Bir ivme, bir şaha kalkış... Hadi evrim demeyelim ama büyüme ve gelişme desek nasıl olur? OyunLideri ailesine fikir olarak sunamadığım, özellikle vizeler ve başka yan projelerim dolayısı ile alaka gösteremediğim "2007 Yılının EN'leri" başlığı bir köşede yatadursun; Özellikle şu son iki ay içerisinde baş gösteren hareketlilik ve uzun zamandır beklenen oyunların birer birer PC'lere düşmesi ile; sanıyorum ki bahsi geçen "EN" ler konusunda epey bir düşünce değişikliğine maruz kalacağımız gün gibi ortada...
MODERNİTE ANLAYIŞININ SINAVLARA ETKİSİ
İlk olarak sayın anemis'in dört dörtlük incelemesini yapmış olduğu Call Of Duty 4 ile giriş yapmak istiyorum. Yazık ki eğer bu sene ÖSS ye hazırlanıp da CoD hayranıysanız bence hiç kurtuluşunuz yok. Cidden çok vahim bir durum ile karşı karşıyasınız. Bir yapımcı firma ancak bu kadar gaddar olabilir ve bir oyunun -özellikle asıl bağımlılık yapan kısmı olan- multiplayer kısmına bu kadar yüklenebilir. Bu da demek oluyor ki doktor ya da avukat olma hayallerinizi bir yıl daha ertelemek zorunda kalabilirsiniz... Tabii halihazırda okumakta olan biz oyun severlerin de şimdiden derslerden kaçıp bu oyun başında vakit geçirmemiz seneye alttan ders alma ihtimalimizi de arttırmakta. Call Of Duty 4 adına sitemizde onlarca şey yazıldı çizildi. Elbette ki beklentimiz doğal olarak yüksekti ama beklediğimiz hemen hemen her şeyi oyunda bulduğumuz an yine de ister istemez ağzımız açık kalıverdi. "Daha uzun bir oyun olsaydı" düşüncesini multiplayer modu ile zaten sarsmış olduğu için işin o kısmına daha fazla değinmiyorum bile... Yalnız Call Of Duty'ye dadanmadan önce lütfen bir kere daha düşünün... Sağlığınız, dersleriniz, kariyeriniz, hayatınız, sosyalliğiniz... kem küm... Call Of Duty hepsine değer boş verin.  CRYSIS... SADECE 6 HARFİN HÜKMÜ! Crysis'de hakkında çokça şey yazılıp çizilmiş bir oyun ve ne yazık ki hala bu oyunu tam detayla, full özellikle çalıştırabilen bir sisteme rastlamadım. Zira rastladığım sistemlerde bile canavar gibi grafiklerin varlığı, çevre, mekan ve FarCry oynarken bile hayal edemeyeceğimiz bir canlılığa tanık oldum. Tam detayda neler olabileceğini düşünmek bile tüylerimi diken diken etmeye yetebiliyor. Asıl bomba ise Türkçe desteğinin mükemmelliği. Her biri usta isimler olan kadrodaki seslendirme o kadar detaylandırılmış ki ağzınız açık kalıyor. Üstelik şu güne kadar karşımıza çıkmış yüzde yüz Türk yapımı oyunların esamesinin okunmayacağı kadar detaya gidilmiş bu konuda. Oyun sadece 49.80YTL ama oyunu kaldıracak sistemin fiyatı sorulacak olursa sanırım kekelemek dışında pek bir şey yapamayacağız. Yine de Crysis göz korkutacak bir oyun değil çünkü optimum grafiklerle bile tadından yenmeyecek bir ziyafet sunabiliyor. Bu arada 110 YTL değerinde bir de "special editation" serisi de bulunmakta... Sözün özü gelecek zaman içerisinde PC’lerde boy gösterecek oyunların hemen hemen her anlamda Crysis'den bir şeyler kapması muhtemel gibi gözüküyor... Zira Crysis'in etkisinin zaman içince çok daha fazla artacağını düşünmekteyim... Umarım yanılmam!  SUİKASTÇİDEN İTİKAT BEKLEMEK...
Assasin's Creed ile ilk tanışmam tamamen rastlantısaldı. 4 arkadaş İzmit Belsa Plaza'nın ilk katındaki konsol satıcısının önünden geçerken 106 ekran Plazma TV de bir görüntü gördük. Sanıyorum ilk başta dikkatimizi pek çekmedi. Bir oyun olduğunu düşünmedik daha doğrusu. Fakat o görüntünün bir konsol oyununa ait olduğunu duyduğumuzda ağzımızdan salyalar akmaya başlamıştı. Tabii asıl şoku; o oyunun Assasin's Creed olduğunu duyduğumuzda yaşamıştık. Bu yılın konsol canavarlarından biri olarak görevini fazlasıyla yerine getirmekle kalmamış ayrıca vermiş olduğu bütün vaatleri yerine getirmiş bir oyun Assasin's Creed... Bundan bir kaç gün evvel yaşadığım yaklaşık 1,5 saatlik PS3 AC tecrübem bile bu oyunun tam anlamıyla bir klasik olduğunu betimliyor. En kısa zamanda bu deneyime yüzde yüz ortak olacağımı söylerken, sizlerin de bir şekilde bu deneyimi yaşamak için elinizdeki her imkanı zorlamanızı öneriyorum. Zira Assain's Creed oynadıktan sonra, bu zaman kadar oynadığınız pek çok benzer oyunun ne kadar boş olduğunu anlayacaksınız... PC kullanıcıları ise 2008'i beklemek zorundalar...  HALF LİFE CEPHESİNDE KIPIRDANMALAR... Uzun bir aradan sonra dönüşü mükemmel olmuş bir oyundu Half Life 2. Bazı kimseler ısrarla oyunu beğenmeseler de aslında adına yaraşır, konu açısından ve kurgu açısından benzerlerini sollayan ve tabii ki etkileşim ve atmosfer açısından da bizleri esir eden bir devam oyunuyla karşımıza çıkagelmişti. Zira oyunun sonunda G-Man’in olmadık bir anda karşımıza çıkıp edebiyat parçalaması, bir sonun değil; bambaşka bir başlangıcın habercisi olmuştu. Episode I'de ise şehir yerle yeksan hale gelmişti. Bu arada parantez açarak; Half Life'ın kısa kısa oyunlarla izlemiş olduğu bu metodu da oldukça ilginç ve kayda değer buluyorum. Oyunlar çok uzun olmasa da beklenen süre astronomik olmuyor ve bazı tatlar bu şekilde dozunda kalmış oluyor... Her neyse... FPS konusunda şu sıralar altın günlerin yaşandığı düşünülecek olursa Half Life Episode 2'nin de bunda katkısı büyüktür... Ekstrem değişiklikler olmasa da, Half Life her şekilde kendini oynatabilen güçlü ve kaliteli bir oyun. Bu kalitesini de uzun bir müddet sürdüreceğe benziyor. Şu sıralar özellikle yeni nesil konsollardan güç alan FPS oyunlarına karşı grafik anlamında bir adım geride seyretse de; Half Life'ın her daim kendisine hedef kitle olarak PC kullanıcılarını seçtiğini hatırlatmakta fayda görüyorum. Sonuçta PC’ler geliştikçe, Half Life'da o açığı kapayacak güçlü bir oyunla geri dönecektir diye düşünüyorum...  HADİ YARIŞALIM!!! Need For Speed'in geleneksel olarak her yıl biraz daha gelişmiş özelliklere sahip oyunlar piyasaya sürmesine artık epey alışık durumdayız. Pro Street ile yine bir adım öne geçmiş (fakat hala ısrarla hasar modellemesi konusunda isteneni vermemek için direten) bir oyun çıkartmışlar karşımıza. Zira NFS serisinin göze hitap eden bir seri olduğunu ve çıkartmış olduğu hemen her oyunla kendine has hayran kitlesi edindiğini de bilmekteyiz. EA Games'in bu metot üzerine gitmesi, ticari konuda kaygılanmamalarını sağlarken, ne kadar popüler olursa olsun hemen hemen her kesimden NFS sever bir kitle oluşturmayı da başarabiliyor... Tabii her dönem NFS karşısında mutlaka güçlü bir rakip olmuştur. Geçtiğimiz senelerde Burnout en sıkı rakibiyken, bu sene bayrak Flatout: Ultimate Garnage'ın elinde diyebiliriz. Ne acı bir cilvedir ki; Flatout: Ultimate Garnage'ın elinde de Pro Street'e ciddi bir alternatif oluşturacak kozlar yok. Önceki oyunlara radikal yenilikler getirmediğinden dolayı, görsel ve grafik unsur konusunda onun önünde duran Pro Street ipi göğüslemeye epey yakın durmakta. Zira eskiden "kütük" olarak takip edilen, temelde oyunun her yaşa hitap etmesi için düşünülmüş son derece basit oynayış tarzı bu oyunda epey terk edilmiş. Eskilerinden daha zor bir oyunun bizi beklediğini söylemek çok yerinde olur.  SPOR... DOSTLUK... BARIŞ... KARDEŞLİK... Her sene olduğu gibi, bu sene de 2008 etiketli oyunla 2007 sonunda boy göstermeye başladılar. Özellikle son yılların -tartışmalı da olsa- lideri Pro Evolution Soccer 2008, yine adına yaraşır mükemmellikte bir oyun piyasaya sürmüş. Şahsen futbol ve basketbol içerikli oyunlardan haz etmesem de fikir sahibi olmak adına çoklu oyun seçeneği adı altında her yıl piyasaya çıkan oyunları mutlaka denerim. Bu bakımda PES yine harikalar yaratmış ve ilgi alanı olmayan birinin bile oynarken keyif alabileceği bir oyun çıkartmış ortaya. Her ne kadar futbol içerikli oyunlar konusunda belli firmalar ve belli oyunlar dışında başka firma ve oyunların borusu ötmese de; oyunlar ne kadar fabrikasyon hale gelse de, şu bir gerçek ki PES 2008 en yakın rakibi FIFA ile arasına epey mesafe kormuş vaziyette. Görsel açıdan aralarında fazlaca bir fark olmasa da PES'in oynanabilirliği her yıl bir adım daha ileride seyretmekte... Tabii futbolun olmazsa olmazlarından Football Manager... Oyun hakkında şahsi malumatım olmasa da, oyunu denemeyi gerekli gördüm. Tabii Football Manager 2008'i sizlere önerenlerin mutlaka kendilerine göre çok daha fazla sebebi olacaktır fakat benim önerim işin sadece görsel yanıyla değil - ki bahsi geçen zaten bir menajerlik oyunu-. Teferruat açısından da Football Manager 2008 rakiplerine epey fark atmış hatta onları yok etmiş diyebiliriz...  QUAKE'İN DEHŞETİ ÜZERİMİZDE OLSUN!!!
Enemy Territory: Quake Wars ise; çoklu oyuncular için sene içerisinde karşımıza çıkan açığını epey kapatacak gibi gözüküyor. Strogg'lar ile insanlar arasındaki savaşı temel alan Quake Wars, pek çok açıdan farklı bir çoklu oyun seçeneği sunmakta bizlere. Lakin Quake III gibi sadece multiplayer özelliğine ağırlık verilmemiş. Single player modunda da -doyurucu olmasa da- belli bir hikaye gidişatı bulunmakta. Sene sonunda karşımıza çıkan CoD4'ün multiplayer konusunda QW'ı ezip geçtiğini haklı olarak düşünebilirsiniz zira bu bile oyunun denenmemesi için yeterli bir bahane olamaz. Sonuç itibarı ile Enemy Territory : Quake Wars yılın iyi ve güçlü oyunlardan biri olarak son dakika golleri arasına adını başarıyla yazdırabilecek potansiyele sahip bir oyun. UZUN BİR BEKLEYİŞ... ORTALAMA ÜSTÜ BİR OYUN...
The Witcher şimdiden oyun dünyasını ikiye ayırmış vaziyette ve sadece yarattığı tartışma yüzü suyu hürmetine bile yazıma girmeyi hak ediyor. 2004 yılından bu yana gerek tanıtım videoları, gerek duvar kağıtları, gerek ise; hakkında yazılıp çizilenlerden dolayı belki de Crysis'den sonra en çok adı duyulan oyun The Witcher'dır. Zira oyun piyasaya çıktıktan sonra bazı oyun severlerin tepkisine yol açmıştır. Kimilerine göre üç yıl beklenen bir oyun böyle sıradan olmamalıdır. Kimileri ise oyunun sadece atmosferinin bile başlı başına bir mükemmellik abidesi olduğunu savunmaktadır. Benim şahsi görüşüm ise; The Witcher'ın abartılacak kadar güzel bir FRP olmadığı, hatta daha acımasız bir deyişler pek çok eski FRP oyunundan barındırılan ayrıntılardan mahrum kaldığıdır. Güzel bir oyun... Ama o kadar da değil... HAAAAAAAAAALLLLOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO!!!
Ne o? Yoksa Halo 3'ü unuttuğumu mu sandınız? Şu dakikaya kadar hakkında tek kelime bile etmediğim Halo 3'ü unutmak??? Düşüncesi bile ürpertici :) Öncelikle Halo 3'ün ticari başarısına değinmek istiyorum. İlk hafta içerisindeki ticari başarısı ile "tüm zamanların en çok satan materyali" unvanını kaptı. Bu, Harry Potter ve ilk Örümcek Adam filminin elinde tutmuş olduğu rekoru da alt üst etmişti. Halo 3'ün özellikle XBox 360’a yaptığı çıkarma tam olarak mükemmelliği yansıtmaktaydı ki Halo3 tartışmasız olarak senenin en iyi oyunlarından biri olma unvanına layık oluverdi. Master Chief önünde saygıyla eğilmek dışında yapabilecek diğer şey ise; Halo3'ü sonuna kadar onure etmek olacaktır. Halo'nun genel anlamda XboX için hazırlanmış bir oyun olduğunu biliyoruz. Bu nedenle Halo3 ün PC ve diğer konsollara çıkarımının ne sonuçlar doğuracağı hala muallakta gibi gözükmekte. Sözün özü Halo 3 diğer dişli rakipleri ile birlikte liderliğe oynayan bir oyun. Gerek ticari başarısı, gerek ise oyunun mükemmelitesi bu sonucu çıkarmamıza mahal vermekte...  "ZAMANI" GELDİ...
Timeshift, türdeşleri gibi ortalığı çok fazla karıştırmadı. Yaklaşık iki buçuk yıl önce haberini aldığımız ve sıkı takipçilerin bileceği üzerine 2 yıl önce çıkması beklenen bir oyundu. Zira oyunun 2007 sonuna doğru çıkması kimsenin gözüne batmadı çünkü derinden ve sessizce ilerleyen bir yapım süreci içerisindeydi TimeShift. Diğer abileri gibi çok büyük vaatleri yoktu, hem kim bilir belki de bu vaatleri layıkıyla yerine getiremeyeceğinden dolayı risk almaması çok daha sağlıklıydı. Timeshift sessiz geldi ama kendini gösterdiğinde hem "sessiz" hem de "ölümcül" olduğunu anlamış olduk. Zamana karşı yarışmak deyimin artık "zamanı kontrol etme" anlayışına bürünmesi Timeshift'in en ayrıksı yönünü oluşturmakta. Görsel açıdan tepelerde bir oyun olduğunu söylemesek de oldukça başarılı olduğunu belirtmemizde fayda var. Zaten Timeshift sadece görsellik açısından aradan sivrilmeye çalışan bir oyun kesinlikle değil. Türdeşlerine oranla kendi içerisinde oyuna getirmiş olduğu belli başlı yenilikler var ki zamanı kontrol edebilmek gibi bir mekanizmanın varlığı başlı başına orijinal diyebileceğimiz bir özellik. Diğer taraftan oyunun en cezp edici unsurlarından birinin de harika atmosferi olduğunu belirtmeden geçemem doğrusu. Uzun lafın kısası TimeShift, yılın sürprizlerinden biri değil, aynı zamandan sessiz ve derinden gelen ölümcül bir darbe ile oyun dünyasında kendine yer edinebilecek sağlam bir materyal!
 KAHRAMANLARIN BİRLİKTELİÃİ VE STRATEJİ UNSURU
Yılın, strateji açısından tam anlamıyla verimli olduğunu söylemek çok güç. Özellikle 2005-2006 arasındaki dilimde ortaya çıkan güçlü strateji oyunlarını göze alırsak. Company Of Heroes bu açıdan karşımıza çıkan en başarılı yapım ki Opposing Fronts'da bu başarının devamı olarak görülebilir. Muhteşem grafikler, kusursuz strateji anlayışı, yenilenmiş bölümler... Company Of Heroes, epik ögeler aramayan ve karşısında salt "strateji" görmek isteyen oyuncular için biçilmiş kaftan! Tabii CoH yanında yine dişli bir isim olan World In Conflict'i söylememek ayıp olur. Diğer taraftan ise; Settlers: Rise Of An Empire ve Empire Earth III gibi popüler strateji adına isim yapmış ama son derece sıradan ve sığ devam oyunları maalesef strateji türünün CoH ve WIC gibi iki müthiş oyuna rağmen seneyi yenik kapatmasına neden oluyor... JOHN WOO VE STRANGLEHOLD
Edebiyat başlığında değinmiştim fakat bazı yönetmenlerin de oyun piyasasına el atması son derece eğlenceli işler piyasaya çıkartabiliyor. John Woo'nun Stranglehold ile karşımıza çıkardığı oyun ise tam dozunda bir aksiyon filminden farksız. Stranglehold için de bir çeşit sürpriz yumurta diyebiliriz. Merakla beklenen pek çok oyunun arasından bize göz kırpıp, cezp edebiliyor. Chow Yun Fat'ın varlığı ise bize tam anlamıyla Woo usulü bir aksiyonun sinyallerini veriyor. Uzun bir oyun olduğunu söyleyemesek de, bir John Woo senaryosunun vurdulu kırdılı havasını da bir oyuna ancak bu kadar indirgeyebilirlerdi. Neticede Stranglehold çok fazla iddia taşımayan fakat buna rağmen insanı eğlendiren ve elektriğini üstünden alan bir oyun. Özellikle aksiyon severler için bulunmaz bir nimet. Hele ki son zamanlarda aksiyon oyunlarının sıradanlaşmasından şikayetçiyseniz Stranglehold alternatifsiz diyebilirim... Evet arkadaşlar son dönemde PC’lerimizi, konsollarımızı daha da önemlisi zamanımızı ve sosyalliğimizi işgal eden yapımlar bunlar. 2008'e girerken oyun dünyasındaki gelişmeler bu şekilde fakat bir bu kadarı da yolda. Her zaman söylediğim gibi... Bekleyelim ve Görelim... |