Red Alert'ı 64 Ram ile gençliğinde oynayan insanlar, o zamanlar yaşadığı duyguları şimdi kelimeye bile dökemez. Öyle zevkli bir oyundu ki, insanlar hala daha oynar. Her ne kadar Red Alert ismini fazla duyuramasa da, Red Alert 2 hala daha internet kafelerin vazgeçilmez oyunlarından. Şimdilerde 20 yaşlarına gelmiş insanlar, çocukluk anılarını tazelemek için Red Alert 2 ya da Yuri's Revenge oynuyorlar. Kimilerine göre çok dengeli ve zevkli, kimilerine göre dengesiz ama güçlü bir senaryoya sahip olarak gösterilebilir ama herkesin ortak noktada buluşacağı bir yönü var; eğlence ... Red Alert'ın kendine has birimleri, zevk vermesi onu şimdilerde önemli bir oyun olarak göstermemizin tek sebebi. Nihayet tekrar buluştuk, ama daha mı iyi, daha mı kötü?
Oyuna açlığımdan (!) olsa gerek direk S.S.C.B ile başladım zira en çok merak ettiğim onlardı. Campaing ekranında karşımıza üç ayrı senaryo çıkmakta; S .S.C.B, Allias ve Empire of the Rising Sun Campaing'leri . S.S.C.B Sovyet devletleri, Allias Birleşik Devletler ve Rising Sun'da yazının ilerilisinde değineceğim Japonlar'ın Campaing'i. Dayanamadan hemen şunu söyleyeyim; Campaign'ler aynı RA2'deki gibi tadımlık olmuş. 4-5 saate bitirebiliyorsunuz her bir Campaign'i ama tadı damağınızda kalıyor. Her ne kadar üç Campaign'in de toplam oynanış süresi uzun olsa da, daha uzun Campaign modları bekliyor insan.

Önce S.S.C.B ile başlayalım. Oyuna adapte olmanız açısından önce Sovyetler ile başlamanızda fayda var. Birazcık daha kolay ve oyuna ısınmak için birebir. Ayrıca kısa olduğu için de öğrenme süreci gibi bir şey olmuş. S.S.C.B Campaign'i boyunca birimleri ve protokolleri tanıyoruz. Birimleri anladık da protokol nedir peki? C&C: Generals'daki açılabilir özellikler RA3'e de aktarılmış. Savaştıkça, Upgrade yaptıkça Level kazanıyorsunuz ve bu Level'lar ile özellikler seçiyorsunuz. Bana sorarsanız en iyi özellikler S.S.C.B'de olmuş. Zehir fırlatmak, tanklara Upgrade yapmak ve Uydu fırlatmak(!) gibi özellikleri ile Sovyetlerin protokolleri bayağı güçlü ve üstünlük sağlamanıza yarıyor.
Gelelim birimlere. Sovyet birimlerinin piyadeleri yine güçsüz. Yeni piyade birimi olarak Ayılar var. Allias'daki köpekler gibiler ama savaş ortamında çok ölümcüller. En güçlü piyade birimi bence Tesla Trooper'lar. Lâkin piyadeler güçlü olmadığı için uçaklar yine üstün yapılmış. Saldırı uçağı, savunma uçağı ve Zeplin ile havadan çok güçlü saldırılar yapmak mümkün. Deniz birimi olarak da bayağı etkileyiciler. Dreadnaughts birimleri fazlasıyla iyi hazırlanmış. Akula Sub'larda denizde dehşet saçıyor. Tank'lar da da RA2'den hatırladığımız tanklar duruyor. Apocalyps Tank, V4 Roket Atarlı tank gibi birimler de duruyor.

Sovyetlerin başkahramanı Natasha isimli yeni bir bayan. Kendisi elinde Rifle ile uzak mesafeden gördüğünü affetmeyen, Tankları ve binaları işaretleyerek uçaklarla patlatan tek başına bir ordu. Savunması iyi değil ama piyade ordularının en büyük kabusu. 10-15 kişilik piyade gruplarını tek başına temizleyebiliyor ve Rifle'ının mermileri ikişer ikişer götürüyor adamları. Kesinlikle Natasha'ya aşık olacaksınız.
Allias tarafı büyük yenilikler barındırmıyor. Piyade olarak kuvvetliler, hava biriminde fena değiller, tankları çok güçlü ve deniz birimleri idare ediyor. Hava birimleri ile çok şiddetli saldırılar yapabiliyorlar. Tanklardan Mirage Tank da en etkileyici tanklardan biri. Denizde ise pek fazla yenilik yok. Hero olarak da Tanya aynen duruyor. Tanya bu sefer daha ölümcül olmuş ve elindeki tabancalar ile gördüğünü affetmiyor. Eskisi gibi binaları içlerine sızarak patlatıyor ve kendi özelliği olarak da zamanı geriye alıyor.
Rising Sun ise piyade olarak ölümcül, hava saldırısı olarak idare ediyor, deniz birimlerinde çok kuvvetli, tanklar olarak da iyi diyebileceğimiz bir ırk olmuş. Piyadelerde Shinobi'ler favorim oldu. Japonlar genelde vur-kaç taktiğine sahip oldukları için hava birimleri onlar için önemli oluyor. Hava birimlerinde iyiler ama çabuk dökülüyorlar. Deniz birimlerinde de kendi fantastik öğelerine ait eğlenceli birimleri var. Tankları da savaş alanında etkileyici oluyor gerçekten. Rising Sun'ın Hero'su ise Turiko Omega. Yurika'yu fazla tutmadım ben ama nesneleri kaldırma, parçalama, yerinden oynatabilme gibi yetenekleri ile savaş alanında olmazsa olmazlardan biri.

Oyunda en çok beklediğimiz şeylerden biri ara videolar idi. Hatta benim en çok merak ettiğim ara videolardı. Daha açılış videosunu izlediğiniz anda oyunun içindeki videoların harika olacağını zaten anlıyorsunuz. Ünlü oyuncular tarafından canlandırılan karakterler çok gerçekçi rol oynamışlar. RA2'de ara videolar çok güzeldi ve oyuncunun yüzünü güldürüyordu. Red Alert 3'ün ondan aşağı kalır bir tarafı yok. Çok kaliteli ara videolar izliyoruz. Yer yer gülüyor, yer yer şaşırıyoruz. Ara videolar bu durumda geçer not alıyor.
Oyunda ekonomide bazı değişikliklere gidilmiş. Mesela eskiden Miner'lar kaynak toplamak için dolaşıyorlardı ve böylece kaynaklar için kavga oluşuyordu. Hatta bazı oyuncular düşmanlarının Ore Miner'larını patlatarak para toplatmıyor ve ekonomiden yıkmak istiyordu. Bu oyunu daha zor hale getiriyordu. Yeni oyunda bu sistem kalkmış. Her haritada Base'inizin hemen etrafında Altın madenleri var ve onun önüne Ore Refinery kuruyorsunuz. Böylece Miner'larınız otomatik olarak topluyor kaynakları. Ayrıca kaynaklar çok zor tükendiği için parada pek bir sıkıntı çekmiyorsunuz. Lâkin oyunda profesyonelleştikçe bir kaç tane Base kurup, hem haritaya hakim olmak, hem de Ore Refinery'leri çoğaltmak gerekebilir.
Yeni bir özellik de her birimini kendine has bir yeteneğinin olması. Mesela Tanya zamanı geriye alabiliyor ve 1-2 saniye geriye çevirebiliyor zamanı. Mesela Allias'daki dondurucu tanklar düşmanı küçültebiliyor. Her birimde değişik ve kullanması eğlenceli özellikler olabiliyor. Oyuna yeni bir tat katmış.

Gelelim grafiklere. Oyun daha önce Battle for Middle Earth ve C&C: Generals'da da kullanılan SAGE grafik motorunun geliştirilmiş bir versiyonunu kullanıyor. Aslında ben grafikleri beğendim, gayet güzel ve göze batmıyor. Su efektleri şahane görünüyor, animasyonlar da fena değil. Lâkin bir Red Alert oyununa pek yakıştığını söyleyemeyeceğim. Bu tip kendine çekmeyen grafikler serinin hayranları tarafından eleştirilebilir.
Müzikler yine çok kaliteli olmuş diyebilirim. 3 kültürün de kendine özgü müzikleri kullanılmış. Aynı ikinci oyundaki gibi müzikleri yine Frank Klepacki hazırlamış ve müzikler gerçekten müthiş. Ana Menü'nün müziğinden tutun oyunun içindeki müziklere kadar mest olmamak elde değil. Müzikler kesinlikle oyunun en iyi özelliklerinden.
SON... SON KARAR...
Red Alert 3 güzel bir oyun, ama muhteşem veya mükemmel değil. Bu sıfatı hak edemiyor ne yazık ki. Serinin hayranlarına göre belki oyun RA2'nin yanına yaklaşamıyor ama kesinlikle denenmeli. RA2'den daha başarısız ama Red Alert'ı bir de yeni nesilde görmek için kesinlikle oynanması gerek. Lâkin "Westwood olmadan Red Alert olmuyor" demeden de geçemiyor insan.
minimum sistem gereksinimleri
2.2 GHz işlemci, 1 GB RAM, NVIDIA 6800 veya X800 ekran kartı, 10 GB boş disk alanı
Artıları:
+Ara videolar sınıfı geçiyor
+Sesler ve müzikler çok başarılı
+Multiplayer Modları
+Grafikler güzel hazırlanmış
+Az da olsa eski havayı ve eğlenceyi hissettiriyor
+Natasha!
Eskileri:
-Senaryo sarmıyor
-Allias tarafı diğer birimlere göre daha dengesiz
-Denge unsuru yine yerinden oynamış
-Grafikler eski RA oyuncularını sarmayabilir |