| Yeni nesil çağın belki de en başarılı eserleri arasından bir numarayı çeken Crysis, bildiğimiz gibi uzun ve yorucu uğraşlar sonucu piyasaya çıkmıştı. Ve ayrıca eteklerimizin zilini çaldıran özelliklerinden birisi de, Türkçe seslendirmeyi ve yazılımı tam olarak desteklemesiydi. Oysa biz sandalyemize kurulup oyunun tadını çıkarırken, 30 kişilik uzman bir ekip ses sistemi üzerinde çalışıp duruyordu. Gelin, doğal olarak dizayn edilmiş, argo sözlerle dolu bu keyifli oyun seslendirmesinin perde arkasına bir yolculuğa çıkalım. EA’in Acımasızlığı Oyunun sponsorluğunu üstlenen ve ayrıca dağıtımcılığını yapan Electronic Arts, seslendirme sanatçılarına sadece karakterlerin resimlerini gönderdi. Ve tabii ki, bir adet de ses örneği. Fakat maalesef ne bir animasyon, ne de bir mimik görüntüsü yollamadılar. Sanatçılar, oyunun tam tamına 700 sayfalık dev senaryosunu sessiz sinema misali oynadılar. Karakter konuşmalarından mimik efektlerini çıkarmaya çalışıp seslerini bazen yükseltip bazen alçalttılar. Ekip ise bu durumu, “kör gözle dublaj” şeklinde nitelendirdi. Başarının Sırrı Ustalaşmış Bir Kadrodan Geçti ”Çok uzun bir uğraştı, gerçekten çok yorulduk” dediler. Ama kadrodakilerin çoğu tiyatro veya ses sanatçısı olduğundan, diğer ekip pek de yorulmadı. Gizli pilot’u Ziya Kürküt, baş kahraman Nomad’ı Ali Ekber Diribaş, saldırgan kadın askeri Dolunay Soysert, komutan Prophet’i Bora Sivri, küfürbaz binbaşı Strickland’ı Atilla Yiğit, cesur ve kahraman asker Aztec’i Levent Ünsal gibi kendi dallarında ünlü isimler seslendirdiler. Dublaj ekibinin yönetmenliğini ise önce de Pusu’nun seslendirmesini yapan oyunculardan Ziya Kürküt ve Ayhan Kaya üstlendi. Özellikle oyun içerisinde askerî argo ve terimler kullanılmaya özen gösterildi. Oyunun senaryo metni, İnanç Şanver tarafından Türkçe’ye çevrilip en ufak yanlışlık olmasın diye orduyu iyi bilen danışmanlarla görüşüldü. Bir Başka Etkileşim: Argo Türkçe bir seslendirmede tabii ki de küfürler ve argo sözler olmak zorundaydı. Çünkü bu kelimeler, belki de biz Türkler arasında bir köprü, bir etkileşim varlığıydı. Oyun seslendirmesinde de bol bol küfür kullanıldı ki, kendi havamızı oyun içerisine dahil edebilelim. Özellikle bu konuda en çok çalışan, tartışmaz bir biçimde kadrodan Küfürbaz Binbaşı Strickland’a sanal ortamda hayat veren ve seslendiren Atilla Yiğit oldu. Hatta bu konuda iş o kadar büyüdü ki, sanatçı biraz kibarlık olsun diye “ibnecik” sözünü icat etti. Ne de olsa, oyun kahramanı Strickland’ın her iki cümlesinden biri küfür ile bitiyordu. Zaten bu konu ekibin çok fazla zamanını almadı. Türkler olarak küfür konusunda pek yaratıcı olduğumuzdan, oyun içerisine rahatlıkla kendimize özgü deyim ve tabirlerimiz ilave edildi ve ortaya doğal olarak tam bir harmanlanmış Türk oyunu çıkıverdi. Kapanış Sözleri Böylesine güzel ve kaliteli bir oyunun seslendirmesinin de kaliteli olması bekleniyordu. Nitekim, bu beklentilere olumlu cevap verilmesi hem ekibi, hem de biz oyuncuları çok mutlu etti. Ve diyeceğim şudur ki, eğer hâlâ oyunu edinmemişseniz, çok büyük zaman kaybediyorsunuz. Gidin, pamuk ellerinizi ceplere atın, şu güzelim oyunun destek amacıyla orijinal versiyonunu alın. Bak hâlâ okuyor, okumana gerek yok, koş koşş… Ek bilgiler için Hürriyet Gazatesi yazarı Hakan Gence’nin yazısından yararlanılmıştır, teşekkürler…
anemis'in eklemesi... şöyle bir resim buldum nette dolaşırken ve yazıya eklemek istedim... 
|