Önemli not: Bu yazı bizzat benim tarafımdan yıllar önce birkaç sitede yayınlandı. Tamamen bana aittir. Lütfen izinsiz kullanmayın.
Önemli not2: Bu mektubu daha iyi anlayabilmek için önceki yazıyı okuyun lütfen.
Sevgilim,
Bu mektubu seni ne kadar sevdiğimi bir kez daha söylemek için yazıyorum. Çünkü sana aşığım. Başkalarından değil, benden duymanı isteğim bazı gerçekler de var.
Aşkım senin üzerine başka işletim sistemi kurmadım. Emin ol başka hiçbir işletim sisteminie söylemedim bu lafı, çünkü sen benim için ilksin. Hatırlar mısın internette beraber sörf yapardık, birbirimize sarılıp downloadların bitişini seyrederdik. Hani ben senin tek “Pentium” undum! Ama, ama sen şimdi bana “Sistem Hatası” diye mesaj bırakmışsın. Galiba, birileri sana yalan yanlış bilgiler vermiş. Kesin Norton’dur! Virüs çok bulunca çakırkeyif olur ayyaş! Zaten aşkımızı kıskanıyor o. Hayır, hayır yalan değil bu. Daha geçenlerde “Abi burası yol geçen hanına döndü, iflah olmaz artık, formatla.” dedi. Sorarım şimdi sana, bu seni hayatımdan silmek için hazırlanan bir komplo değil mi? Ama yer miyim ben?
Birde beni Macintosh ile konuşurken görmüşler güya. Kim nerden uyduruyor bunu anlamıyorum. Senle beraber olabilmek içn, biricik babanın, müstakbel kayınpederim Bill’in, gözüne girmeye çalışıyorum. Daha evvel seni görmeye gelmiş bir adamla ne işim olur benim? Gördüğüm ilk an gırtlaklarım zaten. Bu da kıskanıyor aşkımızı. Senin ufak yeğenin MSN aracılığıyla beni bulmuş, tehdit ediyor. Yarısı yenmiş elmadan ancak bu olur zaten!
Şu uçamayan penguen varya! Canım açık kaynak kodlu mu ne. O da bir tilki tutmuş, musallat olmuş galiba sana, aramızı bozsun diye. Ateşli tilki mi yanan tilki mi ne. Herneyse, geçenlerde bunuda gördüm. Tıpkı senin dayın Internet Explorer’a benziyor. Ne yapıyorsun burda diye sordum. Burnuyla koklaya koklaya bir şeyler arıyordu. Döndü bana “arkadaşım Google, lenslerini kaybetmiş, aramasında yardımcı oluyorum.” dedi. İlk defa adam gibi konuşan biri çıktı karşıma, zararlı bir çocuk değil bu… Şunu bilmeni istiyorum, ondan bir laf duyarsan bilki alakam yoktur. Merhaba, merhaba o kadar yani muhabbetimiz.
Bütün bunlar bir yana, en çok canımı sıkan ne oldu biliyor musun sevgilim? Abilerin Windows 95 ve 98’i üzerime saldırtman. Her ikisini birden karşımda görünce aklımı bir daha kaçırıyordum az daha! Önce büyük abin Windows 95 konuştu:
“Bana bak deli, kardeşimizi rahat bırak” Hemen ardından diğer abin söz aldı:
“Eee, üüü, evet abimin dedikleri doğru, bırak onu, rahat bırak” dedi ve ekledi “Windows yanlış bir işlem gerçekleştirdi, bilgisayar kapanacak.” Bu cümlenin ardından hareketsiz kaldı ve ardından üzerinde bir sürü yazı yazan mavi bir ekran belirdi. Büyük abin “Eyvah çabuk -Sistem Disketi- bulun, kardeşim çöktü!” diye feryad ediyordu. Sizin sülale hafiften sıyırmış galiba. Kızma sevgilim, beni bilirsin açık sözlüyümdür. Onlar ne olursa olsun, sen benim için başkasın. Sen benim “XP” msin, sen benim aşkımsın…
Mektubun buraya kadar olan kısmında ilişkimiz hakkında çıkan dedikodulara bir açıklık getirmeye çalıştım. Belki bu kısmı bir aşk mektubuna uygun değil ama ne yapayım, gerçekleri anlatmama fırsat vermedin.
…….
İlk tanıştığımız zamanı hatırlıyor musun? Hani göz göze geldiğimiz zaman, nasılda kaçırırdık birbirimizden gözlerimizi, nasıl kızarırdık utançtan? İkimizde ilk adımı bekledik. Hemen yaklaştım yanına, kazayla elim çarpmış gibi dokunuyordum eline. Rahatsız olmamıştın, zaten daha sonraları bundan ne kadar hoşlandığını da söylemiştin. Nasıl olduysa el ele tutuştuk ve aşkımız başladı.
Sana olan aşkımı anlatmaya kelimeler yetmez. İste Ferhat gibi dağları delip ADSL getireyim; iste Mecnun gibi aşkından müptela olayım! İste “HARDDISK”in olayım benle iç içe ol! İste “RAM” in olup, daima hafızanda olayım. Hatta istersen verdiğin tüm hataları, uyarıları ben vereyim. Yeterki bana darılma, yeterki eskisi gibi sev beni, ne olur ayrılmayalım. Ayrılık fikri beynimde kilobytelar olup büyüyor, en sonunda terabyte oluyor, aklımı kaçıracak gibi oluyorum! Belki saçmalamışım gibi gelebilir, ama bunlar içimden gelen sözler, tamamen doğal ve tek amaçları sana olan aşkımı kanıtlamaktır. Şu an, bu satırları yazarken gözümden damla damla yaşlar akıyor. Sayfadaki küçük küçük lekeler, ağlayan kalbimin, yaralı kalbimindir. Sensiz asla yaşayamam, hatam olduysa ne olur affet beni. Yardımı dokunur mu bilmem ama sana bir şiir yazdım aşkım:
Harddiskteki veri olsam,
Sistem dosyası olup sana gelirdim.
Sana bulaşmış virüs olsam,
Zarar vermemek için kendimi silerdim.
Anakarttaki işlemci olsam,
Sana ulaşmak için daha hızlı çalışırdım.
Ama bil ki;
Kum taneleri kadar işletim sistemi olsa,
Yine, sadece seni severdim.
Sadece senin Pentium Necatin….
Not: Sevgilim, Paint ile bir gül resmi çizmiştim ama, zarfı kapattıktan sonra aklıma geldi, kusara bakma. |
|