| KAOS KAPIMIZDA!
Açıkçası Crysis adına bir ön inceleme yapmak için en verimli dönemim "ha çıktı ha çıkacak" zihniyetiyle beta sürümünü bekleyen oyun severlerin merak kamçısı yedikleri şu dönem olduğunu düşünmekteyim. Alman asıllı Türk biraderlerin kurmuş olduğu Crytek firmasının piyasaya sürmüş olduğu ilk oyun olan FarCry'ın, FPS konseptine getirmiş olduğu esneklik sayesinde, türdeşlerine getirdiği devrimin Crysis'de daha da geliştirilmiş olduğunu tahmin edebilmek o kadar da zor değil.Bütün oyun dünyasının birleşmiş olduğu tek bir nokta var ki; o da oyunun sadece FPS türüne getireceği değil; genel anlamda oyun anlayışına getireceği "devrim" niteliğindeki yenilikler... 
Zira oyunun videosunu izleyip aşina olmuş, yok yok kaba tabiri ile kusacak noktaya gelmiş bir kesimin varlığı da söz konusu. Geçtiğimiz günlerde firma yetkilileri oyunun Türkiye'deki fanatikleri için bir kıyak geçerek Intel GameX festivaline getirmeyi başardılar. Böylece şanslı olan oyun severlerin bir kısmı Crysis in demo versiyonunu görebilme fırsatını elde edebildi. B kategorisine giren bizler ise hala oyunun çıkış tarihini beklemekle ve oyun içi videolarını izleyip iç geçirmekle meşgul olmaktan heyecanla karışık bir utanç duymaktayız. Ben biraz maziye dönmek istiyorum. 2-3 yıl öncesinin hit Fps oyunu FarCry'a yani... Hatırlarsanız FarCry'da koskocaman bir adada, görev yerine girmek için tek bir yol izlemek yerine, onlarca alternatif yolu seçebilme imkanımız vardı. Tabii oyunun tek özelliği tekdüze fps sistemine getirmiş olduğu akıcılık değildi. Muhteşem dış mekan modellemeleri (ki iç mekana girince kasma problemi olmadığı sürece kusursuzdu) ve tabii ki yapay zeka!!! Öyle ki düşmanlar koşa koşa üzerimize gelmiyor, kendilerini korumaya alıyorlardı. Bu nadiren görülen bir detaydı tabii; bu detaya girmemin sebebi ise; Crysis de bu detayın daha fazla üstüne gidilmiş olması. Tabii bu durum karşımızda en az FarCry kadar bitirmesi zor bir oyunun çıkacağının da müjdesini vermiş oluyor. 
KALİTELİ KURGU... KALİTELİ GRAFİK... Yine bir kaç yıl evvelinden Doom3 örneğini vererek işe başlamak istiyorum. Dönemin en kaliteli ve en detaylı görüntüsüne sahip olduğu söylenen (ki kısa bir süre sonrasında Doom3 hakkında yanıldığımızı anlamıştık) oyunun bilgisayarımız için ekstra harcama yapmamızı gerektirdiğini anlamıştık. Doom3'ün kalitesini ve oynanabilirliğini sallayacak olursak; Crysis'in, geçen bu üç küsür yıldan sonra sistemimize yeni harcamalar ekleteceğine şüphe yok. Zira kendisi tam bir sistem canavarı! Fakat oyun içi videoları izleme şansını yakalamış arkadaşlar Crysis'in sisteminize yapacağınız her harcamayı sonuna kadar hak ettiği konusundan da hemfikir olacaklarından şüphem yok. YENİ BİR KAHRAMAN DOÃUYOR: JAKE DUNN En çok okuduğunuz ve duyduğunuz rivayetlerden biri hiç kuşkusuz Crytek'in konusunun büyük ölçüde Half Life'ı andırdığıdır. Aslına bakarsanız çerçeveyi sadece HL olarak sınırlandırmak da yanlış olur nitekim bilimkurgu alttüründe bize sunulan Fps oyunlarının ortak kaderi; birbirlerine olan benzerlikleridir. Tabii işin bir de politik kısmına değinmemek olmaz. Nitekim günümüzde iplerin son derece gergin olduğu Kuzey Kore ve Amerika'nın nükleer çekişmesine de nameler yağdırmayı ihmal etmeyen bir oyun ile karşı karşıya olduğumuzu belirtmekte fayda var. Lakin Crysis gerçekten söyleyecek sözü olan bir oyun mu yoksa senaryoya alet olsun diye mi bu tutumu sergiliyor tartışılır. Olayın bizi ilgilendiren kısmı Jake Dunn adlı karakterin (doğal olarak) bir ABD askeri olması. İki binli yılların ilk çeyreğine gelinmeden önce Güney Çin denizindeki bir adaya düşen meteoru incelemek üzere Amerika ve Kuzey Kore birliklerinin yollara düşmesi ve meteora eyvallah diyerek bir süre kendi aralarında dalaşması, hemen akabinde meteorun ekosisteme olan gizemli etkisi... Sonrası ise malumunuz. Meteorun oluşturduğu tehdit sonrasında dünyanın yaratık istilası ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalması. Buraya kadar her şey normal. Bildiğimiz standart kurgu da diyebiliriz. Hikayenin ilk iki bölümü bu şekilde seyir ediyor. Hikayenin üçüncü ve son bölümü ise; ipe sapa gelmez asker bozuntumuz Jake Dunn'ın hangi filmden etkilenerek ve hangi cesareti bularak yaptığını bilmediğimiz uzay gemisine binme macerası ki, Crysis'de işlenme şeklinin diğer oyunlara göre oldukça orjinal olacağı söylentiler arasında... 
BÜYÜK GÜÇ...GÜÇLÜ SİSTEM... Tabii oyunumuzun grafik kalitesi ve sistem gereksinimlerini bir çırpıda sallamak olmaz. O nedenle parça parça değinmek zorunda kaldım. Gelelim DirectX10 muhabbetine. Windows Vista ile kullanılan sistem Crysis için oluşacak bütçe ayrımının baş sorumlusu diyebiliriz. "Games For Windows" adı altında, Microsoft'un oyuncu avlamak adına kurup hayata geçirdiği (ve ticari açıdan son derece yerinde bir karar verdiği) projeden Crysis'de sonuna kadar nasibini alacak gibi gözüküyor. Maksat Sony'nin ve dolaylı da olsa bütün konsolların yoluna taş tıkayıp PC’leri eski görkemine kavuşturmak. XboX360 ın akibeti, eğer bu rüya projesi başarılı olursa "geçici heves" klasmanında değerlendirilebilir. Sonuç olarak; Crysis bu amaca başarılı bir şekilde hizmet ediyor. Görüntünün gerçekçiliğine çarpılan oyuncular PC donanımına verilecek her kuruşun değeceğine inanıyorlar. Tabii yeni sistem beraberinde "aynı kalitede" olacak yeni oyunlar için de zemin hazırlıyor. Tabii bütün bu olumlu görüşlere rağmen microsoft'un uygulaması hala bir çeşit rüya projesi... Konsollarda oyun keyfi yaşamış olan kesim için artık vazgeçilmez bir öğe halini aldıklarını belirtmemize bile gerek yok sanırım. Sözün özü Crysis bizler açısından geçen uzun bir bekleyişten sonra piyasaya düşecek. Büyük bir ihtimalle yılın sonunda -eğer yeterince şanslıysak ve sistem gereksinimini elde edecek kadar teçhizatımız varsa- oynuyor olacağımız bir oyun. Beklentiler: YÜKSEK... Sistem Gereksinimleri: YÜKSEK... Heyecan: HAD SAFHADA... Hayal Kırıklılığı Olasılı: YOK DENECEK KADAR AZ!!! Umalım ki Crytek aklımızdan geçen olasılıkları karşılayacak bir oyun sürmüş olacak piyasaya... Aslında olasılıkları hesaplamamıza dahi gerek yok; nitekim bütün olasılıklar yüzümüzü güldürecek gibi gözüküyor...  |