat o ilk yıllarından itibaren özdeşleştiği arcade çizgilerini korumuştu. Doğal olarak ortaya mükemmel bir şekilde harmanlanmış futbol oyunuyla çıkmış, bizleri de kim bilir bu gelecek yıl nerelere gelir diye meraklandırmaya başlamıştı. O bir yıl şöyle böyle geçti, muhteşem FPS'lerin tadına baktık, nice güzel senaryoları aklımızdan çıkaramadık ve şimdi de futbol zamanına geldik. Yine PES ve Fifa arasına bir kapışmaya sahne olacak bu piyasa, bakalım Fifa ile canlanacak mı şu kuru havalarda...
Lisansın ve Oynanışın Hakkı Verilecek
Lisans konusunda şüphemiz yok zaten, yıllardır maksimum bir lisans kalitesiyle hazırlıyor EA spor oyunlarını, belki de en çok özen gösterdiği konu bu. Kırk ulusal milli takım, otuz lig, binlerce oyuncu, stadyum ve toplar gerçek isimleriyle önümüze servis edilecek.

Futbolcunun duruma göre tepki vermesi, oynanılan futbolun kalitesini ve interaktifliğini bu yıl daha da etkileyecek gibi görünüyor. EA , özellikle yapay zekanın hava durumuna göre kendisini göstereceğini ve bunun futbolculardan tutun topa, hatta seyircilere yansıyacağını üstüne basa basa vurguluyor.
Bununla birlikte, hava durumundan ayrı olarak yapımcılar futbolcuların yere basmasını, yani ayakta kalmak için dışa vurduğu dayanılırlığını hesaba kattıklarını, ne zaman ve nasıl topa yükseleceğini, ayaklarının hangi anda yerden kesileceğini iyice tarttıklarını söylüyorlar. Oyuncunun yüzü sağa dönükse topu sola çekmesi ama bunun zaman alması veyahut geriye doğru zıplamasının oldukça zorlaştırılması bu çalışmanın en büyük göstergesi.
Yapılan ve göreceğimiz en büyük yeniliklerden birisi de yapay zekanın sadece maç sırasında işlemediği gerçeği. Örneğin maç öncesinde çıkan ‘son taktik' ekranından takımınızın dizilişini değiştirmenizle beraber yapay zeka devreye girerek bu dizilim ile en çok zorlanacağınız taktiği rakip takıma uyguluyor. Kısacası siz değişiklik yaparken, karşı takım da boş durmuyor, önlemini alıyor.

En Çok Baskı Gören Kişi
Başlığı okuyunca hakem diye söylendiğinizi duyar gibi oluyorum ve yanlış tahmin diyorum. Maç sırasında, en çok baskı gören kişinin bilimsel araştırmalar sonucu kaleci olduğu kanıtlanmıştır. Güzel bir kurtarış sırasında alkışlanan da, gol yediğinde yuhalanan da yine odur. Eğer takım berbatsa ve defans hiçbir topu engellemiyorsa, takımını kurtarabilir kaleci. Hakem haksız yere bir penaltı verse de, o atılan topu tutabilir. Ya da hakem çok iyi bir maç yönetiyor, oyuncular da mükemmel oynuyorlar, hiçbir kişisel hataları yok,mutlaka maçı onlar almalılar, gerçekten hak ediyorlar diye düşünüldüğü sırada, olmadık bir anda bir kaleci topu ellerinin arasından kaçırabilir veya yanlış bir çıkışla çalımı yiyip rakibin arkasından öylece bakakalabilir. Bu da o gecenin devamındaki birkaç hafta ona iyi bir uyku olmamasına eşittir.
Electronic Arts da, sanal ortamda kalecilerin yükünün minimuma indirgenmesi için elinden ne gerekiyorsa yapmış gerçekten. Kararından vazgeçip son anda ama doğru zamanlamayla ters yöne uçabilme, kalecinizi çıkarttığınız anda son çizgiden kesilen topun diğer rakip forvete ulaşmaması için kolları yere dik olarak koyup dik durarak hiçbir boş alan bırakmama gibi türlü türlü yetenekle donatılmış kaleciler. Onların bu yeteneklerini kullanmalarını sağlamak da bize kalmış haliyle. Bu nedenle son oyundaki gibi kaleciyi bir oyuncu olarak görüp defansta oyuncu değişimi sırasında onu da seçebiliyor ve ister kalenin soluna, ister sağına istersek de penaltı noktasına kadar çıkıp kalemizi koruyabiliyoruz.

Yalnız Kovboy İş Başında
Be A Pro bölümüne bu yıl kariyer seçenekleri de eklenmiş durumda. Bu amansız yolculukta bir gün kaptanlık pazubantı giymek de nasip oluyor tabi. Ve takımın beyni olarak, yüzlerce özel formasyon uygulayabiliyorsunuz maç sırasında. İster topu alan atağa çıksın diye defansa bağırabiliyor, ister kanatlardan bastırıp topu ortaya kesin diye taktik verebiliyorsunuz. Bu formasyonları, taktik ekranında çıkacak olan on bir ayar çubuğunu sürükleyerek ve buna bağlı olarak geçen süreye karşı sonraki hareketleri yine o çubuğu kaydırarak maç sırasında aktif hale getirebiliyorsunuz. Bir bakımdan hem kaptanlık pazubantı kolunuzda oluyor, hem de bir menejerin tüm sorumluluklarını omuzlarınızın üstüne yükleyebiliyorsunuz. Bütün bunları da yarattığınız oyuncuyla gerçekleştirebiliyor, kendinizi bire bir orantılı halde sanal ortamda görebiliyorsunuz.
İlla yalnız kovboy olarak yeşil sahalarda boy göstermenize lüzum yok. Geliştirilmiş co-op moduyla arkadaşlarınıza bir oyuncu görevi verip kontrol etmelerini sağlayabiliyor, veya hepsini karşınıza alıp kahramanlık girişimlerinde bulunabiliyorsunuz. İster 5-5, ister 11-11 mücadele edin, müthiş zevk alacağınız kesin ‘Be a Pro' bölümünden.
Farklı Platformlara Farklı Özellikler
EA , belki bunu ilk kez gerçekleştiren firma olmayacak olsa da, söyledikleri bizi heyecanlandırmaya yetiyor. Örneğin, ancak E3'te detaylı bilgi verilecek olmasına karşın oyunun PS3 versiyonunun özel bir mod içereceği ve Wii sürümünün Fifa 09 All-Play adı altında piyasaya sürüleceği, bunun da EA'in yeni yeni yapılandırmaya başladığı ‘All-Play' markasının bir reklamı olacağı belirtildi. Ayrıca Wii sürümünde Footy ( oyun içerisinde Footii olarak da geçebilecek ) Match adında yeni bir mod bulunacak ve bu modda 8-8 kişilik maçlar yaparak özel takımların yetenekli kaptanlarını da unlock edebilecekler.

Son Dakika Golü
Yazımın sonunda, sizlere oyunun PC, PS2, XBOX 360, PS3, Wii, PSP ve DS platformlarına Ekim ayında piyasaya çıkacağını hatırlatmak istiyorum. Eğer bütün bunları oyun içerisinde göreceksek, EA'e şapka çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum. Son olarak Fatih Hoca'yı takımda tutmak için büyük uğraşlar veren Federasyon Başkanımız Hasan Doğan'ın nur içinde yatmasını temenni ediyorum, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı dileklerimi yolluyorum.
Saygılarımla...
|