Eğer gelişmekte olan bir oyun tanımını yapmak için bir oyun arıyorsanız, Call of Cthulhu: Dark Corners of the Earth aradığınız oyundur. Son yıllarda çıkan altıncı Cthulhu oyunu olan Call of Cthulhu: Dark Corners of the Earth, beklide serinin en başarılı oyunu. Call of Cthulhu: Dark Corners of the Earth, birinci tekil şahıs açısından oynan, bir aksiyon / macera oyunu olmasına rağmen, aksiyon, macera, korku, belirsizlik (akıl karıştırma) gibi birçok elementi bir arada bulundurmasının yanında, bu öğeleri, başarılı bir şekilde, harmanlamayı becerebilmiş.
İLGİNÇ BİR HİKAYE
Headfirst Productions tarafından geliştirilen Dark Corners of the Earth, Jack Walters adlı özel bir dedektifin başından geçen çok enteresan olayları anlatıyor. Oyunumuzun başındaki video da, Jack'in bir akıl hastanesinde olduğunu ve elindeki uzun iple intihar ettiğini, yada intihara teşebbüs ettiğini görüyoruz. Bu olaydan altı buçuk yıl öncesine dönüyoruz ve Jack'i kontrol ederek enteresan olayların peşinden koşuyoruz. Şeytani yaratıklarla çarpışıyoruz, etrafımızdaki insanların neler yaptıklarını anlayamıyoruz ve hatta o insanları canavar olarak görüyoruz ve onlara saldırıyoruz. Oyunun orijinal konusunu daha fazla anlatarak, yada daha fazla ipucu vererek, oyunu oynarken karşılaşacağınız sürprizleri bozarak, oyundan alacağınız hazzın derecesini düşürmek istemiyorum. Ama oyunu oynarken'aaaaaaa oha beaaaaa’ şeklinde efektleri bir çok sefer çıkartacağınızı söyleyebilirim.
KONTROLLER
Jack'i kontrol etmek oldukça basit bir iş. Oyuna alışmak için çok fazla zaman harcamanıza gerek kalmıyor. Oyun problem çıkarmadan, güzel bir şekilde ilerliyor. (Jack'in keşfettiği yetenekleri ile birlikte) ve tabii ki Jack'in bir dedektif olmasından dolayı, oyuncunun her odayı araması ve incelemesi gerekmekte. Nereden ne bulacağınız, bulduğunuz objeyi nerede kullanacağınız size kalmış. Burada aklınızı iyi çalıştırmanız gerekiyor. Xbox ınızdaki A tuşuna basarak, çeşitli objeleri kullanabiliyor yada Jack'in düşüncelerini duyabiliyorsunuz. Oyuncu, oyundaki ilk birkaç saatte, Jack'in elinde silah göremeyecek. Fakat bu kulağa geldiği kadar korkutucu bir şey olmayacak oyunda. Sizde, oyunu oynarken göreceksiniz ki, ah bir silahım olsa da şu bana yardım etmeyen, beni aşşağalıyan insan bozuntularının beyinlerini patlatabilsem dediğiniz durumlar dışında ilk birkaç saatte silaha ihtiyacınız olmayacak.

OYNANABİLİRLİK
Call of Cthulhu: Dark Corners of the Earth, özünde bir FPS olmasına rağmen, bu türün klasikleşmiş özelliklerinden kendini sıyırmayı başarmış. Örneğin, oyunu açtığımızda, uzunca bir demo dan sonra (ki konuya şahane bir giriş olmuş :) bu demo) oyunu başladığında,'ohhh sonunda’ dedikten sonra :) hemen ilk fark edeceğiniz yenilik, ekranda hiçbir bar bulunmaması. Diğer fps ‘lerde hangi silahı seçtiğiniz, canınızın ne kadar kaldığı, hatta bu tür korku öğesi barındıran oyunlarda ne kadar korktuğunuz yada depresyonda olduğunuzu gösteren minik barlar, ekranınızın çeşitli köşelerine serpiştirilmiş halde olurlar. Bu oyun ile, karanlık ve ürpertici bir dünyada dolaşırken, sizin nerede olduğunuzu hatırlatacak bir ekran yok karşınızda. Tamamen o dünyanın içine girebiliyorsunuz. Aynı zamanda öldürülen bir yaratığın yada insanın kanı veya yağmur ekranınızda boncuk efektleri ile görünüyor, (yüzünüze sıçramışçasına) ve diğer karakterler Jack'le konuşacakları zaman durup onun suratına bakıyor ve öyle konuşmaya başlıyor. Bunlar gibi küçük detaylar oyunun gerçekçiliğini arttırarak, oynanılışı bir hayli zevklendiriyor.
Oyuncu bu ürkünç ve karanlık dünyada, bu gizemli hikayeyi izlerken, Jack'in aklını başında tutmak zorunda. İnsanların vahşice öldürülmesi, korkunç yaratıklar görmek, stresli görevler almak… Jack'in akıl sağlığını etkiliyor. Jack'in akıl sağlığını yerinde tutmanız için, Jack'in korkmasını engellemeniz gerekmekte. Oyunun içine öyle bir dalıyorsunuz ki, Jack'e olanların size de olmaması gibi bir garanti veremiyorum :) Yüksek gerilim anlarında, kontroller'ınız Jack'in kalp atışlarını elinize yansıtıyor (titreyerek) aynı zamanda ekran blurlaşıyor ve Jack'in duyduğu sesler birden çok net bir hal alıyor. (ki bu sesler genellikle ya insan çığlığı yada garip yaratıkların uğultusu oluyor) Böyle durumlarla o kadar çok karşılaşıyorsunuz ki, sizinde sağlam bir psikolojiniz yoksa, ne olacağını düşünmek bile istemiyorum :) (Allah vere kurtulasınız yani:P )

Daha önce de söylediğim gibi, silahlar Jack'in hikayesinin bir bölümüne kadar işimize yaramayacak. Oyunumuz sessiz sakin bir biçimde başlıyor ve beklide birçok oyuncuyu sıkacak türden bir başlangıç olmuş. Hatta, Dante bu oyun incelenecek ne dersin dediğinde, hadi bir bakayım dedim ve geçtim xbox ın başına. Birkaç dakika oynadıktan sonra, tamam incelerim ama pek beğenmedim dedim oyunu. Fakat oyunda ilerledikçe bu görüşümde ne kadar haksız olduğumu anladım.
Silahsız olarak oynama fikri, bazı oyuncuların cesaretini kırabilir.'Eğer şu odaya girersem ve orada bir düşman varsa ne yapacağım acaba?’ şeklinde düşündürebilir. Fakat oyucular, Jack'in psikolojik yolculuğunun içine o kadar girecekler ki, geçmiş oyunlardaki vur kaç taktiğini düşünmeyecekler bile. Bu da silahsızlık kavramını bir nebze unutacakları anlamına geliyor.
Call of Cthulhu: Dark Corners of the Earth, diğer FPS lerden farklı olarak, yeni bir sağlık sistemi barındırıyor içinde. Envanter ekranını kullanarak, (inventory screen) bandaj, kırık kemiklerin onarılması için gerekli malzemeler, dikişler, ve Jack'in yaralarını iyileştirebilmek için çeşitli ilaçları kullanabiliyorsunuz. Aynı menü'yü kullanarak, Jack'in vücudunun belirli bir kesimine belirli tedavileri uygulayabiliyorsunuz. Bunlara ek olarak, yine aynı ekranda, Jack'in kalp atışlarını gösteren bir diyagram göreceksiniz. Bu diyagram, yaralanmalarınız ve stresiniz le doğru orantılı olarak değişiyor. Yaralanmalarınız, oynanılışı da etkiliyor. Örneğin kolunuzdan aldığınız bir yara sebebiyle, nişan almanız zorlaşıyor, yada bacağınız yaralıysa, hızlı koşmakta yada zıplamakta zorlanıyorsunuz.
Oyuncu oyuna başladığı andan itibaren, çözümlenmesi gereken bulmacalar silsilesi ile uğraşmak durumunda kalıyorsunuz. Oyunda ilerledikçe, çözülmesi gereken sorunlar, giderek zorlaşıyor. Oyun boyunca toplayacağınız, mektuplar, gazeteler, günlükler… vb. envanterler yapmanız gerekenler konusunda oyuncuyu yönlendiriyor. Bazı olaylar günlük yaşantıda karşınıza çıkabilecek olanlardan. Mesela belirli bir kapıyı nasıl açarım? Şeklinde sorulara yanıt arayacaksınız. Buna karşın, bazı bulmacalar, oldukça karmaşık. Fakat karmaşık olduğu kadar çözülmesi de zevkli bir hale geliyor.
GRAFİKLER
Oyunun hikayesi için söylediğim övgüler, grafikleri için geçerli değil ne yazık ki. Oyun dünyası o kadar karanlık yapılmış ki, televizyonunuzun'brightness’ ayarını oldukça açmanız gerekmekte. Bölüm dizaynları oldukça hoş bir şekilde yapılmış olsalar bile, sıradan yolunuzu takip etmek zorunda kalıyorsunuz. Demek istediğim, fazladan bir yol yapma gereğini duymamış yapımcılar ve bu nedenle oyun bölümleri içinde kaybolmanız çok nadir. Hatta hiçbir zaman oyunda kaybolmuyorsunuz. Eğer bir bulmacayı çözemediyseniz, olduğunuz yerde dolaşıp duruyor, sürekli aynı insanlarla konuşuyor ve aynı cevapları alıyorsunuz. Hatta ilk bölümlerde fark ettiğim ve beni çok neşelendiren bir olayı anlatayım sizlere. Galiba ikinci bölümde karanlık bir köprü altında bekliyorum. Yanımdan bir adam geçti, bana bakarak. Sonra biraz ilerledi duvara döndü ve işemeye başladı:) buraya kadar her şey normal. Ama orada biraz daha bekledim ve yine aynı adam aynı bakışlar ve aynı duvar :) demek istediğim oyundaki karakterler canlı imişler gibi görünse de, sürekli aynı işleri tekrarlayan birer kukladan başka bir şey değiller.

Çevre tasarımı oldukça başarılı yapılmış. Kaplamalar gerektiği gibi. Birçok duvarlarda gerekli derinliği verebilmişler. Bu oyun karanlıklar içinde ve ürkünç bir oyun olsa da, renklerin kullanımı can sıkıcı bir hal almış. Gereğinden fazla siyah kullanıldığı için, hele birde küçük ekranlı bir televizyonunuz varsa, oyunu rahat oynayabilmeniz için, televizyonunuzun parlaklık seviyesini açmanız yetmiyor. Aynı zamanda televizyona yaklaşmanız da gerekmekte. Çok fazla abartmamakla birlikte, yaratık dizaynları oldukça başarılı ve zekice tasarlanmış. Fakat insan karakterler üzerinde biraz daha çalışılması gerekli gibi geldi bana.
SESLER
Çok çeşitli envanterlerin, kitap, günlük, gazete, ilaç, sargı bezi… vs. kullanıldığında duyduğunuz sesler gerçeğe çok uygun. Oyunun gerçekçiliğini arttıran en büyük özelliklerden. Saçma sapan diyalog sesleri oyuna biraz komedi unsuru eklemiş. (Hiç istemeseler bile) Seslerin, belirli zamanlarda yükselip alçalması, oyunun korku unsurunu arttırmış. Oyun müzikleri, eh işte, fena değillik :) oyunun diğer kısımları kadar sürükleyici değil. Bunun yanında silah efektleri çok sıradan ve standart.
GENEL İZLENİM
Doğrusunu söylemek gerekirse, Call of Cthulhu: Dark Corners of the Earth, oynadığım diğer oyunlara hiç benzemiyor. Evet, özünde bir FPS, fakat içinde, korku, aksiyon, heyecan, şaşırtma, akıl yorma, birazcık komedi… vs gibi bir çok unsuru barındırıyor. Görsel ve sessel efektler sayesinde, oyuncunun, Jack gibi hissetmesi sağlanabilmiş. (gerçekten de, oyunu oynarken, hikayenin bir parçası da ben oldum)
Açıkça söyleyebilirim ki, FPS türü oyunlardan hoşlansanız da hoşlanmasanız da, bu oyunu denemeniz gerekmekte. Oyun severler için harika bir deneyim olacağından eminim |
|