| Reklamlar |
|
| Site istatistiği |
| Tekil Ziyaret: |
1,022,009 |
| Yazılarımız: |
338 |
| Haberler: |
1211 |
|
|
| Brothers in Arms Road to Hill 30 incelemesi | |
|
Büyük Dünya Savaşı hakkında ki herhangi bir şey beni gerçekten çok heyecanlandırır. Hele birde bahsettiğimiz herhangi bir şey bir oyunsa deymeyin keyfime… Belki de bu büyük heyecanımın , söz konusu bir oyun olunca , katlanmasının sebebi ; zarar görmeden gerçek savaşlara katılabiliyor olabilmemdir! Sebep ne olursa olsun hayatım boyunca her zaman yeni bir savaş oyununa hep kapım ardına kadar açık olmuştur ve bundan sonrada olmaya devam edecektir. Genellikle bütün savaş oyunlarında şiddetli aksiyonlar , gergin ve heyecanlı çatışmalar ve tarihin izlerini taşıyan savaşlar bulunur. Brothers in Arms : Road to Hill" de bunların hepsi ve çok daha fazlası bizleri bekliyor olacak.
Oyunda genç bir asker ve acemi bir manga lideri olan Matt Baker" isminde bir subayı kontrol ediyorsunuz. Oyun Matt le başlayan iğrenç bir paraşütle atlama deneyimi ile başlıyor. Bu atlayış ne kadar da kolay görünse de karakterimiz bunu yapmaya zorunlu kalıyor. Fransız topraklarında savaşın tam ortasına paraşütümüzle süzülüyoruz ve aksiyon başlamış oluyor. Fransız toprakları o dönemde Almanlar tarafından işgal edilmiş durumda. Oyunun başından başlayarak uçaksavarlar işbaşında. Her bir parsele alman bombaları düşüyor. Sadece sizin savaş yetenekleriniz ve birazda şans , Matt ve adamlarını hayatta tutabilir. İşte burada siz devreye giriyorsunuz.
 SİLAHLAR
Oyun 1940 larda geçiyor olsa da , silahlarınız sanki zaman da yolculuk yapabilen bir bilim adamı tarafından size hediye edilmiş. Yanınıza aldığınız cephanedeki en önemli elemanlar . rifles (tüfekler) ve machine guns (makineli tüfekler). Tüfeklerle , genelde isabetli atışlar yapamıyorsunuz. Ama hedefi vurduğunuz zaman silahınızın çok güçlü olmasından kaynaklanıyor herhalde , bir vuruşta hedefin işini bitiriyorsunuz. (Sonrada arkasından selametle" diye el sallıyorsunuz) Tüfeklerle bir seferde yalnızca tek bir atışınız oluyor. Bunun aksine makineli tüfeklerde bir hareketinizle yüzlerce mermi atabiliyorsunuz. Namludan çıkan bir kurşun hedefine ulaşmadan nerdeyse 150 kurşun daha atabiliyorsunuz yani :) (galiba fazla abarttım ;P ) ama makinelilerde güçten eser yok. Herhangi bir canlıyı (insan hayvan fark etmez) öldürebilmek için en az 75 merminin saplanması gerekiyor herhalde :) ama isabet oranınızda buna bağlı olarak gayet başarılı. Bunların yanında her göreve , bir grup grande (el bombası) ile başlıyorsunuz. Bunları , mermilerden sürünerek kaçmaya çalışan üstüne üstlük bunu başaracak kadar terbiyesiz olan düşmanların işini bitirmekte kullanıyorsunuz.
Mermileriniz bittiği yada cephaneliğiniz azaldığı zaman , öldürdüğünüz yada korkutup kaçırdığınız ve kaçarken silahını atmış olan Alman askerlerinin silahlarını ve cephaneliklerini almak suretiyle tamamlıyorsunuz.
Oyundaki silahların hepsi birbirinden kaliteli birbirinden başarılı silahlar. Hapsi gerçeğe çok yakın tasarlanmış , ayrıntılara çok dikkat edilmiş. Ama oyunda öyle güzel bir denge kurulmuş ki ; silahların hepsini sırasıyla kullanacaksınız. Her seferinde başka tatlar alacaksınız.
EMREDERSİNİZ !
Takımınızı kontrol etmek ve emirler vermek gayet basit. Takımınızda Matt ile birlikte 3 adam daha var. Adamlarınız ateş altındayken otomatik olarak siper alıyorlar. Ama isterseniz sürpriz atışlarla düşmanlarınızı şaşırtabilirsiniz. Emir verme tuşuna basılı tutarak cross-hair ınızı düşman askerlerine doğru çevirirseniz mavi olan cross-hair ınızın kırmızıya dönüştüğünü göreceksiniz. İşte tam bu sırada elinizi emir tuşundan çekerek adamlarınızın çeşitli şaşırtmacalarla düşmanı indirdiğini göreceksiniz. Bu adamlarınız telaşa düştüğünde yada kafası karıştığında işinize gerçekten çok yarayacak.
 Oyun first person shooter olsa da aslında daha çok stratejik bir tarzı var. Aldığınız hasarlar çabuk ve ölümcül oluyor. Bu yüzden mümkün olduğunca tehlikeden uzak durmaya çalışmalısınız. (öyle cengaverlik yapmaktan uzak duracaksınız yani) Bunu başarabilmenizin tek yolu var. Takım arkadaşlarınızı etkili bir şekilde kullanabilme.
Etrafınızdaki dünya da sayısız obje bulunuyor. bunları saklanmak , pusu kurmak yada sayısız düşman mermisinden kaçmak için kullanıyorsunuz. Bombalardan etkilenmeyecek kalınlıkta bir duvar , çok ağır bir araba , bazı bölümlerde de polis cipleri sığınağınız oluyor. Saklanmak hayatta kalmayı başarabilmek için en etkili yol bu oyunda. Genellikle adamlarınıza pusu kurduruyorsunuz. Bunun için iyi eğitimli adamlarınız , seçtiğiniz yerde siper alıp gelen düşmanı bekliyorlar. Tabii bu size kalmış. Hep birlikte ilerlerken karşıdan bi tabur düşman askeri görürseniz saklan komutuyla tüm adamlarınızı saklanmaya gönderebiliyorsunuz. Adamlarınız , diğer oyunlardakilere nazaran , çok daha akıllılar. Emiri aldıklarında etraflarına bakıyorlar ve sığınabilecekleri en iyi yere yöneliyorlar. Yinede sizin fikirleriniz onlarınkinden daha iyi olabiliyor bazı durumlarda. Bu yüzden , adamlarınızın nereye gideceğini ve ne yapacağını sizin belirlemenizi öneririm.
Bunların yanında adamlarınızla işbirliği yapabiliyor ve size pusu kurmuş düşmanların kafasını karıştırabiliyorsunuz. Böylelikle onlardan kurtulmanız daha kolay oluyor. Örneğin karşınızda çok iyi biyerde pusu kurmuş bir düşman var. adamlarınız onu oyalarken siz arkasından dolanıp onu etkisiz hale getirebiliyorsunuz. Adamlarınızı birkaç tuşa basarak sizin arkanızdan ilerlemelerini sağlayabilirsinizde. Bu şekilde onları kaybetme şansınız imkansıza yaklaşıyor. Adamlarınızın da insan olmasından kaynaklanan özellikleri var. Mesela yaralanabiliyorlar ölebiliyorlar… diğer tüm savaş oyunlarında da bunlar var tabii ki ama , davranışlarla , hareketlerle , benzer oyunlara uzak ara fark atıyor.
 GÖREVLER
Gerçekçi olmak gerekirse görevler çok fazla etkileyici değiller. Bölümler bolca düşman ve aksiyonla doldurulmuş durumdalar. Fakat bir Savaş oyununda görmeyi umduğunuz o patlama efektleri oyundaki eksikliklerden biri. Ancak hiç kimse bölümlerin donuk ve sıkıcı olduğunu iddia edemez. (bende bunu iddia ediyorum işte :) )
Kendinizi , oyunun her saniyesinde , belaya karışmış bulacaksınız. Bu bazen çok eğlenceli olacak ama bazen işkenceden beter. Görevleriniz , diğer küçük görevleri gerçekleştirmenizi gerektirecek. ( bir yere uçaksavar götürmek yada uçakların inmesini engelleyecek kadar büyük bir heykeli yok etmek… bunlar sadece normal görevlerinizin türevleri) Bu küçük görevler , bölgedeki tüm düşmanları temizlemeniz için. Daha sonra ana görevinizle uğraşıyorsunuz.
ARTILAR~EKSİLER
Oyunu oynarken gözünüze bi kaç eksiklik çarpabilir. Özellikle isabet oranında ve genel detaylandırmada. Oyun alanları genellikle , oldukça geniş ve binalar , saklanmanıza yarayacak objeler ve bolca bitkiyle kaplanmış durumdalar. Fakat etrafınızda ne var diye daha yakından bakarsanız , fark edeceksiniz ki , etkilendiğiniz şeyler çok boşmuş :) bitkiler iki boyutlu , binalar tekdüze…
Oyunda ki eksikliklerin yanında çok hoşuma giden yeni bi olay fark ettim. Üstünüzden geçen uçakları düşürebiliyorsunuz. Yada becerebilirseniz , size yönelmiş gelen bi roketi havada patlatabiliyorsunuz. ( o kadar iyi nişancıysanız eğer) düşen uçaktan bomba veya silah toplayabiliyorsunuz.
Karakter modellemeleri çevre modellemelerinden biraz daha iyi. Yüz detayları çok hoş. Ağız burun göz kaş hatta suratlardaki çiller bile detaylandırılmış durumda. Karakterlerde bunları gerçekleştirebilmek için çok fazla poligon kullanılmış. Fakat burada da bi gariplik gözüme çarptı. Ne yazık ki karakterlerin bi çoğu birbirlerine çok fazla benziyorlar. Sanki hepsi aynı anadan doğmuş :))
Görsel hataların yanında , Ubisoft u gerçeğine çok uygun bir çevre yarattıkları için tebrik etmek gerekir. Görevlerinizi oynarken , bi çok bonus kontent açacaksınız. Bazıları içinde bulunduğunuz savaşın ne kadar detaylı ve gerçeğin ne kadar benzediğini gösterecek size.

Eğer Saving Private Ryan" (Er Rayn’ı kurtarmak) filmini izlediyseniz , savaş filmlerinde müziklerin ne kadar etkileyici ve ne kadar önemli olduğunu anlarsınız. Brothers in Arms:Road to Hill" oyundaki seslerli kulağa hoş gelici biçimde dizayn etmeyi başarmış. Oyun alanı sesleri sabit bi şekilde değişiyor. Yani belirli aralıklarla yukardan uçak geçiyor , insanlar bağırıyor felan. Takım arkadaşlarınız sürekli birbirleriyle konuşuyorlar. ( yaşlı nineleri aratmayacak çeneleri var yani :) özellikle Alman birliklerini gördüğünüzde , onlara bağırıyorlar , genellikle onlarla dalga geçiyorlar. (‘erkekseniz arka bahçeye gelin laynnn’ şeklinde)
Oyunda multiplayer seçeneği de mevcut. 4 kişiye kadar online desteği veren oyunda ; her oyuncunun 4 kişilik takımları oluyor. (klasik moda olduğu gibi) 2 takım Almanlarla oynarken diğer 2 takım da müttefik birliklerden oluşuyor. Her takımın belirli bir görevi oluyor. Bu görevi süre bitmeden tamamlamak zorundasınız. Bu görevler , rakip birlikleri ablukaya almak yada rakip topraklara sızarak önemli belgeleri komutanınıza getirmek olabiliyor.
SON SÖZ ; Aksiyon gerçekten hiç bitmiyor. Ateş etmekten parmağınızın ucu eriyor ve kağıt gibi inceliyor :) Manga kontrol sistemi , emir vermek için çok fazla seçeneğimiz olmasına rağmen , çok basit ve çok kullanılışlı. Fakat oyun mükemmel değil. Bütün eksikliklerinin ve problemlerinin yanında Brothers in Arms: Road to Hill" gerçekten iyi bir oyun. Özellikle eğlenceli ve sürükleyici bir savaş oyunu arıyorsanız muhakkak oynamanızı tavsiye ederim. |
|
|