Yeni bir klasik incelemede daha birlikteyiz arkadaşlar. Bu yazıda elimden geldiğince içerdiği muhteşem özelliklere rağmen hak ettiği yeri bulamamış Deus Ex adlı oyunu açıklayacağım. Tabi her eski oyun incelememde olduğu gibi bu oyunu incelememdeki sebebi de paylaşmak istiyorum: Özgürlük ve FPS-RPG’nin muhteşem ittifakı.
2000 senesinde bilgisayara çıkan oyunumuzun konusu ise Amerika’daki bir tür terörist saldırısıdır. Gelecekte geçen oyunda karakterimiz JC Denton ve abisi Paul türlerinin ilk örnekleri olan Bio-mod teknolojisiyle üretilmiş süper insanlardır. Süper insanlar derken diğer insanlarda olmayan bazı değişik fonksiyonlara sahiptirler. Oyuna özgürlük heykelinin orada başlayacaksınız. Amacınız ise o mekandaki teröristleri makul şekilde halletmek (birçok şekilde halledebilirsiniz). Ama daha sonra işler karışacaktır. Abimiz bize Unatco’nun aslında kötüler olduğunu o yüzden sözde teröristlerin tarafına geçtiğini bildirecektir. Abisine güvenen adamımız da bu yolu seçecektir. Yalnız adamımızın teknolojisine imza atan Unatco örgütünün adamımızı 24 saat sonra ölmesini sağlayan bir sistemi de vardır. Bu sistemi bozacak tek adam da Hongkong’dadır falan falan. Yani anlayacağınız iş dallanıp budaklanıyor. İlerde işin içine başka örgütlerin girdiğini de göreceksiniz. Hatta hala günümüzde de varlıkları tartışılan, “Melekler ve Şeytanlar” kitabında da bolca bahsedilen Illumunati’nin Deus Ex’te sık sık geçtiğini göreceksiniz. Zaten oyunun yanlış hatırlamıyorsam 4-5 farklı sonu var. Hangi örgütü seçerseniz ona göre bir son sizi bekliyor olacak. 
Oyunun en can alıcı noktalarından biri olan FPS-RPG ittifakına ise oyuna başlar başlamaz tanık oluyoruz. Start new game dediğimiz anda adamımız özelliklerine dair bir tablo çıkacak. Oyunun başında bize verilen cüzi miktardaki experience pointleri bu yeteneklerimize dağıtacağız. Tabi oyun esnasında yapacağınız ana ve yan görevlerle daha fazla puan kazanıp adamımızı daha yetenekli hale getireceğiz. Peki bu yetenekler arasında neler var? Mesela hackerlık. Evet oyunda sıkça bilgisayar terminallerine rastlayacaksınız ve bazı bölümlerde bu bilgisayarların içindeki bilgiye ulaşmanız şart. Bütün bilgisayarlar kullanıcı adı ve şifre gerektirdiği için bu bilgilere ihtiyacınız olacak. Bütün bu tip bilgisayarların bilgilerini bulabilmeniz mümkün ama bulması bazen çok dert olabiliyor. Onun yerine Computer yeteneğinizi geliştirirseniz terminale girdiğinizde çıkacak olan “hack” tuşuyla bütün işi halledebilirsiniz. Diğer yeteneklerden Lockpick ve electronics de hayati önem arz ediyor. Şöyle ki oyunda birçok kilitli kapı bulacaksınız. Bunların anahtarını bulmak mümkün. Ya da oyunda bulacağınız lockpickler ile açmanız da mümkün. Eğer lockpick seviyenizi geliştirirseniz mesela bir kapıyı 8 kilitle açmak yerine 4 kilit, 2 kilit ya da seviyenize göre 1 kilitle açabilirsiniz. Electronics yeteneği de benzer bir sistem için aynı işlevi görüyor. Tabi diğer yetenekleri de açıklamaya kalkarsam bu yazı bitmez. O yüzden son olarak oyunda ağır silah, hafif silah, atmalı silah, yüzme, sağlık ve diğer bazı yeteneklerin olduğunu da belirtip bu konuyu kapatayım. Tabi adamımız süper insan dedik. Peki nedir onu süper yapan şey. Biomodlar. Bunlar nedir? Oyunda çok nadiren canister adlı özel bir nesneye rastlayacaksınız. Bu parçaları adamımızda kullanarak, adamımızın uzuvlarına yeni güçler katmasını sağlayabiliyoruz. Bunlar gerçekten çok önemli. Çünkü oyunda yapabileceğiniz taktikleri acayip derecede arttırıyor. Bu canisterlar arasında, çok ağır nesneleri taşımanızı sağlayan, gücünüzü yavaşça doldurmaya yarayan, etrafı gözetlemenizi sağlayarak bir spybot yaratan, çok daha hızlı koşmanızı yarayan, koşarken ses çıkarmamanızı sağlayan ve daha birçok değişik güçler sağlayan şeyler var. Oyunda bunları bulması gerçekten zor olabiliyor. Ve bulduğunuz zaman bir tane sağlık robotu bulmanız gerekiyor, çünkü bu robotlar sayesinde bu güçleri adamınıza entegre ediyorsunuz. Evet oyunda birçok silah çeşidiniz olacak. Tabi gelecekte geçen bir oyun olduğu için M16 falan beklemeyin. Onun yerine o günün şartlarına uygun yine silahlar, makinalılar, bazuka, alev silahı, çeşitli bombalar, felç yapan bir alet gibi birçok silahınız olacak. Tabi yakın dövüş silahları da oldukça bol. Bunca bol silaha ek olarak bu silahları güçlendiren bazı modifikasoyonlar da mevcut. Şarjörün kapasitesini artırmak, isabet oranını artırmak gibi. Tabi oyun RPG öğeleri taşıyınca invontory ekranı olmadan olmaz. O yüzden istediğiniz kadar malzeme de toplayamıyorsunuz.  Gelelim oyunun garip (bence en önemli) detaylarına. Bu oyun her ne kadar gelecekte geçse de ve biz her ne kadar süper bir insan olsak da oyunda gerçekçilik öğeleri çok bol. Mesela oyunda genellikle geniş mekanlarda olacaksınız. Size bir görev verildiği zaman KESİNLİKLE o görevi yapmak için birden fazla seçeneğiniz olacak. Efendim direk içeri dalıp adamları “yemini bozdum uleyn” nidalarıyla mı temizlersiniz, bilgisayar da uzmanlaşıp içerideki turretleri siz yerine rakiplarinize mi ateş ettirirsiniz, yoksa hiç adam öldürmeden oradan buradan sızıp zararsız adamı mı oynarsınız size kalmış. Tabi oyunda daha birçok yöntem mevcut. Görevinden görevine değişiyor. Bir diğer şey de arkadaşlar bu oyunda gücünüz 100 değil. Tam 600. Sistem şöyle işliyor. Sağ kolunuz, sol kolunuz, sağ bacağınız, sol bacağınız, kafanız ve gövdeniz her biri 100 güce sahip. Eğer baş ya da gövde sıfırlanırsa zaten ölüyorsunuz. Ama bacaklar ve kollar tabi ki sizin yürümenizi ya da silah kullanmanızı etkiliyor. Oyunda birçok sağlık arttırıcı madde var. En basitinden medic’ler (ki sağlık yeteneğinizi artırırsanız bunlar daha çok güç dolduruyor), çikolata, içecek gibi şeyler var. Ama oyunda bulacağınız bir biomod (canister) ile ve nadir rastlayacağınız sağlık robotları ile de gücünüzü doldurabilirsiniz. Bir diğer gerçekçilik faktörü de oyunda nereye gitmeniz gerektiğini söyleyen bir ok falan olmaması. Mekandaki birine sorarsınız ya da size görevi yapan kişi nerede olduğunu tarif eder. Bazen zaten falanca yeri tespit et gibi görevler de olacak. Bir diğer nokta da şu: Mesela oyunlarda bilirsiniz, bir kapı vardır şifre gerektiriyordur. Siz de şifreyi bulursunuz daha sonra kapı otomatik açılır. Bu oyunda öyle değil. Mesela terminale girdiniz. Kullanıcı adı ve şifre istiyor. Hack özelliğinizin de olmadığını varsayalım. Başladınız aramaya, buldunuz. Geldiniz terminale. Aynen o kullanıcı adı ve şifreyi siz oraya gireceksiniz. Yanlış karakter girerseniz baştan. Bu arada oyundaki önemli bilgiler günlüğünüze kayıt oluyor. Yani şifreyi bulduktan sonra unutma gibi bir kaygınız olmasın. Para olayı bu oyunda da geçerli. Ana görevlerden bazen para kazanabileceğiniz gibi etrafta bulacağınız ATM’leri hack ederek de para kazanabilirsiniz. Daha sonra bu paralarla bazı kişileri konuşturabilir ya da alet edevat alabilirsiniz. 
Peki oyunun atmosferi nasıl? Güzel. Bir kere müzikler vazifelerini fazlasıyla yapıyorlar. Oyunda her şehirde farklı bir müzik size eşlik edecek. Aksiyon olduğu zaman müzik de ona göre değişecek. Oyunun 41 parçalık bir soundtrack’ı var (ah bir bulabilsem...) Sesler de olmaları gerektiği gibi. Yalnız karakter seslendirmeleri düzyazı okur gibi olmuş. Bir diğer atmosfer unsuru da mekan tasarımları. Mekanlar gerçekten hoş. Bu arada oyun sadece akşam vakitlerinde geçiyor. Yani güneşi unutun. Ama bu demek değil tüm oyunda DOOM gibi feneri yakacaksınız. Etrafta yeterince aydınlatma bulacaksınız. Tabi fener ya da ilgili biomod’unuzu kullanmak zorunda kalacağınız yerler de olacaktır. Bu akşam vakitleri oyunun atmosferini çok olumlu yönden etkiliyor ama. Grafiklere gelince... Malum bir FPS’de grafikler gerçekten çok önemlidir. Bu konuda tabi oyun 2000 model olunca sıkıntı yaşayabilirsiniz. Ama bence o kadar da dert edilecek gibi değiller. Zaten 2000 model bir oynayacaksanız grafik faktörünü çoktan kabul etmişsiniz demektir. Resimler bu konuda biraz size yardımcı olur.
 Oyunumuz kesinlikle her kesime hitap eden bir oyun değil. İyi bir İngilizce size çok yardımcı olacak. Onun dışında kendinizi ilgili silahta geliştirmezseniz silah kullanmak da eziyete dönüşüyor. Oyunun ara yüzü sizi biraz sıkıntıya sokacak. Karışık olduğunu söyleyebiliriz. Gerçi inventory ekranındaki eşyalarınızın 10 tanesini kısa yol olarak atayabiliyorsunuz ama yine de oynarken biraz sıkıntı yaşayabilirsiniz. Oyunun hikayesi baya derin. Illumunati, Majestic 12, Area 51, Knihts Templar falan oyundaki tanıdık isimlerden bazıları. Yani oyunu saf eğlence için oynamak imkansız. Konuya önem veren arkadaşlar için bu oyun. Bu arada belirteyim seneler evvel bir sitede okuduydum. Oyun bir FPS olmasına rağmen (tabi RPG’li FPS) tüm oyunu bir yer hariç tek mermi kullanmadan bitirmeniz mümkünmüş. Tabi ben bol bol kullandım. Toparlarsak, yazı baya karışlık oldu. Aslında oyunda anlatılacak daha birçok detay var. Ama onları da artık siz keşfedersiniz. Ben oyunu kesinlikle RPG ve FPS türünü seven ve senaryoya önem veren arkadaşlara tavsiye ediyorum. Zaten tahmin edersiniz, oyunu çok güzel bulmasam buraya gidip de 2000 senesinin oyununu incelemem. Bu diğer incelediğim eski oyunlar için de geçerli. Bu arada oyun saf FPS’lere oranlara bariz daha uzun (ki bu iyi bir şey). Oyunun farklı sonları ve bir görevi yapabileceğiniz farklı yollar sayesinde oyunun tekrar oynanabilirliği de çok yüksek. Oyunu bulmanız da hiç sıkıntı değil. Steam’den 10$’a temin etmeniz mümkün. Duymuşsunuzdur bu oyunun ikincisi de çıktı. Adı Deus Ex: Invisible War. Bu oyun hakkında da bir yazı yazmayı düşünüyorum. Ama şimdiden söyleyeyim, ilk oyunu özletiyor... Şundan zaten emin olabilirsiniz, eğer ikinci oyunu oynayıp beğendiyseniz ilkini çok çok daha beğenirsiniz. Son olarak hepinize eğlenceli günler diliyorum, esen kalın efendim... |