Önemli not: Bu yazı bizzat benim tarafımdan yıllar önce birkaç sitede yayınlandı. Tamamen bana aittir. Lütfen izinsiz kullanmayın.
Sevgili Günlük,
Rüyamda yine onu gördüm! Gülümsüyordu sanki yaklaşmaya cesaret edemiyordum. Korkuyordum! Sonra, nasıl olduysa onun o muhteşem kıvrımlarına dokunmayı başardım. Duyduğum zevki anlatamam. Elimi üzerinde gezdirmeye başladım, tüylerim diken diken oldu. Artık elimle onun tüm hatlarını, kıvrımlarını inceliyordum. İlk tensel dokunuş olduğu için olsa gerek birden irkildim. Sonra toparladım kendimi, yeniden dokundum, hala sesini çıkarmıyordu. Sonra o değerli bölgeye yaklaştı parmaklarım ve… vee… Bastım düğmeye!
Birden arkasından pervane sesi çıkmaya başladı. “Frrrr” Sonra bu ses her yanından gelmeye başladı. “Bip” sesini duydum. Naz ediyordu sanki. Artık vücudunun her yanından sesler geliyordu, ışıklar yanıyordu. Sonra elimi vücudundan çektim, o güzel 17” lik yüzüne bakıyordum. Elimle yüzünü okşamaya başladım, iki elimi birden kullanıyordum. Daha sonra karşıma kapkara bir ekran çıktı. “Bios, CD-ROM, found, device…” terimlerin olduğu bir ekran. Yoksa, yoksa o yabancı mı diye panikledim. Üzgün vaziyette başım öne doğru eğik… Neredeyse ağlayacaktım. Ben yabancı dil bilmemki, ama aşık olduğum kadın yabancıydı. Bunları düşünürken, gözüme bu sefer renkli bir ekran ilişti. “Hoşgeldiniz” Olamaz, olamaz….Tanrım! Bu kadın Türkçe de biliyor. Ona olan aşkım bir kat daha arttı. Ne muhteşem bir kadın.
Yanıp yanp sönen ışıkların kesilmesinden ve yüzünde başka bir şey belirmemesinden sonra elini tuttum. Bir görsen o kadar narin ki, bir kaç parmağını kaybetmiş olsa da, o iki parmağıyla bile harikaydı…. Acaba adı neydi? Bunu öğrenmek için ne yapmalıydım? Ona sordum ama cevap vermedi. Elini tekrar tuttum ve kazara sağ parmağına basabildim. “Canın acıdı mı?” diye soracaktım, küçük bir “klik” sesi duydum çünkü… Farkında olmadan incitmiş olabilirdim. Ama yüzünde yine bir şey vardı. Bir ok ve yanında, yazılar olan bir tablo! Bir dakika o ok zaten vardı sanırım, ama tablo? Tabi ya parmağına dokunduktan sonra belirdi.
Tabloda bir kaç yazı vardı alt alta, en altta “Özellikler” yazan daha da ilgimi çekti. Elini gezdirdiğimide, okta aynı şekilde yüzünde gezdi. (Nedense bu oku sivilce sanmıştım, aman duymasın.) Sağ parmağı işe yarıyorsa, sol parmakta işe yarıyordur diye düşündüm ve yanılmadığımı gördüm. Özelliklerin üzerine götürdüm oku, pencereye benzer bir şey çıktı. Ne idüğü belirsiz bir sürü yazı ve seçenek.. Ben bu genç ve güzel bayanın ismini merak ediyorum, oysa karşıma abuk subuk şeyler çıkıyor. Derken sol üst köşedeki simge dikkatimi çekti. Aşık olduğum kadının tıpatıp aynısıydı! Altında da “Bilgisayarım” yazıyordu. Başta bu onun ismi sandım, ama yanıldığımı sağ parmakla simgenin üzerine bastığımda anladım. Yine özelliklere bastım ve adını öğrendim. WindowsXP…
Ne garip bir isim diye düşünsem de, ona ne kadar güzel bir ismi olduğunu söyledim. Yine cevap vermedi. Yalnız bir şey dikkatimi çekti. İsmini öğrendiğim yerde 3Ghz yazıyordu, 1gb ramde varmış.. iyi şeyler olsa gerek, ha birde sonradan, rüyanın ilerleyen kısmında 256mb ekran kartı olduğunu öğrendim.. Bütün bunlar ne anlama geliyor hiç bir fikrim yoktu. Ama bu güzel bayanı keşfetmek istiyordum. Ona: “Hanımefendi, siz karanlık gecede dünyayı aydınlatan bir yıldız gibisiniz” dedim. ”Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum” …Ahh! Ne kadar da aptalım ona kendi ismimi söylememiştim. Hemen adımı söyledim: “Necati, Pentium Necati!” Bu genç hanımefendiden, onca iltifatlarıma karşın bir tek yanıt, veya bir kelime alamadım. Ama yine de kızmadım, galiba deli gibi aşık olmuştum, ondan olsa gerek.
Rüya bu ya günlükçüğüm, birden aşkıma şiir yazdım. Kimseye söylemeyeceğine söz ver.. Günlük sözü ver, söylemem yoksa! Neyse sana güvenirim…
BIOS olup CD-ROM'u sevdim,
Anakart olup BIOS'U sevdim,
İşlemci olup Anakartı sevdim,
Ama en güzeli aşık olup seni sevmekti!
Şiirimi ona okuduktan sonra sevgilimin yüzü değişti birden. Panikledim, neler oluyor diye? Sonar yüzünün ortasında bir penguen gördüm. Altında “Mandrake LINUX” yazıyordu. Şaşırıp kaldım. Derken “Windows benim, onu rahat bırak pis deli!” diye seslendi.
Bu lafa çok sinirlendim. Ama hayır, en çok bir rakibin olmasına…. “Sen önce uçmasını öğren, sersem penguen” diye haykırdım. Derken sevdiğim kadının yüzü yine değişti. Bu sefer bir kısmı yenmiş bir elma gördüm. Onun altında da MacOSX yazıyordu. Elma: “Lan oğlum! Akıllı olun, aklınızı alırım bak” dedi, ve devam etti “Windows ya benim olacak, ya da mezarın!” Öfkeden deliye döndüm. Ne ukala ve küstah şeyler. “Bilader, kurtlanmış, kokuşmuşsun” dedim “Önce bi adam ol!” Böyle tartışırken, tekrar sevdiceğim geldi, ve ilk defa konuştu. Keşke konuşmaz olaydı. “Ayy! Öff! Ne haliniz varsa görün, ben babamın evine gidiyorum” dedi. Sonra yine penguenin sesini duydum. ”Yine Bill'e gitti” Sesinde öfke vardı. Derken sevdiceğimin yüzünde farklı bir şey gördüm “Sistem Hatası: Ciddi bir hata ile karşılaşıldı. Kaydedilmemiş verileriniz kaybolacaktır. Lütfen üretici firma ile görüşün” Bu yazının yanında 1 dakikalık bir zaman dilimi vardı ve azalıyordu. Bir yandan gözümden yaşlar akıyor, diğer yandan öfkeyle haykırıyordum. En sonunda sure bitti ve ben de uyandım….
O güzel yüzünü bir daha göremedim. Keşke yine görebilseydim. Ama yemin ediyorum, o penguen ve elmayı bulduğum yerde hastanelik edeceğim günlük! Şimdi yatmalıyım doktor bağırıyor. Öpüyorum seni…
Not: Sahi günlük, Windows ne demek biliyor musun?
|