| Öncelikle yazıya girerken şunu belirteyim ki Devil May Cry’ı yalayıp yutmuş olup hatta bir yerde fan boyu olup ‘Ah ulan şunun gibi bir oyun daha yapacak vatandaş yok mu?’ diye serzeniş edenler için Chaos Legion aradıkları oyun olabilir. Bana bu satırları yazdıran en önemli unsur Capcom’dur. Tabi Capcom’dan para aldığım için demiyorum, bunu dememin sebebi iki oyunu da yapan Capcom’un adeta Chaos Legion’u, DMC’nin üstüne karbon kâğıdı koyarak ortaya çıkarmasıdır. Tabi içinizden ‘Hadi be oradan öyle şey olur mu hiç? Koskoca Capcom bu.’ Diyenler olabileceği için iki oyunun ana karakterleri arasında küçük bir kıyaslama fotoğrafına göz atabilirsiniz;  Sizce de bir benzerlik yok mu? Hani Dante’nin kafasını kırmızıya yakın bir renge boyayın. Sonra en basitinden karakter modellemesine bakarak aradaki farkı anlayacaksınızdır ki zaten oyunu oynadıktan sonra ‘Oyunlideri’ndeki editör haklıymış gerçekten de’ diyeceksinizdir büyük ihtimalle. :) Hikâyemiz 791 yılında Anno Satanis denilen bir yerde başlıyor. Oyunda yazarı belli olmayan Apocrypha of Yzarc adında bir kitabın lanetinin açılması sonucunda meydana getirdiklerini temizlemeye çalışıyoruz. Biz ve kız arkadaşımız yani ileride de birazdan da bahsedeceğim Arcia Victor Delacroix’in yaptıklarının bedeline ödetmeliyiz. Aslında oyun temel konusunu Japon yazar Tow Ubukata’nın aynı isimli romanından alıyor. Ana karakterimiz Sieg’in yanında Arcia isimli bayan da bize onlarca yaratığın ortasında yardım etmeye çalışıyor. Onlarca yaratık dediğime bakmayın çoğu yerde yüzlerceyi bulabiliyor kendileri. Evet, bu doğru çünkü oyunda her yeni bölüme geçtiğinizde çok yeni bir şey beklemeyin. Hedefiniz her zaman o bölümdeki size saldırmayı bekleyen sayısını tam olarak kestiremeyeceğiniz küçük yaratıklar olacak. Ama benden size bir öneri, asla hepsini temizlemeden o bölgeyi geçmeyin. Bunun nedenini ileriki bir paragrafta daha detaylı bir biçimde açıklayacağım.  Oyundaki bölüm sonu canavarları yani nam -ı diğer bosslar size ilk oynadığınızda biraz zorlayıcı gelecek olsa da 2 veya 3. oynayışınızda onların kilit noktalarını bulduğunuzdan itibaren hiçbiri sizin için zorlayıcı bir güç olmayacaktır. Yani onların devasa görünüme aldanıp karamsarlığa kapılmayın. Sadece taktiğinizi belirleyip gerçek gücünüze yoğunlaşın. Hatırlarsanız biraz önce bölümlerdeki hiçbir yaratığı es geçmemenizi önermiştim ve sizi biraz heyecanlandırarak bu önerimin nedenini birkaç paragraf ertelemiştim. Evet, işte bu önerimin nedeni oyunda bazı anlarda etrafınızdaki böcek ordusuna yetişemeyeceğinizi anladığınız anlarda size yardım edecek birileri olacak. ( Tabi o kadar böceğin arasında salgıladığınız adrenalin sırasında size yardımcı birilerini çağırmak aklınıza nasıl gelecek orası da ayrı bir tez konusu. ) İşte bu çağırdığımız birilerinin gücü ve donanımlarını o küçük böcekleri veya yaratıkları artık ne derseniz öldürürken kazandığınız puanlar sayesinde tayin edeceksiniz. Bu paragrafı okuduktan sonra eminim ki artık düşmanlarınıza karşı daha acımasız olacaksınızdır. Oyundaki grafikler konusunda ise en başarılı bulduğum nokta ana karakterler, özellikle de Sieg. Karşımızdaki düşmanlara bu konuda pek de merhamet edilmemiş gözüküyor. Ki zaten çoğu yerdeki yaratıklar birbirinin kopyası olarak yaratıldığı için de bu konuda biraz sıkıntı çekebilirsiniz. Ama bu dediğime aldanarak da yaratık modellemeleri çok kötü olmuş izlenimine kapılmayın sadece daha iyi olabilirdi diyorum. ‘Kolaysa gel de sen yap’ diyenlere de cevabım ‘Her şey sizi düşündüğümden dolayı.’ şeklinde olacaktır. Oyunun müzikleri Capcom için çalışan Japon Hideyuki Fukasawa’ya ait. Aynı kişi daha önce Onimusha’nın da müziklerini yapan şahıs. Genellikle, gothic ve aksiyon tarzı havalar yaratmak için çalışan Fukasawa bu oyunda yer yer gothic havayı gayet başarılı bir şekilde yakalamış gözüküyor doğrusu.  Chaos Legion her ne kadar Devil May Cry’ın bir kopyası olarak gözükse de, DMC’den sıkılanlar için zamanınıza değecek bir alternatif olabilir. Tabi bu alternatifi değerlendirirken sürekli DMC ile karşılaştırma içinde olursanız Chaos Legion’dan pek de bir zevk alacağınızı söyleyemem doğrusu. Son olarak oyunun 2003 yılında PC ve PS2 platformları için piyasaya çıktığını belirterek, hepinize iyi günler ve oyunları dilerim. Saygılar… |