 Capcom bilindiği üzere oldukça büyük bütçeye sahip bir firma. Para sıkıntısı olmayan deneyimli firmaların oyunlarının her daim kalite kokacağını daha önceki yazılarımdan söylemiş idim. Özellikle Devil May Cry gibi bir oyun söz konusu ise, firma da önceliğini kaybeder ve insanlar acaba bu seferki nasıl olacak diye heyecanlanmaya, daha oyunun ismini duyar duymaz başlarlar. Bende de aynen böyle oldu. (en azından benim için) Devil May Cry serilerini daha önce hiç oynayabilme fırsatı bulamamış biri olarak, yeni oyunun geleceğini duyduğumda gerçekten sevinç doldum :) Hani birde oyunun XBOX 360 konsoluna da çıkacağını öğrendiğimde iyice sevindim. Daha önceleri okuduğum yazılardan öğrendiğime göre Devil May Cry 4 inanılmaz görünüyormuş. (demosu gerçekten de öyle idi) hem XBOX 360 hemde PS3 platformunda oldukça başarılı sayılabilecek 60 fps gibi inanılmaz bir frame oranı ile çalışıyormuş.
 Geçtiğimiz sene içerisinde bu harikulade oyunun bir önincelemesini daha yapmış idik. ( http://www.oyunlideri.com/devil-may-cry-4-önincelemesi-r181.htm ) Fakat o zamanlar oyun hakkında çok detaylı bilgiler yayınlanmamış idi. Oyun 8 Şubat 2008 tarihinde raflardaki yerini alacağı için, elimizdeki detayları sizlerle paylaşalım istedik. Oyunun inanılmaz frame oranını, göz kamaştırıcı grafiklerini ve başarılı animasyonlarını bir yana bırakırsak, “London Gamers Day” etkinliğinde oyunun lansmanını yapan yapımcılardan duyduklarım beni epeyce heyecanlandırdı. Öncelikle söylemeliyim ki, ilk üç oyunun tartışmasız kahramanı ve bunca hayranı toplayan karakter Dante‘nin, yeni oyunumuzun yarısına yakın bir bölümünde oynanabilir karakter olarak oyuna elendiği doğrulandı. Şimdiye kadar gördüğüm forum bölümlerinde hep tartışma konusu olan Dante mi Nero mu tartışması da bu şekilde bir sonuca varılmış oldu ki oyun yapımcıları ikisinden de vaz geçememişler.  İzlediğim videolarda gördüğüm kadarı ile, (ki yapımcılar ile söyleşilerden de anladığım kadarı ile) Londra Oyuncular Günü etkinliğinde, büyükçe bir flat-TV de 720p çözünürlükte oyunun playstation 3 demosun gösterilmesi eşliğinde lanse edilen Devil May Cry 4 oradaki oyun severlerin büyük ilgisine maruz kaldı. Oyuna kendisine özgü tutorial bölümü ile başlanılıyor. Bana göre böyle bir oyun için de gerekli olan özelliklerin başında tutorial bölümleri geliyor. Çünkü oyunda tahmin edebileceğiniz üzere yüzlerce hareket ve kombo yapabilme olanağımız bulunmakta. Oyunun demo videosunda Nero ve Dante ikilisinin kapışmalarını izliyoruz. Anlayabileceğiniz gibi adamlar oyuna nasıl gireceklerini çok iyi biliyorlar :) O sahneden sonra oyun bırakılır mı? Tabii ki insanlar ellerinden düşüremeyecekler ve gerçekten ne zaman kapışacağım acaba diye oyunu bir çırpıda bitirmeye uğraşacaklar… Oyunun introsundaki bu kapışma sahnesinde, Nero’nun kolundaki “devil bringer” işaretlerini sürekli gizlemeye çalıştığını ve bu özel gücü kullanmaktan kaçındığını fark etmemeniz mümkün değil. Elbette ki şu an için anlamsız gelen bu dövüş, oyunun senaryosunun gelişimi ile bir şeyler ifade etmeye başlayacaktır eminim ki. Dante’yi birkaç kere yere fırlatarak onu yeterince kızdırdıktan sonra, adeta onun üzerine tescilli olan kılıcını çıkartarak, Nero’nun kolonu ve dolayısı ile kolundaki izleri meydana çıkartıyor. Dövüşte iki muhteşem karakterin kılıçlarla yaptıkları enstantaneler ile devam edip noktalanıyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi, oyunun tam sürümünde, oyuncuyu oyuna hazırlamak, dövüş sistemine ısındırmak ve yapılabilecek kombolara alıştırmak adına bir tutorial bölümü eklenmiş. Fakat oyunun demo versiyonunda, yapımcılar ilk birkaç bölümü atlayarak direk üçüncü bölümden başlatıyor biz oyun severleri. Demoda, tahmin edebileceğiniz üzere, yeni bir karakter olan NERO’yu kontrol ediyoruz. Amacımız bir yer altı labirentini araştırmak. Oynadığımız demodan da anlaşılabilineceği üzere, temel dövüş sistemi, ilk üç oyunu oynayan insanlar için pek sıra dışı gelmeyecektir. (ben ilk üç oyunu oynamadım ama, hep oynamak istediğim oyunların başında geldiği için belki yüzlerce oyun içi videosunu seyretmişimdir.. heleki DMC 3 ün yayınlanıp da izlemediğim videosu varmıdır bilemiyorum) Bununla birlikte dövüş sisteminde ve yapabildiğiniz hareketlerinizde yeniliklerde yok değil. Örneğin enerji depolayarak yaptığınız vuruşlar, hava saldırıları ve tabii ki, Nero’nun devil bringer hareketleri bu yeniliklerin başında geliyor. Artık kılıçlarla yaptığınız saldırıların üç seviyesi bulunuyor. Bu seviye de, saldırı tuşuna ne kadar uzun süre bastığınız ile alakalı oluyor. (yukarıdaki enerji depolayarak yapılan vuruşlardan kastımda buydu zaten) Haliyle saldırı tuşuna ne kadar çok basılı tutarsanız saldırınız o kadar güçlü oluyor. Fakat oyunun genelinde de görebileceğiniz gibi, oldukça hızlı bir oynanışa sahip olduğu ve sürekli yaratıkların üzerinize üzerinize akın ettiği için, üçüncü seviye vuruşlar biraz zorlama ve bayağı bir zamanlama kabiliyeti ile alakalı olabiliyor. Bununla birlikte, kılıçla yerde yaptığınız kombolara ek olarak, Nero, havadan yaptığı saldırılarla kılıcını düşmana havada da sokabiliyor. Tabii buradaki güzellik, yerde yapılan komboların havada yapılanlardan farklı olması. Özellikle devil bringer hareketleri ile havada yapılan komboları görmeniz gerekir. Nero inanılmaz bir sıçrayış yapıyor ve adeta saniyelerce havada kalıyor.. Tabii havada kaldığı o saniyeler içerisinde neler yaptığını anlatmama bildiğim kelimeler yeterli gelmiyor. Görmeniz lazım. Tüm bu ihtişamlı komboları ve hareketleri yer altında gördükten ve uyguladıktan sonra, karlarla kaplanmış bir dağda buluyoruz kendimizi. Bu bölümde, özellikle kar yağışı ve fırtınası animasyonları ve çeşitli diğer görsel unsurlar, Capcom’un bir diğer başarılı oyunu olan Lost Planet’i hatırlattı bana ama ne derece doğru bir kanıya vardım bilemiyorum. Nero, önündeki kaleye ulaşmak için köprüyü geçmeye çalışırken, yeni bir karakter ile tanışıyoruz; Gloria. Hem de öyle bir karşılaşma ki, Gloria birkaç yaratığı kalenin surlarından aşağıya fırlatıyor ve sonra kendisi metrelerce yükseklikten aşağıya atlıyor. (düşünün hatundaki karizmayı) Aşağıya atladığı gibi de kalmıyor ve köprüdeki düşmanlara atletik kombolar çekerek hepsinin icabına bakarak Nero’ya öyle bir bakış atıyor ki, teşekküre yada övgüye lüzum yok der gibi… Aslına bakarsanız bu sahneyi hak ettiği gibi anlatamadım. İmkanınız varsa görmeye çalışın. Çok beğeneceğinize eminim :)  “London Gamers Day” etkinliğindeki lansmanda gösterilen videolardan birisinde, Nero bir ormanda boss dövüşü yapmakta ki oyunun en zevkli ve heyecanlı bölümleri boss savaşları olsa gerek. Bu bölüm, Nero’nun yılanımsı bir yaratığın üzerinde hızla yol alması ile başlıyor. Bu garip ve büyük yaratık, başının hemen üzerinde gizlenen insanımsı birisi tarafından kontrol ediliyor. Yılanın kıvrınışları ve dalgalanması devasa olsa da, sonuç olarak Nero, bu devasa yaratık ile yerde, ayakları üzerinde dövüşüyor. Ara sıra, yılanımsı yaratığın başında gizlenen kadın, kendini gösteriyor ve tam bu anlarda ona ateş etme sureti ile boss savaşımızı veriyoruz. Bu süreci hızlandırmak için de, yılanımsı yaratığın dalgalanmaları sırasında açıkta kalan karnına ateş edebiliriz… Özellikle yaratığın karnının açıkta kaldığı bölümlerde, devil bringer özelliğini kullanarak çeşitli kombolar yapmanız işinizi kolaylaştıracağı gibi, muhteşem bir kombo şöleni de izlettirecektir. Daha önce de belirttiğim gibi, oyunun yarısına yakın bir bölümünde, kendisine milyonları bağlayan Dante’yi kontrol edeceğiz. Serinin sadık fanları, Dante’nin kontrollerinin çok fazla değişmeyeceğini duyunca eminim ki sevineceklerdir. Çünkü alışkın olduğunuz kontroller, kombolar ve hareketler ile yeni oyunda da oynayabilmek en azından zor olan oyunu bir nebze kolaylaştırdığı için artı bir özellik olsa gerek. Yani bu demek ki, Nero’nun devil bringer gücünden ve hareketlerinden yoksun bir Dante ile oynayacağız oyunu. (ihtiyacı da olmayacak eminim ki) Yeni oyunda da dört farklı saldırı sitilini kullanacağız. (trickster, royal guard, gunslinger, ve sword master) Saldırı sitilleri gibi, hareketleri de eskiden olduğu gibi olabildiğince atletik. Tüm bu eski özelliklerinin yanında, minikte olsa yeni birkaç numarası da yok değil kıymetli Dante’nin. Örneğin artık rakiplerimize aparkat atabilecekmişiz ki bu vurşu oyun yapımcıları “shoryuken” yada “dragon sitili vuruş” olarak tanımlıyorlar. Geleneksel dövüş opsiyonlarının yanında, Dante’nin en büyük özelliği yada gücü diyelim, oyundaki en muhteşem silaha sahip olması imiş; “Pandoranın Kutusuna”. Birden fazla saldırı özelliğine ve aracına dönüşebilen bu muhteşem silah ile sanırsam Nero’nun devil bringer güçleri dengelenmiş durumdalar. Bu silahı elimize alınca, oyunun tüm özelliklerini saniyeler içinde görebilecekmişiz. Örneğin bir çantanın içerisinde taşınan Pandoranın Kutusu, bir anda bir hava tankına dönüşerek düşmanlarımızın kafalarından aşağı roket yağdırabilecekmiş. Yada süper güçlü ateş gücüne sahip bir silaha dönüşerek, yakınlarınıza yanaşabilecek herhangi bir düşmanı ağlatabilecek kadar etkili olabilecekmiş. (artık silahın saldırı gücünü sizin hayal gücünüze bırakıyorum değerli oyunlideri.com ailesi) Dahası, çantayı yere bırakabilir ve geri çekilebilirsiniz… Etrafınızdaki düşmanlar çantanın uçsuz bucaksız gücünden nasibini alacaklardır. Bir öninceleme yazısı için biraz fazla uzun oldu sanırsam. Umarım siz değerli okuyucuları sıkmamışımdır. (yazıya biraz kendimi kaptırdımda.. artık kusura bakmayın) Yavaş yavaş yazımı sonuçlandırırken, yapımcıların herhangi bir tür co-op modu yada iki kişilik modun varlığını inkar etmeleri bende biraz hayal kırıklığı yapmış olsa da, (düşünün en yakın arkadaşınız ile biriniz NERO diğeriniz DANTE olarak üstelik iki kişinin yapabileceği takım komboları falan gibi özellikleri de yaparak oyundan ne kadar çok zevk alabileceğinizi düşünün) Devil May Cry 4 gerçekten çok beklenilen bir başyapıt olmayı hak ediyor. Bu harikulade oyun hakkında daha fazla bilgi için www.oyunlideri.com sitesinin takipçisi kalın… Bol oyunlu günler dilerim… |