| Çok istediğiniz bir şeyin gerçekleşebilmesi için ne kadar beklersiniz? Biraz zaman aldı ama sonunda İkinci Dünya Savaşına, modern silahlar ile bir bakış atabilmemizin zamanı geldi. Belkide bu yüzden Call of Duty 4 oyununa yeni bir alt başlık eklenildi; Modern Warfare… Olayları yada oyun hikayesini diyeyim, adeta, romanlaştırarak görünüşe göre çokta inandırıcı bir hikaye ile karşımızda yine CoD. Fakat şunu da belirtmeliyim ki; CoD 4, yalnızca eski oyunların geliştirilmesi şeklinde piyasaya sürülmemiş. Kendisini, hemcinsi oyunlardan ayıran yeni özellikleri, muhteşem tek kişilik campaing bölümü ve belkide oyunun en büyük kozu olan multiplayer modu, uzun bir süre bizleri oyunun başında tutabilecek gibi görünüyor.  Ne yazık ki, eğer oyunu online oynama şansınız yok ise, tek kişilik oyun bölümü oldukça kısa gelecektir size. Hele ki, serinin önceki oyunlarını oynamış ve dolayısı ile oyunun oynanışına alışkın iseniz, sanıyorum ki oyunu beş saat gibi bir sürede rahatlıkla bitirebilirsiniz. Tabii zorluk ayarlarını arttırarak kendinizi daha da zorlamanız ve oyun ömrünü kendi kendine arttırmanızda mümkün. Oyunun oynanılış süresinin kısa olması bir yana, tek kişilik oyun modunun kalitesi ve güzelliği, kısalığını gölgede bıraktırıyor. Oyunun hikayesi bir çok bakış açısından bizlere sunuluyor. CoD 4’de bu sefer bir İngiliz SAS Komandosunu canlandıracağız. Oyunun başında, yağmurlu bir gecede açık denizde yol alırken buluyoruz kendimizi. Tüm dikkatimizi yaptığımız işe vermiş, büyük bir titizlik ve aynı zamanda nezaketle bir roket hangarını suya batırmaya çalışıyoruz. Belkide nükleer bir savaşı önleyebileceğimiz düşüncesi ile milyonların hayatını, vereceğimiz kararların şekillendireceğini biliyor ve özenle seçiyoruz hareketlerimizi. Yolculuk boyunca sık sık “Bunların Gerçekten Olabildiğine İnanamıyorum” şeklinde düşünecek olsak da, savaş oyunları ile dolu bir oyun dünyasında, ki genellikle iyi adamlar kötüleri alt ederek dünyaya barış getirebilir bu tür savaş oyunlarında, Call of Duty 4, benzerlerinin aksine bizleri şaşırtabilecek mi acaba? Call of Duty 4’deki tek kişilik oyun bölümlerinde aksiyon, genellikle, basit. Özellikle oyun içinde yapmanız gereken şey, yada gitmeniz gereken yer, ve hatta basmanız gereken tuşlar bile oyuncunun gözüne sokulmuş. Yinede A noktasından B noktasına gitmek, gideceğiniz yönü bilseniz bile çoğu zaman düşündüğünüz kadar kolay olmayacak. Girdiğiniz her evde, her sokakta, sizi bekleyen full cephaneli ve bir o kadar da zeki düşmanları alt etmeniz gerekmekte. Hatta bir yerden sonra “Bu ne kardeşim bitmez mi bu düşmanlar.. Dünyada bu kadar insan var mı yahu? Varsa bile hepsi benim düşmanım mı acaba?” şeklinde düşüncelere dalmanız da muhtemel. Bununla birlikte, Rus çiftlik evlerini basıp, terörist liderlerini haklayabilmek gibi seçenekleriniz de mevcut. Bu sayede kendinizi düşman kıyafetleri ile vs gizleyebilir ve bir çok düşman ile çarpışmadan ortalıklardan sıvışabilirsiniz. Fakat bu durumda aceleci ve şüpheci davranamamalısınız. (Hitman oynayanlarınız ne demek istediğimi anlamışlardır zaten) Oyundaki düşmanların çokluğu gözünüzü korkutmasın. Ne yazık ki, oyun sonunda ele geçirilecek bir yada iki tepe daha olsaydı keşke şeklinde iç geçireceksiniz.  Eğer oyun ömrünü uzatmak istiyorsanız, sadece CoD 4’ün çok oyunculu oyun modunu deneyin derim. 16 farklı oyun haritası içinden seçtiğiniz bir haritada, 18 oyuncuya kadar desteklenen ve inanılmaz eğlenceli multiplayer modu yardımınıza yetişecektir. Multiplayer moddaki bir çok bölüm, oyunun single-player bölümlerinden alındığı için olsa gerek ki, oynarken hiçte yabancılık çekmiyor oyuncu. Multiplayer modunun altında, seçilebilen altı farklı oyun bölümü mevcut. Artık standartlaşan “team deathmatch”, ve yeni olarak (ki bana sorarsanız team deathmatch kadar zevkli değil) “free-for-all deathmatch” seçenekleri, artık hepimiz için bir anlam kazanmış durumda. (daha önce bir çok oyunda gördük, oynadık..) Diğer oyun modları, biraz daha stratejik, biraz daha göreve dayalı modlar. Mesela bazılarında düşman cephaneliğini patlatmak için belirli yerlere bomba yerleştirmeniz gerekmekte. Haliyle bu durumda karşı tarafın görevi, cephaneliğini yada base’lerini havaya uçmaktan korumak olacak. Bir başka modda, belirli kontrol noktalarını ele geçirmeye çalışacağız. Diğer bir modda, oyunun kurallarını (hatta fizik kurallarını bile) birazcık değiştirip inanılmaz güçlenerek büyük hasar verici işler yapabileceğiz. Başka bir modda ise, silahları bir tarafa bırakıp babadan kalma yöntemlerle birimize gireceğiz. Oyunda sürekli bir şeyler yapılıyor olması, sıkıcılığı ortadan kaldırıyor. Demek istediğim sıradan ve tekdüze de olsa, aksiyon hiç bitmiyor. Yaptığınız her hareketten de tecrübe puanları kazanıyorsunuz. Kontrol noktalarını ele geçirdiğinizde, destek çağırdığınızda, (ki destek çağırabilmek için belirli sayıda düşman öldürmüş olmanız gerekmekte) yada bunlar gibi yaptığınız her hareket tecrübe puanı almanızı sağlıyor ve bu puanlar rankınızı arttırıyor. Rankınızın artması, oyunun çok oyunculu modundaki açılabilir içeriğin açılmasına yarıyor. Sadece ortalığa ateş etmek yada namlunuzun üzerine gelen düşmanı etkisiz hale getirmek, yada el bombası fırlatmak şeklinde hareketler, artık kalifiye oyuncular için sıradanlaştı. Dolayısı ile, oyuna daha başka özellikler eklenmesi bence çok akıllıca bir seçim olmuş. Eğer ölmeden ç tane düşman öldürürseniz, UAV oluyorsunuz. Bu, radarınızda 30 saniye boyunca düşmanların yerlerinin de gösterileceği demek oluyor. Yani bir anlamda radar upgrade i tarzında bir şey. (Normalde, sadece düşman ateş ettiği zaman radarda yeri gözüküyor.) Eğer üç yerine beş kişiyi öldürebilirseniz, üstlerinizden hava desteği alıyorsunuz. Yani haritanın istediğiniz bölümüne istediğiniz zamanda etkili bir uçak saldırısı yapılıyor ve o bölümde bulunan düşmanlar tamamen temizlenmiş oluyor. Birde bu saldırınızı UAV ile birleştirir iseniz, gerçekten yıkıcı olabiliyor. Eğer yedi kişiyi öldürmeyi başarırsanız, yardıma helikopter çağırabiliyorsunuz. Gelen helikopter otomatik olarak düşmanlara ateş açıyor. Tabii ki düşmanlarınız da helikopteri vurabiliyor. (ki belli bir süre sonra helikopter düşsün) Bu ve bunlar gibi eklentiler, oyunu sıradan FPS oyunlarından ayırıyor. Call of Duty 4’deki sınıflandırma sistemi de oldukça enteresan. Her sınıfın kendisine özgü silahları ve özellikleri bulunmakta. Oyundaki rankınız arttıkça, açılabilen beş sınıfı açıyor ve kendi biriminizi yaratabilme şansına sahip oluyorsunuz. Yani bu demek oluyor ki, kendi silahınızı alabiliyor, kendi zırhınızı seçebiliyor, kendi bombalarınızı oluşturabiliyor… kısacası kendi cephaneliğinizi kuruyorsunuz. Seçilebilecek içerik, üç gruba ayrılmış durumda. (bence güç dengesini kurabilmek adına bu tarz bir şey yapılmış) Bölümler içinde ilerledikçe yeni açılabilir içerik aktif duruma geçiyor.  Call of Duty 4’ü oynamak için sayılabilecek tonlarca oynanılış özelliklerinin yanı sıra, mükemmel görselliği de insanı cezp ediyor. Grafikler gerçekten fantastik ve oyun motoru, açık alanlardaki render işleminde gerçekten iyi iş çıkartıyor. Binalar, gökyüzü, tepeler, alev görüntüsü, patlamalar, dumanlar … ve daha fazlası. Bununla birlikte çok ustaca tasarlanmış ışık efektleri oyunun görselliğini daha da arttırıyor. Kısacası oyundaki görsel öğeler anlamında her şey olması gerektiği gibi. Sesler ve ses efektleri de en az görsellik kadar başarılı. Uzaklardan gelen bir M16 sesi gerçekte olacağı gibi boğuk geliyor. Yakınlaştık.a seste keskinleşiyor. Yada tam otomatik bir AK-47, güçlü bir ses çıkartıyor. Oyunun bir çok bölümünde duyacağınız müzikler ise, klasik aksiyon filmlerinde duymaya alıştığımız türden. CoD 4 geçtiğimiz günlerde PlayStation 3, XBOX 360 ve PC platformları için oyun severler ile buluştu. Oyunu XBOX 360 konsolunda oynama şansım olsa da, yaptığım araştırmalar sonucunda söyleyebilirim ki, iki konsol arasında çok çok az fark var, ki bu farklar ihmal edilecek düzeyde. Her iki sistemde de hatırı sayılır bir frame rate oranı bulunmakta. Multiplayer moduna giriş her iki konsol içinde çok basit ve sıra beklemiyorsunuz. PC versiyonu bu anlamda biraz ayrılıyor konsollardan çünkü onda bilinen server uygulaması uygulanmış. Yinede her iki sistemde, oldukça başarılı. Oyunun PC versiyonu, daha yüksek çözünürlükte oynayabilme imkanı veriyor. (tabii yeterli donanımınız var ise) Ek olarak oyunun multiplayer modunda (yalnız PC için) 32 oyuncuya kadar server kurulabiliyor. (konsollarda bu sayı 18 ile sınırlandırılmış) Fakat multiplayer oyun haritalarına bakacak olursak, 32 kişi biraz kalabalık olacaktır diye düşünüyorum. XBOX 360’da 1080p desteği sunulurken, PlayStation 3’de 720p ile oynanılabiliyor. 1080p yada 720p olsun, fark gerçekten minimum düzeyde olmuş. Yinede ikna olmazsanız, PS 3’ünüze, TVnizin 720p çözünürlüğü desteklemediğini söyleyebilirsiniz. (emin değilim ama bu sayede 1080p çalışabilir oyun) Son zamanların en iyi FPS oyunlarından biri olan Call of Duty 4: Modern Warfare, bu övgüyü sonuna kadar hak ediyor. Oyunda söyleyebileceğim tek eksi yön, tek kişilik oyun modunun tekdüzeliği ve kısa oluşu. Fakat muhteşem bir çok oyuncu modu sayesinde, oyun ömrü bir hayli artıyor. Oyun dünyasına kazandırdığı yenilikler ve daha da önemlisi muhteşem bir serinin son halkası olan CoD 4’ü FPS oyunu seven tüm oyun severlere bir armağan olarak tanımlıyorum. Bol oyunlu günler dilerim… |