Görev bir kez daha bizi çağırıyor. Hayır demek mümkün mü? Tabi ki hayır. Call of Duty gibi bir oyuna hayır demek nasıl mümkün olabilir ki zaten? Yapımcının Treyarch olduğunu bilenler belki derler ama derlerse büyük hata yaparlar. Treyarch hatalarından ders çıkarmış ve bu sefer ortaya çok daha iyi bir yapım çıkmış.
Birden konuya girince kafanız karışmış olabilir. Kısaca özetlemem gerekirse: Activision Call of Duty'nin yapımını iki farklı stüdyoya yaptırtıyor. Birincisi Infinity Ward . İkincisi de Treyarch . Infinity Ward 1 - 2 ve 4 oyunları yapan firma. Üçüncü ve World At War oyununu yapan ise Treyarch.. Üçüncü oyun bir çok CoD sever için kötü olduğu için, bir çok kişi Treyarch'ı sevmiyor. Yaptımı Infinity Ward yapsın deniliyor. Zaten bir değişiklik olmazsa 6. oyundan itibaren yapımcılık tamamen IW'ye geçecek. Tabi World At War aşırı derecede tutulup sevilirse işer değişebilir.

Yapımcılar olayını kısaca anlattığıma göre gelelim şimdide CoD tarihine. Birinci oyun Medal of Honor: Allied Assault'u yapan ekip tarafından yapıldı. ( Bu ekip MoH: AA'yı yaptıktan sonra kendi firmasını kurdu.) Bu oyun 2. Dünya Savaşını konu alan oyunların içinde birinci sıraya yerleşti. Bu büyük başarıdan sonra tabi ki ikinci oyun da yapılmalıydı ve yapıldı. Ardından az evvel bahsettiği antlaşma yapıldı ve üçüncü oyunun yapımı Treyarch firmasına verildi. Oyunun PC'ye gelmemesi başlı başına bir sorun iken, bir de oyunun fıslaması sonucu çoğu kişi Treyarch'dan çekinmeye başladı. Ardından dördüncü oyun ile IW inanılmaz bir dönüş yaptı ve Modern savaşı konu aldı. En başta tepki gösterilse de, ardından herkes serinin böyle devam ettirilmesi gerektiği düşündü. Ve son olarak yeni oyunun Treyarch'ın yaptığı ve yine 2. Dünya Savaşını konu alacağı öğrenildi. Herkes gibi Treyarch da ikinci bir şansı hak ediyordu. Peki başarılı olabildiler mi? Kesinlikle evet.
Sıra geldi asıl konuya. Konumuz 2. Dünya savaşı ve CoD oyunlarının hepsinde olduğu gibi yine 2 farklı karakteri yönetiyoruz. Bunlardan biri Rus piyade Dimitri , diğeri ise Amerikalı PVT. Miller . Amerikalılar Japonlara karşı savaşır iken, Ruslarda Nazilere karşı savaşmakta. Bu savaş sırasında oldukça güzel anlar yaşayacağınızı garanti edebilirim. Konuyu daha fazla açıklayamıyorum. Bildiğiniz 2. Dünya Savaşı işte.

Oynanışı ikiye ayırmak istiyorum. Öncelikle Amerikalılar ile oynadığımız bölümlerden bahsedeceğim. %90'ı ormanda geçen bu bölümlerin en zevkli ve heyecan verici anları ani saldırılar. Japonlar sürekli olarak bir yerlere bubi tuzakları kuruyorlar. Ortamdaki sessizlikten bir terslik olacağını çok iyi anlıyorsunuz. Japonlar bubi tuzağı kurmakla kalmayıp çok iyi bir şekilde kamuflaj da oluyorlar. Yanlarından geçtiğiniz zaman bile fark edemeyeceğiniz kadar iyi kamuflajlar bunlar. Sizin ve askerlerinizin meydana toplanmasını bekliyorlar. Ardından etrafınızı sarıyorlar ve çok fazla sayıda geliyorlar. Öldür öldür bitmiyor adeta. Tam bitti sandığınız anda arkanızdan bir tanesi fırlıyor ve süngüyü size batırmaya çalışıyor. Zamanında V tuşuna basabilirseniz, güzel bir kurtuluşla Japon'u alt ediyorsunuz. Ayrıca sayılarının fazla olması yetmiyormuş gibi aynı anda 2-3 bomba üzerinize atılıyor. Hangi birinden kaçıp, hangi birini geri atacağınızı düşününceye kadar ölmüş oluyorsunuz. Amerikan görevlerinin en önemli özelliği ise bu bölümlerde Flamethrower kullanabiliyor olmanız. Bu silahın kullanımı anlatmak istemiyorum. Yaşamanız lazım.
İkinci kısım olan Ruslara gelirsek. Asıl CoD havası burada çıkıyor. Mükemmel bir atmosfer, zafer çığlıkları, muhteşem bölümler ve bölüm tasarımlar ve daha birçok şey. Ayrıca duygularınızın depreştiği anlarda hem Rus bölümleri oluyor. Özellikle dördüncü oyunu oynayanlar Çernobil bölümünü bilirler. Bu bölüme benzer başka bir bölümde yine Ruslar'ın görevlerinden birinde var. Japonlar'ın aksine Naziler daha az sayıda ve yapay zekaları daha kötü. Örneğin Japonlar sizi bomba manyağı yaparken Naziler neredeyse bomba atmasını dahi bilmiyorlar. Yada yanlarına geldiğinizde sap gibi duruyorlar. Ruslar'ın görevlerinde daha fazla anlatabileceğim bir şey yok. Klasik CoD görevleri ve atmosferi. Kısaca muhteşem diyebiliriz. Amerikanlarda ise çeşit ve yenilik fazla olmasına karşın, insana CoD havası veremiyor.

Son dönemlerde çıkan oyunların çoğunda olduğu gibi CoD: World At War da çok kısa bir oyun. Bir oturuşta tüm oyunu bitirmeniz mümkün. Ayrıca bölümler CoD 4'deki gibi tekrar oynama isteği uyandırmıyor. Tabi burada devreye multiplayer giriyor. Fakat multiplayerdan önce bahsetmek istediğim son bir bölüm var, o da Nazi Zombi bölümü. Bu bölümü sadece oyun'u bitirdikten sorna oynayabiliyorsunuz. Bu bölümde küçük bir evde başlıyor ve bu küçük evin içinde üstünüze gelen zombilere karşı direnmeye çalışıyorsunuz. Turlar geçtikçe ve zombileri vurdukça para kazanıyor, bu paralarla da yeni silahlar ve bina'nın yeni bölmelerini açabiliyorsunuz. Tek başınıza fazla ilerleyemeyeceğiniz bu bölümde devreye arkadaşlarınız giriyor ve ortaya mükemmel bir eğlence çıkıyor.
Hepinizin bildiği gibi internet kafelerin ve multiplayer'ın kralı CS'dir. CoD 2 ile beraber bu taht sallansa da düşmedi. Fakat CoD 4 ile kesin galibiyet kazanıldı. Artık kafelerde en çok oynanan oyun CoD oldu. CoD 5 de bu konuda tahtı sürdürmeye devam edecek gibi gözüküyor. Oyun yeni çıkmasına rağmen, şimdiden 65 level olanlar bile var. Bu da CoD'un muliplayer da tahtı devraldığının başka bir kanıtı. Şuan için harita sayısı az da olsa yeni haritalar zamanla eklenecektir. Ayrıca Multiplayer da oluşan hataları gidermek için hemen 1.1 yaması yayımlandı. Kısaca Multiplayer CoD fırtınası devam ediyor ve insanları hayattan kesiyor.
Multiplayer ile ilgili son olarak ise 4 kişilik Co-Op'dan bahsetmek istiyorum. Son dönemde yine moda olan Co-Op modu CoD ile iyice ilerliyor. Görevli bölümleri oynarken tam 4 kişi farklı askerleri yönetebiliyorsunuz. Böyle olunca çok daha heyecanlı oluyor tabi. Siz arkadaşınızı, arkadaşınız sizi, başka bir arkadaşınız da diğer arkadaşını ölümden kurtarıyor ve ona borçlandığınızı hissediyorsunuz. Gerçekten mükemmel bir deneyim. Ayrıca CoD 4'de olan perklerin değişik halleride hala var. Belirli sayıda kişiyi öldürdüğünüzde açılan bu perkler size büyük avantaj sağlıyor.

Bildiğiniz yada artık öğrendiğiniz gibi bu Treyarch'ın PC'ye çıkardığı ilk CoD, CoD oyunlarnın en iyi özelliklerinden biri mükemmel bir optimizasyona sahip olmalarıdır. Fakat Treyarch bu geleneği bozmuş. Ortalama bir sisteme sahip olmama rağmen oyun'u en fazla Medium ayarlarda oynayabiliyorum. Belki patch'ler ile bir optimizasyon yapılabilir ama sanmıyorum. Optimizasyon kötü ama grafikler yine mükemmel. Alevler, gölgeler, ışıklandırmalar ve daha bir çok şey insan'ın gözünü alıyor. Yinede optimizasyon'un daha iyi yapılması gerekilirdi diye düşünüyorum.
Ses ve müziksel olarak CoD: World At War bir adım ileride. Silahlarda ve bombalarda kullanılan seslerde çok bir değişiklik yok zaten. En önemli değişiklik müziklerde olmuş. İkinci Dünya Savaşı sırasında müzik çalıyor olması garip bir şey. Treyarch da bunu fark etmiş olacak ki müzikleri arka fona hafif bir tonda yerleştirmiş. Eğer fazla dikkat etmezseniz duymama ihtimaliniz bile var. Gerçi böyle müzikleri duymamak çok büyük bir kayıp olur. O yüzden en kısa zamanda bir yerlerden edinmeye çalışın.

Sonuç olarak CoD serisi tam gaz devam ediyor. Dördüncü oyun kadar güzel bir kurgusu ve eğlenceli bölümleri olmasa da yine klasik olacak bir oyun CoD: World At War . Ara sıra aptallaşan yapay zekası, kötü optimizasyonu ve son olarak kısa bir Single Player oynanışının olması dışında hiç bir eksisi bulunmayan bu oyunu herkes oynamalı. Single Player kısa olsada, Multiplayer ve Zombi Naziler ile oyunun ömrü 1 seneye kadar ulaşacak gibi görünüyor.
Artılar ve Eksiler
+CoD atmosferi sürüyor
+Flamethrower silahı başlı başına bir eğlence
+Müzikler
+Japon askerleri'nin tuzakları ve yapay zekası
-Single Player çok kısa
-Ruslar'ın aptal yapay zekası
-Kötü optimizasyon
|