| BİZİ ASIL MUTLU EDEN ŞEY NEDİR?
İnsan hayatında mutluluğun çok önemli bir yeri vardır. Erkekler için en büyük mutluluk hoşlandığı kızın da kendisinden hoşlanmasıdır. O zaman ki mutluluğun fiyatı yoktur, geriye kalanlar içinse mastercard (araya reklam aldım kusura bakmayın). Belki bana ''hadi be oradan saçmalama, ben kızlardan nefret ederim'' diyebilirsiniz. O zaman ben de sizin 13-17 yaşları arasında olduğunuzu anlarım. Erkeklerin bu dönemi en berbat dönemdir. Bu dönemi normal olarak oksijen solunumu yaparak geçirenlerin yanında, fotosentez yaparak geçiren sivilceli arkadaşlarımız da vardır. En normal olanı kızlarla ilişkisi iyi olan ve trake solunumu yapmayan gençlerdir. Onlar candır. Onlar iflah olmaz playboylardır. Senin cesaret edip de yapamadığını tek ayağı üzerinde bile yapabilirler. Ama sana göre o adidir, kızlar onun yanına sırf parası için geliyordur. O bir kolunda sarışını diğerine de Adriana Lima tarzında yüzüne bakmaya doyamayacağın manitaları götürürken sen ise kimsesiz bir kedi yavrusu gibi bir köşede kaderine isyan edersin. Kendini küçük Emrah zannedersin. Sana göre ''Tanrım neden ben?''dir hep. Her şey herkes sana karşıdır. Ah bir üniversiteye gidebilsen, ah bir özgürlüğünü ele alabilsen ah ah.. Her şey tam tersine dönecektir. Kızlar sana sanki Brad Pitt'mişsin gibi, David Bechkam'da kimmiş gibi bakacaklardır. Sen ise hiçbirine yüz vermeyecek, fönlü saçlarınla ne canlar yakacaksındır. Ama önünde bir engel vardır; ÖSS. Ama öyle kafaya takılacak bir sorun değildir o. Nasıl olsa bir üniversiteye girersin, hatta rektörler seni evden arabayla aldırırlar. Çünkü şans sana gülmek zorundadır. Tanrı asla adaletsiz olmayacağına göre sıra sana gelmiştir. O kızlar senin olmalıdır. Sonunda tatlı hayallerle ders çalışmalara başlarsın. Kızları tavlamakta gösteremediğin hünerleri üçgenin iç açılarını, hipotenüsünü bulurken gösterirsin. Dikdörtgenleri, kareleri, küpleri sıraya dizersin tespih gibi çekersin. Artık hazırsındır. Sınava girersin güzel geçmiştir. Sonuçlar açıklandığında Allah'ına kadar üniversitelisindir artık. Açılın kızlar ''sen'' geliyorsundur. Okulun ilk günü güzel kızların koordinatlarını belirlemek için müfredata konmuştur. Sen derse girdiğinde nefesler tutulmuştur. Herkes seni bekliyordur. Tabi derse geç kalmazsan. Eğer kalırsan herkes artık ismini öğrenecektir. Çünkü hoca ismini ve genelde saçma sapan olan mazeretini isteyecektir. Sende ismini söyleyip, otobüs kuyruğunu bahane ederek yerine geçeceksin. Kızarmayacaksın, çünkü kızlar sana bakıyordur. Kendinden emin, Bruce Willis gülücükleri atacaksın etrafına. Kızlar ''işte benim kahramanım'' tarzı bakacaklar sana. İş arkadaş seçmeye geldi sıra. Ders bitiminde hemen arkandaki arkadaşa saçma ama sapan olmayan bir soruyla ''senin memleket nere kardeş'' diyeceksin. O da sana cevap verirse ilk pokemonunu yakalayan Ash Kechham gibi sevineceksin. Sırada daha 50 kişi daha vardır. Özellikle de kızlar heyecanla senin onlara ''merhaba'' demeni bekliyorlardır. Ama lisede çok çekmişsindir, bırak çatlasınlar dersin. Yine de dayanamazsın bari bir merhaba diyeyim dersin. Fakat kızlar oralı olmaz. Sanki sen orda yoksundur. Sanki ''sen de kimsin''dir. Moralin bozulur karnın guruldamaya başlar. Bu ne terbiyesizliktir. Gururundan bir şey kaybetmez yoluna devam edersin. Başka arkadaşlar, tabiri caizse yeni kankalar bulmaya doğru yelken açarsın. Bulursun da senin gibi başka bir kütük parçası, takriben on adam boyu uzağında duruyor ve neden kızların kendisine bakmadığından yakınıyordur. Hemen kanın ısınır yanına usulca sokulup ''merhaba'' dersin. Bugs Bunny tarzı bir gülümsemeyle karşılığını aldıktan sonra, önümüze gelene bin tekme kıvamındaki dostluğunuza başlarsınız. İkinizin de tek amacı kollarınızı dolduracak esmer ve sarışın iki kız arkadaştır. Bu uğurda elinizden geleni ardınıza koymayacaksınızdır. Gerekirse Hip-hop dinleyecek ''Yo yo adamım'',''hey dostum canın cehenneme'' tarzı konuşacaksınız. Böylece yıllar gelip geçecek ve siz hala iki odun parçası olarak dostluğunuza devam edeceksiniz. Tek farkla artık umudunuz son demlerini yaşayacaktır. Bari bir cafeye filan gidersiniz. Ve işte kader anı;lisede kıl olduğun çocuk biri esmer biri sarışın iki kızla oturmuş sohbet etmektedir. Artık ölmek istemektesindir. ''hass.''la başlayan küfürler etmek geliyordur içinden. Bu kadar da olmaz dersin. Ama olmuştur. Tarih tekerrür etmiştir. O kadar çaba boşa gitmiştir. Hala o kollar boştur. Bir de çok bir şey kazanmışsın gibi birinci olduğunu gösteren diploma vermişlerdir. Lanet olsundur. Ne birinciliği kızlar gitmiştir. Yok efendim yüksek lisans teklifleriymiş, yok efendim burslu yurtdışı eğitim şansıymış boştur artık. Senin için hayat orda bitmiştir. Oksijenli solunum yerini fotosenteze bırakmıştır. O serseri kılıklı diye tabir ettiğin kişiyi kızlarla baş başa bırakıp gerçek hayata adımını atarsın. Artık her şeyi daha net görüyorsundur. Üstündeki gereksiz yorgunluğu atmışsındır. O nefret ettiğin kişi sana çok büyük bir ders vermiştir aslında. Yıllardır boşa çektiğin küreği nasıl doğru kullanman gerektiğini göstermiştir. Senin için kızlardan daha önemli şeyler olmalıdır ve bunları kazanacak gücün vardır aslında. En iyi bildiğin şeyi paraya çevirirsin. Öğrenim görevlisi olursun. Kitaplar yayınlarsın, milyarlar kazanırsın. Hayat sana başka bir pencereden bakma fırsatı vermiştir. Kitapların insanların ilgisini çekmektedir. Bu ilgisi itinayla çekilmiş kişilerden biri ile duygusal bir yakınlaşmaya girersin. Ve akabinde aşık olursun(uz). Bir çay içmek için belki de biraz da sohbet derken bir kafede bulursunuz kendinizi. Tam masaya otururken bir kaç masa ilerde iki yanında en az 5 cinayet işlenebilecek kadar güzel kızlarla oturmuş eski bir dostu görürsün. Yüzünde ufak bir Bruce Willis gülümsemesi ile iki çay söyler, hayatına mutlu bir şekilde devam edersin. |