| Karanlığın İçinden Güneş Doğuyor Sanki Güneşin doğması ufuktan, beni uyandırır uykumdan. Sanki gözlerim, önündeki şeytanları melek gibi görüyor, onlara narin bir bakış fırlatıyordur, bilemiyorum. Penceremden odama bir ışık demeti süzülüyor, ona bakarak düşüncelere dalıyorum, karanlığın çökmesini umuyorum. Ben bir yazar, bir aşık, kendimce bir kâbusum, ben Alan Wake’im...
Kalemin Ucundan Kâğıda Dökülen Birkaç Önemsiz Satır Karakterimiz düşündüğünüz gibi Alan Wake. Yaşam hikâyesini biraz özetlersek: Alan, küçükken yoksul ve uysal bir çocuktur. Geçirdiği sorunlar ve yalnız başına kalması, geçen her dakikada onu bambaşka bir dünyanın eşiğine getirmektedir. O, kendine uygun bir iş bulmalı, yaşam mücadelesine böyle devam ettirmesi gerekmektedir. Parasızlıktan içine kapanınca, akıl sorunları da ortaya çıkar Alan’ın. Geceleri uyuyamaz, uyuduğu gecelerde korkunç kâbuslar görür, odasında çeşitli olayların cereyan ettiğini sanır. Ve bir gün o korkunç kâbuslarından birinde ter içinde uyanınca, gözüne kâğıt ve bir dolma kalem ilişir. Kâbuslarda gördüklerini kâğıda aktarınca, sanki kalbi daha da yumuşar, rahatlar. Güzel yazdığına inanır, ki inancında doğrudur, yeteneği çok özeldir ve bu nedenle korku kitaplarında en çok okunanlar listesine birinci olarak giriş yapar. Artık kâbuslarıyla dost olmuştur. Tam da hayatında yüreğini ortaya koyarak bembeyaz bir sayfa açacakken, sevgilisinin aniden gizemli bir şekilde kaybolması ve bunun üzerine Washington’un Pride Falls yerleşkesine gitmesi, onu upuzun bir maceraya itecektir. Bu macera, Alan’ın gittiği hastanedeki hemşirenin sevgilisine aşırı derece benzemesini fark edince başlayacaktır, onun için dünya karmakarışık olmuştur, bunu düzeltmesi gerekmektedir, kendi kendine sorar: Nasıl... Karanlık Düşman, Aydınlık Sadık Dost Alan, ayrıca karanlık korkusu olan bir yazar, ama kâbusları da hep karanlıkta gördüğünden çelişkili bir durumda buluyor kendini. Spider Man 3’te nasıl kostümlerin farklı özellikleri varsa, bu oyunda da karanlık ile aydınlığın kavgası var. Düşmanlarımızı öldürmek için mutlaka bir ışık kaynağına sahip olmamız gerekli. Yani oyunda emin adımlarla ilerlemeli, gündüzleri güneşten olabildiğince faydalanmalıyız. Geceleri de derdimize el feneri derman oluyor. Eğer yanınızda hiçbir alet yoksa tahtaları sürterek ateş yakmanız tek çare gibi gözüküyor, ki bu detayın şu anlık oyunda bulunup bulunmadığını kesin olarak bilemiyoruz. 
Bir diğer önemli konu ise güçlü düşmanlarımızın genellikle karanlıkta ortaya çıkacağı. Bu da demek oluyor ki cebimiz tam takır kuru bakır halde olmamalı geceleri. Mutlaka el feneri ve biraz para bulunduralım cebimizde. Ne olur, ne olmaz, bilinmez. Nasıl Bir Hayat Bu? Oyunun merak edilen konulardan bahsedelim biraz. Oynanışın çizgisel olmadığını, GTA türü bir özgürlüğün bizi bekliyor olmasını bilmek çok hoş. Oyunda yaptığınız tercihler, sizi birbirinden apayrı yollara sürükleyecek. 3. şahıs kamera açısı da anlık aksiyonu daha iyi yaşayacağımız anlamına geliyor. Ayrıca şu ana kadar oyunlarda fazla göremediğimiz bir yenilik daha var oyunumuzda. Örneğin bir fabrikada araştırma görevi aldınız ve yapamadınız diyelim, olaylar kendiliğinden gelişerek durumu etkileyeceğinden fabrika çökebilir veya üretim durabilir. Yani tüm olaylar kendiliğinden giriş – gelişme – sonuç felsefesiyle ilerliyor ve bu bazen yararınıza, bazen de zararınıza oluyor. Daha doğrusu olacak. Şurada Bir Gölge Var, Biraz Dinlenelim Grafikler ve animasyonlar, oynanışı büyük oranda etkileyecek gibi gözüküyor. Remedy’nin açıklamasına göre ( yapımcı firma ), gölgeler dahil tüm detayları lehimize kullanma yeteneğine sahip olacakmışız. Yani Alan yorulunca ne yapıyoruz, gidiyoruz bir gölgeye, oturuyoruz, kanlı canlı devam ediyoruz oynamaya. Sadece gölgeler değil, tüm efektler harika aktarılmış oyuna. Oyundaki su ve güneş efektleri bile, insanı fazlasıyla şaşırtmaya yetiyor. Dalgaların kıyıya vuruşu, gün batımında denizin parlaması, her şey mükemmel kısacası. Gelelim animasyonlara. Trailer’dan görebileceğimiz kadarıyla oyundaki en küçük detaylar bile etki ediyor kontrollere. Çevreden kopan bir tahta parçası rüzgârla size geldi diyelim, o güçle dengenizi kaybedip düşebiliyor, hatta birçok kırık parça geliyorsa kendinizi güvene alıp yürüyebiliyorsunuz. Örneğin yüzünüzü kapatarak ya da çömelerek... 
Remedy, Alan’ın psikolojik sorunlarını da düşünerek kontrolleri zorlaştırdığını söylüyor, artık düz bir şekilde köprüde yürürken, ekranın buğulanıp dengemizi kaybetmemiz mümkün olacakmış. Her zaman kendimizi güvenceye almamız şart eğer bu doğruysa. Son Olarak Oyun PC ile birlikte XBOX 360’a da gelecek. Fakat PS3’e de gelme olasılığı yüksek, bu konuda çeşitli söylentiler var. Yapımcı firma söz verdiği gibi davranır ise oyun Ekim’de, çıkacak. |