 Efsaneler kolay oluşmazlar ve oluştuklarında da bir ekol haline gelirler. Devil may Cry da işte bu efsanelerden. Capcom tarafından yaratılmış ve oyun piyasasında haklı bir üne sahip çok güzel bir oyun. Oyunun bundan önceki bölümlerine nazaran son oyunu gerçekten büyük bir kitle tarafından bekleniyordu. Oyun hakkında çıkan farklı haberler yüzünden ben de dahil olmak üzere bir çok DMC hayranı strese giriyorduk. Sonunda tarih belirlendi ve şubat ayı içerisinde çıkacağı söylenince ''eh en azından fazla beklemeyeceğiz'' dedik ve beklediğimize değer şahane bir oyunla karşılaştık. Oyun 3 farklı platforma çıksa da, PC konsolu için Nisan ayında çıkacağı dedikoduları var. Umarım bu yalnızca kötü bir şakadır. Keza her zaman PS3 bulmak kolay değil. 
Zaten dikkat ederseniz yeni nesil konsollar için çıkan birçok oyunda bu tür sıkıntılar yaşanıyor. Yapımcı firma ya tam anlamıyla özgün olmadığı için ya da oyunun altyapısını tam anlamıyla oturtamadığı için oyunlarını çıkartırken mutlaka bir sorunla karşılaşıyor. Bu oyunda da aynısı oldu diyebilirim. Ps3 ve xBox 360 için oyun çıkarken Pc için çıkış tarihi sarkıtıldı. Aynı anda çıkarmak yerine farklı tarihlerde çıkarmayı uygun gördüler. Bu en çok oyunu benim gibi bilgisayarında oynamayı hayal eden Tom Cruise kadar çekici oyun severleri üzdü. Yani hayalimiz yine ertelendi. Bu oyunu daha önceki serilerini oynamamış oyun severler için hatırlatmak en mantıklısı diye düşünüyorum. Oyunun aslında bir efsaneye dayandığını görüyoruz. Nedir bu efsane? Bir Sparda efsanesi. Bundan yaklaşık iki bin yıl öncesinde karanlık dünya ve insanların yaşadığı dünya arasında bir savaş çıkmıştır. Bu savaşı durdurmak üzere iyi tarafı seçmiş olan karanlık dünyadan Sparda tek başına bu uğraşı vererek karanlık dünyanın lideri Mundus'u yenmiş ve onu hapsederek bir efsaneye dönüşmüştür. Dante de annesi normal bir insan olduğu için yarı şeytan yarı insan Sparda'nın melez oğlu olmuştur. (Alıntı) Bu durumu zaten oyunun üçüncü bölümünü oynayanlar hatırlayacaktır. 
OYUN ÜÇÜNCÜ VERSİYONU İLE AYNI OYNANILIŞ ÖZELLİÃİ TAŞIYOR Oyunun dördüncü bölümüne kısaca baktığımızda karşımıza Dante yerine Nero isminde yeni bir karakter çıkıyor. Nero hakkında bilgi sahibi olabilmek için oyunun ilerleyen bölümlerinden yararlanıyoruz. Bu bölümde Order of the Sword isimli bir grup ve bu gruba üye Nero ve sevdiği kız Kyrie'yı görüyoruz. Oyunun tanıtım videolarında Dante'nin görüldüğü yer olarak hafızalarımıza kazınmıştı zaten. Oyunun hemen başında Dante'nin grup liderini öldürmesi ile oyunumuz başlıyor. Oyunun ilerleyen bölümlerinde ise bu ikili karşı karşıya geliyor. Tıpkı üçüncü oyunda Dante ve Vergil'in karşılaşmaları gibi. Oyundaki karakterler Nero (oyunun baş karakter Holy Knight isimli karanlık bir grubun üyesi ve deli gibi Kyrie'ye aşık), Dante, Kyrie (Holy Knight'ın lideri olan Credo'nun kardeşi), Agnus (ilginç bir karakter oyunda sürekli kekeliyor), Credo (Holy Knight'ın başı ve en güçlü kumandanı), Gloria, Trish (uğrunda nice yiğitlerin çarpıştığını tahmin ettiğim gözleri fettan güzel), Lady (üçüncü oyundaki o dehşet ötesi güzelliği olan kadın). 
Devil may Cry'ın belkide en önemli özelliği basit oynanışının olması. Çözülmesi zor bulmacalar yok yani. Oyunun bu versiyonu da aynı özellikte. Yine farklı renkte orblar topluyoruz. Özelliğine göre ya güç topluyor ya da kişisel özelliklerimiz ve savaş aletlerimiz için item topluyoruz. Oyun aralarında kazandığımız puanlarla yeni güçler ve yeni silahlar alabiliyoruz. Bu yönüyle DMC 3'ten pek farklı değil. Yani yine soul powder ile gelişimimizi sağlıyoruz. Böylece aslan gibi.. Rambo gibi oluyoruz. Tek farkı yeni güçler ve özellikler Nero'ya göre tasarlanmış. Örneğin o ilginç kolu oyun içerisinde artırılan güçle müthiş görüntülere yol açıyor. Oyunda yine kilitli kapılar ve yerine konması gereken değerli taşlar bulunuyor. Kapanan kapılar yeni bir savaşa gireceğimiz anlamına geliyor. Yaratıkları öldürürsek ne ala yok eğer öldüremezsek kapı kilitli kalıyor. Bir önceki oyundan daha farklı yaratıklar gelmiş; ama fazla zor değiller. Silah ve kılıç ile kıyma yapılabilir yani. Oyundaki kontroller zaten çok basit olunca ortaya oynaması çok zevkli bir oyun çıkıyor. Nero'ya üyesi olduğu grup tarafından verilen kılıcı görmenizi tavsiye ederim. İsmi Red Queen. Dante'nin kılıcından çok farklı ve hoş komboları var. Kılcı sol eliyle kullanıyor ve 6 farklı kombo yapıyor. Sağ eliyle kılıç kullanmaması da zaten herkes tarafından artık ezberlenen Devil Arms özelliği yüzünden sürekli parlayan eli olması. Elinin oyundaki ismi Devil Bringer ve özellikle yaratık yakaladığında çok hoş hareketleri var. Oyunda bir de Nero'nun gücünün son raddeye gelmesi ile bu tür oyunlarda ölüm diye tabir edilen bir forma dönüşüyor. Ve sağ eli ile düşman kızartıyor. 
Oyunda Rebellion isimli kılıcı pek kullanacağınızı zannetmiyorum ama Dante ile oynuyormuşsunuz havası vermek istiyorsanız tercih edilebilir. Geçen oyunda el ve ayaklara geçirilen kılıç türü küçük silahlar bu oyunda da var. Zaten bunları yine Dante kullanıyor. Bir de sırtında bir kabzası bulunuyor. Oyun içinde attığı bıçakları geri çağırabiliyor. Pek fazla kullanmadım ama işe yarıyor yani. Oyundaki belkide en ilginç olan şey Dante'nin şeytana dönüşmesi ve Nero ile karşılaşması. Ben oyunun videolarını izlerken farklı bir yaratık sanırken bu yaratığın Dante çıkması beni oldukça şaşırttı açıkçası. Oyun açılırken iki farklı seviye ile açılıyor. Bunlardan ilki Human, diğeri ise Devil Hunter modu. Oyunun grafikleri gerçekten çok iyi. Belki bana kızacaksınız ama Crysis'den daha güzel grafikleri var bence. Arka planlar çok başarılı olmuş. Benim en çok hoşuma giden de gerçeğe yakın grafikleri olması. Karakterlerin duygularını ve hislerini yüz mimiklerinden kolayca anlayabiliyorsunuz. Bu oyunun önincelemelerini yaparken en çok bahsettiğim şey de oyunun müzikleriydi. Opera Metal ve Gotik Rock tarzı neredeyse Tarja Turunen veya HİM grubu oyun müziklerini yapmış gibi hissettim. Bu tür müzikleri zaten severek dinlediğim için oyuna kendimi çok fena kaptırdım. Sanki bu müzikle ayrılmaz bir bütün gibi geldi bana. 
Bu tür oyunları diğerlerinden ayıran en önemli özellik akıcı olmasıdır. DMC 4 de bu kurala uymuş gibi gerçekten çok akıcı bir niteliğe sahip. Sizi sıkan bir yanı da yok. Oyun içi videoları sizin oyunla ilgili fikir sahibi olmanızı sağladığı için zevkle izliyorsunuz zaten. İNCELEME NEDEN BU KADAR KISA Aslında bana kalsa sayfalarca yazı yazardım bu oyun için. Ama ne kadar yazsam o kadar eksik kalacağını düşündüğüm için işi tadında bırakmam gerektiğini düşündüm. Asıl iş bundan sonra yani yazıyı okuduktan sonra başlıyor. Benim yazdıklarım önemli değil. Önemli olan sizin bu oyundan ne aldığınız. Belki de benim yazdıklarıma katılmayacaksınız. Ben sayfalarca nağme döktürdükten sonra sizin ''hadi oradan bakımsız tarzan çok berbat bir oyun'' diyebileceğiniz ihtimali benim en kötü kabusum olmuş durumda. Ama bence bana katılsanız iyi olur. Çünkü ben bu oyunu aylardır büyük bir özlemle bekliyorum. Elimde oynayacak tek konsolum var o da bilgisayar. Oyun bu konsol için daha çıkmadı çıkacağı tarih de Nisan gibi görünüyor. Bu nedenle asgari ölçüde bakıldığında sırf bu oyunu oynamak için okul kitaplarımı satmış olmam yüreğinizde bu oyun için az da olsa bir sempati kıvılcımları çaktırır diye ümit ediyorum. Yok eğer açmazsa adreslerinizi bulur yüzünüzde güller açtırırım. Ben o kadar para verip de PlayStation salonlarında sürüneyim siz beğenmeyin. Allah vere de kötü bir eleştiri duyayım hıncımı sizden alırım. 
İnceleme yapmanın belki de en kötü yanı inceleme yapacağın oyunu bir türlü bulamaman. Ben bu sıkıntıyı son bir haftadır yaşıyorum. Malatya'yı alt üst ettim ama oyunu bulamadım. Sinir krizleri geçirdim arkadaşlarıma saldırdım ve madem oyunu bulamadım ben Nero oluyorum kardeşim diyerek üstlerinde kafamdan uydurduğum komboları denedim. Kah onlarda bana karşılık verdi, kah balatayı hafiften sıyırdığıma kanaat getirip ses çıkarmadılar. Yani anlayacağınız oyunu bir kaç gün daha oynamasaydım banka bile soyabilirdim kim bilir. Her neyse oyunlideri.com adına mutlu oyunlar diliyorum. |