OyunLideri İçerik Özeti
OyunLideri.com Vitrini

Son 10 Haber
XBOX Live'da en çok oynanan oyunlar b...
Killzone 2 İlk Notunu Aldı
Guitar Hero: Metallica Geliyor
Hoşgeldin 2009
Battle Isle geri mi dönüyor?
Playstation HOME Hizmete Sunuldu
Street Fighter II Karakterleri LBP İç...
Command & Conquer Red Alert 3 Demosu ...
Prince of Persia'dan Elika Hakkında K...
Dead Space ve Red Alert 3 Demo

07 Ocak 2009 23:38:28 
OyunLideri.com Menü
Son 3 Ayın Lider Yazıları
Bir Delinin Mektubun...
2008 e Veda Ederken...
Tomb Raider: Underwo...
Dragon Age: Origins ...
Son Eklenen Yazılarımız

Son 20 Yazımız
Dragon Age: Origins önincel...
2008 e Veda Ederken...
Tomb Raider: Underworld inc...
Bir Delinin Mektubundan!
Call of Duty:World At War i...
Dead Space incelemesi
Tomb Raider Underworld önin...
Command and Conquer: Red Al...
Castlevania Judgment önince...
James Bond: Quantum of Sola...
Büyüklere Masallar IV: Oda ...
Lego Batman incelemesi
Brothers In Arms: Hells Hig...
Mount And Blade incelemesi
NBA 2K9 incelemesi
OSU incelemesi
Rise of the Argonauts öninc...
Resident Evil 1 incelemesi
Star Wars: The Force Unleas...
Büyüklere Masallar III: HÜCRE

Tüm Yazılarımıza ulaşmak için

buraya tıklayın

Yazı Sayacı
Bu kısımda Editörlerimizin siteye eklediği Toplam Yazı Adetlerini görebilirsiniz...
anemis 69
Helldren 56
Lordkratos 46
x-gamer 37
overlord 27
jason bourne 21
CrashSencer 10
stealth 8
snake 8
Guard 6
Re_Fan 6
kratos34 4
Agony 4
Nero Angelo 2
Tripsa 2


Bu kısımda Editörlerimizin siteye eklediği Toplam Haber Sayısını görebilirsiniz...
jason bourne 767
x-gamer 142
anemis 97
CrashSencer 49
blackpriest 23
Nero Angelo 23
keremq 16
snake 12
Agony 12
kratos34 4
Lordkratos 4
aliguven 2
overlord 1
Reklamlar


RastGele Yazılarımız


Final Fantasy XIII önincelemesi




Devil May Cry Tam Çözümü




Mass Effect incelemesi




Command & Conquer 3 Tiberium Wars incelemesi




Arcania: A Gothic Tale önincelemesi




Fifa Street incelemesi




Devil May Cry 4 önincelemesi




Nba Live 2008 önincelemesi




Bully Tam Çözümü




Metal Gear Solid 1 incelemesi


Site istatistiği
Tekil Ziyaret: 1,021,853
Yazılarımız: 338
Haberler: 1211

 Büyüklere Masallar - II: Sıkı Dostlar

BÜYÜKLERE MASALLAR II

SIKI DOSTLAR:

Restoranda garip bir koku vardı. Emir bu kokunun ne kokusu olduğunu tam olarak anlayamadı. Garip... Evet evet garip bir kokuydu bu... Yemeklerden mi geliyordu yoksa başka bir şeyin kokusu muydu? Düşüncelerini restoran içerisindeki garip kokudan sıyırarak geçirdiği haftayı düşündü. Tamamen dibe vurmuş vaziyetteydi aslında. İşinden kovulmuş ve yatırımlarının pek çoğundan da sağlam goller yemişti. Bütün bunların üstüne bir de kız arkadaşı ile yollarını ayırmıştı. İçinde bulunduğu borç batağından kurtulabilmek için eski bir dostundan yardım istemek dışında çaresi kalmamıştı. Her ne kadar uzun zamandır arayıp sormadığı arkadaşı Oğuz'u sırf başı sıkıştığı için aradığından dolayı kendisini ikiyüzlü gibi hissetse de, başka çaresi kalmamıştı. "Dostlar kötü günlerde belli olur." Bayat bir özdeyişti bu. Lakin doğruydu. Kendi durumundaki insanlar için de geçerliydi bu. Yardım isteyen de kötü günde telefona sarılırdı yardım etmeye karar veren de kötü günde kendisinden istenen bu çağrıyı geriye çevirmezdi. Emir restoranın kırmızı deriyle kaplı koltuğunda oturduğu ilk dakikadan itibaren kafasının otobanında bu düşünceler yarış ediyordu. "O gerçek bir dost" diye geçirdi içinden. Aslında virane bir halde yarı çökük vaziyette oturduğu koltukta ellerini dayadığı kafasının içindeki düşünceleri ne kadar zorlarsa zorlasın gerçek birer anı canlandırmıyordu gözünün önüne... "Hiç mi anımız olmadı?" diye geçirdi içinden... Neden gözlerinin önüne adam akıllı bir anı gelmiyordu? Bütün bu düşünceler kafasında dolanıp dururken, restoranın ahşap kapısı kulak tırmalayan bir gürültüyle açıldı. Bu kalabalıkta bile boktan kapının gürültüsü tiz bir şekilde duyulabiliyordu.

Siyah ve çizgili takım elbisesi ile uzun boylu şık bir adam duruyordu kapıda. İçindeki beyaz gömlekte adeta tek bir leke ya da günün kovalamacasının ufak bir izi bile yoktu. Kırmızı kravatı da son derece garip bir parlaklıkta olmasına rağmen adamın şıklığına şıklık katıyordu. Oğuz... Görmeyeli adama benzemişti ha? Eee dile kolay kendi işine sahip olmuş ve bütün sorunlarını tek tek dize getirmesini bilmişti. Aslında ezelinden beli yaratıcı ve cin gibiydi fakat okul hayatı boyunca o düşük notlarının beli bir türlü doğrulamamıştı. Anlaşılan hayta velet adam olmuş ve kendisine çeki düzen vermeyi başarmış. Bir süre gözlerini kısarak restorandaki masaları süzdü ve nihayet gözleri Emir ile buluştuğunda suratında yarım bir gülümseme belirmeye başladı. Hızlı adımlarla arkadaşının bulunduğu masaya ilerledi.

"Afedersiniz ama bu restorana son derece çirkin bir adamı aramaya gelmiştim... O kadar çirkin ki suratını gören kaçacak delik arıyormuş önce onu pataklamak sonra da kimsenin göremeyeceği bir hücrede sonsuza dek çürümeye terk etmek istiyorum. Siz hayatımda gördüğüm en çirkin ikinci insansınız belki onu tanıyor olabilirsiniz."

Oğuz'un alaycı cümlesini kısa bir sessizlik izledi. İlk kahkahayı da kendisi kopardı ve iki arkadaş uzun bir müddet restorandaki insanların garipseyen bakışları altında kahkahalarla güldüler.

"Seni ve saçma sapan şakalarını epey özlemişim." Emir'in gözünden hala yaşlar gelirken eklemişti bu cümleyi.

"Evet evet bu yönümü değiştirmek için epey uğraştım fakat... Olmuyor işte bazı şeyler gerçekten değişmiyor... Bilirsin işte."

Az önceki yaygara yüzünden suratında şaşkın bir ifade bulunan garson kız masaya yaklaşarak sipariş talebinde bulunmadan hemen önce Oğuz fırsat vermeden cevabını verdi.

- Hmm bir bakalıııımmm. Fincandan koyu bir çay ve sade sahanda yumurta. Fakat lütfen geçen seferki gibi bayatları kakalamaya çalışmayın. Allah'ım o yumurtalardan neredeyse civciv çıkacakmış iki gün uyuyamadım. Bakışlarını Emir'e çevirirken, Emir'de kendi siparişini vermeye koyuldu.

- Taze sıkılmış portakal suyu ve iki adet kızarmış ekmek ile tereyağı istiyorum.

Garson kız siparişleri aldıktan sonra onaylama anlamında hafifçe başını sallayarak masadan uzaklaştı. Emir başını garson kızın biçimli fiziğinden Oğuz'un gözlerine kaydırdığında, gözlerindeki alaycı ifadeyi hemen sezdi.

- Ne?

- Garson kızlar için yaşlı olduğunu düşünmüyorsan kafanı çevirip bakmaya devam edebilirsin.

- Ooo bizden geçmiş. Enkazdan yeni çıktım.

- Evet duydum. Ama en azından Seçil senin yaşına uygun bir kızdı yani bilirsin hafiften çatlakları olan balıketli. Oğuz kıkırdamasını bir an tuttu. Emir'in suratındaki asabi ifade kendisini frenlemesine neden olmuştu. Emir derin bir iç geçirdikten sonra sırayı aldı.

- Eee sende ne var ne yok oldukça iyi görünüyorsun.

- Şirkette güzel günler geçiriyorum hiç kazanmadığımız kadar kazanıyoruz tabii aşk hayatım da seninkinden biraz daha parlak diyebilirim

- Yaa? Bu bahtsız kızı çok merak ettim doğrusu.

- Adı Nesrin. Kendisi hemşire. İki hafta öncesine kadar devlet hastanesinde çalışıyordu, şimdi de özel bir hastanede. Adı şeydi... Şey... amadan her ne boksa işte. Orada da işler epey iyiydi fakat geçenlerde doktorun teki hastanede ölü bulunmuş.

- Anlamadım?

- Anlaşılmayacak ne var herifin teki mortingen! Ameliyathanede ölü olarak bulunmuş tabii kafası kendisinden epey uzaktaymış. Bir de doktorların söylediğine göre ölmeden hemen önce bağırsakları deşilmiş.

- Cinayet?

- İntihar gibi bir olasılık yok zaten. Ama hastane haberi örtbas etmiş. Herifin adı..Cengiz miydi? Öyle bir şeydi galiba...

- Ne şehir ama!

- Her neyse benim kız da izin aldı kendisini biraz garip hissetmiş. Gerçi son zamanlarda garip davranışları da arttı ya hadi neyse!

Emir tam ağzını açıp iki kelime daha edecekti ki garson kız siparişleri getirdi.

- Bu ne hız? Bravo bayan fırtına! Ölmüş civcivi gömmesini iyi biliyorsunuz. Oğuz sırıtarak kıza göz kırptı. Garson kız biraz utanarak başını öne eğdi ve masadan uzaklaştı. İkili az önceki laklak tavırlardan sıyrılarak önlerindekini yemeye koyuldular. Bütün yemek sırasındaki sessizlik boyunca Emir'in kafası sürekli olarak Oğuz hakkında düşüncelerle doldu. Arkadaşı oldukça değişmişti fakat bu değişim biraz... Ürkütücüydü... Elbette yıllar insanları değiştiriyordu ki bundan kaçmak imkansızdı fakat Oğuz... Onda garip bir şeyler vardı. Konuşmaları... Yüz ifadesi hatta şu an karşısında yemek yiyişi bile. Oldukça nazik fakat Oğuz'a yakışmayacak bir nezaket... Hatta hiç bir insana yakışmayacak bir nezaketti bu!

Yemeklerini bitirdikten sonra üzerine 2 şer fincan iyi demli çay daha sipariş ettiler ve bu çay sohbeti boyunca Oğuz şirketinin kuruluşundan, geçen yaz yeni BMW si ile yaptığı kazaya; üniversiteyi zar zor bitirmesinden, muhasebeci olarak çalıştığı eski şirketinin çöküşüne kadar pek çok hikaye anlattı Emir'e... Fakat bunu Oğuz gibi yapmıyordu! Karşısındaki adam sanki bunları anlatmak için yıllar öncesinden programlanmış bir robot gibiydi. O kadar ruhsuz ve o kadar hissiz anlatıyordu ki, sohbet boyunca Emir iki kere tuvalet izni istemek zorunda kaldı. Son çaylarının kalanını da yudumlayarak restorandan ayrıldılar. Bakımdan yeni çıkmış olan ve gün ışığında göz alıcı biçimde parlayan Oğuz'un BMW sine doğru yönelirken ikisi de konuşmadı. Arabaya bindikten sonra da bir kaç dakika süren sessizliği sonunda Emir bozdu:

- Bana hala şu an yapmış olduğun işin detaylarını anlatmadın. Mevcut şirketiniz ne üzerine? Lojistik falan mı?

- Bir bakıma öyle denebilir. Bizler modern Robin Hood'larız aslında

- Nasıl yani?

- Lojistik ya da takviye sen de buna ne isim verirsen ver. Bizler zenginden alır fakire veririz tabii fakirin de bizler için bir şey yapması gerekir...

Hafifçe sinsi sinsi sırıtarak Emir'e baktı. Emir, Oğuz'un kendisine alayla bakan kocaman gözlerinin ne kadar ürkütücü olduğunu fark etti bir anda. Sanki avına saldırmak üzere olan yırtıcı bir hayvan gibi... Oğuz sırıtarak sözlerine devam etti:

- Binlerce insan sokaklarda dileniyor. Dilenmek! Ne kadar da aşağılayıcı. Pek çoğu çalışacak güce sahip olduğu halde dileniyor bununla birlikte kolu ya da bacağı olmayan insanların pek çoğu da evine ekmek götürebilmek için it gibi çalışıyor. Sence bu adalet mi?

Emir onaylarcasına başını salladı aslında konunun nereye gideceğini şimdiden tahmin edebiliyordu... Oğuz devam etti:

- Onaylamana sevindim... Bu gerçek anlamda adaletsizlik. Sen kalkmış benden borç istiyorsun peki benden borç isteyene kadar kaç işe baktın? Seni amele olarak çalıştırsalar kabul edecek miydin yoksa karizman çizilir diye mi korkardın? Her neyse arkadaşım olman hatırına senin için bir şey yapmayı düşünüyorum. Fakat önce bunu hak etmen gerekiyor sevgili dostum.

Oğuz evin kapısının önüne arabasını park ederken suratındaki şeytani gülümsemede herhangi bir eksilme olmamıştı. Emir, arkadaşının sözlerini düşünüyordu. "bunu hak etmen lazım". Hak etmeyi elbette istiyordu fakat şu an içinde bulunduğu durumdan uzaklaşma dürtüsü daha ağır basıyordu. İçinden bir ses Oğuz'a teşekkür edip, ardına bile bakmadan uzaklaşmasını istiyordu fakat Oğuz onun arkadaşıydı ve sırf kendisi davet ettiği için gelmişti.

Arabadan indiler ve apartmanın giriş kapısına doğru yöneldiler. Emir, Oğuz'un hemen ardında yürüyordu. Apartman oldukça lüks gözüküyordu. Büyük ihtimalle sonradan görme onun bunun evlatları insanları dolandırıp sırtlarından kazandıkları paraları böyle şaşaalı yerlerde kalmak için gözlerini kırpmadan harcayabilirlerdi. Apartmanın sadece lüks alçıdan yapılmış işlemeleri ve motifleri bile kendi kaldığı boktan viranenin iki misli ederdi herhalde. Sonunda Oğuz'un oturduğu dairenin önünde durdular. Oğuz hızlıca kapıyı açıp içeri girdi öyle ki Emir onun anahtarı ne ara çıkarıp, gerisin geri cebine soktuğunu bile görememişti. Pabuçlarını çıkarıp eve girdi. Apartmanın fiyakalı görünümünün aksine evde neredeyse hiç eşya yoktu ve mezbaha gibi kokuyordu. Daha iki adım atmamıştı ki sert bir cismin kafasına indiğini hissetti ve bunun ardından da... Karanlık...

* * *

Gözlerini salon gibi geniş bir odanın ortasında açtı. Panikleyip ayağa kalkmaya çalıştığında ise el ve ayaklarının sıkıca bağlanmış olduğunu anladı. Oğuz hemen karşısında şeytani gülümsemesi ile onu bekliyordu. Sanki elleriyle arkasında bir şey saklıyormuş gibiydi. Yavaş yavaş yanına yaklaştı ve yaklaşık bir metre ilerisinde durarak çömeldi. Emir ağzını açıp "nede?" diye sormak istedi. "ne istiyorsun benden?" fakat yaşadığı korkuyu bir türlü atlatamıyordu.

"Evet evet şaşkınsın eski dostum biliyorum... Epey şaşkınsın. Dur kafandaki soruları senin için ben yanıtlayayım istersen. Neden? Neden sen? Fakat takdir edersin ki sen bana geldin. Yardım istedin ve ben de sana yardım ediyorum." Elini arka cebine sokarak bir tomar para çıkardı ve olduğu gibi Emir'in cebine soktu. "Tam anlaştığımız gibi. Üstelik ödemeyi avro üzerinden yaptım" çığlıkla karışık bir kahkaha odada çınladı. Emir tamamen korkmuştu ve altına işediğini hissetti. Sıcak sidik bütün pantolonuna yayılmıştı. "Fakaaaat eski dostum biliyorsun ki hiç bir iyilik karşılıksız kalmaz. Benden istediğin iyiliği yerine getirdim. Gerçi sen benim istediğim iyilik için gönüllü olmayacaksın ama.."

Emir sonunda dudaklarına söz geçirebildi :" N-n-ne isteği bu?"

Oğuz aynı sırıtışını hiç bozmadan cevapladı "Önemli bir şey değil canım... Madem çalışmaya yanaşmıyorsun, madem azim denen o müthiş duygudan ve hırstan yoksunsun... Ben de senin bunu hak etmeni sağlayacağım! Dedim ya her şeyi hak etmesini bilmeli!" Arkada tuttuğu diğer elini meydana çıkardığında elinde orta boy bir demir testeresi vardı. İşte Emir çok geç olsa da o an Oğuz'un gerçek niyetini anladığını düşündü kendisini öldürecekti! Fakat tam o sırada Oğuz onun düşüncelerini okumuş gibi cevapladı:

"Hayır eski dostum. Seni öldürmek gibi bir niyetim yok! Sadece bir bacağını alacağım böylece evde bütün gün oturmayı hak edebileceksin!"

Bir kaç saniye içerisinde oda Emir'in çığlıkları ile dolmaya başladı. Demir testeresi bacağında sefer yaptığı her periyotta daha fazla kan çıkıyordu. Oğuz'un kanlarla kaplı yüzü bile suratındaki şeytani sırıtışı kapatamıyordu. Yaptığı şeyden haz alıyor gibiydi. Keskin demirin ete sürtünmesi ve sonrasında çıkan nahoş ses sonunda testere kemiği de parçaladı... İşte bundan sonrası çok kolaydı geriye sadece yağ ve et yığını kalıyordu. Emir çoktan acıdan bayılmıştı. Sonunda sol bacağı vücudundan tamamen ayrıldı. Oğuz, bir kaç dakika içerisinde Emir'in kopan uzvunun yerine turnike yaptı. Elbette ebey beceriksizceydi fakat yine de iş görür ve Emir'i hayatta tutmaya yeterdi. Tıpkı söz verdiği gibi...

* * *

Emir kendine geldiğinde kanlar içindeki sol bacağının odanın diğer ucunda olduğunu gördü ve arkasındaki duvara kanla yazılmış olan yazıyı okudu. "ŞİMDİ DİLEDİĞİN KADAR DİNLENEBİLİRSİN... GERÇEKTEN İHTİYACIN VAR!"... Bir kaç saniye sonra Emir yeniden komaya girdi fakat bu seferki daha derin ve daha sessizdi...

Yorumlar
anemis - 16 Eylül 2008 11:14:38
tüm yorumlarınız için;

http://forum.oyunlideri.com/buyuklere_masallar_ii_siki_dostlar-t2204.html

Her Hakkı © O Y U N L İ D E R İ . C O M Sitesinde © Saklıdır

   Çekirdek Yapı:
Site Tasarımı: Tarık Varol
1021853 Tekil Ziyaretçiler   
OyunLideri.com internet sitesinde yayınlanmakta olan incelemelerin, önincelemelerin, tam çözümlerin, haberlerin ve makalelerin
hepsi telif hakları ile korunmaktadır.
OyunLideri.com sitesi içeriği ile ilgili, hak ihlali olduğunda, izinsiz kullanıldığında veya
kaynak gösterilmeden yayınlandığında hukuki işlem yapılacaktır.

Creative Commons License
www.OyunLideri.com by Tarik Varol is licensed under a Creative Commons Attribution-No Derivative Works 3.0 United States License.
Based on a work at www.oyunlideri.com.



Free PageRank Checker